
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 668 |
Saltanat ve Monari taraftar deiliz. Millet deerlerimizle uyuan millî bir Cumhuriyet sisteminden yanayz elbet. Kemalist ideolojisinin Türkiye’ye dar gelmeye balad u günlerde Atatürkçü Cumhuriyet rejiminin Müslüman Türk milletinin temel deerleriyle uyumadn anlamak için Türkçenin hasbî müdafîi D. Mehmet Doan’n Kemalist Cumhuriyet târihinin surlarnda gedik açan, Millî Mücadele’ye dair resmî tarih bilgileri yerine gerçeini anlatan “Malûbiyet deolojisinin Sonu” (Yazar Yaynlar) adl kitabna müracaat etmek lâzm.
Kemalist eflerin Millî Mücadele’de dâva arkada olduklar, fakat kurulacak olan Cumhuriyetin ilkelerinde anlaamadklar Kâzm Karabekir gibi bâz paalar mertçe olmayan usûllerle tasfiye edileri, stiklâl Sava’nn açkla kavuturulmayan yönleri, Fransa tarz laikçi ve pozitivist cumhuriyetin ilân ettiriliinde bata ngiltere olmak üzere d basklar, Türk milletinin irfann özünden koparan zorba “devrimlerin” karanlk yüzleri “Malubiyet deolojisinin Sonu” nda belgelerle anlatlmaktadr.
MLLET OLMAYAN CUMHURYET
Kemalist Tek Parti eflerinin Halk Frkas’yla balayan “Halksz Cumhuriyeti” nasl yerletirmeye çaltklarn, “Türklük” ve “kimlik” üzerinde yaplan içi boaltlm târiflerin Müslüman Türk milletinin deerlerinden ne kadar uzak “kurgusal” târifler olduunu, Cumhuriyet seçkinlerinin milletsiz ulusçu bir rejim araylarn, stiklâl Harbi’nin Hint ve Pakistan Müslümanlarnn nakdî ve diplomatik destekleriyle nasl baaryla neticelendiini resmî târih sansürüne tâbi olmadan yazyor bu kitap.
M. Kemal’in bakanlnda ilk Meclisin açlnn özellikle Cuma gününe getirildiini, hatm-i erifler, Buharî-i erifler okutulduunu, Hac Bayrâm- Velî Câmiinde M. Kemal’in de olduu bir cemaatle cuma namaz klndn, câmiden sonra önde dinî semboller tayan ulemadan kiiler olmak üzere Meclis binasna gidildiini, M. Kemal’le vekillerin hilafetin, vatann ve milletin istiklâlinden baka maksat gütmeyeceklerine yemin ettiklerini bu kitaptan etrafl bir ekilde öreniyoruz.
LK MECLS’TE “MLLET M?” “ULUS MU?” TARTIMALARI
“Kimlik Deitirme nklâb” balkl yaz küllenmi kimlik yaramza neter vuruyor. Türklüün Müslümanlkla ayn mânaya geldii hakikati göz ard edilerek, slâm mâzisiyle zihnî irtibat koparlm ve laikletirilmi bir Türk kimlii dayatmas hâlâ açkla kavumam bir mesele… lk Meclis’te “millet mi?”, yoksa Fransz meneli “laik ulus mu?” tartmalar balar. Kemalistlerin “ulus” fikri tepeden inme bir ekilde resmî kavram olarak yürürlüe girer.
“M. KEMAL DEVLET KURUCUSU MU, CUMHURYET KURUCUSU MU?”
Devlet ayr, cumhuriyet ayr bir kavram. Devlet olmadan cumhuriyet olmaz. Kemalist solcu ve sac seküler milliyetçi cenahn hiç yanamad bir mevzu olan “M. Kemal devlet kurucusu mu, yoksa cumhuriyet kurucusu mu?” meselesine ilk kez bu kitap temas ediyor. Ve anlyoruz ki M. Kemal devlet kurucusu deil, Osmanl Devleti bakayas olan laikçi ve pozitivist bir cumhuriyet rejiminin kurucusudur. M. Kemal’in “kurtarc”, Vahdettin’in “hain” edilmesinin ideolojik arka plânn sarahatle gün na çkaryor ad geçen kitap. Yakn tarihin hakikatlerini cesur bir ekilde ileyen kitabn Kemalist rejimin çekmeye cesaret edilememi çivilerinin çekilebilecei uurunu da verdiini belirtelim.
KURTULU SAVAI MI, MLLÎ MÜCADELE M?
