HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / MÜLÂKÂT
Okunma Says: 1144
Yazar: Kemal Sayar ve Sâdettin Ökten mülâkâtý
MANEVÎ SUSUZLUÐUMU NASIL DÝNDÝREBÝLÝRÝM?

MANEVÎ SUSUZLUUMU NASIL DNDREBLRM?

Erkam Radyo’nun deerli dinleyenleri, Gönül Sadas’ndan hepinize hayrl akamlar. Kymetli hocam Sadettin Ökten ve bendeniz Kemal Sayar bir programda daha birlikteyiz.

Kemal Sayar: Kymetli hocam geçtiimiz hafta enteresan bir yerde kaldk; güç ve bilgi ilikisi… Gücün insanlar neye dönütürdüü, gücün içimizdeki canavar trmandrabildii… Aslnda öyle bir ön yarg vardr, kymetli hocam, güç insan vahiletirir diye. Sosyal empati ile ilgili çalmalar ilginç bir veri sunuyor, diyor ki: Güç insann cevherinde ne varsa onu aça çkarr yani müfik insan güçle beraber, iktidar sahibi olmakla da daha müfik olur. Zalim, Cabbar bir insan yani kiilik olarak… Ama bu özelliklerini gösterememi bir insan, güç sahibi olduunda daha Zalim ve Cabbar olur. Dolaysyla güç insan vahiletirmiyor da mizacnda ne varsa, uykuda olan onu uyandryor diye de bir görü var. Ama ben size unu sormak istiyorum: Bizim geleneimizde alimler ve sultanlar arasnda hep bir çekime vardr. Daha dorusu ehl-i irfan demitir ki: Alimler sultanlarn ayana gitmesin, sultanlar alimlerin ayana gelsin. Sultanlar, sultanlklarn kymetlendirmek istiyorlarsa onlar alimlere gelsin, onlar alimlerle konusun. Buradan balayalm.

Saadettin Ökten: Önce sizin empati ve cevher meselesi vard ama… Bir ey söyleyeceim ondan sonra. Keçecizade zzet Molla var, onun bir beyti aklma geldi:

“Mehur meseldir fsk ile olmaz cihan harab

Eyler an müdahane-i aliman harab”

Efendim, Cevher meselesi çok mühim bir ey. Diyorsunuz ki güç insann cevherinin mahiyetini ortaya çkaryor. Peki, bu Cevher ne? Seküler anlaya göre insann bir oluu var; yaratl demiyorum, oluu var. Bu oluun içinde, ite belki tamda tbbi olarak bilemeyeceim, dna vs. bir Cevher bir Mizaç var. Sonra bulunduu sosyal çevre onu eitiyor ve böylece insan cevheri oluuyor ve bu, zaman zaman hayatn baz kritik noktalarnda, krlma noktalarnda çok görünür hale geliyor; çok ortaya çkyor. efkatle eitilmi bir insan cevheri, balangçtaki olutaki eilim de buna müsaitse güç sahibi olduu zaman insanlara efkatli davranyor, hiçbir itirazm yok. Bu bir tespittir ve dorudur.

Gelelim bir de slâm nasl bakyor hadiseye… Her kulu Allah yaratyor. Yaratrken ona hem bedenini veriyor hem de cann veriyor. Can çok mühim bir ey; ölürse tenler ölür, canlar ölesi deil. Artk ruh mu diyelim kalp mi diyelim gönül mü diyelim… Ve ona kendi ruhundan ruh üflüyor ve mizacnda tanmlyor onu. Sonra onu bir sosyal çevreye koyuyor. O sosyal çevre eer slâmî bir çevreyse onu Allah’n rzas istikametinde eitiyorlar ve eitilmi bir cevher ortaya çkyor. Bu bir Müslüman Cevher. Tabii ki mizac var ama o mizaç da yine Allah’n verdii bir mizaç. nsann kendisi bunu biliyor ve o mizacn nasl kullanlmas gerektiini de Allah’n kendisine lütfedip peygamberleri vastas indirdii kitap üzerinden ve hadislerden biliyor. Eer öfkeliyse öfkesini kontrol etmesi gerektiini biliyor ve bunu yapmasnn bir cihad olduunu biliyor. Eer biraz tutumluysa hadi söyleyelim bahil ise buhul varsa bunun kötü bir huy olduunu biliyor. Bunu tedavi etmesi lazm geldiini biliyor. Yani slâm insan, kendisini olduu gibi kabul etmez. Bat insan kendini olduu gibi kabul eder, modernist insan kendisine olduu gibi kabul eder ve ben ‘neysem oyum’ der. Kendi üzerinde bir baka güç tanmad için… Cevher böyle bir ey…

