
| Kategori : / PORTRELER | Okunma Says: 646 |


Düünce ve ruh dünyamzn iki mimar; Necip Fazl Ksakürek ve Sezai Karakoç… Yaklak 30 yllk tanklklar, iç içe geçen ve baz yerlerde keskin çizgilerle ayrlan hayatlar hepimizin merak konusudur.
te onlardan biri, 28 Mays 1983 nüshal Dirili dergisinde yer alyor. Üstad Sezai Karakoç, Üstad Necip Fazl Ksakürek’in vefatndan iki gün sonra bir yaz kaleme alyor ve Necip Fazl’n hayatmza k tutan yönünü bizler için paylayor.
Karakoç’a göre Necip Fazl’n en önemli misyonu, “slam” idealini gündeme getirmesi ve onu ömrü boyunca yüksek sesle savunmas…
Üstad Karakoç’a göre; slam’ çamz insan ve gelecek zaman insan için yaanacak bir hayat tarz olarak seçmemiz gerektiini Necip Fazl Ksakürek söyledi.
Dirili dergisinin sa alt köesinde yer alan “gün saati” üst balkl yaz öyle:
VE NECP FAZIL
Ya kemale ermiti. Bu bakmdan hazr olmalydk Üstadn gidiine. Fakat almak kolay deil. Ancak zamann geçmesiyle tahammül gücüne eriyor insan böyle acya.
Bu yazmda da, elimden geldiince, rahmetli Üstadn bir cephesini anlataym istiyorum. Bunu bir vazife biliyorum.
üphesiz büyük bir airdi. iiri hakknda en uzun incelemeyi yapm biri olarak burada onun üzerinde durmay fazla bulurum. O inceleme ki, nice incelemelerin, doktora tezlerinin hazrlanmasnda bir kaynak oldu.
Yalnz ona mahsus olan bir özellik
Bir düünürdü Üstad. Önemli bir piyes yazaryd. Polemik yan, tartma kalemi ve cesareti ünlüydü. Nice tabu konulara el atmt.
Fakat asl özellii bunlarn ötesinde. Çünkü air olarak, piyes yazar olarak geçmite ya da çada, bizde ya da darda emsali bulunabilir. Ama, öyle bir özellii var ki, bu, geldii ça gerei, yalnz ona mahsus olan bir özellik. Misyonu da bu noktada gizli Üstadn.
O özellik, o misyon neydi?
Bu misyon, ülkemizde, entelektüel planda, sadece bilim alannda deil, yaama plannda “slam”n gündeme getirilmesidir.
Entelektüellerin slam’a dönüp bakmalar salad
1930’lardan sonra, iirde, romanda ve felsefede mistik eilimler ba göstermiti. Bunlar Peyami Sefa’da, Necip Fazl ve o günün airlerinde görebiliriz. Unsurlar halinde dou-bat sentezi cinsinden düüncelere de rastlanabilir. Yahya Kemal’in sohbetinde de bu nevi düünceler vardr. Ancak slam idealini tüm bir tez olarak alp savunan kimse yoktu. Halk, slam’ yayordu kendi gücünce. Din alan bilginleri vard. Fakat, entelektüel planda artk gizli açk baka tezler savunuluyordu. te, Türkiye’de, entelektüellerin slam’a dönüp bakmalar gerektiini ilk haykran ve tezini sistemletirmeye çalan ilk O oldu diyebiliriz.
slam’ bir hayat tarz olarak seçmemiz gerektiini söyledi
slam’ çamz insan için de, gelecek zaman insan için de yaanacak bir hayat tarz olarak seçmemiz gerektiini O söyledi. O, bunu bir bilim konusu gibi deil, canl bir savam eklinde sürdürdü. Yani, slam onun için ekzistansiyel bir sorundu. Var olmak ve yok olmak sorunuydu. Hem kendisi, hem toplum için. Bu yüzden, hem kendi nefsiyle, hem kar düüncelerle savat. Bütün bunlar gözümüzün önünde oldu. Ve derken, bu ekzistansiyel kayg topluma aland.
Donmu ta terliyor artk
Onu, evvelsi gün Fatih Camii’nden uurlayan kitle, bu ürpertiyi hisseden kiilerdi.
Toplum entellicansiyasnda slam’a ekzistansiyel ilgi ve toplum ruhunda bir ürperti uyandrmt Üstad. Sonra bu yol açld. Donmu ta terliyor artk.
Sezai Karakoç
Alntlayan: Cemile Sultanmurat
Yazar: Sezai Karakoç |
26-05-22 |
||
| E mail: dunyabizim.com | Tweet | ||