
| Kategori : / MÜLÂKÂT | Okunma Says: 753 |

Eyvallah… Hocam, gene Hoca’nn etrafnda tartma oluan balklardan biriydi “Dil” meselesi… Bir tane Hoca’nn çok eski tarihliydi aslnda, Harf nklâb da dâhil olmak üzere dilde sadeletirme meselesiyle ilgili, “bunun bir katliam olduu”nu söylüyor…
Söylüyor tabii, Hoca bunu söylüyor… Öyle bir kanaati var Hoca’nn… imdi bu da çok hassas meselelerden biri… Çünkü duygusal eyde tartlyor… Kesinlikle bu konuda kimse, kimseye kar entellektüel, teorik bir tahammülü yok! Hiçbir kesimin ama!
Yani en aydnlanmac, en bilmem ne insanlarn… Yanl hatrlamyorsam Derrida’nn… Deil mi? Derrida’nn, “Alfabe deiiklii, Dil Devrimi” konusundaki bir mektubu[6] var… Eletiren… Onu bile… Ben Kemalist kesimin eletirisini okudum… Hakikaten üzücü… Çünkü duygu durumu, entellektüel bir mülahazay kaldrmyor. Pozisyon(lar) alyor hemen insanlar, savunmaya geçiyorlar… Anlatabiliyor muyum?
Her taraf bunu yapyor. Ya bu mesele böyle duygusal ele alnacak, tartlacak bir ey deil. Onun için bunlar, müzakereye açk meseleler deil. Müzakere edemiyorsunuz insanlarla… Herkes kendi pozisyonunu alp kar tarafa saldrmaya balyor. Onun için, konuma daha iyi!
Hoca’nn kanaatine gelince… Hoca böyle düünüyordu… Mehmet Genç Hoca da farkl düünmüyordu… Mehmet Genç Hoca, bunu biraz yumuatm, “Evet, alfabe Türkçe’yi çok ifade etmiyor belki bu Latin alfabesi olmasa bile bir ekilde deitirilecekti. Mevcut Arap(ça)… Çünkü Ahmet Cevdet Paa, Mustafa Reit Paa, Enver Paa dönemlerinde biliyorsunuz, bunlarla ilgili teebbüsler oldu ama dilin sadeletirilmesi iyi olmad” diyordu Mehmet Genç Hoca… Yani kelime hazinemizi hzla azalttk…
Mesela o bilgi bile Hocam, bu tartmay bir yere koyuyor deil mi? V.Murat’tan itibaren izleri var mesela…
nsanlar tartsn bunlar… Yani yüksek entellektüel seviye bunu tartsn ama hiç kimse bunu tartmaya hazr deil. Yalan söylemesin kimse yani.
Fakat eyi ayryorsunuz… Hoca da ayryor zaten… Alfabe deiiklii ile sadeletirme ad altnda…
Mehmet Genç Hoca bunu ayryor…
imdi, dildeki hzl, semantik, yapsal deiiklikler semantik travmalara neden oluyor. Bu bilimsel bir ey canm. Yani anlam kaymalarna neden olur. Bunun kimse iyi olduunu söylemiyor. Attilâ lhan da eletiriyor canm...
Bunun gereklilii baka bir konu... Yapl tarz baka bir konu… Sonuçlar baka bir konu… Bu ciddi açlardan tartlmas gereken bir konu. Ama bunu kimse tartmaya hazr deil!
Burada enteresan bir ey var Hocam… öyle… Attilâ lhan dediniz, haliyle… Yani salkl, namuslu düünen, düünce üreten herkesin burada sorunlu bir ey olduuna dair bir kanaat… Yani kimse itirak etmez sadeletirme ad altnda yaplan eye diyorum. Fakat i oluyor bir ekilde…
Fakat öyle… Oldu, bitti ama bak… Yüz yl geçti. imdi Fatih Sultan Mehmed’i eletiriyorlard… “Bakenti stanbul’a niye getirdi? Edirne, ordan bizim (Batya) gitmemiz lazm” diye… Aç o dönemin kaynaklarn, oku… imdi tutup ne yapalm yani? Edirne’den Belgrad’a m alalm bakenti? Oldu, bitti bunlar. Ya da ah smail’le Yavuz’un kavgasn eletiriyoruz, eletirebiliriz.
