
| Kategori : / MAÂRÝF (Eðitimle Ýlgili Yazýlar) | Okunma Says: 544 |
Montaigne, bilgi birikimini ikiye ayrmt. Bilgi ve bilgelik. Bilgi, akademik bir yn konular. Bilgelik ise; daha derinlikli daha deerli, kalc ve insann mutlu, ahlakl, erdem sahibi olarak yaamasna yardmc olabilecek hemen her ey.
Bu eksiklii kendisi de fark etmiti. Profesyonel kadrosu ve iyi bir müdürü olmasna karn onun gittii okulun temel sorunu bilgi vermek üzere younlamas ama bilgelii öretmeyi baaramamas idi.
Bugün de eitim sistemlerinin saçmal budur. Bu sistemlerin hedefi bizi iyi ve bilge biri haline getirmek deil bilgili bir insan yapmaktr.
Okul söz konusu olunca genellikle sorulan soru udur; Matematik bilgisi iyi mi? Ya da yi flüt çalabiliyor r mu? Oysa asl sorulmas gereken soru; “Bu insan daha iyi biri daha bilge biri oldu mu?” olmaldr.
Montaigne bir keresinde öyle demiti. “Üniversite rektörlerinden daha bilge ve daha mutlu yüzlerce zanaatkâr ve çiftçi gördüm.”
Bilgi aktarm yapmaktan bilgelik alamaya vakti kalmayan eitimciler ve eitim sistemleri hakknda Foucault da iki çift laf eder.
Ona göre diploma asl olarak diplomas olmayan insanlar için anlamldr. Kald ki diplomann amac, bilgiye ticari bir deer kazandrmaktr.
Daha da vahimi Foucault’a göre okul öretmenle örenci arasnda iktidar ilikisinin kurulduu bir kurumdur. Zira burada üç türlü bask uygulanr.
Suç yükleme; yani senin bilmediin eyler var ve bunlar mutlaka bilmen gerek.
Mecburiyet; örenmeye mecbursun, bilmen gereken eyler var ve bunlar sana ancak ben anlatrm.
Kontrol; örenip örenmediini kontrol edeceim.
nann bilgiyi bundan daha kötü, sevimsiz, itici ve zevksiz bir hale getiremezdik…
Montaigne ile devam edelim…
Montaigne’nin eitimle alakal düüncelerini önemsiyorum. Kendi yazm yanllarndan bile övgüyle bahsedebilecek kadar mütevaz ve biraz da benim gibi entelektüel kibre kar mesafeli biri.
Öyle ki anlalmaz bir düz yazy çounlukla entelektüelliin deil tembelliin göstergesi olarak deerlendiriyordu. Buna karlk kolayca okunan bir yazy da asla kolayca yazlmadn söylüyordu.
Kendine özgü ya da allmadk giysilerle insanlarn ilgisini çekmeye çalmak nasl küçük bir akln göstergesi ise konumada ya da yazda anlalmaz ifadeler ve az bilindik kelimeler kullanarak kendini göstermeye çalan kiileri de ayn akln bir parças olarak kabul ediyordu.
M.Ö 6. Yüzylda gökyüzünün yüzölçümünü hesaplamay denemi, ekenar üçgenler teoreminden yola çkarak baz yerlerin yüksekliklerini hesaplam ve çalar boyunca bu baarlaryla övülen Thales için öyle çarpc bir yorumda bulunur.
Gözlerini yukar dikmi durmakszn Gök kubbeyi düünen bir filozofa bir çelme takarak önce ayann bast yeri iyi incelemesi ancak bundan sonra bulutlarn ötesindekileri düünmeye balamas gerektiini anlatmaya çalan Miletli kza hep ükran duymuumdur…
Felsefe ile uraa herkese o kzn Thales’e yönelttii eletiriyi yöneltmek onun bast yeri göremediini söylemek mümkündür.
Yani evvela insanlar, eitimcileri ve eitim düzenleyicilerini ayaklarn yere basmaya davet ediyordu.
Peki, ayaklarmz yere basyor mu? Temeli salam bir eitim sistemi ina edebildik mi?
Snf ortamlarnda öretmeniyle dalga geçen, aalayan, döven hatta öldüren bir örenci potansiyeline nasl ulatk?
Yazlarmda sklkla ifade ettiim gibi; Maarifi Fulbright’le Amerikan kültürüne, medyay da köelerinde bayku gibi tüneyen, kibirli, kurnaz, çapsz, tüccar klkl insanlara teslim ettik.
Bu iki cephede yaanan sefaleti, yozlamay, çaresizlii ise bir türlü aamyoruz.
Okul onlar modernizmin mark, muhteris çocuklar haline getirdi. Mütecessis muallimleri olmad onlarn. Bin yllk an ve eref dolu bir tarihin evlatlar olarak yetitirilmediler. Nurettin Topçu, “Maarife deer vermeyi, millet ruhunun ykln hazrlar” diyordu.
Demem o ki; bin yllk millet karakterini yaatamazsak, millet dilinin varln kasteden TDK’nn sözlüklerindeki kym durduramazsak, bir kültür inklab, maarif seferberlii balatamazsak, dersliklerden, sra ve tahtalardan, aidatlardan, makamlardan evvel maarif meselesine odaklanmazsak, ehir mimarisine, sanata ve edebiyata insan dâhil edemezsek, yeni bir mektep sistemi kuramazsak ülkemizi nasl büyütürüz?
Üretme yetileri, hayal dünyalar resmi eitim vastasyla kastl olarak ellerinden alnan bir toplumda sanat ve düünce geliir mi?
Yazar: Ufuk Coþkun |
10-04-22 |
||
| E mail: maarifinsesi.com | Tweet | ||