“Millî Mücadele, Çlgn Türklerin deil, gâzi ve ehit Türklerin sava” dr diyen ve Kemalist târih ezberlerimizi bozan kitaptan hülâsa ettiimiz aadaki satrlar resmî tarihin temel kavramlar ve hâdiseleri zihinlerimize hiç de doru yerletirmediini anlatyor: “1919-1923 aras dönem zamannda Millî Mücadele, Millî Mücahede, Millî Cidâl ve stiklâl Harbi gibi isimlerle anlmtr. Sonradan bu isimlendirmeler bir kenara braklarak Kurtulu Sava adlandrmas öne çkarlmtr.” Atatürkçü resmî târihin zihinlerimize yanl naklettii kavram ve isimlendirmeler o kadar çok ki:
“KURTULU SAVAI” DEL, “STKLÂL SAVAI’DIR”
“Türkiye’nin 1918-1922 dönemi, ‘kurtulu sava’ olarak adlandrlabilir mi? Sömürgeletirilmi ülkelere mahsus bu tarz bir mücadele veya sava Türkiye’de cereyan etmi midir? 1918’den sonra Türkiye sömürgeletirilmemi; fakat müstakillii zedelenecek ekilde müdahalelere maruz kalmtr. Bu yüzden stiklâl Harbi adlandrmas doru bulunabilir. Müstakil olmak için yürütülen bu mücadele, Türkçe bakmndan kusurlu, uydurma bamszlk kelimesi ile ifade edilmek istenirse, ‘Bamszlk Sava’ da denilebilir. Fakat Kurtulu Sava deyimi gerçee tekabül eden bir adlandrma deildir.”
“HER EYN CUMHURYET’LE BALADII TEZ”
Ad geçen kitabn “Cehaleti Tahsil Etmek” baln tayan yaz “Her eyin Cumhuriyet’le balamadn” ispat ediyor. Cumhuriyetçi aydnlar bir nas gibi inandklar Kemalizm’i Cumhuriyetle ayn görmenin cehaleti içindedirler. Cumhuriyet, M. Kemal Paa olmasayd bile, Millî Mücadele’nin öncüleri olan birçok paann ve Mehmed Âkif, Hüseyin Avni Ula, Ali ükrü Bey gibi münevverann fikriydi ve muhtevas farklyd. Yâni Cumhuriyeti yalnzca M. Kemal düünmü deildir. Her güzel ve erdemli hareketin Cumhuriyetle balamad gibi, Cumhuriyetin erdemli olan da illa ki Kemalist önderlerin kurduu Cumhuriyet deildir. nklâp Târihi Dersleri’nin kurban olan en az üç neslin zihnî selâmeti için u satrlar donmu idrakleri açc fikirler veriyor:
“Her eyin Cumhuriyet’le (...) balad tezi, yeni olmamakla beraber, tek parti iktidarnn ve rejiminin hayli uzakta kald 21. yüzylda öne sürülmesi bir ça yanlmas (anakronizm) tesiri uyandryor. Türkiye’nin gündemine bir emekli subay derneinin yöneticisinin beyanat olarak giren, her eyin Cumhuriyet’le balad, hatta ordunun Cumhuriyet’le kurulduu görüü fazla tartlmadan unutulup gitti. Bu primitif, mantktan, muhakemeden, akl ilkelerinin snamasndan yoksun görülerin zaman zaman ortaya çkmas, inanç düzleminde, dogmatik bir tarzda savunulmas, her eyden önce Türkiye’nin yakn tarihinin çok az veya hiç bilinmemesinden kaynaklanmaktadr. Ne yazk ki bu bilmeme, yani cehalet de tahsil ile elde edilmektedir! Bugünkü öretim sisteminin belkemii olan ideolojikletirme, câhilletirmeyi sistemli hâle getirmektedir. Türkiye’de ilköretimden yükseköretimin sonuna kadar okutulan inklâp tarihi dersleri, kapsad dönemin gerçek anlamda bilinmesi yerine, hurafevî bir ekilde öretilerek bilinmemesini salyor. Bu yüzden, çok yüksek bürokratik ve hattâ ilmî mevkilere yükselmi kiiler dahi böylesine câhilane görüler ortaya atabiliyor.”
Kemalist târih tezinin yalanlarnn en mehurlarndan olan “Bandrma Vapuru” ve M. Kemal’in Samsun’a kendi bana çkmas yalanlarn Atatürkçü güruh hâlen söylemeye devam ettii aikâr. Bu fahi çarptma hakknda ad geçen kitap yüreimizi soutuyor: “Mustafa Kemal Paa’nn srf kendi kararyla Samsun’a çkt veya padiah kandrarak –atlatarak Anadolu’ya geçtii, ngilizlerin durumdan haberdar olmad, olsa engel olaca gibi ucuzundan kovalamacal ‘Bandrma Vapuru’ senaryolar gerçekmiçesine piyasa sürülmütür.” Hülâsa olarak; bu hâdise bütünüyle yalan ve ideolojik bir kurmaca. M. Kemal, Vahdettin’le görümü, onun ahbapln kazanm. Ona, “kullar Mustafa imzas ile bal olduunu” bildiren birkaç mektubu mevcut.
“TÜRKLÜK SADECE ETNK BR ADYET M?”
