
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 474 |
Biraz da içinde yetitiimiz ark kültürünün etkisiyle kolaycl seviyoruz. Kolay yükselmeyi, kolay para kazanmay, kolayca mal, mülk, çevre, servet, öhret, makam, mevki sahibi olmay çok ama çok seviyor, her iimizde kolayna bakmaya baylyoruz. Oysa “insan için ancak çalt, emeinin karl kadar vard” deil mi?
Dünyaya ait ilerde bu böyle iken maalesef ahirete ait beklentilerimizi ve ilerimizi de kolaya balayvermiiz. “Yaratana kulluk, yaratlana adalet, efkat ve merhamet” üzere temellendirilmi dinimizi bu esaslara göre yaamak, ihlâsla, samimiyetle, sadece Hakkn rzasn gözeterek, riyadan, sümadan, ucub ve eneiyyetten arnm bir ekilde Rabbimize kulluk etmek, kul hakkn adalet, hakkaniyet ve liyakat ölçüleri çerçevesinde gözeterek güzel bir ahlakla imanmz tazelemek, anmz güzelletirmek ve hallerimizi tezyin etmek yerine çok farkl rüzgarlara selam durup, çok farkl denizlere yelken açabiliyoruz.
i kolaya balamay seviyoruz dedik ya, Rabbimizin defalarca Kitab- Mübin’de “Akletmez misiniz?”, “Düünmez misiniz?”, “Ey akl sahipleri” hitaplarnn muhatab olan bizler maalesef iradelerimizi bakalarnn iradelerinin zebunu haline getirmeye ve belki de kendi nefisleri terbiye olmam, halen bir sürü dünyevi hrs ve heveslerle kalpleri dolu kiilere ahiret yolculuumuzda dümenimizi ve hatta ruhumuzu teslim etmeye pek bir meraklyz.
Oysa bu öyle bir vasat ki her türlü istismara açk, hatta bazen adeta kölelik düzeninin devam gibi anlalabilecek bir devran. Amel etme, ibadet etme, güzel ahlakla donanma, iyilik etme ve yapt iyilii de annda unutma, tövbe etme, Hakka yalvarma, gözyalaryla affna iltica etme, beer için mümkün olan nihai kemâlatn sahibi Resûlullah’ (sav) her hal ve hareketimizde örnek alma yerine, kaptanln kitap ve sünnet terazisi ile deerlendirmeye erindiimiz hatta çekindiimiz baka birilerinin klavuzluunu peinen kabullenmeyi, onlarn eteine tutunarak cennete gireceimizi sanmay tercih edebiliyoruz.
Öyle ki bazen bu tip “kolay cennet tayclar” kendilerini de kendilerine balananlar da seçkin, seçilmi, ümmetin seçkinleri gibi, özel görevlerle görevlendirilmileri gibi hissedip hissettirebiliyorlar. Bir yandan nefsin en hor ve hakir görülmesi edebiyat yaplrken dier yandan da bu seçkinlik, seçilmilik iddias, ayn; insanln içindeki kendilerinin seçilmi ve üstün olduuna inanan kavimlerle ruh hallerinin çok tehlikeli bir yerde kesimesi, gurur ve kibrin ayn yerde bulumasn akla getirebiliyor.
Netice itibariyle diyoruz ki, ey akl ve izan sahibi Müslümanlar lütfen lahi emrin muhatab olan aklnz kullannz, sizi her halükarda cennete götüreceini iddia edenlere kanmaynz, kendinizi ümmetin geri kalanndan tefrik ederek seçkin, seçilmi hissettirenlere ve kendini böyle hissedenlere asla iradenizi teslim etmeyiniz, muhakkiklerle mukallidlerin ayrt edilmesinin iyice zorlat u zamanlarda Kitabullah ve Sünnet-i Resulullah ahkâmna göre sade ve mütevaz bir hayat tercih ediniz. “Cennetin ucuz, cehennemin de lüzumsuz olmad” bilinciyle size kolay cennet vaat edenlerden uzak durunuz.
Ve Eyyy “kolay cennet pazarlayanlar, cennet bezirgânlar”, artk o sahte cennetlerinizden ininiz ve saf, safi Müslümanlar kandrmaktan vazgeçip güzelce bir tövbe ile tövbe ediniz, kendi nefisleriniz hrslarla dolu iken bakalarnn nefislerini terbiye etmeye kalkmaynz. Allah’n hayetinden kalpleriniz titresin ve artk insanlarn ümit ve hayalleri üzerinden kendinize güç ve iktidar devirmekten vaz geçiniz. Ahiret var, hesap var, maher var, her birinden ayr ayr hesaba çekileceimiz kul haklar var… Unutmaynz…
Yazar: Ahmet Kaðan Karabulut |
06-04-22 |
||
| E mail: maarifinsesi.com | Tweet | ||