
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 455 |
Gül Yetitiren Adam veya Özyurdunda Garip bir Elmall
Elmall M. Hamdi Yazr’n Hak Dini Kur’an Dili isimli muhteem eseri Cumhuriyet’in ilk yllarnda TBMM tarafndan alnm olan Kur’an’n Türkçe meal ve tefsiri ile hutbelerin Türkçe okunmas karar muvacehesinde yazlm bir tefsirdir ve bu özellii dolaysyla sadece bir Kur’an tefsiri deil, ayn zamanda bu dönemde din ve laiklik konusunda yaanm ibretlik bir tarihin de en canl ahidi olarak okunabilir.
Bugünlerde CHP’nin bu muhteem eser ve müellifinin büyüklüünden kendine bir miras pay ummu olmas kukusuz ayr ve daha derinlemesine mütalaalar hak ediyor. Ondan ne umduu elbette onu nasl yorumlad ve nasl bir tarihsel ve siyasal konuma oturttuu ile ilgilidir. Oysa Elmall’nn tefsirinin Cumhuriyet döneminde ve TBMM karar ile yazlm olmas onun hikayesinin sadece bir ayrntsn oluturuyor. Asl büyük hikâye dinin kaynaklarnn ve ibadetlerinin Türkçeletirilmesi ve bunun da toplumun dinin etkisinden mutlak anlamda uzaklamaya götürecei beklentisine dayal bir din politikasyd.
Hikâyenin anlaml bir özeti de bu politikada niyet edilen ey ile ulalan sonuç arasnda radikal anlamda bir farkn olumasnda yatar. badetin Türkçeletirilmesinin resmi gerekçesi açkça ifade edilmitir. Türk milletinin evlatlar ibadetlerini anladklar dille, kendi anadilleriyle yapacak, okuduklar din kitaplarn da anlayarak okuyacaklar. “Bir memleket ki minarelerinden Türkçe ezan okunur” diye balayan temenniler imdi uygulanabilecei bir zemin, bu zemini zorla destekleyecek bir iktidar gücü bulmutur. nsanlarn ibadetlerini anladklar dille yapmalar üzerine her zaman çok ikna edici argümanlar, gerekçeler ileri sürülebilir, söylemler iletilebilir, iletilmitir.
Ancak ibadetlerin Türkçeletirilmesinin arkasndaki asl niyet de belki resmi olarak deil ama gayr resmi olarak da politikalarn fiili dilinde aça çkt ölçüde gizlenmemitir. Nihayetinde bu Kur’an’n ve hadislerin Türkçe okunmas ölçüsünde Türk evlatlar bu dinin nasl uydurma hurafelere ve saçmalklara dayand bizzat görülmü olacak, insanlar böylece dine souyacak ve hedeflenen pozitivist-laik tunç nesiller yetimi olacak, her yatan.
slam’n kitaplaryla, ibadetleriyle Türkçeletirilmesi projesinin arkasnda böylesine kendinden emin, pozitivist-sekülerist özgüven var. slam’n veya bütün dinlerin kaynann mitoloji ve hurafe olduundan hiçbir kukusu kalmam, aydnlanma vehmine fena halde kaplm bir zihin var. Bu projenin kendisini hala bu dine inananlar nezdinden merulatrma çabas elbette “dini ve Kur’an’ anlamak” eklinde slamclarn da hiçbir ekilde itiraz etmedikleri, edemeyecekleri masum bir gerekçeye dayanacakt.
Nitekim bu politika 4 büyük projeyle somut admlar teklif ettiinde, bu projelerde görev almay kabul edenlerin hiçbirinin bu somut gerekçelere bir itirazlar olmayan, ama elbette bu talebin ardndaki niyetle uzaktan yakndan da alakas olmayan isimlerden olmas yeterince anlamldr. Hutbelerin vaaz ksm Türkçe okunacak, Mehmet Akif Ersoy Kur’an Meali, Elmall M. Hamdi Yazr bir Kur’an tefsiri ve Babanzade Ahmed Naim de Sahih-i Buhari’nin tercüme ve erhini yapma teklifini kabul edecekler.
Bu isimlerin hepsi de slamclklaryla temayüz etmi ve çok açk ki, bu projenin arkasndaki niyetle uzaktan yakndan alakas olmayan ahsiyetlerdi. Ancak dini ve ibadetlerini Türkçeletirme projesinin arkasnda yatan ve bu Türkçeletirme ile insanlarn dinin ardndaki gerçei görüp dinden souyacaklar beklentisine dayanan o laikçi özgüvenden çok daha büyük bir özgüven bu isimlerde tam aksi istikamette mevcut. Bu isimler de aksine insanlar Kur’an’ anladkça slam’n azametini, inceliini, mucizevi tutarlln ve derinliini daha iyi göreceklerine dair kesin bir inanca sahipler. ki farkl niyetin ayn pratik projede ilginç bir bulumas böyle bir projeyi mümkün klm oldu. Nitekim bu projeyi uygulama görevi Diyanet leri Bakan adna yine slami duruuyla bilinen Ahmed Hamdi Akseki’ye ait olacakt. O belli ki bu iki niyetin bulumasndan bir hikmet ummu ve bunu kendine göre bir siyasete dönütürmütür.
Nitekim dine kar tam bir kasrga gibi gelmekte olan saldrlar karsnda bu projeyle elde edilecek herey bir kazanma dönüecek ve neticede Kur’an’n tercümesini okuyabilen nesiller, bu projeyi öne sürenlerin niyetinin aksine Kur’an’n mesaj karsnda daha fazla etkilenecek, ona daha fazla balanacak, daha fazla inanacakt.
Mehmet Akif Ersoy yapmay kabul ettii mealin farkl amaçlarla kullanlacan gördüünde projeden çekildi ve avans olarak alm olduu paray da iade etti. Dorusu yeni siyasal ortamda kendini rahat hissetmeyecei için Msr’a gitmiti ve oradayken böyle bir talepten geri çekilmek nispeten daha kolay olmutu. Dierlerininse bu vazifeyi tevdi edenlerin niyeti ne olursa olsun kendi niyetlerinin daha geçerli olacana dair güvenleri bir yana, zaten böyle bir vazifeden çekilmeleri o kadar kolay olamayacakt. Elmall bu vazifeyi kabul etmeden ksa bir süre önce stiklal Mahkemesinde idamla yarglanm ve görev ald medrese kapatlm olduu için isiz kalm bulunuyordu. Elmall bu yarglamadan beraat ettikten sonra stanbul’daki evinde inzivaya çekilerek hayat boyunca bir daha dar çkmamtr. Böylece tefsir çalmalarn aslnda kendi inzivasnda, darda kurulup uygulanmakta olan düzenden tecrit olarak yürütüyordu. Onun bu inzivas Rasim Özdenören’in mehur “Gül Yetitiren Adam” tiplemesinin en somut ve en tipik örneklerinden birisini oluturuyordu.
CHP’nin Elmall gibi adamlara saken reva gördüü hayat tam da yaadklar hayat ile inandklar ve tefsirini yapmaya çaltklar Kur’an arasndaki bu derin çelikiydi.
Bu çelikiyi amaya bir nebze bile çalmann alternatifi skilipli Atf gibi idam edilmek veya Mehmet Akif gibi bu diyardan gitmek idi.
Gerisine “öz yurdunda garip, öz vatannda parya” tecrübesini yaamak düüyordu.
Yazar: Yasin Aktay |
27-03-22 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||