
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 525 |
“Meal” meselesinin gittikçe büyüyen hasarlara yol açmas üzerinde pek fazla duran, düünen yok. Diyanet leri Bakanl geçen sene “Meal çaltay” yapt, bu konu her halde orada enine boyuna münakaa edildi.Biz davet edildiimiz hâlde, mazeretimize binaen katlamadk, fakat konuyla ilgili görülerimizi yazl olarak bildirdik.
Mealciliin geleneimizde olmadn ve kendiliinden ortaya çkmadn biliyoruz. Bizde satr aras Kur’an tercümeleri vard, 20. Yüzyla kadar bugünkü mânasyla tercüme veya meal yoktu. Avrupa’da protestanln zuhuru gibi, Kur’an’ türkçeye tercüme ederek din reformu yaplmak istendi. Fakat ie bakn ki, Luter bir keiti, yani din öretimi olan ve hatta din öretimi yapan birisi idi. Türkiye’de ise din adamlar zümresinden böyle bir temayül ortaya çkmamtr. Dinî bilgisi ancak ilk-orta öretim srasnda edinilenlerden ibaret olan(lar) ve hatta dine mesafeli duranlar böyle bir ie çok istekli idiler. Dinî hayatn dnda durarak dine yön vermeyi hedeflediler. 1920’lerde konu gündeme geldiinde Kur’an’n anlalmasn mühimseyen, dorudan doruya bir kaynak olarak yerine iaret eden iyi niyetli kiiler yannda, Kur’an tercümesinin Türklerin gözünü açacan ve böylece dinden souyacaklarn umanlar da vard.
Cumhuriyet’in resmî Kur’an tercümesi/meali projesi akim kald. Onu akim brakan da herkesin ittifak ile tercüme iini biraz da gönülsüz üstlenen Mehmed Âkif’in Türkiye’de olup bitenlere kar tavrdr. Âkif, “Din inklâb” iddiasyla mealinin Kur’an yerine konulmasnn önüne böylece geçti.
Mealcilik 1960’larda ortaya çkan bir cereyandr, eski hzn kaybetmekle beraber zamanmzda da mealcilii körükleyenler var. “Peygambersiz Müslümanlk” olarak ifade edilebilecek bir akm var ki, “Kur’an yeter” iddiasyla kafa bulandryorlar. Bunlarn Kur’an’dan kast meal. Mealin Kur’an’n yerine konulamayacan bir türlü idrak edemiyorlar. Bunu anlamann en ksa yolu, ülkemizde yüzlerce meal olmas. Önüne gelen, bilen-bilmeyen meal hazrlyor! Bu meal enflasyonu görmezden gelinerek salkl sonuçlara varlamaz. kinci gruptakiler, Kur’an mealinin yeterli dinî bilgisi olmayanlar tarafndan okunduunda beklentilerine uygun bir metinle karlamamalar ihtimalini gözeterek meal propagandas yapanlardr.
Mealle ilgili meselelerin artk sradan vatanda aarak ilahiyatlara kadar sirayet ettii görülüyor. Diyanet leri’nin yaynlad bir kitapta gördüm, kitab hazrlayan da akademiden bir ilahiyatç. Bu kitapta Enfâl sûresinin 42. âyeti öyle “mealletiriliyor”:
“Eer randevulasaydnz, randevuyu kesin tutturamazdnz. Ama Allah, yaplmas karara balanm bir ii gerçekletirmek için ölen açk bir delilden sonra ölsün, yaayan da açk bir delilden sonra yaasn diye böyle yapt. Allah her eyi duyan, her eyi bilendir.”
2020’li yllarn banda ilahiyatta bir hadisçi, kitabnn giri ksmnda böyle bir meal veriyor. Baka bir mealden mi aktard, kendisi mi âyete böyle bir anlam verdi, bunu kesin olarak bilemiyoruz. Kaynak vermediine göre, bu ii kendisinin yaptn söyleyebiliriz.
imdi de ilk defa 1982’de yaynlanan Diyanet Vakf’nn mealine bakalm (elimizdeki 1997 basksdr):
“Eer (sava için) sözlemi olsaydnz, sözletiiniz vakit hususunda ihtilafa düerdiniz. Fakat Allah, gerekli olan emri yerine getirmesi, helâk olann açk bir delille helâk olmas, yaayann da açk bir delille yaamas için (böyle yapt). Çünkü Allah hakkyla iitendir, bilendir.”