Kemal Sayar: Tekâmül etmesi beklenen; olgunlatrmas beklenen bir kiilik…

Saadettin Ökten: Ve o kemalin tanm ve gidilecek yol da bellidir. Modern insan da tekâmül ediyor bir ekilde ama onun tanm farkl, gidecei yer farkl. Neticede insan cevheri böyle bir ey. Bat insannda da müfik insanlar var, kâmil insanlar var ama ben Müslümanm. Bir Müslüman olarak baknca onlara da Allah’n Rahman ismiyle tecellisini görüyorum. Yani o insanlar da Allah’n Rahman isminden istifade ederek o efkati gösteriyorlar. Onlara o terbiyeyi mümkün klan, o mizac veren de benim inandm Allah Zü’l Celal Hazretleri. Ben böyle bakyorum hayata… Cevher hadisesi böyle.

Dolaysyla insann yetimesi çok mühim, Kemal Bey. Hepimizin evlad var; benim de var, sizin de var. Sizin bir de çok geni dananlarnz var, benim de örencilerim var. Mesela, bana diyorlar ki: Siz, bizden ne olur diye bakp ona göre tez konusu veriyorsunuz. Bizi ona göre yönlendiriyorsunuz diyorlar. Niye? Çünkü ben öyle gördüm büyüklerimden. Onlar niye öyle? Onlar da öyle görmüler, büyüklerinden. Bu büyükler çok mühimdir. Medeniyet çünkü insandan insana aktarlr. Medeniyet kitaptan örenilmez. lim kitaptan örenilir, bana göre o da örenilmez ya hadi örenilir diyelim. Ama esas itibariyle deerler, medeniyet, zihniyet, anlay, hassasiyetler yaayarak örenilir. Yani kumaa göre elbise dikiyorsunuz. O da elbise bu da elbise; illa bu kla gir demezseniz insanlara, diyemezsiniz. Niye? Çünkü takdir öyledir, öyle yaratlm ve sizin karnza ilahi takdirle getirilmi. mtihan kazanm, bu snav geçmi, bu mülakatta baarl olmu, o ayr iin zahiri… Bir de büyük hesap var. O hesapta bir kurgu var, o kurgu karlnda adam getiriliyor karma oturtuluyor. Diyor ki buna tez yaptracaksnz! te adama bakyorsanz bir iki konuuyorsunuz üstten alttan vesaire. Görüyorsun ki adam öyle öyle bir istikamete giderse bu tezi yapabilir, onu öyle söylüyorsunuz tabii. Benim örencilerim ortalama 40 ya üstü; bunu artk görüyorlar. Bizden ne olur siz bakyorsunuz diyorlar. Çünkü benden de ne olabilir ona baktlar. Cevher böyle bir hadise…