Yüz yl oldu bu! imdi burada önemli olan, oturup bir masada kayplarmz telafi edelim. imdi açkça söyleyeyim… Bunda ikâyetçi olanlar, klasik metinleri Türkçeye kazandrma konusunda ne teebbüste bulundular? (Hiç…) Yani…
Bir de bunlar ele alrken, öyle ele almamz lazm: Dil, alfabe bunlar kültürel meselelerdir. Dini meseleler deil. tikada ait meseleler deil. Kültür bunlar ya! Kültür deiir yani.
Akaid meselesi gibi davranma…
Deil ya… Yani bunlar tamam… Tabii, bak bana Erdal nönü rahmetli ne dedi, biliyor musun? “Saltann kaldrlmasna muhalifti bizim aile ilk zamanlar… Yani ngiltere’deki gibi böyle sembolik olarak tutsak, tarihi bir millet oluruz…”
Ben sordum bu soruyu… O da bana durup dururken anlatmad bunu. “Tarihsel bir millet olurduk, yani bin yllk hanedanmz var derdik. Ama olmad” dedi yani… Ve bunu bu ekilde anlatt rahmetli…
Gayet doal ya!
imdi u yaplabilir; “Ya saltanat bir ekilde, hanedan devam etsin…” Tart bunu ama bunu duygu durumuna getirip dini bir meseleymi gibi, ya da ne bileyim ben, ideolojik bir meseleymi gibi tartmaya gerek yok. Bunlar tarihsel hadiseler… Diller deiir… Türkler kaç tane alfabe kulland? Kaç tane kültür havzas deitirdi? Medeniyet havzas deitirdi?
Ama tekrar ediyorum… Bu meseleleri ben de tartsam, ben de burada bir fikir serdetsem, bunun çözümü yok! Niye? Çünkü kimsenin bu meseleyi çözmek gibi bir niyeti yok! Bunlar, Türkiye’de iktidar alan oluturmak için kullanlan malzemeler…
Cumhuriyet… stiklal Harbi… Devrimler… Abdülhamid meselesi… Yani kinci Mahmud’a kadar gidiyor bu… kinci Mahmud’dan itibaren ki meselelerimizi biz Türkiye’de iktidar alanlar oluturmak için kullanyoruz... Kavga aracdr bunlar! Belirli, sembolik çatmalarn araçlardr, gereçleridir, enstrümanlardr. Buradan bir yere varamayz. Ne ben varabilirim, ne rahmetli Teoman Hoca varabilir, ne Mehmet Genç Hoca varabilir, ne Attila lhan varabilir, ne de bunu kaytsz artsz savunanlar varabilir.
Çünkü bunlarn meselesi... Buradaki mesele bir ey çözmek, ya bir yanl olduu, ya da doru olduu… unu u ekilde deil! Çatma alanlar oluturmak, semboller üzerinden kimlik çatmasna dönütürmek… Mesele bu yani!
Onun için ben bu konuda doruyu söylesem, çksam da çok güvendiimiz birine bir vazife versek… Desek ki; “Sen bu konuda tarafszsn. Senin nihai kararlarna uyacaz…”
Ben Kanada’da iken böyle bir tartma olmutu… Taylor… Charles Taylor… Mehur bir filozofu görevlendirdiler… Dediler ki; “Senin kanaatini uygulayacaz.” Baörtüsü konusundayd zannediyorum… Rapor verdi ve herkes uygulad. Kimse itiraz etmedi. Çünkü büyük bir filozof, düünür diye…
Biz, böyle bir adam bulsak Türkiye’de… Hiç kimse itibar etmez! Kendi lehine ise itibar eder!
Bir de… Geçmi bir hikâye artk… Bunda doru muydu, yanl myd konuulabilir…
Hiçbir konuyu görüemiyor, tartamyoruz canm… Yani Yunus Emre üzerinde bile insanlar anlaamyorlar ki… Çünkü herkes kendi kimliinin kavgas peinde… Seni dinlerken bile o kimlii besleyecek bilgiyi alyor… Senin ne demek istediine kimse bakmyor yani. Nedir? Bir çilik ve olgunlamamlk, akil bali olmamaklk durumu bu! Baliiz ama akil deiliz yani.
