HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / DÝL KALESÝ
Okunma Says: 575
Yazar: Sait Baþer
TÖRE'NÝN DÝLÝ OLARAK TÜRKÇE

Çe/ça (ce/ca) eki, Türkçe isim ve fiillere geldiinde, eklendii isimse o ismin sâhibini yanstmak, fiilse o fiilin içinde bulunmak anlamn veriyor. Bâzen uzun laf sarfndan skldmz vakit, hani divan edebiyatmzdaki msra- bercesteler gibi, bütün zihnî ve hissî hamûlemizi yanstacak kestirme ifâdeler ararz ya! Kutlu Türkçemiz, neresinden tutsanz, özündeki olaanüstü muhâkemenin ürünü olan unsurlaryla, anlam toplayp yanstma süreçlerini tanyan birini büyülemeye yeter. Hangi ecdat nasl bir bakla bu eki icad etmi ve insan topluluklarnn yarattklar lisanlara, o toplumun adn eklemek suretiyle ad yapm, bilmiyorum. Lâkin bu -ce ve -çe ekleri üzerinden bakarak ngiliz-ce’nin ngiliz, Rus-ca’nn Rus, Arap-ça’nn Arap, Fars’ça’nn Fars, Japon-ca-nn Japon, Alman-ca’nn Alman, talyan-ca’nn talyan… toplumlarnn büyük tarihî hikâyelerini, muhayyilelerini, korkularn, özlemlerini, ihtiyaçlarn, terbiye ve terbiyesizliklerini, düünce ve inançlarn, felsefelerini, topluca yansttn, o toplumun aynas olduunu bu “çe” ekiyle özetlemiler.

            Türk-çe!

            Türkçe de dier dünya toplumlarnn dillerinin onlara ayna tutmas gibi bizim toplumumuzun aynas. Bütün geçmii her yönüyle içinde barndrrken edebiyattan sanatlara, felsefeden teknolojiye gelecein bütün ihtimallerini de içinde barndrmaktadr. Türkçeye nâfiz baklarla bakabilseydik toplumun muhtemel gelecek hikâyesini de orada bulabilirdik. Geçmite, nasl kendisine “Ho geldin,” diyene, “Ho bulduk,” diyerek çoul cevap veren öznenin yerini “Ho buldum,” diyen bir öznellik mi alyor? O hâlde toplumun geleceinde, geçmiindeki cem uuru yerine daha ben merkezli bir öznel yaklamn alacan, daha çkar temelli bir varlk algs, toplumsallktan bireysellie yürüyen bir toplumsal model olumakta olduunu düünebilirsiniz.  Dierkâmln temellendirdii “kurban” ve “ehâdet” temelli bütüncüllük düzleminde bir hikmete dayanan kültürün yerini, giderek öznellii öne çkaran çoklu bir anlayn almakta olduunu görebilirsiniz meselâ.

            Hareket ve deiimin mutlak olduu bir âlemde yayoruz.

Fizik ilmi bu derece ilerlememiken bilhassa yerleik hayat modellerine tâbî toplumlarda duraanlk, hareketsizlik, tam bir sükûnet mümkünmü gibi görüle gelmekteydi. O mümkün görü balamnda bir hayat telakkîsi, bir yaama modeli, bir siyasî model, bir din, felsefe oluturma çabalarn, ilgili toplumlar takip edersek görebiliriz. Sosyal snflarn kalc hâle gelmesi, sâbit mâbetler, tapnaklar, kudret ve ebediyetin sembolü olan ta ve mermer mimarî, siyasî oluumlarn ebedî sfatlar almalar, dinlerin vaadlerinde ebedî ahiret tasvirleri vs. derken (Yerleik hayat bir tercih midir, bir mecburiyet mi, yoksa kolayclk m? Hangisini seçersek seçelim sonuç deimiyor.) yerleik hayat, duraan statüler üretmektedir.

            Türkçeyi konuan toplumlara bakalm. Kültürün nüvesi, Asya bozkrlarnda ekillenmi görünüyor.

Sonsuz bozkrlar!

Hayat mümkün klan geçim kaynaklar ise at ve koyun.

Bütün toplum süvari. Bu yönüyle dünyada yegâne.