Gelelim güç ile ilim meselesine… limde bir güçtür. Mehur Fransz Bacon’n bir sözü var ya “ilim bir iktidardr, bir güçtür” diyor. Ama o kulland güç; fiziksel güç tahakküm gücü olarak görüyor. Müslüman anlaynda ilmin bir güç olduunu biz de biliyoruz. Ama o gücü, Allah’n nizamn yeryüzüne hâkim klmak için kullanyoruz. Güç sahibi olan insann etrafndaki bu güç; ilmi güç olabilir, insani güç olabilir, siyasi güç olabilir -iktidar diyelim isterseniz daha iyi anlalsn- çok talip olur. nsanlarn hep ihtiyac vardr, insanlar hep muhtaçtr. nsanlarn bir ad Abdülgani’dir yani Gani’nin kullar. Gani, hiçbir eye ihtiyac olmayan demektir. Ama bütün insanlarn ihtiyac vardr ve ihtiyaçlarn kendilerine verebileceini umduklar insanlardan isterler. Bu da tabii güç sahibine muhteem bir otorite alan açyor. Bu otoriteyi nasl kullanacak? te oras biraz skntl… Otorite ayn zamanda bir tahakküm aracna da çok kuvvetle dönüebilir. Dierlerini istihfafla süzen, onlar aalayan gurur-kibir aracna çok kuvvetle dönüebilir ve zulüm aracna çok kuvvetle dönüebilir. Eer insann kendi üzerinde bir baka otoriteye inanc varsa ve o otoritenin kendisiyle olan ilikisini zaman zaman deneyimlemise, hayatn balangcnda. Yani kendi nefsi ihtiraslar arzular -hepimizin olmutur- karsnda vazgeçmesini o büyük üst otoriteden yani Allah’tan istedii zaman olmad veya oldu veya onunla olan ilikiyi kurabilmise bunu kendisine yol gösteren altran insanlar varsa o deneyim onun ileriki yalarnda da çok kolay kolay yoldan çkmamasn temin ediyor. nsanlarla olan iliki onu çok kolay kolay yoldan çkartmyor, istikamet üzere oluyor. Neden? Çünkü Allah’la olan iliki, O’nu rzasn tahsil ile O’na olan yaknlk ve ruhun duyduu haz; insanlarn övgüsünden çok daha üst bir hazdr. Bu hazz tatmsa ruh, çocukluundan itibaren gençliinden itibaren; bu hazz tadan insanlar görmüse o zaman deiiyor

Kemal Sayar: Kötülük var ama gözümüzün içine sokulmuyordu. Yani bizi kötülükle terbiye etmiyordu anne babalarmz. Darda kapnn ucunda kötülük var, aman dikkat et kendini sakn demiyordu. Rahmetli Teoman Dural Hoca bir elektronik sohbet ortamnda çok manidar bir söz söyledi. Dedi ki: man itimat etmektir. Yüz bin defa aldatlacam bilsem 100.000 defa yine de itimat ederim, insana itimat ederim dedi. man, benim gözümde Allah’a itimattr, insana itimattr dedi. imdi kötülüün olduu bir dünyada itimatta yok. Kötülüün olduu bir dünyada insanlarn elinden hep kötülük sadr olacan düünüyoruz. Halbuki ayn insan iyiliin de müsebbi, dünyann onarcs, güzellii ortaya koyan kii de olabilir. Biz güzel insanlar arasnda olduumuz zaman, güzel bir kuyumcunun elinde olduumuz an, cevherimiz iyi ilendiini zaman, insan tabiatndaki iyilie nazarmz celp ediliyor. Ama kötü kuyumcularn içine dütüümüz zaman, etrafmzda kötü insanlar biriktirdiimiz zaman, hep naksalar kusurlar görmeye balyoruz.