Zannediyorum onu görerek söylediniz, Hacbekta üzerinden yakn zamanlarda… “urac myd, burac myd?” diye… “Ne söylüyordu?” sorusunun cevab skalanarak…
Ya imdi Yunus Emre’nin bir iirini alyor adam, oradan bir yere gidiyor. Öbür iirini alp oradan baka bir yere gidiyor. Yani Yunus Emre’yi anlayalm, kendi balamna oturtalm… Farkl düünen… Katmanl da düünebilir bu adam ya! Tek bir görüü de olmayabilir. Çan yana göre deimitir… Bu deil mesele… “Ben Yunus Emre’yi kendi pozisyonumu güçlendirmek için nasl istihdam edebilirim?”
Diyelim ki, ah smail-Yavuz kavgasn… Ya ikisi de benim tarihim… Yani, ah smail de, Yavuz da benim tarihim. Bu ekilde bakp bunu bir bilgi konusuna dönütürmüyoruz ki! Duygu konusundan gidiyoruz. Duygular kavga… Duygular parçalanmaz, duygular rasyonalize edilmez. Duygu, üzerine analitik, sentetik muamele yaplabilecek bir ey deil ki!
“Ben âk oldum falancaya… Gel bunu teorik olarak tartalm.”
Mümkün mü bu? Duygu durumundan kurtarlmad müddetçe kavga edersin. Yakn tarihimiz de duygu durumu u anda… Her kesim için… Kavga edip duruyoruz.
Kavga etmemek için biraz zaman lazm gibime geliyor. Yanl yanl olarak, doruyu doru olarak kabul etmek ve bunun üzerinden gitmeye kimse hazr deil yani… Kimse bouna yalan söylemesin.
Duygu durumu…
Hatrlarsan, unu demitik… Çok özür dilerim, sözünü kesiyorum. Yani, herkesin aslnda zihninde, arkada kalm bir ema var da, kimse sahnede bunu söylemiyor dürüst bir ekilde…
Yani inanmayan adam, gidip dua yapyor… Kimse kusura bakmasn. Ben buna inanmyorum. Ya da inanmayan adam gidip Antkabir’de sayg duruunda bulunuyor. Ya, bunlar çözmek lazm…
nsanlar bir eye icbar etmemek lazm… Ahlaki deil ya! nsanlar hasta ediyoruz. nsanlarn kendi kimliklerini sahnede temsil etme imkân ve toplumun ortak kabullerine uygun olarak yapmasnn artlarn bizim belirlememiz lazm. Herkes kendisini dayatnca…
Yani bak, bu ülkede Ramazan’da “Ramazan Bayram” da denirdi, “eker Bayram” da, “ükür Bayram” da… Ama biri kalkp dedi ki; “Ramazan yasak, ükür de zaten yasak, eker Bayram diyeceksin…” Sen böyle yapnca, dieri de pozisyon ald. Dedi ki; “eker Bayram” demem ben kardeim!”
Bu ülkede “Tanr” da deniyordu, “Allah” da deniyordu, “Huda” de deniyordu, “Çalab” de deniyordu… Ama biri çkp dedi ki; “Kardeim, ‘Tanr’ diyeceksiniz!” Millet imdi “Tanr”ya gck… “Niye ‘Tanr’ diyorsun?” diyor…
imdi, bunu oluturan koullar giderilmedii müddetçe, o insanlarn psikolojisini anlamak lazm. Ben, sayg duyuyorum, kzmyorum yani… Ben hepsini kullanyorum, ayr bir konu…
imdi anlatabiliyor muyum? Biz, insanlarn kendilerini ifade etme imkânn kstlarsak, orada hastalklar ortaya çkar. Herkes birbirini örtmeye balar. Sahnede baka, mutfakta baka konuur… Mikrofon açkken baka… Bu, bir süre sonra hastalk, riyakârlk… Oyun oynamaya… Sahne oyunu oynanyor pek çok konuda canm! Açk açk söylemiyor insanlar da…
Bir hastalk douruyor…
Hastalk douruyor tabii…
Derin bir ikiyüzlülüü sürekli üretiyoruz…
Ne ikiyüzlülüü? Be yüzlü, on yüzlü olan var ya! Hangi yüzüyle hitap edeceini bilmiyoruz…
Hocam, sonuçlardan hareketle bu tarafa dönersek Hocam… Duygu durumu biraz naifletiriyor gibi geldi bana… öyle… Meseleye anlamak…
Bu duygu durumunu ben masumdur demiyorum canm… Duygu durumu olarak ele alp iktidar alan oluturmak için sembolik çatmalarn arac olarak kullanyoruz…
Evet… Sonuçtan geriye doru dönersek bir ey net anlalyor deil mi Hocam? Ayrca niyet tartmasna gerek kalmakszn… Meselelere böyle yaklaan, bir baka ajandann peinde, ekmeinin peindedir…
Teoman Bey’in böyle bir derdi yok! Teoman Bey, böyle düündüü için, öncülleri var ve bir çkarmda bulunmu. Sen o öncülleri tart, sonucu deil!