Kendi kol ve beden gücüne, atn gücünü ekleme hüneri. Bu ufak tefek bozkr adam, atn gücü, dayankll ve hzyla bütünleerek bir “Süpermen” hâline gelmektedir. Dier dünya toplumlarnn bu tipi ne kadar gbtâ ile ve özenerek izledikleri Bat dillerindeki “övalye (atl)” kavramnda tespit edilebilir. Bu ufak tefek adam, atn üstünde sâdece hayvann gücünü gücüne katarak büyümemektedir. Hareket hâlindedir ve her an istikamet belirlemek mecburiyetindedir.

Karar vermek!

Karar, bir hedef gerektirmektedir, istikamet gerektirmektedir, üstünde oturduu hayvann zaaf ve imkânlarn gözetmeyi gerektirmektedir. Yani srf kendi nefsi adna davranamaz. Yani bir atl, hareket esnasnda zihnini iptal edemez. Zihninin uyank kalmas arttr. Ama bu zihin, hareketin içinde yürüyen bir zihindir. Ütopik hayallere de kendini kaptramaz. Gerçein ve hareketin içinde yürüyen bir zihindir. Dahas asl ii at sürülerini sevk ve idare etmek olduundan, ayn zamanda örgütlü harekete ayarl bir zihindir. Kendisini, binitini, örgütündeki arkadalarn, sürünün ihtiyaçlarn, kar karya gelebilecei tehlikeleri, bir tehlikeye maruz kaldnda bizzat ve örgütüyle birlikte nasl davranacan vs. vs. deerlendiren bir zihindir. Hareket ve gerçein içinde yürüyen öznemiz, tabiî zorluklara kar ibirliine mukabil, belli bir özgürlük tecrübesi içindedir. Bu bir süvari özgürlüüdür. Ferdîdir. Ne köle edinmeye ne de kölelemeye uygun bir modeldir. Ne ahsî deerlerini öldüren bir toplumsalla, snflamaya, kölelie müsaittir ne de çevresindeki kalabalk yerleik toplumlara kar varln koruyabilmek adna örgütlü hareketin gücünden vazgeçebilmektedir. Ne bütünlüü ne ferdiyeti fedâ etmeden kurduu bir denge hayat söz konusudur.

            Denge, Türk topluluklarnn (Veya buna atl topluluklarn diyelim.) en olmazsa olmaz ana deeri, merkez deeri olarak karmza çkyor. Dengeyi ikili veyâ zt yaplar arasnda kurulmu bir itidal imkân olarak görmek yanl olmaz. Dengeyi adaletin ontolojik kökü olarak görmek de yanl olmaz. Dengeyi bir terazinin kefeleri gibi deil, bir eik çizgisi gibi veya bir istikamet hatt gibi görmek de yanl olmaz. “Ne o ne bu, hem o hem bu,” ifâdesi, bizim kültür tarihimizde farkl kalplarla karmza çkar. “Ne var, ne yok”tur. Varla yok arasnda kurduu dengeden kaynaklanr. Yok’a boluk gözüyle bakmaz. Varn daha yo(k)un hâli olarak bakar. Fizikle metafizik arasndaki dengeyi böyle kurar. Ruhla beden arasndaki dengeyi böyle kurar. Tanr’ya dâir idrâkinde, Arap dünyasndan intikal eden (Zat-sfat ilikisinin nitelii ile ilgili.) bir ithal probleme, zat sfat ilikisine, ayrlk ve gayrlk ztlklarna göre bir tarif getirmek yerine, “Ne ayr ne gayr, hem ayn hem ayr,” diyerek gene adâlet tahtnda durur.

Gün gelip eyyam geçtikten ve bozkrlardan batya doru yürüyüe geçtikten sonra; Arap, Fars ve Rum üçgenine girdikten itibaren, yerleik müesseselere balandktan sonra, bu defa da bu muhâkemeyi sk sk zâhirden bâtna, bâtndan zâhire bakmay tevik ederek uyarma ihtiyâc duyar. Bu dikkatin örneklerini Ahîlik ilkelerinde görürsünüz, Tekke uygulamalarnda görürsünüz…

            Hiyerarinin en kat olduu askerî düzende dahî en alt rütbe olan erlik, ayn zamanda en üst rütbe saylr ve esâsn omuzlardaki rütbe iâretlerinde deil, yürekte olduunu vurgulamaktan vazgeçilmez ve hiyerarinin snf hâline gelmesine asla izin verilmez.

