
| Kategori : / DÝL KALESÝ | Okunma Says: 679 |
Dil neye yarar? nsanlarn birbirini anlamasna, birbiriyle anlamasna!
Bu üç unsurun imtizacyla olur: Mesaj, kaynak, yani gönderici ve alc.
Mesaj veren, gönderici; alcya öyle hitab etmeli ki, o mesaj gerçekten alsn, yani anlasn.
Dil büyük bir mutabakat dünyas. Bu mutabakat hiçe saymaya baladnz zaman zorbaca tavrlar içine giriyorsunuz demektir. Gönderenin bilmesi kadar önemli olan, gönderilenin bilmesi. Ben uydurdum, hedeflediim kitle de bilsin! Yahut da ister bilsin, isterse bilmesin! te bu dilde ciddi bir belirsizlie yol açyor.
Geçenlerde çâre kelimesinin yerine konulmak istenen “umar” üzerinden bir tartma balad. Umarsz, umarszlk kelimeleri baz yazarlar tarafndan kullanlyor. Ben “umar”n kullanldna rastlamadm. Ardilcilik gayretiyle züppece kullananlar olabilir, onu farkl deerlendirmek lâzm.
Bu yeni yaplm bir kelime ise, ismi fail (etken fiil) yapan -ar ekinin kullanlmasnn keyfi olduunu hatrlatalm.
Ksaca, “umarsz” çâresiz bir kelimedir! Çaresizin yerini tutmakta çaresiz kalmtr! Peki "umar" çâre midir? böyle bir türkçe kelime yok. Kimse "buna bir umar bulalm" demiyor. Umar çare olmaynca, umarsz da çaresiz olamyor.
Çâre dilimizin zengin anlaml kelimelerinden. Bî-çâre yerine ne diyoruz? Hâl çaresini “durum umar” yapabilir miyiz? “Ne çâre” yerine “ne umar” denilebilir mi?
ükrü Tunar’n güzelim hüzzam bestesini nasl söylemeliyiz?
Ne çâre ayrd felek/Kalplerimiz bir olsun!
Son yüzyln büyük bestekârlarndan Ârif Sami Toker’in mahur bestesi ne olacak?
Ben derdime hiç çâre bulamam sâki!
Bir kelime deitirmek, edebiyattan musikiye ciddi bir anlam belirsizliine yol açabilir.
Gelelim çâresiz’e…
Çaresiz, türkçe olumsuzluk eki ile meydana gelen bir kelime. “Yaplan” demiyorum, tabiî olarak ortaya çkan bir kelimedir ve yaygn olarak kullanlr.
Bunun yerine “umarsz” koymaya çalalm. Acaba bu anlamlardan hangisini karlar? Çâresiz kalmak “umarsz kalmak” olabilir mi?
Ayn soruyu soralm: Umarszlk, çaresizliin bütün anlam alanlarn kaplayacak ekilde kullanlabilir mi?
Döndük baa: Dilimizin derdi büyük, umarm umar bulunur!
Nedir dert?
Yerleik, yaygn olarak kullanlan bir kelime yerine karlk uyduruyorsunuz. Pekâlâ! Kelime snrl bir anlam karlayacak ekilde kullanlabiliyor. Kelimenin türevlerini, o kelime ile yaplan deyimleri karlamak mümkün deil.
Ardil böyle ebter kelimelerden oluuyor!
Böyle çok sayda “ebter” kelime var. Son günlerde sk kullanlan “önlem” bunlardan biri. Önlem aa, önlem yukar. Bir de “önlem almak” var. Peki önlemli, önlemsiz, önlemsizlik var m?
Bu kelime “tedbir” yerine uydurulmutur. Türkçe bakmndan sakattr. Fakat tedbirli, tedbirlilik, tedbirsiz, tedbirsizlii karlayacak bir kullanma deerine ulamamtr, yani ebter kalmtr!
Dil artma cihazlar düünmüler, tanmlar bula bula “fikir”e karlk “düün”ü bulmular. Peki fikir “düünce” deil mi? Onu herkes anlyor, bu yüzden olmaz. Bir de biz yapmadk, biz uyduracaz ki olacak!