Saadettin Ökten: Evet, evet ve kalbimiz kararyor. unu hiçbir zaman unutmamamz lazm. yilik yapan insan da kötülük yapan insan da Allah’n kuludur. Kötülük yapan insan bir menhiyat ilemektedir. yilik yapan insanlar rzaya talip olan insanlardr. Biz hayata iyilikler açsndan bakmakla vazifeliyiz ve iyilii çoaltmakla vazifeliyiz. Kötülüü ise yasaklamakla yok etmekle, ortadan kaldrmakla; yapamyorsan üstünü örtmekle vazifeliyiz. uyu bulmasn. Eskilerin bir sözü vard, o öyleydi: “uyuu vukuundan beterdir.” yani kötü bir hadisenin anlatlmas, o hadisenin vaki olmasndan daha kötüdür. Çünkü insanlarda özenti vardr, kötülüe bir meyil vardr içimizde. Böyle yaratlmz. Dolaysyla Settar ismi ile biz kötülükleri örtmekle mükellefiz. Kötülük dünyada daima olacak. Ama biz onu yaymayacaz, yapmamaya çalacaz, yapan ikaz edeceiz ve yapamyorsak da ondan uzak durmaya çalacaz. Dolaysyla evimizin içi inallah iyiliklerle donansn. Çünkü hayat iyilikler ve güzellikler üzerine kurulduu zaman yaanmaya deer bir macera halini alyor. Ve hüsün, ilahi hüsün o zaman görünür oluyor, o zaman içimizi styor, kalbimizi aydnlatyor. Bu bir anlay meselesidir. Kötüyü yapan insann sahibi de ayn Allah’tr, iyilii yapan insann sahibi de ayn Allah’tr. Kitab- Mübin’inde iyilii yapmay emrediyor, kötülüklerden kaçnmay emrediyor. nsan üzerinde, kaderin sahibi, insann sahibi bir varln varln düündüünüz zaman, bir kudretin varln düündüünüz ve buna inandnz zaman hayat bir baka renge bürünür. te o zaman kymetleniyor. O zaman çok cepheli, çok cazip, her an hikmet dolu bir hayat söz konusu oluyor. Bir genç dostuma söylüyordum: Eskiden öyle derlerdi: Bugün bakalm Cenab- Allah bizi hangi tecelliyat ile karlatracak, hangi tecelliyat zahir olacak. Böyle baktnz zaman hayat çok farkl bir noktaya bürünüyor, rutinlerin içinden bir anda çkyorsunuz. Çünkü tecellileri her an deiiyor.

Dolaysyla güç böyle bir ey. Güç ile nefis ilikisini daha evvelden kendi isteiniz kendi iktidarnzla çocuk yatan itibaren bir üst otoritenin; Allah’n emir ve nehiylerinin çizdii dünya ile karlatrmsanz ve o dünyaya itaati örenmiseniz, oradan bir haz mutlaka geliyor ruha. Yani ben Allah’n emrine uydum ve bu emrin sonunda da gönlüm mutmain oldu, bu mutlaka oluyor. Ondan sonra ileri yata bir baka güç sahibi olduunuz zaman; Allah tabii ki insann zor sorularla imtihan etmesin ama nefis, bir ikilemi yaayp orada Allah’n emrine uyup nehyinden kaçnd zaman duyduu hazz duyduktan sonra, yeni bir imtihan sorusuyla karlatnda çok fazla afallamyor. Çok fazla hayrete, aknla dümüyor ve diyor ki bu dünya geçici bir dünyadr, ben ebede talip olaym. Belki evvelden de okuduk ama yine okuyalm.  Ayal akir Efendi’nin bir dörtlüü var ki muhteem bir dörtlük. Bu dörtlükler, bu ebyad, eski tabirle bu beyitler bana unu söylüyor. Baz hakikatleri nazmla ifade ediyorlard, bunlar beni güçlendiriyor, hayattaki istikametimi sabit kadem ediyor.

“Her peri simaya bakmaz dide-i nadide-bin” Yani güzelleri gören, nadideleri gören gözüm her güzel yüzlüye bakmaz.

“Her sevâd- zülfe meyletmez dil-i sevdâ-karîn” Sevday bilen gönlüm de sevdaya yakn olan gönlüm de her siyah saçlya meyletmez.

“Âfitâb- hüsn-i huban akbet eyler ufûl” Güzellerin güzellikleri bir süre sonra güne gibi batar.

“Ben muhibb-i lâ-yezâl’im lâ-ühbbü’l-âfilîn” Bu sonu ayet. Cenab- brahim’in kelamndan zuhur eden; ben batanlar sevmem.

nsan, varl ebedi olana ayarlanm bir varlktr. Bu dünyadaki her ey fanidir, geçicidir. nsan varl ebedi olana ayarlanmtr. nsan varln ebedi olana balamadnz zaman, bu dünyada ne kadar yaarsanz yaayn, ne kadar büyük güç sahibi olursanz olun, manevi olarak ruhen tatmin olmanz mümkün deildir.

