
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 557 |
Esendal, amudî medeniyet, ufkî medeniyet
Tanpnar, gerek günlüklerinde, gerekse mektuplarnda Türkiye’nin ilerlemesi için mutlaka sanayilemesi gerektiini ileri sürer. Meselâ der ki, “Türkiye ne pahasna olursa olsun sanayilemeye mecburdur.” (Tanpnar’la Babaa, Dergah Yay., 2008, s. 259). Doru! Osmanlnn en büyük eksii teknoloji ve o teknolojiyi üreten bilimdi. Namk Kemal’den Âkif’e kadar tüm Osmanl aydnlar, o ‘bilim ve teknoloji’ye muhtaç olduumuzu dile getirdi.
Teknolojiye kar deilim, hayat kolaylatrd muhakkak! Ancak teknolojinin insan tabiat da dahil, tabiat yok ettii, insan tabiattan; hatta insandan kopard da bir gerçek. Nitekim Sezai Karakoç bir iirinde bunu;
“Topra fazla terk ediyoruz artk
Trenlerle, otobüslerle, otomobillerle
Yerden ayan kesmi uçaklar ve helikopterlerle.”
msralarnda ifade eder. Buna ksaca insann topraktan uzaklamas, giderek dar bir dünyaya, hatta bilgisayarn sanal dünyasna kapanma da denebilir. Kanaatimce tabiat ve özellikle toprak, insann hayatla ve özellikle Tanr ile ba kurduu en önemli vastadr, dolaysyla hem fizik hem de metafizik açdan önemli. Topraktan uzaklatkça -kopmak imkânsz- hem fizikî hem de metafizik hakikati unutuyoruz. Salt teknolojiye ve teknoloji üreten ‘bilim’e odakl bir ilerlemenin insanl getirdii nokta bu!.. Aldan! Oysa istesek de istemesek de daima toprakla temas hâlindeyiz! Üstelik teknoloji de topraktan dodu, ama annesini unuttu. Yapay zekâ da tabiî zekânn ürünü deil mi?..
Bu deil tartacam mesele! Memduh evket Esendal’d. lginç adam. Bir dönem ttihatç. ktidar çatmalarnn karanlk dehlizlerinde bir süre, belki de gayr-i ihtiyarî- dolam. Ama bir ‘toprak adam’ olmasndan m nedir, -toprak adamlar hep toprakla uratklarndan olsa gerek fânilik duygusuna baldrlar, neticede hükm-i kazann, buna sembolik olarak toprak diyelim, tahakkuk edeceini bilirler, bu sebeple büyük ihtiraslar yoktur- gerek ttihat ve Terakki, gerek Atatürk, gerekse nönü döneminde politik görevlerde bulunmasna ramen topraa bal mizacn korumu. Aslnda o mizac edebî eserlerinde daha açk görebiliyoruz. Hikâyelerinde ihtiras, büyük çatmalar ve büyük iddialar yok, hayat ve insan toprakla iç içe...
Benim bu balamda asl dikkatimi çeken, çadalar sanayilemeye odakl bir ilerleme fikrine sahipken Esendal’n ‘topraa bal medeniyet’e sadk kalmas, salt teknolojiyi hedefleyen ve topra öteleyen bir medeniyet anlayna kar çkmas. Sunullah Arsoy’la yapt bir konumada, “amudî medeniyet” (dikey medeniyet) dedii bu teknoloji medeniyetini öyle eletiriyor:
“Amudi medeniyet yoktur beyefendi, ayakta duramaz, yaayamaz. Bugün gördüünüz eyler var ya u atom’lar falan, yeni silahlar, icatlar, iktisadi ve siyasî krizler, buhranlar, bunlarn hepsi bir medeniyetin ‘Amudi medeniyet’in çökmekte olduunun delilidir. Ben er geç ‘ufkî medeniyet’in yani ‘toprak medeniyeti’nin galebe çalacana inanyorum, insanlarn huzurunu, milletlerin istikrarl bir hayata kavumasn ‘toprak medeniyeti’nde görüyorum.” (Varlk, S. 383, Haziran 1952)
Bu satrlardan sonra asl önemli olan, yazarn ‘toprak medeniyeti’ne bal bir sanata vurgu yapmasyd. O satrlar okuyunca sanatn da dijital dünya, yapay zeka, metaverse vb. teknolojik gelimelerle -birtakm avantajlara sahip olmakla beraber- topraktan, tabiattan koptuunu, giderek yapaylama tehlikesiyle kar karya geldiini düündüm.
Esendal ‘toprak medeniyeti’nin sanatkâryd, bu medeniyetin muhafazasnda sanatkârlara büyük görev dütüünü söylüyor o röportajda.
Bence de sanat, asl cevherini tabiattan, topraktan alr. Sanatsal yaratta tabiîlik ve insanî irade asl vasftr. Mekanik irade, insanî iradenin yerine geçemez! Makinenin ruhu yok, oysa sanatn rahmi ruh!..
Yazar: Alaattin Karaca |
19-04-22 |
||
| E mail: karar.com | Tweet | ||