Bu kelime 1935’te yaynlanan Türkçeden Osmanlcaya Cep Klavuzu’nda “mülahaza” karl olarak uydurulmutur. Günümüzde birçok zihin mülahaza ile düünceyi ayrd edemiyor!
“Düün” sonra nasl oluyor da fikir oluyor? Nurullah Ataç efendi, 1949’da aniden “düün”ün fikir olduuna karar vermi! Keyf onun deil mi? Peki onun keyfi neden bizim mecburiyetimiz oluyor?
Hadi “düün”e fikir diyelim!
Fikirlenmek, fikirlemek, fikirletirmek, fikirli, fikirsiz, fikirsizlik… ne olacak?
Düün alverii, düün almak, düün birlii, düün edinmek, düün içisi, düün vermek, düün yürütmek…var m? Hatta olabilir mi?
“Cin fikirli” yerine cini düünlü, “ince fikirlilik” yerine ince düünlülük… Daha neler!
Bu ebter kelimelerden uzak durup fikir alveriine, fikir almaya, fikir birliine, fikir edinmeye, fikir vermeye, fikir yürütmeye… devam edeceiz. Böyle yapan fikir içileri her zaman olacak!
Semantiin kurucusu olarak bilinen Ferdinand Saussur dili, bütün unsurlar birbiriyle irtibatl, herhangi bir unsuru dierinin varl ile deer kazanan bir sistem olarak görür.
Dil, iaretler (göstergeler) sistemidir. Her kelime bir veya daha fazla anlama iaret eder. aret kavramla sesi birletirir. Konuurken nesnenin ses tahayyülü zihinde belirir, bu tahayyül hareketlenme sonucu sese dönüür ve zihnimizde o kavram çarr. Kiilerin konuarak anlamas, iaretteki ses tahayyülünün insan zihninde ortak kavramlar çartrmasyla gerçekleir.
Alman dilbilimci Leo Weisgerber, dilin dünyay kelimeletirdiini söyler. nsan kelimelerin dünyasnda konuur, yazar, düünür ve böylece hayat bulur. Kelime ile varlk, nesne arasnda dorudan bir balant yoktur. nsanlar bir dil ara dünyasnda yaarlar. Bu dünyay kavram alanlar hâlindeki dil unsurlar kurar. Weisgerber’in “dil kavramlar” olarak adlandrd bu unsurlar zihnin d âlemden kavrayp ald ekiller, kelimeye dönütürülmü dünyadr.
Bu çerçeveden baklnca, dile müdahalenin anlam dünyasna müdahale demek olduunu kavramak zor olmaz. Her kelime bir veya daha çok anlama iaret eder. aret ortadan kaldrlrsa, iaret edilen, yani “medlûl” de ortadan kalkar. aret deitirilirse, iaret edilen de deiir. Yeni iaret bizi her zaman iaret edilmek istenene götürmez/götürmeyebilir.
Türkiye’nin gelmi geçmi en mehur ruh ve sinir hastalklar hekimi Mazhar Osman kelime uydurmacln 1950’lerde psikiyatrik bir hastalk olarak görüyor: Neologism.
Bir Franszca profesörü ile zaman zaman sosyal medyada yazyoruz. 8.500 kelime uydurmu; bununla övünüyor. Ona “hocam sen franszca profesörüsün, habire “türkçe” kelime uyduruyorsun. Bir tanecik olsun franszca kelime yaptnz oldu mu? Cevap: “Ne mümkün, franszcada her kelimenin tarihi vardr!”
Neden bizim kelimelerimiz tarihsiz?
Tarihi olan köklü kelimelerimizi neden feda ettik?
(Türkçe ûras aç konumas-2. Bölüm)
Yazar: D. Mehmet Doðan |
02-12-21 |
||
| E mail: tyb.org.tr | Tweet | ||
| Yolcu | |||
Mazi ve Ati |
Tarih : 02-12-21 | ||
Ýyi ki bu meseleyi dert edenler var. Ýnþaallah faide hâsýl olur, pansuman deðil yaraya merhem olacak tatbikat yapýlýr. |
|||