            “At ve atl” diyorduk! Buna “Çoban ve kurt”, “Liderlik ve itaat”, “Öznellik ve toplumsallk” ikilemelerini de eklemeli. Bendeniz “Tanr” kelimesine yani eski telaffuzuyla “Tengri” kelimesini bir zuhuru kesilmemezlik, bir sürekli dou hâli, bir daimî tecellî, bir hayat srr olarak mütalaa ediyorum. Hâlâ “Tan yeri” deyiimizdeki, günein doduu yer anlamlandrmas bu fikrin bize kadar erien bir uzants gibi görünüyor. Bu sürekli dou, fizik düzlemde yaamakta olan insann, âlemin hakîkatine dâir ulat bir hedef kavramdr. Tanr kelimesi Türk lehçelerinin hepsinde var ve hepsinde ayn anlamda kullanlyor. Aynen “Gönül” kelimesi gibi. Âlemde Tanr, insanda gönül. Âlemin var oluu bir büyük kudretin sürekli dou artna tâbî iken, insann var oluu da bir sürekli duyu ve düünü kaynann canllnda sakl.

***

            Tabii Türkçe üzerine konumaya baladmz vakit, 1970’lerden beri, tartmalarn içine dütüü bir takm ezber güzergâhlar var: Türk Dil Kurumu’nun uydurmacl, Türkçenin urad Arapça istilas, Farsçann edebiyatmzdaki hâkimiyeti, son dönemde Bat dillerine özentinin sonuçlar, bir zamanlar Arapça eitime itiraz etmemize mukabil ayn itiraz sahiplerinin Bat dilleriyle eitimi itirazsz benimseyileri ve tevikleri, internet Türkçesi konusu, plaza Türkçesi konusu vs.

Bunlar Türkçe üzerine konuulmaya baland m paçamz kurtaramadmz tartma kulvarlar. Bunlarn taraftarlar var. Taraftarlk esas îtibâryle deolojiktir. Ne demek ideolojik? Bir anlay seviyesine göre slamc-Arapç-Batc, bir anlaya göre slâmî-Materyalist, bir anlaya göre tevhidçi-dindar-Türkçü-materyalist-evrenselci-modern...

deolojileri, ontolojik köklerini ihmal ederek bir ezbere indirgemek, bizi yanltyor. Bir marksistin öztürkçecilii, nasl gerçekte Türkçeyi merkeze almak yerine materyalizmi yerletirme hedefine hizmet etmekteyse, bir müceddidînin Türkçeçilii de Arap düalizmini Türk toplumuna giydirme ve elde ettii ezberci topluma hükmetme hedefine hizmet ediyor. kisinde de asl hedef, Türkçeyi saaltmak ve yolunu açmak deil. Dier cereyanlara da benzer perspektifle benzer tehisler konulabilir.  Sadede gelecek olursak, asl dert ideolojik bile deil, ontolojiktir. 

            Arkadalar, konuya daha derin bir bakla bakmak zorundayz!

Türkçenin bana gelenler çok konuuldu ve yazld. Mesele çok defâ bir kelime hazinesi konusuna indirgenerek görüldü. Bir ar Türkçeye ulama meselesi imi gibi görüldü, bir slam dünyasndan kopu meselesi veyâ imkân olarak görüldü. Bir Tevhid öretisini dilden ayklama operasyonu olarak görüldü. Bat sömürgeciliine uygun toplum yaratma projesinin bir aya olarak görüldü… Bunlara dair de epeyce konutuk.

Sanyorum daha yukar bir yerden bakmak zaman geldi. Türkçe konusu, filolojinin dar çerçevelerinde mi konuulacak? Bunca ek ve kök hareket imkânlaryla, fizik âlemin hareket ilkesine intibâkyla, Latin-Arap ve Fars dillerinin ortasnda bir medeniyet yaratma gücüyle bu dil, “Türk” dediiniz insann ürettii bir dildir. O Türk her kim ise, onun niteliklerini, muhakemesini, hayat telakkîsini, fizik-metafizik algsn, devam ve beka ihtiyacn ihmal ederek Türkçeye dâir son mütâlâay beyan edemeyiz. Türkçeyi savunmay uydurukça bir öztürkçe icad edip kullanmak sananlar da var, açk uuru kaybolmu 18. 19. Yüzyl Osmanl metinlerini topluma yeniden ezberletmek sananlar da.