Otuz sene içinde ne oldu da mealllerin dilinde böyle bir deiiklik meydana geldi? Diyanet Vakf mealinin anlalrl ortada, örnekte halen de kullanlmayan bir kelime bile yok.
Bu soruya tatminkâr cevap verebilmek için Elmall Muhammed Hamdi’nin mealine bakmak gerekir. Kur’an- Kerim’in Türkçe tefsirini yaparken, Mehmed Âkif’in imtina etmesi üzerine meal ksmn da üstlenen Elmall Muhammed Hamdi Yazr’n meali hâlâ en fazla ilgi gören güzel bir örnektir:
“Onlarla va’dlemi olsa idiniz mutlak mîâdda htilâf ederdiniz ve lâkin Allah mukadder bir emri yerine getirmek için o yaplm idi ki hem helâk olan beyyineden helâk olsun, hem de yayan beyyineden yaasn ve çünkü Allah her halde semîdir alîmdir.
Elmall hakkyla çeviriyor, baz kelimeler bugün kullanlmyor, ama onlar orijinal metnin kelimeleri: Vaad, ihtilaf, miad, helâk, beyyine, semî, alîm. Son ikisi, Esmaü’l-hüsnadan. O yüzden Elmall hassasiyet göstermi, anlamlarn vermek yerine olduu gibi aktarm.
Diyanet Vakf mealinde, miad kelimesini miad dolmu olarak görülmü olmal ki, “sözletiiniz vakit” denilmi. Beyyine için de “açk delil” denilmek yoluna gidilmi. Allah’n isimleri arasnda bulunan semî ve alîmi anlam tercümesi ile vermiler.
En bata verdiimiz mealde Kur’an’n ifadesinin bütün inceliklerinin terk edildiini, hatta bugünün Arapçasna göre bir tercüme yapldn düünmeden edemiyoruz. Randevulamak ne demek? Daha da ötesi randevuyu tutturamamak ne demek? Böylece, din ilimlerine vâkf ve stlahlar hususunda hassasiyet göstermesi gereken bir kimsenin yapmamas gereken bir i yaplmtr.
Konuyu toparlamak için, aradan geçen bunca zamana ramen gerçek anlamyla mealin Elmall Meali olduunu söyleyebiliriz. Tabii bugün anlalmas hayli zor hâle gelmitir. Diyanet Vakf’nn meali de ilk akla gelen güvenilir meallerdendir. Peki, ilahiyatçnn “randevu”lu tercümesi?
Maalesef, Türkiye’de din ilimleri dili kaybedilmitir! Bu mealin yer ald kitapta kullanlan yöntem, format gibi kelimelerden de bunu çkarmak mümkündür. Usûliyat belli bal islâmî ilimlerden biridir. Usûl kelimesindense bir ilahiyatçnn “yöntem”i tercih etmesi bu sebeple anlalabilir deildir.
Format neden kullanlmtr? Bu tercih zihinlere atlan formatn bir yansmas olmaldr!
Bir soru ile bitirelim: Diyanet neden yaynlarnda kendi mealinin dikkate alnmasn istemiyor? te Diyanet yayn “Kur’an Yolu” isimli mealli tefsirde âyetin meali: “Eer siz karlama yeri ve zaman hususunda anlama yapmaya çalsaydnz aranzda ihtilaf çkard; fakat Allah, olmasn murad ettii eyi gerçekletirmek için böyle yapt; ta ki ölenin niçin öldüü, yaayann niçin yaad da apaçk ortaya çksn. Kukusuz Allah her eyi iitir, her eyi bilir.”
Yazar: D. Mehmet Doðan |
30-04-22 |
||
| E mail: tyb.org.tr | Tweet | ||