Kemal Sayar: Sizi dinleyen kymetli baz dinleyicilerimiz bana ulayorlar diyorlar ki: Biz de çöle dütük, su aryoruz, bizi adres gösterin diyorlar. imdi biz adres gösterme makam deiliz. Siz netice itibariyle ideal bir dünyann tasvirini yapyorsunuz. Fakat insanlar da bir takm pratik ihtiyaçlar içinde. Yani ben diyorlar, bu manevi susuzluumu, var varolusal buhranm nerede dindireceim? Ne yapmalym? Daha pratik öneriler isteyen insanlar oluyor, onlara ne demek istersiniz?

 

Sadettin Ökten: Onlara unu demek isterim: Küresellemenin bu insanlara boca ettii enformasyondan kendinizi bir defa bir koruyun.

Kemal Sayar: Cep telefonlarnz ksn.

Sadettin Ökten: Cep telefonunu, telefon olarak kullann, o kadar. Geçende bir arkadamz diyor ki: u anda para, bilgi ve imge akyor. Bu ak içerisinde biz nasl yerel mimariyi muhafaza edeceiz? Ben oradaki kelimeyi; paray aldm, bilgiyi almadm. Haber dedi ama haber de deil ne olduunu bilemiyorum.

Kemal Sayar: Malumat diyebilir miyiz hocam?

Sadettin Ökten: Hayr, diyemeyiz. Çünkü o çok acayip bir ey. Yani kark bir ey. Bir yn o. Onun içinde bilgi var, haber var ama acayip bir dedikodu var. mge tabii çok mühim bir ey. Onlardan bir defa kendinizi, o muazzez varlnz muhafaza buyurun. Birincisi bu! Yani her an bir virüslü ortam ile kar karya insan varl, zihni ve gönlü...  Birincisi bu! Bu çok kolay deil. Çünkü bir de tecessüs diye bir hadise var. Çok youn hale geldi insanlarda. Merak ettiriliyoruz, ne oluyor… Brakn kendinizi, çok fazla bir ey deimiyor zaten darda… Hep dedikodu.

Kemal Sayar: Hocam çok özür dilerim. Sadece bir cümle araya gireceim. Dün bir beyefendi ile görüüyoruz, bir danan diyelim. Ylm dardaki hayattan, bezginlik içinde geldi. Bana unu soruyor: Hangi meclise gittiysem herkes bir bakas hakknda konuuyor, herkes bir bakasn zemmediyor. Ykldm artk yldm bu iten diyor. Yani niye insan hep bakasyla urayor, diye soruyor.

Sadettin Ökten: Çünkü kendisi mükemmel… Kendisi kutsal… Tam ite modernitenin insan… Kendisi mükemmel, kendisinin kusuru yok. Yani modernite böyle balad zaten. Bütün enerjisini dar vererek balad. Önce fiziksel dünyaya sonra insana dönütürdü hadiseyi, hiç kendisine bakmad. Dardan gelen bu küresellemenin getirdii büyük aktan kendimizi muhafaza edeceiz. Bir tanesi bu! Güncel haberi takip edelim, hiç ondan kopmayalm ama o kadar. Onun ötesine girmeyelim. Çünkü lafgüzaf, dedikodu… Maalesef çok kirli bir ortam. kincisi de benim ifade etmeye çaltm ama büyüklerin kitaplarnda yazd; kitaplar okuyalm. Efendim, bu kitap okuyarak ne olur? Haber dinleyerek ne oluyorsa onun aksi olacak. Biraz evvel siz dediniz ki susuz kald insanlar ite vesaire. Aklma Su Kasidesi geldi. Efendim, anlayamyoruz. ngilizceyi de batan anlamyordunuz, oturup örendiiniz ve anladnz. Anladkça bir baka dünya zihninizde ina edilmeye balad. Bu defa da Osmanlca öreneceksiniz. Osmanlca örendiiniz zaman Osmanl ve slâm medeniyet yorumunun temel kaynaklarna daha kolay erieceksiniz ve bir baka dünya kurulacak.