Evet…
De ki, “Hoca’nn bir dil anlay var…” Ya, adam 16 dil bilen bir adam kardeim! 100 dile aina! imdi konumayaym ben yani! Hoca 6 dilden ey alrd… Hiç unutmuyorum yine, hatramdr… spanyolca’ya girdi Hoca… KPDS (imdiki YDS) snavna… Hoca, 6 dilden A alrd… En son spanyolca’ya girmiti…
Geldiinde sordum Hoca’ya; “Hocam, nasl geçti imtihannz?”
Dedi ki; “Çok zordu ya!”
Dedim ki; “Hangi sorular?”
“Türkçe’den spanyolca’ya, spanyolca’dan Türkçe’ye sorulan sorular çok zordu.”
Dedim; “Hocam, yabanc dilde en kolay ey odur…”
“Ama” dedi, “Ben, spanyolcay Türkçeden örenmedim ki!”
Bu kadar dil bilen adam, bu kadar dilbilim üzerine çalm bir insan, bir çkarm yapm… Buradan hareketle demi ki; “Alfabenin deiiklii, dilde sadeletirme öyle bir eydir.” Sen onun öncüllerini tart bakaym, Hoca’nn… Hadi! Yiyorsa tart!
Ha! Öncüllerden sen de geldin, yanlla Hoca’y! Sadece Teoman Bey için söylemiyorum. Savunan için de ayn! Biri bir eyi savunuyorsa, öncüllerine bir bak! Belki doru söylüyordur ya! Yani, hemen oraya pozisyon alp, kendi iktidar alanna göre davranmak, kendi inanç anlam-deer dünyana göre davranmann eyi yok ki! Çözemezsin ki! Horoz dövüüne dönüyor bu i!
Kusura bakmasn ben bu horoz dövüüne taraftar deilim. Hocamdan bunu örendim. Girmem de! Çünkü imdi bazen diyorlar ki; “Niye eletirmiyorsun?” Kimse eletirinin peinde deil. Eletiri, aac budamaya benzer. Aaç daha gür çksn diye. Daha gür… Bizde “eletirme”, kökünü kesmekle kartrlyor.
Eletirme nedir? Tenkit… Nakt etmek… Bir eyi daha iyi, daha doru, daha güzel yapma imkândr. Bizde eletiri, horoz dövüü olacak da insanlar seyredecek. Yani ben sana bir tokat atacam, sen bana bir ey… Nasl ona giydirdi? Millet aslnda kan görmek istiyor. Bana, “Niye bu konuda fikrin yok Hocam? Niye eletirmiyorsun?” diyenlerin derdi eletiri, daha iyi, daha doru, daha güzel deil! Kan görmek istiyor, seyredecek… Ben buna, kimseye frsat vermem. Kimse kusura bakmasn yani…
Bir de millete, devlete, topluma zarar verecek, zamansz çklar, zamansz dorular da söylemek doru deil. Zaman deil ki baz eylerin! Yani defnetmisin insan… nsanlarn acs taze… Sen… Doru bile olsa, yanl o! Doru bile olsa, yanl! Balam diye bir ey var! Edep diye bir ey var ya! Bir ey kanunen doru diye… Edebe aykr/mugayir olabilir… Ahlaka mugayir olabilir canm…
Ama ite Hocam, o ey… Mevzi… deolojik kamp… Köe kapma tutkusu… Bu eyi, deeri, inanc, ahlak, edebi… Hiçbir deer tanmayacak ekilde ortada…
drak eksiklii problemi varsa… Dedim ya? Eer sizin inanç ilkeleriniz, idrakle irtibatlandrlmyorsa, o makas kapatlmyorsa, siz katlatryorsunuz onu… Normatif doktriner bir eye dönütürüyorsunuz ve kar tarafa zulmediyorsunuz… Bu sadece dinle alakal deil. Türkiye’de ideolojik zulmü çok gördük biz canm! Ben, bunlar anlatmay sevmem… Ben, bunlar bizzat, bireysel olarak yaam biriyim yani… Kimse böyle bouna çkp bana insan haklar-minsan haklar edebiyat yapmasn! Zamannda baz Hocalarmzn neler yaptn ben çok iyi biliyorum yani! Ama dediim gibi ben bunlar konumay seven biri deilim.
