HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / ÎMAN VE ÝSLÂM
Okunma Says: 3678
Yazar: Dr. Ebubekir Sifil
MEALLERLE YENÝ BÝR DÝN TASAVVURU ÝNÞA ETME (Mustafa Ýslamoðlu'nun Mealini tenkid) 3

Burada gördüümüz "gerekçe"yi slamolu nun "Yahudileme temayülü" olarak ifade ettii durumun ümulüne sokabilir miyiz? Karar siz verin:

A. Burada bir Kur an ayeti, Tevrat esas alnarak, hatta Tevrat n kendisi deil, kimi "yorumlar" esas alnarak yorumlanyor; üstelik bu, Kur an n izin verdii/mümkün kld bir zemin üzerinden deil, tamamen "bahr" ve "yemm" kelimelerine bir ksm Tevrat yorumcularndan bulunan karlk temel alnarak yaplyor.

B.
Söz konusu yorumlar "kesinlii ispatlanm veriler" olarak görebilir
miyiz?
Konu üzerindeki tartmalarn sonuçlandrlamam olmas bu
soruya olumlu cevap verilmesini imkânszlatryor. (Aradan geçen
binlerce yllk zaman, bu tartmalarn sonuçlandrlmasnn önündeki
en büyük engeldir.) Yem Suf (Yam Suph) ifadesinin ne anlattnn kesin
biçimde tesbit edilememesi bu problemin merkezini oluturuyor. Bu
ifadenin "Kzl Denizi" mi (Red Sea), yoksa herhangi bir "saz denizi"ni
mi (Sea of reeds) anlatt, yahut bunlarn hiç biri olmayp, sadece
bir bölge ad m olduu hala tartlmaktadr. Hatta tartlan sadece
bu da deil. Yem Suf un yeri üzerinde de sonuç alnmas mümkün
görünmeyen spekülasyonlar bulunduunu biliyoruz.

Bu ayeti Tevrat yorumlarn esas alarak anlamlandrmak zorundaysak iin
içinden çkmamz mümkün deil.
Zira o yorumlar içinde
srailoullar nn Hz. Musa (a.s) liderliindeki göçte izledii
güzergâhnn Akdeniz kys olduunu söyleyenlerden, denizin geçildii
yerin bugünkü Akabe Körfezi olduunu söyleyenlere kadar birbiriyle
uzlatrlmas mümkün olmayan bir yn yorum ve tahmin var. [17]

Burada gözden kaçan daha önemli bir husus var: slamolu nun da parantez içi
ifadelerle kabul ettii gibi, srailoullar nn Hz. Musa (a.s)
önderliinde Msr dan ayrldktan sonra Filistin toprana gitmek
üzere izledikleri rota üzerinde Sina Da da bulunmaktadr. Taknlk
yaptklar için "üzerlerine kaldrlan" da budur.[18] 7/el-A râf, 163, srailoullar na konan Cumartesi yasan anlatrken, onlarn bir sahil ehrinde bulunduuna dikkatimizi çeker. Buras
Kzldeniz i geçtikten sonra konakladklar bir yer olmas hasebiyle
Sina Dann, Kzldeniz in bat çatalna bakan tarafnda bir yer
olmaldr. srailoullar nn izledii güzergâh Kzldeniz deil de
slamolu nun iddia ettii gibi Kzldeniz in kuzeyi olsayd,
srailoullar nn Sina Da nn eteine gelmek için anlamsz biçimde
rotay güneye çevirip oldukça derin bir kavis çizmeleri gerekirdi.
Zira
Sina Da nn bulunduu yer, Sina yarmadasnn güney ucudur.
slamolu nun öngörüsü ise srailoullar nn rotasnn çok daha
kuzeyden geçmesini gerekli klmaktadr. Üstelik Cumartesi yasa
meselesinin geçtii "deniz"in neresi olduu sorusunun cevab da burada
havada kalmaktadr…

"Yemm" meselesine gelince, slamolu bu kelimenin Arapça olmadn söylemekte
ve buradan hareketle "Yam Suph" meselesini gündeme getirerek batakla
saplanmaktadr.
Bu kelimenin Süryanice den Arapça ya geçtii eklinde
bir görü mevcuttur.[19] Bu görü doru olsun ya da olmasn, bunun meselemize herhangi bir
etkisi yoktur. Yaplacak i, Kur an n onu nasl bir anlam yükleyerek
kullanma soktuunun tesbitidir.

