Bakalarnn bizimle ilgili söyledikleri sözlere, oluturduklar kanaatlere, dile getirdikleri olumlu olumsuz yarglara, beeni ve eletirilerine fazlasyla önem veriyoruz. Çünkü bütün bu malzeme bizim kendimizle ilgili fikir edinmemize imkan veriyor. Çünkü kendimizle ilgili kendi içimizde oluan bir fikir, bir kanaat, bir duygu yok neredeyse. Bunun olmas için gereken muhakeme ve muhasebeyi yapmaktan, bu zahmete girmekten, bu cesareti, dirayeti ve gayreti göstermekten, bu maliyeti üstlenmekten kaçnyoruz. Bunu yapar gibi görünenlerin büyük çounluu da, kendine kar gerektii kadar açk, adil ve objektif ve bazen efkatli olamyor.
“Hay Allah, bildirimleri açmay unutmuum” dedi kendi kendine, “bugün nasl biri olduumu nereden bileceim!”
nsann kendisiyle ilgili kanaatlerinden geri dönmesi pek o kadar kolay deil! Kendinizle ilgili vardnz zihinsel ve duygusal neticeler, hayatnza dorudan tesir ediyor. Oysa bakalarndan gelen sözler ve yarglar hakknda her zaman kendinizi savunmak, beenileri köpürtmek, eletirileri savuturmak adna yapabileceiniz eyler var. Beenilere kolaylkla kendimizi kaptrmz ya da eletirilere kar öfkeleniimiz de belki bu yüzden bu kadar abartl...
“Her insan kendi gerçekliine dair hislerin çounu bakalarnn kendisi hakknda söyledikleri yahut düündüklerinden edinir. Fakat çou modern insann gerçeklik duygusu konusunda bakalarna olan bamllklar öyle bir noktaya varmtr ki onlar olmadan var olma hissini yitireceklerini düünürler. Kumda akan su gibi ‘dalacaklarn hissederler. nsanlarn çou hayatlarn sürdürebilmek için bakalarna dokunmak zorunda olan körlerden farkszdr” diyor Rollo May, ‘Kendini Arayan nsan’ isimli kitabnda.
Hayatmn hikayesi nedir diye sorduumda buna iyi kötü cevap verebilecek tek gerçek kii yine benim. Baka her ey benim havsalamda eklini, kokusunu, karakterini, anlamn, tarifini buluyor. Bakalarnn söylediklerinden de aslnda kendi istediklerimi alyorum. Eer ben kendine bakma cesaretine sahip biriysem; bakalarnn sözleri kiiliime bir salama yapma imkan veriyor. Yok öyle deilsem; bakalarnn söylediklerinden kendi yalanm besleyecek eyler devirip kendim gerçeimden her an daha fazla uzaklayorum. Yani aslnda d sesler, iç sesimin söylediklerini güçlendiriyor ya da yaptklar gürültüyle iç sesimi bastryor, duyulmaz hale getiriyor. Yani aslnda bakalar diye bir ey yok; ben ya kendim olmaya çalyorum ya da kendime bakalayor, yabanclayorum.
Bertrand Russell, ‘Mutlu Olma Sanat’nda alacakaranlklarmz aydnlatabilecek bir pencere açyor: “Ruhen yüceltme yetenei bulunan evrenin her köesinden esecek rüzgarlara zihninin pencerelerini açk tutar. Kendisini, hayat ve dünyay elinden geldii kadar doru biçimde görür; insan ömrünün ksaln anlar ve her insann akln bilinen evrendeki deerler üzerinden topladnn da farkndadr. Bundan baka, zihni dünyaya ayna tutann, bir bakma dünya kadar büyük olacan da bilir. Koullarn kölesi olanlar saran korkulardan syrlm olmaktan büyük bir haz duyar ve d hayatn çalkantlar ortasnda, benliinin derinlikleri mutlu bir insan olarak kalr.”
“Nereye bakarsan bak” dedi beyaz saçl adam, “aslnda hep aynaya bakyorsun!”