Böyle söyleyince, merak uyanyor…
Merak iyidir!
Toplamda Hocam ey herhalde… Bu, ikinci bölümde de kalacak olan, sizin de az önce iade ettiiniz Hoca’nn hayatndan alp da masann üzerin koyduu “kabul ettiin eyi bilerek kabul et…”
Reddettiin eyi de bilerek reddet. drakin iin içinde olsun! draki tatile gönderdiinde, akl tatile gönderiyorsun! Ne diyorduk hâlbuki? “Üç eyde tatil caiz deil bizim geleneimizde: Aklda, ilimde, ibadette…” Biz, bunlar tatile göndereli çok oldu canm!
Bak, ilimde… Neydi ilim? badet’ül akl… lim, ibadet ve akl… Üçü de ayn cümlededir. limde tatil olmaz, ibadette tatil olmaz, aklda tatil olmaz. El ilm hüve ibadet’ül akl… Oradaki “hüve” de “-dr” anlamndadr. Onu da söyleyeyim.
Eyvallah… Bu, Türkiye’nin giriine aslmas gereken cümlelerden biri… mkân olsa da Hocam, hakikaten…
Ya, dediim gibi bu biraz zor. Çünkü iktidar alanlar için kavga eden insanlar, her eyi suiistimal ederler, manipüle ederler… Enstrüman olarak kullanrlar… Entellektüel uralarda bizim bundan uzak durmamz lazm. Yani, Hoca’nn bir özellii de günceli çok iyi takip edip hiçbir zaman onun piyonu olmamaktr.
Ederdi deil mi?
Çok iyi takip ederdi. Zaten dil problemi de olmad için Hoca’da… Her eyi takip ederdi, Hatta istihbarat örgütlerinin yaynlarn bile okurdu Hoca. Dünyada ne olup bittiini takip etmek için… Bu Küresel Medeniyet kitab bunun en güzel göstergesidir. Hoca, orada içinde yaadmz sistemi yapsal bir analize tabi tutuyor. Bakn, katlrsnz, katlmazsnz baka bir ey. Büyük bir emek var orada. Ben buna ahidim…
Ben kitap takip eden biriyim, biliyorsun. Hoca’ya devaml kitap getirirdim… Hoca’yla birlikte giderdik. Bizim, Hanifi Kayan, Allah selamet versin, ona kitap yaptrrdk. Kubbealt Fotokopi… Hoca’yla bizim ortak kurumumuzdu o. Hoca, bir gün bana dedi ki; “hsan, artk kitap getirme.” Hoca ile benim aramdaki ya farkna dikkat et. “Niye Hocam?” dedim. “Ya” dedi, “maa kalmad bizde… Sknt yaayacaz artk...” Anlatabiliyor muyum? (Gülüyor…)
Yani Hoca, devaml o çarm usulüyle düünen bir insan deil ki… O konuyla alakal verileri, bir ekilde getirtiyor… Hani bir söyleisinde diyor ya, eskiden veri yoktu… Kitap, makale getiremiyorduk. imdi de veri çokluundan bir ey üretemiyoruz. unu oku, bunu oku… Çünkü orada dururken bir ey yazamyorsun.
Eyvallah… Hocam, vaktin bittiini söylüyorlar…
Nasl vakit bitti? Biz daha Türk düüncesine girecektik Teoman Hoca etrafnda!
Daha gelemedik Hocam… Nihayete geldi. Önümüzdeki programda inallah.