Kur an da, Hz. Musa (a.s) n annesinin onu bir sandn içine koyarak suya
braktn, sonra da suyun onu kyya tadn anlatan ayette ibu
"yemm" kelimesi geçmektedir.[20]

slamolu kendisini batakla sürükleyen temayüle kaplmadan önce bu
ayeti dikkate alm olsayd belki sahil-i selamete çkma ansn
yakalayacakt
. Hz. Musa (a.s) n içine konulduu sandn batakla
braklmas ve batakln da onu kyya tamas söz konusu
olmayacana göre, slamou nun "yemm" kelimesi hakkndaki yorumunun da
yine sadece "farkllk aray" olduunu söylemek gerekiyor.

"Kendinizi öldürün!"

12. 2/el-Bakara, 54: "Hani Musa kavmine demiti ki: "Ey kavmim! yi bilin ki siz
buzay peydahlamakla kendi kendinize kötülük ettiniz. Sizi yoktan
esiz örneksiz vareden Yaratcnza yönelerek af dileyin ve böylece
içinizdeki kötülükleri öldürün." (Esed: "Yaratcnza yönelin ve
nefsinizi yok edin." Esed bu ayetle ilgili açklama notunda, buradaki
"nefsinizi öldürün" emrini Kad Abdülcebbâr n mecazî manada
anladn, kendisinin de bu anlama eklini tercih ettiini belirtir.)

Bu ayette geçen "fa ktulû enfusekum" emrini slamolu "içinizdeki
kötülükleri öldürün" diye çevirmesini öyle gerekçelendirmi: "Lafzen:
"Kendinizi öldürün!" Bu konuda hepsi de birbirine benzeyen ve
srailiyyata dayanan rivayetlere göre herkes o gün silahn alarak en
yaknn öldürmütür. Tek bir günde yetmi bin kii bu ekilde
öldürülmütür. Önce tevbe etmeleri emredildii ve onlar da tevbe ettii
halde niçin böyle dönüsüz bir ceza verildiini anlamakta zorlanan
Zemaherî, bu problemi gidermek için birkaç ihtimal sayar. Râzî bu
âyetin tefsirinde görü birlii olmadn söyler. Kad Abdülcebbâr a
göre bu âyetteki "öldürün" emri mecazîdir. Bütün bunlar bir yana, âyeti
eer lafzî anlamda alacak olursak emir, "kendinizi öldürün" yani
"intihar edin" eklindedir. Oysa ki bunu hiçbir rivayet söylemez.
Aksine onlar hep bakalarnn öldürdüü rivayet edilmektedir. Bu ise
çelikidir. Çünkü Yahudilere kan dökmek, birbirlerini öldürmek vahiyle
yasaklanmtr (Bkz: Âyet 84/85). Bu iki sebep bu ifadenin mecâzî
olduun sonucunu verir."

