HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / PORTRELER
Okunma Says: 799
Yazar: Seyfettin Albayram
AHMET ABÝ (Ahmet Doðan Ýlbey'in ardýndan)
Ahmet Doan lbey
 
Yl 1989,tayinim Sarkam’tan Kahramanmara’a çkmt. Sarkam’n bir köyünde öretmenlik yapan bir arkadam; hocam Kahramanmara’ta “maara” diye bir yer var, oray mutlaka bul. Sen okumay seviyorsun, senin aradn tipler orada var, demiti.
 Mara’a gelip yerletikten sonra ilk iim “maara” y aramak olmutu. Araya araya Ulu Cami’nin arkasnda bir fotorafçy bulmutum. Merdivenle mahzen gibi bir yere girdim. Gerçekten de maaraya benziyordu. Fotorafç Mehmet abi beni güler yüzle karlad, çay verdi. Derin bir iç çekerek; evet buras “maara” idi , dedi. “Daldlar hocam, gelmez oldular.” Yüreim cz etti. Ne büyük beklentilerim vard oysa, fikir konuacaktm, yeni fikirler örenecektim. çim içime smyordu, bir anda sönmü balona dönmütüm. Birden kendimi koca ehirde yapayalnz hissettim. Bir bakkaln yardmyla bir ev bulmutum. Mahmut abi,bakkallar dernei bakanyd. Dükkân gençlere emanet ederek kaykl motosikletiyle bütün Mara’ dolaarak bana o gün ev bulmutu. Ayrlrken bana kartn verdi. Kartn arkasnda bir dörtlük vard.Mahmut abi bu iir kimin?Acizane benim, deyiverdi.armtm. Bir bakkal, hem de tahsilliyim diye bana iltifatlar yadran Mahmut abi airdi. Bakkal bile iir yazan bu ehrin kim bilir okumular nasldr, diye geçirdim içimden.Sonra okullar açld. Herkes güler yüzlüydü. Yabanc öretmen azd bulunduum okulda, geneli Maralyd. Birbirine “ede” diye hitap ediyorlard. Hayret bizim köyde de küçükler büyüklerine “ede” derdi. lk tantm kiilerden birisi müdür yardmcs Ali Yurtgezen’di. dareciler genelde haval olurdu. Ali bey’ de öyle bir hava sezmedim. Çok rahat bir insand. Sonra Kayserili Edebiyat öretmeni Duran Metin’le tantm. Hep güler yüzlüydü. Ciddi konuurken bile gülümsüyordu. Derken, bir akam okuldan eve dönünce eim ;”bitiik komunun hanm bize geldi,” dedi. Bize eiyle ziyarete geleceklermi. Gelsinler hanm, kimmi, neyin nesiymi bunlar?                               
 Marallarm, hanmna kanm kaynad, çok cana yakn insanlar. Ertesi akam komumuz eiyle birlikte geldiler. Hocam, ben Hasan Ejderha. Halk dilinde “Fakir fukara fonunda” çalyorum. Çok saygl kibar insanlar. Hep karsndakini krabileceklermi gibi kelimeleri itinayla seçiyorlar. Sohbet koyulat, arada “maara” y sordum. Gözleri parlad “ben müdavimlerindenim” dedi. Sonra iir yazdn, ayrca karakalem resimler çizdiini örendim. Çizdii resimleri de gördüm. Da banda tek bana melül mahzun aaç resimleriydi. imdi ne zaman perian görünümlü bir aaç görsem aklma Hasan Ejderha gelir. Tam Hasan Ejderha’ lk bir aaç, Hasan abim görse kesinlikle bu aacn resmini çizer, derim kendi kendime. Derken arkada çevresiyle tantm. Evet bizim müdür yardmcmz Ali Yurtgezen’de oradayd. Sandalyemi ortaya doru çekerek fikir anlatyordum. Ben ki ; mam Gazaliyi, Farabi’yi, Erzurumlu brahim Hakk’y (Marifetname), Erefolu Rumi’yi (Müzekkin Nüfus), Necip Fazl’n hemen hemen bütün kitaplarn, özellikle Seyyid Ahmet Arvasi’yi okumu adamdm. Havalarda uçuyordum. Ali Yurtgezen sütunun arkasnda oturmu sessizce dinliyordu. Arada bir cümle söyledi, birden fren yaptm. Benim anlattklarmn özetinin özeti bir cümleydi. Toparlanp tekrar devam ettim, bu kadar adam bir arada bulmuum vaz geçer miyim, kabilinden. Ali hocam bir cümle daha söyledi. Bu sefer çok ac bir fren yapmak zorunda kalmtm. Usulca sandalyemi kenara kaydrdm. Adnn daha sonra Ahmet Doan olduunu örendiim, güler yüzlü, mütevaz birisi Seyfettin hocam biz bunlar daha evvel çok konutuk, dedi. Gülümseyerek bana bakyordu. O günden sonra Ali hocam’n olduu mecliste fikir beyan etmemeye özen gösterdim. Muzaffer Gözükara hocamla da orada tanmtm. Muzaffer hoca hafta sonlar ne yaptm sordu; okuldan bir arkadala bala gittiimi söyledim. Kendi tabiriyle “düz” bir adamd. Lan Antepli, bu Cumartesi bala beraber gidelim, dedi. O günden sonra bizim balk maceralarmz balamt. Ahmet abi bana sitem ediyordu; Seyfettin Bey hocam bizden kopardn, diye. Bir gün, Hasan Ejderha; hocam bir dükkân açyoruz, sen bize uyarsn sen de gel, dedi. 