öyle bir ey yapabiliriz bence… Teoman Dural’y anlatmak deil de, Teoman Dural etrafnda bu çada Türk düüncesini nasl ele alabiliriz meselesini bir tartalm bence… O zaman Hocam, önümüzdeki hafta da vaatte de bulunmu olalm. Teoman Dural’dan hareketle bunu tartalm… Yani bu çada Türk düüncesi nerede balyor, hangi problem alanlar var? Buna bir girelim derim ben… Hoca’y bir yere oturmak adna…
Eyvallah, demin söylediiniz eyin altn çizmem lazm… “Yeter kitap getirme!” Teoman Hoca ayarnda birinin kitap almada bir skntya girdii bir…
Yok, Hoca zengin bir insan deildi ki…
Tablo actc…
Hoca, memurdu… Devletten ald maat canm Hoca’nn… imdi bu, benim için de söylendi bir ara… Yani, Karadeniz… Trabzonlu zengin bir aile falan… Öyle bir ey yok. çi ailesi çocuuyuz. Hoca için de böyle bir kanaat var. Doru deil. Hoca, maayla yaard. O açdan öyle bir ey yok yani. Tabii, ben Hoca’nn o tarafn çok iyi bilirim. Çünkü beraber çok kitap çektik Hoca’yla… (Gülüyor…)
Acsn çektik…
Allah çektirmesin… Allah makamn cennet etsin…
Âmin!
Rahmetiyle muamele etsin. Geride kalan ailesine, örencilerine, dostlarna sabr versin.
Eyvallah.
Hoca ile Cumartesi günü görüünce… Hoca’nn sal için okunan hatme katlanlarn çokluu bile Hoca’nn gerçekten sadaka-i cariyesinin ne kadar açk olduunu gösteriyor… Allah makamn Cennet eylesin.
Âmin. Eyvallah… Hocam biraz tabii ey… Buralar aslnda konumamz gereken yer… Dokunuyor bana da… (Yutkunuyor…)
Hislendiini hissettim…
Sorularn Peinde’de bu hafta kymetli Hocamz, Hocalarn Hocas Teoman Dural’y konumaya çaltk. Önümüzdeki hafta yine cumartesi az önce bahsettiimiz, Türk düüncesinde Teoman Hoca’nn yeri, çabas, oradan itibaren konuacaz diyelim… Eyvallah Hocam…
yi günler diliyorum efendim.
Hayrl günler…
*
Sorularn Peinde programn her cumartesi günü 22.00’da TVNET’de… Takip etmenizi öneririm. Söylei notlarnn yararl olmasn dilerim. (Muhammet Negiz)
Derleyen: Muhammet Negiz
Dipnot:
[1] Hazrlayan: Muhammet Negiz
[2] Düzeltilip geniletilmi ikinci bask, Teoman Dural Hocamzn web sitesinde PDF olarak eriime açktr: https://www.teomandurali.com.tr/wp-content/uploads/2015/08/cagdas_kuresel_medeniyet.pdf (Muhammet Negiz)
[3] Düünür Descartes'n felsefesini benimseyen kimse veya görü…
[4] Fkray bilmeyenler için Bkz:
Hoca'ya sormular:
- "Saz çalmay bilir misin?"
- "Bilirim" demi.
- "Buyur, çal bakalm" diyerek eline bir saz tututurmular. Hoca mzrab alm, perdelere basmadan tellere vurmaa, tuhaf sesler çkarmaa balam.
- "Saz böyle mi çalnr a Hoca?" demiler, "parmaklar perdeler üzerinde gezdirilir, mzrap tellere vuruldukça da sazdan makamlara göre ses çkar."
- " Perdeleri bulamayanlar öyle çalar" demi Hoca; "Ben saz elime alr almaz perdeyi buldum! Ne diye bouna gezineyim." Kaynak: https://www.facebook.com/nasrettinHocavetemelfikralari, (M.N.)
[5] Panteon(Pantheon/Πάνθεον): “tüm tanrlarn tapna" anlamna gelmektedir. (M.N.)
[6] Derrida, Jacques. “stanbul Mektubu”. çev. Elis Simson, Cogito 47-48, (2006): 17-37.
Yazar: Ýhsan Fazlýoðlu ile mülâkât (Derleyen Muhammed Negiz) |
10-01-22 |
||
| E mail: dunyabizim.com | Tweet | ||