Ayeti zikrettiim ekilde meallendirmesi, arkasndan zikrettii gerekçede yer
verdii hususlar slamolu nun, bu mesele hakknda kendi söylemek
istediini ez-Zemaherî, er-Râzî ve Kad Abdülcebbâr a söylettiini
ortaya koyuyor.
öyle ki;

A. ez-Zemaherî, buradaki "nefislerinizi öldürün" emrinin nasl anlalaca konusunda
slamolu nun iddiasnn aksine– herhangi bir zorluk yaamam ve "bu
problemi gidermek için birkaç ihtimal say"mamtr! O, "nefislerinizi
öldürün" emrinin zahir anlamna, yani "intihar" anlamna hamledildiini
söyledikten sonra, "denmitir ki" diyerek bu emir üzerine
srailoullar nn birbirlerini öldürdüünün söylendiini aktarr;
arkasndan da bunu açklar tarzda, buzaya tapnmayanlara, tapnanlar
öldürmelerinin emredildiinin söylendiini nakleder ve bu anlatmn
ayrntlarn verir. Onun bu ayetin ne ifade ettii konusunda
slamolu nun kendisine isnad ettii türden herhangi bir sknt
çekmediinin en açk delili bundan sonraki ifadeleridir.
O,
rivayetlerle ilgili anlatm yukarda ksaca naklettiim minval üzere
tamamladktan sonra muhtemel bir soru olarak, "Eer dersen ki: Bu
ayette yer alan "fâ" harfleri arasnda ne fark var?" der ve arkasndan
u cevab verir: "lk ("fe tûbû ilâ bâriikum"daki) "fâ", baka deil,
sebebiyet ifade eder. Çünkü zulüm tevbe etmeyi gerektiren bir sebeptir.
kinci ("fa ktulû enfusekum"daki) "fâ", ta kib içindir. Çünkü anlam,
"tevbeye azmedin ve hemen nefislerinizi öldürün" eklindedir. u
bakmdan ki: Allah Teala onlarn tevbesini, nefislerinin öldürülmesi
olarak belirlemitir. Nefislerini öldürmelerinin, onlarn tevbesinin
tamamlayc bir unsuru olmas da mümkündür. Bu durumda anlam öyle
olur: "Tevbe edin ve hemen arkasndan tevbenizin tamamlayc unsuru
olarak nefislerinizi öldürün." Üçüncü "fâ", mahzuf bir ifadeye
mütealliktir…"[21]

B. Fahruddîn er-Râzî nin bu ayetin tefsirinde görü birlii olmadn söylediinin ileri
sürülmesi, Kad Abdülcebbâr n biraz sonra üzerinde duracam
yaklamna deinmesine dayanyorsa, er-Râzî bunu, Abdülcebbâr n
görüünü red ve nakzetmek için yapmtr. Deilse o da "nefislerinizi
öldürün" emrinin mecaz olarak deil, dorudan "hayata son vermek"
olarak anlalmas gerektii görüündedir. Bunun nasl yapld
noktasnda ileri sürdüü iki ihtimal vardr: a) Tevbe edenlerin
birbirlerini öldürmesi, b) Onlarn dndaki bir grubun onlar
öldürmesi. er-Râzî bu ikinci ihtimali daha kuvvetli bulur.[22]
Dolaysyla er-Râzî ye göre ayetin tefsirindeki ihtilaf, "öldürün"
emrinin mecaz olup olmad noktasnda deil, bu emirle "herkes
kendisini öldürsün" anlamnn m, yoksa "bir ksmnz dierini
öldürsün" anlamnn m tercih edilmesi gerektii noktasndadr.

C. Kad Abdülcebbâr a göre bu ayetteki "öldürün" emrinin mecazî olduu iddiasna gelince;
burada, biri "yanl anlama"dan, dieri "tahrif"ten oluan, slamolu
imzal ikili bir arza var:

Yanl anlama:

