
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 458 |
Ezan, günde be vakit îmanmz tazeleyen semavî bir ses. Allah ve Resûlüne be vakit icabetin sesi bu... Âlimann sözüyle “Ezan sözlerin en temiz olan ve semâ sâkinleriyle dünyadakilerin ayn anda dinledikleri” ilahî bir çardr. ’lâ-yi Kelimetullah’n günde be vakit ilândr. Günde be vakit hüviyetimizi, yâni Hû’dan geldiimizi hatrlatr. Millet-i beyzâ bu mukaddes sesin dâvetiyle gaflete dümemi, vaktin olu olarak yaamtr. Müslüman için hayat ezanla balar, ezann sesiyle güne uyanr, bir gününü be vakitte ezann devranyla tamamlar ve o günü kurtulmu gün olarak bitirip ertesi güne ayn îman ve kanaatle balar. Bu ulvî sebepten dolay milletimiz çocuklarna slâmî ilk uuru ezan sesiyle vermitir. Çocuunun kulana ezan okuyan baba onun sabî dimana Müslüman kimliini üflemektedir.
BR YERDE EZAN OKUNUYORSA ORADA MÜSLÜMANLAR VAR
Bir yerde ezan okunuyorsa orada Müslümanlar vardr. Ezan bir beldenin slâmî nian ve ahadetidir. Ezansz topraklar vatan saylmaz. Bir beldenin Darü'l slâm olduu o beldede ezann okunup okunmadyla anlalr. Necip Fâzl, ezansz vatann olmayacan yazm: “Denildi mi bir yerin adna Türk beldesi. Gözüm al “bayrak” arar kulam ‘ezan’ sesi.”stiklâl Mar’nda “Bu ezanlar-ki ahadetleri, dînin temeli / ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli” msra ile ezann Müslümanlarn vatannda kyamete kadar susmayaca bildirilir.
HZ. BLÂL EZAN OKUYUNCA…
Ezan ilk okuyan Hz. Bilâl’di. Peygamber Efendimiz dâr- bekaya göçünden sonra ezan okumay brakmt. Mekke ve Medine’de hüzünden duramayp, münzevî bir sahabe olarak tenhalarda yayordu. am’a yerletiinde Efendimiz aleyhissalatüvesselâm rüyasnda görür. Bu iaret üzerine Medine’ye gelerek Peygamber Efendimiz’in mübarek kabrine yüzünü sürerek alar. Öyle çok alar ki Ravza-i Mutahhara’nn hasrlar onun gözyalar ile slanr. “Hz. Peygamber’in müezzini Bilâl gelmi” diyenler mescide gelip etrafn sararlar. Hz. Hasan ve Hüseyin onun boynuna sarlr, “Ya Bilâl! Senin Mescid-i erifte Resûlüllah’a okuduun ezan iitmek isteriz. Dedemiz seni de çok severdi. Onun hatr için bir kere daha ezan oku. Resûlullah’n ‘Bilâl, ezan oku da içimize bir su serp’ buyurduu gibi ne olur gönlümüze bir kere daha inirah sal” dediler. Ezan okumas için yalvaranlar Peygamber Efendimiz’in gül yüzlü torunlaryd. Onlarn yüzünde Efendimiz aleyhissalatüvesselâmn gül sîmasn görüyordu Hz. Bilâl. Gözlerinden yalar akmaya devam eder. Senelerce sonra bir kez daha Mescid-i erifin duvarna çkar. Siyah nurlu yüzünden akan terler, hüzünlü gözlerinden boalan yalarla birleir, siyah tenini kaplar. Titreyen siyah elini kulana götürür ve Medine-i Münevvere’nin son kez duyaca ezan okumaya balar. Hançeresinden çkan ezan sesi gökle yer arasnda dolar ve Medinelilerin kalbine nurdan bir name olarak girer. Her “Allahüekber” dediinde mesciddekiler cezbeye kaplarak Hz. Hasan ve Hüseyin’le birlikte alamaya balarlar. Hz. Bilâl, ezann “Ehedü enne Muhammeden Resûlullah” ksmna geldiinde gözyalar daha fazla akmaya balar ve ezan sesi birden kesilir. kinci kez okuyamadan müminlerin kucana düüp ylr. Hz. Bilâl’n ezan akn anlatmak bu abdi- âcize dümez. Bu güzel vak’ay Ahmet Cevdet Paa “Ksas- Enbiyâ ve Tevârih-i Hulefâ” adl eserinde (cilt:1, s.261) öyle anlatyor: “Hazret-i Bilâl, Mescid-i erifin sathna çkp ve vakt-i saâdette ezan verdii yerde durup: ‘Allahü Ekber! dedii gibi Medine yerinden oynad: ‘Ehedü enlâ ilâhe illallah’ dedikte Medine çalkand. ‘Ehedü enne Muhammeden Resûlullah!’ deyicek, Resûlüllah dirilmi diyerek kzlar sokaklara urad. Memleket altüst oldu. Resûlüllah’tan sonra Medine’de böyle bir alay görülmemiti. Hazret-i Bilâl’e dahi hayret geldi. Ol ezan tamam edemedi.” s.261)
“BE VAKT EZAN BE AYRI MAKAMDA” OKUNURDU
Nihat Sami Banarl’nn yazdklaryla devam edelim anlatmaya: “Türk milleti, ezan semâvî bir hitap hâlinde benimsemi; onun için büyük ve âdeta mânevî bir mimârî yaratm; göklere minâreler yükseltmi; ezan en güzel seslerle ileyerek bir dâvete dinî bir mûsikî hüviyeti vermi. Ezan, Türkler elinde alelâde bir ibâdet çar olmaktan yükselerek bir mûsikî gücü kazanm, bu dâvet kullar tarafndan deil de Tanr diyarndan yaplyormu gibi bir ilâhî ölçüsüne yükselmi ve böylece günümüz be vaktinde insan ruhlarn dünya kirlerinden ykayp temizleyen bir mânevî haz vâstas olmutur. (Edebiyat Sohbetleri, 2. Cilt, s. 47)
EZAN GÜNDE BE VAKT ’LÂ-Y KELMETULLAH’IN LÂNIDIR
Biz Müslüman Türkler, Hazret-i Peygamberimizi çok sevdiimiz gibi ezan- Muhammedî’yi de çok seven bir milletiz. Öyle bir sevgi ki bu, be vakit ezan makamlarla okumu ve okutmu. Tasavvuf ehli Ömer Turul nançer’in kitaplarnda anlatld üzere eskiden “be vakit ezan be ayr makamda” okunurdu. “Sabah ezann Dilkehâverân veya Sabâ, öle ezann Hicaz, ikindi ezann Hüseynî veya Uak, bazen de Beyatî, akam ezann mutlaka Segâh, yatsy ise Rast makamnda okumak usuldendi. Bunun sebebi de günein hareketleriyle ilgili. Günein her namaz vaktinde farkl durumlarda olmas insan ruhuna da tesir ettii için, her vakit bu ruhî durumlara uygun bir makamla okunmaya balanrd.” Bediüzzaman Hazretleri ezann diline kar çkanlar ikaz etmiti: Ezan- Muhammedî bir ilânat deildir. O divâneler bilmiyorlar. ayet öyle olsayd, her millet kendi lisanna göre 'namaza gelin' diye çarrd. Halbuki bu ezan asr- saadetten beri öyle devam ediyor. Bu i’lâ-yi kelimetullahtr. Îmann esasn günde be defa dünyaya ilân etmektedir. slâm’n eâiridir. Bu eâir, farzlar kadar ehemmiyetlidir.”(Son ahitler, Necmeddin ahiner)
“EMR- BÜLENDSN EY EZÂN-I MUHAMMEDΔ