Evet, gene “denge” kavramna muhtacz.

“Türk kimdir?” sorusunun en açk cevabn bulmadan “Türk-çe nedir?” konusunu tartmak, toplumu bir demogoji bataklnda çürütüyor.

            Evet, Türk kimdir?

Çinli Bilge Tonyukuk mudur, neredeyse her kuakta komu kavimlerden kz alp vererek etnik sâfiyetten uzaklaan hanedanlar mdr, Farisî Nizamü’l-Mülk müdür, hattâ eyh Galip’te gördüümüz Hz. Muhammed midir, Abaza Hüseyin Paa örneinde gördüümüz Abhazlar mdr, Çerkes Ethem türü Çerkesler midir, Hrvat Sokullular mdr, Rum Mehmet Paa benzeri Rumlar mdr, emseddin Sami türü Arnavutlar mdr, Nazm Hikmet gibi Polonya aslllar mdr, Sait Nursî, Halid-i Badadî türü Kürtler midir vs. vs…

Türk kimdir? Hangi öz veyâ ana muhtevâ sebebiyle bütün bu ilikilere ramen, nitelik ve içeriini devam ettirebilmektedir? Tarihine bakacak olursak Çinlilerle, Ruslarla, Araplarla, Farisîlerle, Romallarla hiç de küçümsenemeyecek asrlar süren ilikiler ve alveriler yapm bir kültürden bahsediyoruz. Kâh Bizans ordusunda lejyoner, kâh Msr’da Kölemen, kah Baltklar’da Viking klna bürünmü bir kitle bu. Yüzlerce yl hâkim unsur olsa bile, bilhassa son dönemde Rumeli corafyasnda bir türlü, SSCB ve Rusya corafyasnda bir türlü, Çin corafyasnda bir türlü, ran corafyasnda bir türlü, Arap illerinde bir türlü esarete de dümü ve Türkçesi zaman zaman kaybolmu, çok defa kan kaybndan takatini kaybetmi durumda. Hareket ve fizik realiteyle bark olmakln ürünü orijinal ontolojisi ve metafizii bu tablonun birçok yerinde müphemlemi, zaman zaman tükenmi. Ama bugün Türkiye yakn tarihin felaketli artlarndan syrldkça, bütün bu dünya tekrar görü ufkumuza girer olmu.

            Bir zamanlar biz latin alfabesine geçince alfabelerini bize uydurmaya çalan Asyal Türk guruplarna Sovyetler’in Kril alfabesi esasl özel alfabeler benimsettiini hatrlatalm. Gayeleri, dil üzerinden bu guruplarn birlik ve bütünlük tablosunu görmelerini engellemekti. Onlarn dümanca niyetlerle yaptklarn bu defa biz hasarl idraklerimizle mi yapacaz? Marksist jargon’un ideolojisine aykrln bile bile, olanca fikrî çarpkl göze alarak “öztürkçe” dedii ey, Türklüe ne Dou ne Bat kanadnda gerçek bir bütünleme imkân vermez, vermiyor. Bilakis anlama köprülerimizi berheva ediyor. Müceddidî yaklamn Türkçesi ise bütün bu dünyada yeni kuakla irtibatn kopmasna yol açyor. Belki karamsar bir tablo çizmiiz gibi görülebilir. Ama bu kültürün kalbinde hayat ve beka srr diyebileceimiz bir irfan var ve o irfan, derdi derman bilen bir arka plana sahip. Burada da bir denge hatt ve yeni bir srat müstakim inas gerekmiyor mu?

            Evet, Türk kimdir? Biz bu konuyu vaktiyle Türk Ocaklar genel merkezi tarafndan Ayvaz Gökdemir armaan olarak hazrlanan Türk Kimlii adl esere yazdmz “Türk nanma ve Anlama Modeline Dair” balkl uzunca makalemizde ortaya koymaya çalmtk. Ona ilaveten belirtelim ki Türklük bütün bu kültürel faaliyet ve etkileimlerden evvel, “Töreli Olmaklk”tr. Türk’ün hikâyesi, dost düman binlerce yllk tarihi yazan tarihçilerce ortaya kondu. Bu uzun tarihin öznesi olarak Türk kavramn bir soy adam gibi alglamak mümkün. Tabiatyla o perspektiften yazlm bir kütüphanemiz de var. Ancak kavram muhtevâs itibaryle Türklük bir soy ad etrafnda konuulamaz. Bizim ilavemiz udur: Türk’ü ve Türklüü belirleyen kültürel nüve, Töre’dir ve Töre insanlara bir ayrt edici nitelik olarak soy perspektifinden bakmaz. Yusuf Has Hâcib’in apaçk ortaya koyduu Töre bilgimize göre, bu bir inanma anlama modeli balamnda, ahlâkî ve aklî tutumdur. Dahas Töre-Türk ilikisi unutulmadan Türkçeye bakacak olursak, bu yaznn ilk cümlelerine tekrar bakmak gerekir. Türkçe, evet Türk’ün aynasdr. Ama Türk’ün Töre’den gelen nitelii sebebiyle de Türkçeye Töre’nin dilidir demek zorundayz.