“Saçma ey göz ekden gönlümdeki odlara su

Kim bu denli dutuan odlara klmaz çare su.”

(Ey göz! Gönlümdeki atelere su saçma

Çünkü bu kadar tutuan atee su çare olmaz.)

Bir defa bu iirin zevkine erieceksiniz. Ondan sonra arka planda istediini alacaksanz. Arka plandaki maneviyatna doru yola çkacaksnz. Yunus Divan okuyun. Yunus divannda neler var yani. Erefzade Rumi Divan var. Onlar okuduunuz zaman u ortaya çkacak: Bir baka dünya mümkün olmu ve o dünya bugün de mümkün! Neden bugün de mümkün? Çünkü lahi takdir, Yunus divannn iirlerini muhafaza etmi. nsanlar muhafaza ettik gibi görünürler, muhafaza eden ilahi takdirdir. Erefzade Rumi, ben imdi aklma geldi diye söylüyorum. O’nun takdiri olmasa muhafaza edilemez. Nereden çkyor bu? Çünkü Kitab- Mübin’inde söyleyen buyuruyor: Ben diyor bu kitabn muhafzym. Kyamete kadar bu kitap yaayacak, devam edecek. Bundan evvelkileri insanlar tahrif ettiler. O zaman u soru geliyor akla: Peki, senin iraden ve iktidarn yok muydu da onlar korumadn? Hikmet orada… Onlar korumadm diyor, insanlar tahrif ettiler ama bunu koruyacam diyor. Demek ki o kitabn ortaya koyduu gerçekleri baka dillerde, parça parça söyleyenleri de koruyacaktr, diye bakyorum hadiseye. Böyle okuduunuz zaman en aznda u anda kendi evinizde, kendi ofisiniz de bir küçük size özgü bir dünya kurabilirsiniz. Ve o dünyann sahibi Allah’tr ve sizi muhafaza eder. Buna inandnz zaman bir baka hayat yayorsunuz Azizim. Çünkü esas itibaryla insan hissettiini yaar. Maddi artlar vardr ama insana fazla hissettirilmeyebilir. nsan iç dünyasnda yaadn hisseder ve o hayat yaar. Maddi artlar o hayatn bir mütemmim cüzüdür. Medrese-i Yusufiye diye bir kavram var biliyorsunuz. Hz. Yusuf hapiste ama hapis onun için bir eitim arac haline geldi ve oradan yeni bir hayat açld kendisine. Dolaysyla benim anladm, gördüüm budur. Ben hiçbir zaman zora talip olmam. Erzurumlu brahim Hakk’nn “Lütfunda ho kahrnda ho” sözü vardr. Bizim büyüklerimiz derdi ki: Siz sakn öyle okumayn, lütfun da ho, lütfun da ho diye okuyun. Kahrn çekemezsiniz derlerdi.  Onu o söylemi derlerdi, siz öyle okumayn ilahiyi derlerdi bize.

Kemal Sayar: Gücümüzün yettii kadarna talip olmak, gücümüzün yetmeyeceini istememek... Benim de kiisel olarak duam, tayabileceim kadarn yükle eklinde olur sklkla…

Sadettin Ökten: Ve istememek deil mi Azizim! Yani istememek … Çünkü biz isteriz, istememek…

Kemal Sayar: Evet, insan ruhunda bir cevher var, bir kymet var, bir ilahi öz var. Yani insann içinde hem aydnlk hem karanlk var. Zaten mesele, insann kötülük elinden geldii halde kötülük yapmamas… Ona muktedir olduu halde yapmamas… Çünkü pek çoumuz, o iktidar halinden uzaz. Yani elimizden bir kötülük gelmedii için yapmyoruz. Ama elimizden gelebilecei halde yapmyorsak insanz demektir.

Sadettin Ökten: Yok yok, biz her zaman yaparz da Allah yaptrmasn inallah.

