Çürük temel üzerine salam bina yaplamaz!
Bütün zamanlarn ulusu, Anadolu’da dil harcmz karan, söz binamz yükselten, yedi asrdr iirleri dilimizden dümeyen Yûnus’u anarak balayalm…
Kasdum budur şehre girem feryâd u figân koparam
Yl Yûnus’un, yl türkçenin…
26 Kasm 2021…Türkiye’de ilk defa bir “Dil ûras” toplanyor. Elbette Yûnus’un himmetiyle!
Bir dil meselemiz var ve bunun üzerinde düüneceiz, konuacaz, tartacaz. nallah faydal sonuçlara varacaz. Bunun bir dönüm noktas olmasn temenni ediyoruz.
20. Yüzylmz dille uraarak geçirdik. Aklmz, mantmz devreye sokmak yerine hamasete, övünmeye arlk verdik. “Türkçe müthitir”, “dil devrimi harikadr”, “Osmanllar Türkçeyi mahvetti!”.
Türkçe neden müthitir, bunun üzerinde düünmedik. Dil devrimi neden harikadr, neden böyle söylendiini aratrmadk. Bu övgüler üzerine karton binalar kurduk! Osmanlnn Türkçeyi 20. Yüzyla tad gerçeini inkâr ettik.
. Dilimizin binlerce yllk geçmii var, dedik ve bununla öündük, fakat bu tarihi, birikimi yok sayarak; dilin tarihiliini reddederek, neredeyse tarihsiz bir dil yapmay kutsadk.
. Bütün yabanc kelimeleri atarak saf bir dil meydana getirmek mümkün deil, çünkü böyle bir dil hiç olmad; öyleyse bu kadar tantanay niye çkardk, bu kadar zahmete niye girdik?
. Dil srf kelimelerden ibaret deildir. Kelimelerin cümle içindeki yerini, anlam görmezden gelerek dilimizin ayarlar ile oynanmas telafisi güç hasarlara yol açt.
Geoffrey Levis’in “Trajik Baar” dedii bu! Daha Türkçesi: Öldürücü baar!
. Bugün türkçenin kaidelerini hiçe sayan, ruhuna aykr, dil zevkini zedeleyen kelimelerin hepsi devlet zoruyla ya ders kitaplarna konularak ya da devlet metinlerinde (kanun, tüzük, yönetmelik vs.) yer verilerek yerletirildi.
Böylece asrlar boyunca gelierek zamanmza büyük airleriyle, yazarlaryla ulam dilimizin kaidelerine aykr, ruhunu ve zevkini zedeleyen sentetik unsurlarla doldurduk. Bu sentetik/yapma unsurlar ayklansa, klasik türkçe ortaya çkacak. En önce Yûnus ortaya çkacak.
Ömer Seyfeddin çkacak, Refik Halit çkacak, Ahmet Haim, Yahya Kemal, Mehmet Âkif, Ahmet Hamdi Tanpnar, Nazm Hikmet, Reat Nuri, Halide Edip, Yakup Kadri, Abdülhak inasi, Memduh evket, Sabahattin Ali, Sait Faik, Necip Fazl, Peyami Safa, Samiha Ayverdi, Safiye Erol, Tark Bura, Orhan Kemal, Kemal Tahir…çkacak.
Bugün gençlerimiz, çou biz yaarken hayatta olan airlerimizi, yazarlarmz anlamakta güçlük çekiyor. Bunlar bizim modern klasiklerimiz, üç be yüz yl öncenin airleri, yazarlar deil. Bunlarn dili türkçeyse neden anlamyoruz? Bizim dilimiz türkçeyse, bu yazarlar bizi anlayabilir miydi?
ahsen, klasik dilimizin dna çkarak büyük eser vermi hiçbir edebiyatç veya fikir adam tanmyorum. “Var” diyen, isimlerini saysn, biz de bilelim, haklarn teslim edelim.
Bana aheser ortaya koymu ar dille yazan bir büyük yazar, büyük bir mütefekkir ad söyleyin.
Durup düünelim: ngilizcede mi daha fazla yabanc dilden giren kelime var, türkçede mi?
Bu salonda ngilizce bilen çoktur. Fakat ngilizler dillerindeki kelimelerin etnik kökenini mesele etmiyor. ngilizce sözlüklerin üçte biri latince-yunanca kelimelerden oluuyor. Yüzde yirminin üzerinde Franszcadan geçen kelime var. Çünkü ada Franszca konuan Normanlarn istilasna uram. Peki Anglo-sakson meneli kelimeler ne kadar: Yüzde yirminin biraz üzerinde!
Ayn zamanda Üniversite’de ngiliz dili ve edebiyat profesörlüü yapan Halide Edip, “hiçbir zaman türkçemiz -ingilizcede olduu kadar- ayr ayr diller telâkki edilecek kadar deimemitir.” diyor.
Dilde kelimelerin yeri tek bana önemli olmakla beraber, onun mâna ifade eden bir yapda, cümlede yer almas daha önemlidir. Kelimenin fonksiyonu cümlede ortaya çkar.
Dil iki seviyede ele alnabilir. Birincisi dilin mana yönü, uzvî-organik taraf. Burada cümle esastr. Bu halde bütünden parçaya gidilir. Yani cümleler kelimelerle tekil edilir. Kelime cümleler için vardr.
kincisi, parçalardan, kelimelerden balamaktr. Türkiye’de parçadan balamak esas alnmtr, kelimelerin etnik kökeni öne çkarlm ve hiçbir zaman bütüne varmak düünülmemitir. O yüzden Türkiye’de cümle yaps, sentaks, söz dizimi üzerine çalmalar yok denecek kadar azdr.
Yeni bir icad varsa, yeni bir keif varsa, yeni bir kavram ortaya atlmsa, bunlara karlk gelecek kelimeler yaplmaldr. Dilin mal olan kelimeleri dilden çkarmak anlama kar bir savatr. “Hayat” bin yllk kelimemizdir, türkçelemitir. Neden hayattan vaz geçeyim? Neden hece yerine seslem diyeyim? Harf neden yazaç olsun?
Kelime yaparkan türkçe kaidelere uygunluk esastr. Bunun ekseriya ihmal edildiini biliyoruz. Bu yüzden sözlükler kaide d kelimelerle doldurulmaktadr.
Kelime yaplrken dikkat edilecek hususlardan biri de âhenktir. Geçmi asrlarda yabanclar türkçenin ahengini övmülerdir. Birçok üretilmi kelime âhenkten yoksundur.
Olanak/olanakl, olanakllk, olanakszlk, olanakszlamak, olanakszlatrmak, olanakszlatrlmak…
Batan sona kakafoni, tenafür!
Yine dikkat edilmesi gereken bir husus: Yeni kelimenin yerine konulacak kelimenin anlamn tam karlamas.
Dilin mal olmu, yerleik kelimelere karlk uydurmak, bir çkmaz yol. Elbette bu tarz uydurulmu ve günlük hayatta da kullanlan kelimeler var. Fakat bunlarn dahi uydurulduu kelimeyi hakkyla karlayan, hele türevlerini karlayan çok az. Edebiyat sahas dikkate alnrsa, bu noksanlk daha fazla dikkati çeker.
(Türkçe ûras açl konumasnn 1. Bölümü)
Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.