            O hâlde anlamamz gereken kilit kavram “Türk” kavramndan evvel “Töre” kavramdr.

O hâlde Töre nedir?

            Töre’nin neliini ve niteliini gerek “Kutadgu Bilig’de Kut ve Töre” ve gerek “Töre’nin Türkü, Türk’ün Müslümanl” adl kitaplarmzda hayli etrafl konutuk. Çok özetin özeti bir ifâdeyle diyelim ki:

O kesintisiz zuhur hâlinde olan (Tanr), tecellisi kesilmeyenin, o sürekli douu “Türeyi”tir. Türeyiin fiziki ve beerî düzlemdeki hikemî sistematii “Töre”dir.  O hikemî açklamann insan “Türk”tür. Türk her an benine kar feragat düzleminde anlama ve o anlamann ahlâk mûcibince yaama ihtiyâcndadr. Kiilik temelli, bilgelie erime derdinde bir insanlk hedefine baldr. Fizik gerçeklikle, metafizik ihtiyaçlarnn cevab dengede olan adamdr. Köleci deildir, snflamaya muhaliftir, çevredeki snfl, köleci yaplarn tahakkümünden kurtulma adna Töre’si ancak “Devlet” eliyle yürür.

Devlet bir ortak kimlik oluumunu kaçnlmaz klar. Ama kimliine kiiliini feda etmez. Orada da kimlikle kiilik arasnda bir denge söz konusudur.  Nasl varlkla yokluk arasnda bir denge kurduysa, kulluk ile Tanrsallk (kutluluk) dengesini diri tutuyorsa…

Töre, varln kökünü/ontolojik meneini Kök Tanr’da bulur. Varlkta da Kök-Tanr’y görür. Türkçeyi tam da bu noktay merkeze alarak yeniden anlamay denemeliyiz. Türkçenin semantik yaps, o merkeze göre genilemektedir. Evet, diyelim ki 7., 8. yüzyllarn Türkçesi bugünküne göre daha ar bir Türkçe olabilir. Ama o dilin iç muhâkemesindeki Tevhidi türeyi sistematii Çince, Rusça, Arapça, Farsça, Rumca, Ermenice gibi dillerle alveri yaparken de anlamlandrmaya çounlukla kendi damgasn vurmutur. Töre’nin özgün ontolojisi kaybolmadkça, Türkçe bu ilikilerden dolay sakatlanmyor. Problem Türkçenin farkl kültürlerle temas deildir. Hangi artlarda alveriin gerçekletii ve hangi ontolojiye balyken bu ilemin gerçekletiiyle ilgilidir. Ontolojisini kaybetmeden alrken sknt olmuyor, ancak ontolojik muhâkemesi zaaftayken, kontrolünü kaybettiinde sadece kelime almyor, rakip medeniyetlerin ontolojilerine de esir düüyor.

            Türkçeye bakarken bir siyah beyaz mantyla bakmak, ideolojik artlanmalarla hoyratça müdahalelerde bulunmak hatâsn brakmak zorundayz. Aksi hâlde bir beyin cerrahnn yapmas gereken ii kurban bayramlarndaki acemi kasaplara yaptrmak gibi bir yere düüyoruz vesselam.

*

Karabatak 64. Say, Eylül-Ekim 2022

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Sait Baþer
30-01-23
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
TÖRE'NÝN DÝLÝ OLARAK TÜRKÇE
Online Kii: 29
Bu Gn: 739 || Bu Ay: 5.831 || Toplam Ziyareti: 2.928.945 || Toplam Tklanma: 58.614.869