
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 600 |
Nedir insan ayakta tutan? Bunca sendeleyiten, bunca ykltan sonra nedir bizi yeniden ayaa kaldran? Metruk binalar gibi aniden çöküp bir enkaza dönümeyenimiz var m geçmi zamann bir yerinde. Ama bakn, bugün yine ayaktayz, yine istiyoruz, yine seviyoruz, yine aryoruz ve yine olmulardan çok daha güzel eylerin olaca bir zamana dair ümitler besliyoruz koynumuzda. Nedir insana ve hayata dair inancmz tazeleyip duran ey? Bizi dütüümüz yerden kaldran ey nedir? Dallarmz çiçeklendirerek kara klarmz sonlandran nedir? Sönmeye her yüz tuttuunda can ateimizi yeniden ve yeniden ve yeniden harlayan nedir? Kanatlarmz her krldnda bize yeniden kanat olan ey nedir? Bizi küllerimizden douran nedir? Ve bizi gökyüzündeki bir yldz gibi kayp gideceimizi bile bile ldamay brakmamaya ikna eden nedir? Biz ne kadar malup ve ylgn, yüz çevirmeye ne kadar meyyal olursak olalm; ellerimizi brakmayan, kalplerimizi brakmayan, varlmz brakmayan ve gözlerimizi açtmz her yeni günde içimizi yeniden ve yeniden ve yeniden insanlkla doldurmaktan usanmayan ey nedir? Keder düen topraklarmza bu rengarenk hercaileri diken nedir? Kuru dallarmz seyrelten, gövdelerimizi, hele de biz buna hiçbir sebep bulamazken, yeni meyvelere itiyakl ve gebe klan ey nedir? Biz hayatn, insanlarn, hikayelerin, geçip giden ve hiç gitmeyen eylerin neresine dokunacamz bile bilemezken en ücra yerlerine kadar içimize dokunan nedir? Biz kendimizi dünyann ortasnda yapayalnz hissederken, bizi yalnzlmzla yalnz, yapayalnz brakmayan nedir? Gecelerimizin içine günei, günlerimizin içine yldzlar, yeryüzünü gökyüzüne çaran nedir? Biz ne aradmzn bile kararn verememiken, bize daha aramaya baladmz eyleri dahi bulduran nedir? Yamuru tenimizden geçirip içimize kadar yadran nedir? Akam saatlerinde saçaklarmz krlangçlarla donatan nedir? Seher vakitlerini yükseklerden akan sular gibi pak ve berrak klan nedir? Nedir bizi ayakta tutan? Nedir sendelediimizde bizi nihai çöküün ellerine brakmayan? Nedir her kapy çarpp gitmek istediimizde bizi kendimizde tutan? Nedir her bunaldmzda tatl esintisiyle yüzümüzü okayan, tenimize dokunan, ruhunu canmza üfleyen? Nedir hayatn her yerine yaydmz dankl, kalabal, karmaay derleyip toplayan, ne zaman kopacamz sansak tutup varlmz varlna ekleyen, hakikatimizi hakikatine katan? Sanki kopabilecekmiiz gibi, sanki o hakikatten ayrymz ve sanki bütünden, bütünlükten, birlikten, ‘Bir’den gayrymz gibi... Sanki dünyada oynadmz u haylazca oyunlarla o sonsuz ahenkte bir çentik açabilecekmiiz gibi... Nedir bittiini sandmz yerde her eyi yeniden balatan? Nedir bütün yklmalarn ortasnda bizi ayakta tutan? Nedir bütün zamanlar yegane ânn içine sdran? Ve nedir o ân her insann içine ayr ayr dürüp koyan ve rengarenk bir kilim gibi her hayatn içine bir uca sonsuz kere yayp duran?
“Ah Malte, geçip gidiyoruz ve bana öyle geliyor ki herkes geçip giderken pek bir dalgn, megul ve dikkatsiz; gidiimizin garknda deiller bile... Sanki bir yldz kayyor da kimse görmüyor ve kimse dilek tutmuyor. Asla bir eyler dilemeyi brakma Malte. nsan dilemekten vazgeçmemeli. Sanrm gerçekleme yoktur da, uzun süren, bütün bir ömür süren dilekler vardr; öyle ki onlarn gerçeklemesini zaten bekleyemez insan...” diyor Rainer Maria Rilke, vazgeçemediim kitab ‘Malte Laurids Brigge’nin Notlar’nda.
Yazar: Gökhan Özcan |
16-05-22 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||