Sivas'ta Ulu Câmi avlusunda çocuklar
Yalvaran gözlerle etrâfa baka baka
Açıyorlar küçücük esmer avuçlarını:
-Emmilerim sadaka!.. Emmilerim sadaka!..
Hükûmet konağının yanında biri,
Bir avuç kemik, bir parça deri...
'Boya cila yimbeş, boya cila yimbeş!..' diye ağlıyor
Ve daha fırça bile tutamıyor elleri...
Garipler Pazarı'nda körpe çocuklar,
Yorgunluktan güzelim yüzleri al al...
Öldüren bir çığlık dudaklarında:
-Boş hamal! Boş hamal! Boş hamal!..
Nâne satan, su satan yetim çocuklar
Şarkı söyleyemediler güneşe, aya...
Biliyorum ne masal dinlemeye doydular
Ne oyun oynamaya...
Bezirci'de, Yüceyurt'ta, Altıntabak'ta...
Çocuklar var, incecik yüzleri nurdan;
Ama toz-toprak içinde elleri ayakları,
Oyuncakları çamurdan...
Ve günahkâr çocuklar, suçlu çocuklar
Mahkeme salonunda, bakarım dizi dizi...
Bu suç bizim suçumuz, bu günah bizim
Affedin bizi!..
Gökteki yıldızlar kadar sayısız,
Âh yurdumun kimsesiz ve yoksul çocukları,
Anladım, farkınız yok koparılmış başaktan!..
Alın bu gözleri benden, alın bu yüreği artık
Utanıyorum yaşamaktan!..
|