Kemal Sayar: Tabii Allah yaptrmasn.

Sadettin Ökten: Küçük kötülükler her zaman yapabiliriz çünkü.

Kemal Sayar: Bu bilinç amas, aknlk hali, gaflet hali her birimize, her zaman urayabilir. En iyi nefis, kendini sorgulayan nefistir. Daima “Nerede yanl yapyorum? Neyi daha iyi yapabilirdim?” sorusunu kendisine soran nefistir.

Sadettin Ökten: Rahmetli pederimin duasyd, bize de öyle öretmiti. “Ya Rabbi bizi bize brakma! Tevfikat- lahini üzerimizden eksik etme.” Böyle bir duas vard. Yani lahi tevfikatn üzerimizden eksik etme. Bizimle beraber olsun, bizi bize brakma! Çünkü biz hakikatten sizin de demin buyurduunuz gibi her ii yapabiliriz, kendi gücümüze göre yani. Maalesef bu iktidarmz da var. Onun için melek deiliz. Ve meleklerden de daha efdaliz, bu açdan bakldnda. Çünkü onlarn kötülük yapma yetenekleri yok.

Evet, bu mevzuda böyle yani bir iktidar sahibi olan insan; ister ilim ister ekonomik ister siyasi iktidar sahibi olan insan, ciddi manada bir nefis muhasebesi ve imtihanyla kar karyadr. Hayatn her safhasnda öyle veya böyle, az veya çok, çocuklukta da bir güç var elimizde ve bu gücü kullanabilme iktidarmz ile nefsimizin snrlamasn örenmi isek, bize bunu yaayarak öretmilerse, ondan bir mutluluk duymusak ve bu nefsimizin snrlamasn Allah’n emirlerine uymak ve nehiylerinden kaçmak itibaryla yapmsak; yani bir üst otoritenin rzasn talep noktasnda yapmsak o bize mutluluk veriyor. O mutluluk hayatmz aydnlatyor. leriki yalarda, ileriki zamanlarda bize lütfedilen imkân bir tahakküm vesilesi ve vastas olarak deil, bir hizmet vesilesi ve vastas olarak kullanyoruz. Çünkü bu makamlar da geçici. Üniversite profesörlüü de geçici… ktisadi olarak bir büyük idarenin banda olmak da geçici... Ve tabii ki siyasi iktidar da geçici… Hangi siyasi rejimde yönetilirse yönetilelim; ister monari ister oligari ister demokrasi… bütün makamlar geçici. Mühim olan insanlar üzerinde güzel bir intiba brakmak. Daha da mühim olan; bu intibah Allah’n rzasna münasip, uygun bir istikamette ina edebilmek. O rzay, O’nun emirlerini yeryüzünde tatbik etmek; hizmetiyle hürmetiyle ve merhametiyle. Merhum Topçu’dan örendiimiz çok mühim bir üçlü vardr. Müslüman ahlak; hizmet, hürmet ve merhamet üzerine kuruludur.

Kemal Sayar: Hizmet, hürmet, merhamet…

Sadettin Ökten: Merhamet üzerine kurulmutur. Önce hizmetle balyor hadise. Allah rzas, hizmet ediyorsunuz. Hizmet sizde karya hürmeti getiriyor.

Kemal Sayar: nsan yüceltmek

Sadettin Ökten: Herkese hürmet ediyorsun. Çocua da hürmet ederlerdi eskiler. Talebeye de hürmet ederlerdi. Burada ya fark yok. Onu martmayacak ekilde. Niye? Çünkü o da Allah’n bir kulu ve onda da tecelliyat var. O sadece fizik bünyeden, etten kemikten ibaret deildir. Bir ruhu var, maneviyat var ve bir kaderi var. Onun kaderinin ne olacan kimse bilmiyor. Hürmetin neticesi, efkat ve merhametle muamele ediyor. Burada ciddiyet daima var ama ciddiyet, merhamete mani deildir. Vakar daima var ama vakar efkate mani deildir. Eski terbiye böyle, Müslüman terbiyesi. Yerine göre: ciddiyet var, vakar var ama efkat ve merhamet her zaman var.