er-Râzî "nefislerinizi öldürün" emrinin tefsirine öyle balar: "Bu emirden
murad, ifadenin zahirinin gerektirdii gibi, herkesin kendisini
öldürmesi midir, yoksa baka bir ey midir? Cevap: nsanlar (alimler)
bu konuda ihtilaf etmitir. Müfessirlerden bir grup, "Tevbe edenlerden
her birinin kendisini öldürmekle emrolunmasnn murad edilmi olmas
caiz deildir" demitir. Bu, Kad Abdülcebbâr n da tercih ettii
görütür. Bu görüü benimseyenler, delil olarak iki husus ileri
sürmütür. Birinci –ve ehl-i tefsirin dayand– delil udur:
Müfessirler, onlarn kendilerini kendi elleriyle öldürmediinde icma
etmitir. ayet onlar bununla emrolunmu olsalard, bu emri terk
etmekle asi durumuna düerlerdi. kinci –ve Kad Abdülcebbâr n
dayand– delil de udur: "Katl", insan bünyesini o anda diri olmaktan
çkmas gerekecek ölçüde tahrip etmektir. Bunun dnda insann yakn
ya da uzak bir zamanda ölümünü salayacak fiillerin "katl" olarak
isimlendirilmesi mecazdr. imdi katlin hakiki anlamn bildikten sonra
deriz ki; Yüce Allah’n insann kendi kendini öldürmesini emretmesi
düünülemez.
Zira er’î ibadetler, ancak söz konusu mükellef için
maslahat salad için güzeldir. Maslahat ise ancak gelecek zamanda
meydana gelir. Oysa katlden sonra artk teklif hali yoktur ki katl
maslahat olsun. Ancak Allah’n bir kulu öldürmesi/imatesi böyle
deildir. Çünkü bu Allah’n fiilidir ve bir baka kul için maslahat
olmas durumunda da Allah n o fiili ilemesi güzel olur. Öldürülen kul
da büyük bir mükâfatla mükafâtlandrlm olur. Allah’n bir kula
kendini yaralamasn ya da uzuvlarndan birini kesmesini emredip de,
bunlarn hemen ardndan ölümün vuku bulmamas hali de böyle deildir.
Çünkü kul henüz ölmediinden kendini yaralama ya da uzvunu kesme fiili,
gelecek zamandaki fiilleri itibaryla hala onun için maslahat olabilir."

Görüldüü gibi Kad Abdülcebbâr n üzerinde durduu nokta, "nefislerinizi
öldürün" emrinin, "intihar edin" anlamnda olamayacadr. Bu alntnn
ardndan er-Râzî nin sadece bu yaklamn çürüklüünü ortaya koymay
hedeflemesi de bunu açk biçimde göstermektedir. Meselenin bundan
ibaret olduunu gösteren bir baka nokta da udur: er-Râzî,
Abdülcebbâr n görüünü çürüttükten sonra öyle der: "Bu ihtimaller
mümkün olduuna göre, Kad nn söyledikleri sakt olur. Onun görüünün aksine, müfessirlerin dayand ilk delil daha kuvvetlidir.
Bu durumda ayetin zahirî anlamndan baka bir anlama hamledilmesi
gerekir. Burada da iki ihtimal vardr: Birincisi, tevbe edenlerin
birbirlerini öldürmekle emrolunduunun söylenmesidir. Binaenaleyh
"nefislerinizi öldürün" emrinin anlam, "bir ksmnz dierlerini
öldürsün"dür. (…) kincisi ise Allah Teala nn, (o günah ileyip de)
tevbe edenler dndakilere, tevbe edenleri öldürmelerini emir buyurmu
olmasdr. Bu durumda da "nefislerinizi öldürün"ün anlam, "öldürülmeye
hazr olun"dur…"


er-Râzî nin ayetin "intihar edin" eklinde anlalmayaca konusunda Kad
Abdülcebbâr n istidlal tarzna deil de müfessirlerin icma etmi
olmasna dayanmann daha kuvvetli olduunu söylemesi ancak bu durumda
anlaml olmaktadr.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Dr. Ebubekir Sifil
01-12-10
E mail: gizlenenler.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
MEALLERLE YENÝ BÝR DÝN TASAVVURU ÝNÞA ETME (Mustafa Ýslamoðlu'nun Mealini tenkid) 3
Online Kii: 35
Bu Gn: 785 || Bu Ay: 5.877 || Toplam Ziyareti: 2.929.020 || Toplam Tklanma: 58.616.456