Yahya Kemal, “Eski iirin Rüzgâryla” adl kitabnda (s.23) ezann ulvî gücüne dair yazd “Emr-i bülendsin (yüce emirsin) ey ezân- Muhammedî / Kâfî deil sadâna cihân- Muhammedî / Gök nûra gark olur nice yüzbin minareden…” msralarnn yannda “Ezansz Semtler” makâlesinde nesillerin terbiyesi bakmndan “ezan ve Kur'an seslerinin tlsml tesirine” inandn anlatr: “ili, Kadköy, Moda gibi semtlerde doan, büyüyen, oynayan Türk çocuklar milliyetlerinden tam bir derece nasib alabiliyorlar m? O semtler ki minâreler görülmez, ezanlar iitilmez, Ramazan ve kandil günleri hissedilemez. Çocuklar Müslümanln çocukluk rüyasn nasl görürler? te bu rüya, çocukluk dediimiz bu Müslüman rüyasdr ki bizi henüz bir millet hâlinde tutuyor. Bugünkü Türk babalar havas ve topra Müslümanlk rüyas ile dolu semtlerde dodular, doarken kulaklarna ezan okundu, evlerinin odalarnda namaza durmu ihtiyar nineler gördüler, mübarek günlerin akamlar bir minderin köesinden okunan Kur'an'n sesini iittiler, bir raf üzerinde duran Kitabullâh' indirdiler, küçücük elleriyle açtlar, gülya gibi bir ruh olan sar sahifelerini kokladlar. lk ders olarak besmeleyi örendiler; kandil günlerinin kandilleri yanarken, ramazanlarn, bayramlarn toplar atlrken sevindiler. Bayram namazlarna babalarnn yannda gittiler, camiler içinde afak sökerken Tekbir'i dinlediler, dînin böyle bir merhalesinden geçtiler, hayata girdiler. Türk oldular. Fakat fazla medenîleen üst tabakann çocuklar, ezansz yeni semtlerde alafranga terbiye ile yetiirken Türk çocuklarnn en güzel rüyasn göremiyorlar...” (Aziz stanbul, s.126)
“VE TEKRAR UYUYAYIM VE KALKAYIM EZANLA”
Göklerin ve yerlerin ulvî sesi ezann hayatmz ve ruhumuzdaki yerini üstad Necip Fâzl msralara çekmi. “Ölürken ayn âhenk, salâ sesinden szan / Kulama doduum günde okunan ezan” ve “Ve tekrar uyuyaym ve kalkaym ezanla / Yaaya dursun insan, hayat dedii zanla” msralaryla ezann rûhuna verdii gücü vecde geçerek anlatr. Ahmet Haim “Allahü Ekber” adl iirinde ezan sesinin ulvîliine meftun olduunu msralarla dile getirmi: “O srada doruluk yolunun , ilahî ses / (…) Bütün dünya güzellikleri gözümden uzaklar / ükredici secdelerle bu dünyadan ayrlrm!..” Haim'in, “Müslüman Saati” dedii ezanî saatti. Vaktimiz ezanlara göre ayarlanmt. Gün ezanla balar yine ezanla biterdi.
“EZAN LÂHÎ BR STKLÂL MARIDIR”
“Ezan ilâhî bir istiklâl mardr” diyor Sezai Karakoç “ehrin en yüce yerinde” balkl yazsnda. “Kâinat, aslm bir adamsa, ezan onu daraacndan indirir; mermerleri kararm bir tapnaksa, bembeyaz ve prl prl yapar, bir nefesle. (…) Tutsaklarn balar çözülür, kurtulurlar; zulüm ölür. Önünüzde açlan vadileri görürsünüz. Kaçan günahkârlar, Allah’n rahmetine snan mü’minleri müthi bir k içinde yakalarsnz” sözleriyle ezan ilâhî kurtuluun çars olarak târif ediyor. (slâm, s.47) Batllamann ve modernizmin ifsadna urayp ezann ulvî çarsn anlamayanlara Arif Nihat Asya’nn “Seccaden kumlard / Devirlerden, diyarlardan / Gelip göklerde buluan / Ezanlarn vard!” msralaryla balayp ezan uuru ve sevgisini alamak millî bir vazifedir. Mütefekkir Nurettin Topçu’nun sözüyle, evlerimiz ezan sesleriyle dolsun, yüzümüz bu ilâhî sesle nurlansn kyamete kadar.
Yazar: Ahmet Doðan Ýlbey |
07-10-22 |
||
| E mail: yenisoz.com.tr | Tweet | ||