Kemal Sayar: Hocam burada çok anahtar bir kelime; bu hürmet! Ben öyle anladm sizi dinlerken: Varl hürmete layk bulmak. Yani bu bir çocuk da olabilir, bitki de olabilir, bir hayvan da olabilir. Cenab- Hakk’n yaratt her varl hürmete layk bulmak. Dolaysyla o hürmet de beraberinde bir muhabbet getiriyor zaten.

Sadettin Ökten: Ve sadece siz hizmet edebiliyorsunuz insan olarak. nsandan baka hiçbir canl hizmet edemez. Bir nefesten bir küçük dörtlük okuyalm isterseniz:

“Srr Rahman’m,
Derde dermanm...
Ak’a burhanm
Allah Eyvallah!”

Srr Rahman: nsan Allah’n srrdr. nsanda meçhul var ya… nsann esrarn kimse bilemiyor. nsandan baka hiçbir canl bir bakasnn derdine derman olamaz. O kadar… Sadece insan olabilir. Kimin? Herkesin derdine derman olabilir. Ayrca insan sever ve aka delildir. Yani ak diye bir ey var m? Evet, var. Çünkü insanda var, insanda görüyoruz. Sevgiyi, muhabbeti, ak, insanda görüyoruz. nsan olmasayd, aktan söz ettiiniz zaman: bu hikâye, bu masal, bu efsane derdik. Ama aka burhan ite insan. Derde dermanm, srr Rahman’m, aka burhanm, Allah eyvallah. Bizim iirimiz böyle. Bakn çok basit. 4 tane cümleyi getiriyor. Bu bir nefes; belki merak eden dostlar bakarlar, görürler. Bir Bektai babasnn bir nefesinden alntdr. Çok mühim.

Kemal Sayar: Yani sevmenin delili, bizzat insann kendisidir.

Sadettin Ökten: Tabii tabii biz seviyoruz. Karlksz bir balant o. Karlksz bir ruhi enerji veriyorsunuz. Sevgi, feragat demektir. nsan varl feragatten hiç holanmaz. Hep benim olsun ister. Ama seven adamn gözü görmez hiçbir eyi. “Ak sadk benem, Mecnun’un ancak ad var” diyor Fuzuli. “Bende Mecnun’dan füzün aklk istidad var.” te biraz evvel sizin danan soruyordu, ite bunlar okusunlar. Bir anda dünya deiir. Hayat deiir.

Evet, böyle! Bende gene laf çok kusura bakmayn.

Kemal Sayar: Çok mühim bir yere götürdünüz, braktnz bizi hocam. imdi bunun sarholuuyla bir saat dolamamz lazm. Bunu bir tefekkür edip hazmetmemiz lazm gönlümüzde.

Sadettin Ökten: Güzel söz, ite güzel söz Kemal Bey. Güzel söz, kâmil söz… Bizim deil büyüklerimizin sözleri. Onlara söyletiyorlar. Bizim ihtiyacmz var çünkü. Farkl bir dünya oluyor. Zaten bu dünya öyle. Gelip geçiyor… Gelip geçiyor… Gelip geçiyor. nallah güneli günlerimiz çok olsun.

Kemal Sayar: nallah, gönlünüze bereket kymetli hocam. Allah bizden önce bu güzel sözleri söylemi büyüklerimizden de raz olsun. Bunlar bize nakleden sizin gibi büyüklerimizden de raz olsun. Ve bunlarla amel etme imkânn hepimize baheylesin.

Sadettin Ökten: Âmin, inallah.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Kemal Sayar ve Sâdettin Ökten mülâkâtý
02-04-23
E mail: dunyabizim.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
MANEVÎ SUSUZLUÐUMU NASIL DÝNDÝREBÝLÝRÝM?
Online Kii: 22
Bu Gn: 219 || Bu Ay: 5.312 || Toplam Ziyareti: 2.928.258 || Toplam Tklanma: 58.600.459