Ne Dükkân Hasan Bey, ne alp satacaksnz? Hocam, fiek üreteceiz.Akl erdiremedim. Ulan koskoca ehirde ne fiei, ne fiek dükkân, u adamlarn urat ie bak. Cuma ve Cumartesi geceleri akam saat 22.00 da beraber gidelim. Nasl olsa komuyuz.Tamam gidelim. Herhalde bir atölyedir, diye düündüm. Türkiye Yazarlar Birlii ubesi’ni açmlard. çerde iki masa, sandalyeler, çay takm. Vakit ilerledikçe kalabalklamtk. Gelen ceketinin iç cebinden el yazsyla yazd iiri çkarp okuyordu. Sonra iir elden ele dolap yorumlar yaplyordu. Birden kendimi çok cahil hissettim. Aslnda ben de iirler yazardm, ama okunan iirleri dinleyince benim yazdklarmn Ahmet Abinin deyimiyle “Karn Gurultusu” olduunu örenmi oldum. Ahmet Abiye göre her ey fikirli olmalyd. O’na göre içtiimiz çay bile fikirliydi. Kendince taviz verilmez kurallar vard; Tatl yemeyin, tatl zihni öldürür. Ac yiyin, ac insan düündürür. Düünen insan hüzünlü olur, hüzün bize yakr. Türkü hayranyd. “Celal Olan” türküsü, ona göre; stiklal Mar ayarndayd. Birde “Sefil Bayku ne yatarsn burada” türküsü. Dünyann en ackl ad bu, derdi. Bouk sesimle iki türküyü de söylerdim. Ahmet Abi cezbeye tutulmu bir halde dinler, oturduu sandalyeden düecek hale gelirdi. Bir gün geç vakit dükkândan eve geldim. Eim uyumutu. Bende tam uykuya dalmtm ev telefonu (o zaman daha cep telefonlar yoktu) çald. Uykulu uykulu kalktm, telefonda Ahmet Abi; acele dükkâna gel, dedi ve telefonu kapatt. Eimi uyardm, korkma, benim dükkâna gitmem gerek, dedim. Evden çktm, hem yürüyor hem de “mutlaka kötü bir ey olmutur” diye içimden geçiriyordum. Kan ter içinde dükkâna ulatm. Baköede Ahmet Abi oturuyor, yannda Muzaffer Hocam ve Ali Yurtgezen hocam oturuyordu. Beni görünce güldüler. Muzaffer hocam; Lan Ahmet, u Antepliyi düürdüün hale bak, adam kyar m buna. Ahmet Abi; snav geçtin hocam, masaya geç. Masa kahvaltlk malzemelerle donatlmt. Srayla, merakl gözlerle, tek tek dükkan ehli gelmeye balad. Bir iki fire vermitik. Ahmet Abi söylenip duruyordu; yok hocam bu gelmeyenlerle harbe gidilmez. Sanki harp çkmt ve biz de 57.Alay’dk. Ah Ahmet Abi, sen ne güzel adamdn. Rabbim sana gani gani rahmet eylesin. Rabbim seni Resülullah’a komu eylesin. Biz senden razydk, Rabbimde raz olsun. Mara yiit bir evladn kaybetti, Mara’n ba sa olsun.
 
Yazar: Seyfettin Albayram
02-03-23
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
AHMET ABÝ (Ahmet Doðan Ýlbey'in ardýndan)
Online Kii: 37
Bu Gn: 716 || Bu Ay: 5.808 || Toplam Ziyareti: 2.928.914 || Toplam Tklanma: 58.613.774