Yllardr çeitli fikir gruplarnca tartlan “Türklük Sadece Etnik Bir Aidiyet mi?” sorusunun cevabn yerli yerince verilmi deildir. Birkaç istisna fikir adam dnda, Türklüe dair yaplan târifler seküler ve eklektikti. Atatürkçü güruhun “ulusalclk” altnda dayatt sun’î bir Türklük târifinin bâz milliyetçi çevrelerde hâlâ esas alnmas vahimdir. Bu meselenin vuzuha kavumu târifini ad geçen kitap da tam mânasyla yapm: “Türklük, sadece etnik bir aidiyet olsayd, onu modern bir sentetik millî kimlie dönütürmek mümkün olabilirdi. Oysa Türklük, sadece etnik aidiyet deildir. Tarih boyunca çeitli corafyalardan geçip gelmi, Anadolu’dan batya yönelmi; fakat son asrda, olaylarn sevkiyle dalga dalga göçlerle tekrar ana topraklarda cem olmu bir topluluun kimliini etnik tanmlamalarla oluturmak imkânszdr. Bir Türk, birçok ey olabilir; fakat bunlar onun Müslümanln ortadan kaldrmaz. Aidiyet unsurlar içinde esas olan Müslümanlktr. Müslüman olmayan veya Müslümanla kar olan bir Türk ve Türkiyeli kimliinin olumasnn ve genelleerek yerleme ansnn olmadn, Cumhuriyet’ten seksen küsur yl sonra daha iyi görebiliyoruz. Cumhuriyet’in ilk döneminde açkça bir kimlik deitirme program uygulanmtr. Dini dlayan bu deiim projesi, öncelikle dinin alann daraltmtr. Dîni, devletle birlikte düünmeye alm ve ‘dîn ü devlet’, mülk ü millet’ ibaresini iarlatrm olan Türkler, dinle devletin ayrlmasndan sonra da dar bir kesim hâriç, dinden uzaklamadlar...”
KEMALST CUMHURYET ORGANK MLLET VARLIINI YOK SAYDI
çinde yaadmz Atatürkçü Cumhuriyetle ilgili meselelerin ahdamarna parmak basan “Malûbiyet deolojisi Son Perdeyi Oynuyor” bal altnda yazlanlar Kemalist rejiminin bize ayar olan “niteliklerini” bir kez daha ortaya çkaryor: “Türkiye’nin 1990 sonrasnda yaadklar, eski kabullerin yprandn ve hatta çürüdüünü; bu sebeple yeni ve köklü toplumsal kabuller üzerine bir yap oluturmak gerektiini açkça ortaya koymaktadr. (...) Türkiye’nin binlerce yl içinde olumu tabiî / organik millet varln yok saymak, halkn yazya geçirilmese de zihninde, uur altnda duran meruiyet temellerini reddetmek, günümüzde tam bir malubiyet ideolojisinin mümkün olabilecek en iyi ideoloji olduu, hatta gerçek galibiyet ideolojisi olduu yönündeki fikirler sistematik eitim programlaryla, yaynlarla ve onlar destekleyen ritüeller yoluyla tebli ve telkin edilmektedir.”
KEMALST CUMHURYETN SONU MU?
Askerî ve sivil Kemalist bürokrasinin “derin” imkânlar, Antkabir törenlerinin sürmesi, Atatürkçü nklâp Tarihi kitaplarnn varl, Anayasa’nn bâz maddelerinin dokunulmazl göz önüne alndnda Kemalist Cumhuriyetin sonunun gelip gelmediini kestirmek zor. “Malûbiyet deolojisi” olduunu kavramak bile önemli bir merhale… uurumuzu artran bu kitabn yazarnn u ifadelerini ufukta fecir prltlar olarak okumak gerek:
“Malûbiyet ideolojisinin sonu, bir anlamda Türkiye’nin yakn tarihini doru okuma klavuzu mahiyetinde bir kitap. Tarihsizletirilmi bir halkn kimlik ve aidiyet araynn seyir defteri bir yönüyle de. Resmî tanmlamalarn temelsizlikleri ve bu temelsizlikten kaynaklanan yetersizlikleri derin bir kimlik bunalm meydana getiriyor. Aidiyetle meruiyet arasndaki açklk hiçbir ülkede Türkiye ölçüsünde deildir. 20. yüzyln bandaki artlarn dayatt kavramlatrmalarla 21. yüzyln dünyasnda ayakta kalmann imkân yoktur. Bu yüzden, günümüzde sava sonras ideolojisi ancak skolastik düzeyde savunulabiliyor. Onu da içinde barndran malûbiyet ideolojisi ise artk Türkiye için tasarlanm sava sonras ideolojisini destekleyecek güçten mahrumdur. Esasnda bu korkulacak bir durum deil. Her son bir balangç müjdeler. Ayaa kalkmann, kendi ayaklar üzerinde durmann tam zamandr.”
Yazar: Ahmet Doðan Ýlbey |
07-11-22 |
||
| E mail: yenisoz.com.tr | Tweet | ||