
Sanat adamlar ancak yeryüzünü güzelletirebilmek urunda, çirkinde bile mevcut olan bütün güzellikleri insanlarn gönül gözünde yerletirmek için çaba sarfetmek mecburiyetindedirler. Yeryüzünün güzellemesi dünki, bugünki, yarnki çabalarn senteziyle olur.(M.N. Sepetçiolu)
Okul dönüü kütüphaneye uramak en heyecan duyduum eydi lise yllarnda. Okula giderken mehter takm misali be adm ileri üç adm geri olan gidiim, dönüte çok farklyd.
Bkmt çocukcaz, kavga ediyorduk dönü yolculuunda hep ayn yerde. Brakp gitme tehditlerinin mekan idi Hasan Baba türbesinin yannda ki Halk Kütüphanesi… “Hemen geliyorum bekle” yalanlarnn neticesini dönüte kzgn bir surat olarak bulduum mekan…
O zamanlar elime geçmiti o roman “Konak”. Hey gidi günler. Tarihte seyyahlk yaptrrcasna okuturdu Sepetçiolu romanlarn. O zamanlar kitab içeriine göre deil ismine göre okurduk.
Gözüm iliti orta raflarda bir yere. Raflardan birinde görmütüm onu. “Konak”t ismi. Hiç çekici gelmeyen bu isme el uzatp almak veya almamak arasnda ikirciklenmitim. “kirciklenmek” kelimesine de sanrm ziyadesiyle yalnz onun romanlarnda rastlarsnz. Hatta bu kelimeyi Türkçeye onun kazandrmaya çaltn bilinir.
Elimi uzatp-çekme arasndaki tereddüdüm fazla sürmedi. Kütüphane görevlisi hanma uzattm kayda almas için. Kayt numaras filan derken kalarn biri aa biri yukar oldu. Acep yine mi geciktirmitim kitab? Ya-ba derken her zamanki gibi gönlünü raz edip aldk çktk.
lk sayfasna göz atmaya baladmda üslubunun anlalmas epey zor cinsten olduu belliydi. Die dokunuyordu hani. Âdetimdi aldm kitaptan tek kelime dahi anlamasam da okumadan vermemek. Yolda bir yandan çukurlara dikkat edip bir yandan kitaba göz atmaya çabalamamn zorluuna, “Brak unu be dakika sohbet edeceiz” diyenin yumruklarna siper almann zorluu ekleniyordu.
Böyle baladk Sepetçiolu serisine. Daha dorusu seri olduundan habersiz baladk.
Ar üslubuna kar sinir olmann ve brakp atmay da onuruma yedirememenin verdii hnç ile adeta bouuyordum romanla. Hem de ne bouma. natlatkça inatlatk birbirimize. Olmuyordu. Kendimi sakinletirmeye çalarak kavga etmeden okumay denemeliydim. Sakin ve sinirlenmeden… Öyle de yaptm, “Hay mübarek ne anlatmaya çalyorsun sen” yaknmalarn brakp ciddi ciddi anlamaya çalmak en akllcayd. Eer bu tür ar üsluplara alabilirsek kitaptan kapacamz çok ey olduuna inandrdm kendimi. Veya kandrdm…
Yanlmyordum. Zamanla kendimi kitabn aslî yazarym gibi kabul edip, kendi yazdklarm okurcasna okumaya baladm. O derûnî üslubun kaplarnn zincirlerini krarak Konak’a girmeyi baarmtm. Kumral Dede’ler ve Abdurrahman Gazi’ler yan bamda gezinmeye baladnda kendimi Osmanlnn Kurulu yllarnda buldum. Osman Gazi'nin otanda, Kumral Dede’nin tekkesinde…
Roman bitiyordu ama tarih yarm yamalak kalmt. Ortasna kak daldrlm pilav gibi. Sanki bu Konak’a girmezden evvel Kilit’e Anahtar’ sokup Kap’y açmak ve neticede Konak’a varmak izlenimi uyanmt. Boutuum romann tad damamda kalm, tekrar okuma planlar Kelle-i Kübrâmn gündemine oturmutu.
Sonralar birinde gördüüm o roman… ÇATI. Gördüüm kitaplarn sayfa aralarn didikleme huyum depreti yine. O da ne? Kumral Dedeler buralarda geziyor. Ve sonrasnda örendik ki bunlar müstakil birer roman deil, bir bütünün devam olan tarih serisi…
Esasen pilavn ortasna kak daldrma iini biz Konak romanndan balayarak yapmz. Ve döndük serinin en bana yani Kilit’e…
Selçuklu Devletinin kuruluundan girip stanbul’un fethinden çkana kadar epey bir okumanz gerekse de, tarihin kronolojik sralamasnn akllarda en güzel ekliyle mahfuz kalmas için bu veya (varsa) buna benzer serileri okumaktan daha iyi bir yöntem olacan zannetmiyorum. Tarih örenme adna vazgeçilmez bir seri denebilir.
Sepetçiolu romanlarnn en dikkat çekici özellii, genelde kyda köede kalm, ismiyle olmasa da yaptklaryla tarihe mal olmu kiilerin hayatlar anlatarak tarihi süreci bir derviin veya komutann gözünden seyrettirmesiydi. Okurken zannedersiniz ki esas amaç tarih anlatmak deil, sade bir kiinin hayat serüveni. Lakin okudukça anlarsnz ki, o sade kiiler aslnda devletin geleceinde önemli görev üstlenenlerdir.
Seri ile muhabbet derinletikçe, hayatmda “Böyle bir duyguyu anlatmak imkansz” dediim noktalarn en güzel izahn buldum bu romanlarda. Hayretlerimi gizleyemiyordum, adeta kendimi buluyordum satrlar arasnda. Zaten yazarn yazarl da romanlar arasnda okuyucuyu, kendisiyle buluturmasnda deil miydi?
Engin ufuklara satr aralarndan açldk. Dede Korkut’tan aldmz soluu Çanakkale’de boalttk. Okunmaya deer gördüüm bir seri. Keyifli okumalar…
Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.
NOT: Bu yaz, cemaat.com'da ahin Torun'un "Bir Milletin Destancs, Bir Kurulu Romancs: M. Necati Sepetçiolu" yazsna yaplm bir yorumdur. "Dorulu"
Yazar: Adem Yakut |
04-12-10 |
||
| E mail: cemaat.com | Tweet | ||