
| Kategori : / SANAT | Okunma Says: 629 |
Karizma ideolojisi
"Tpk mikroplar ve akyuvarlar gibi teori ve ekoller de birbirlerini yer bitirirler; yaamn sürekliliini salayan, aralarndaki bu mücadeledir." diyordu, “Sodom ve Gomore”sinde Fransz romanc Marcel Proust.
Zira dünya ve insanlk var olduu sürece ve insan düünmeye devam ettii müddetçe hiçbir tartma/müzakere bitmez, bitemez.
Hep yeniden ve yeniden balamak zorunda olan tartmann alevi, her dönemde aydnlar tarafndan sürekli harlanmak zorundadr; ispat-vücut namna.
Sanat, bilim ve edebiyat alannda her daim üretim devam ederken bir yandan da bunlara deer biçen, akredite edenler vardr.
Pierre Bourdieu, “karizma ideolojisi” kavramyla bilim ve sanat alanndaki deer üretiminin nasl yapldna dair çok derin ve anlaml bir tahlil yapar.
Ve ayn zamanda çok ciddi eletiriler de sunar.
Sanat ve bilim alannda oluan sermayeyi “sembolik sermaye” olarak isimlendirirken, “sanat simsarlar” tarafndan nasl çkarlarna alet edildiini de çok derin bir felsefeyle eletiriyor.
“Sanat simsarlar”nn dahil olduu “karizma ideolojisi”nin, hem nasl gerçek sanat ve sanatçy istismar ettiini hem de srf belirleme yetkisi kendilerinde diye hiç hak etmeyenleri nasl afaki ücretlerle pazarladklarn da ifa ediyor.
te bu zeminde “tasdik sermayesi” olarak ifade edilen mühür ve imza yetkilerini kötüye kullanarak hiçbir sanatsal deeri olmayan üretimleri (resim, müzik, heykel, kitap vs.) ya da ahslar, kendilerine iman etmi bir kitleye çok ciddi bir sermaye ile pazarlayabiliyorlar.
Sanat alanndaki karizma ideolojisinin üreticileri, ellerinde olduuna inandrdklar bu “tasdik yetkisi” ile sözde bir sanat ya da sanatçy bile akredite edebildiklerini iddia eder ve onu sorgulanamaz klarlar.
Bu noktada bir kez daha yukardaki sözüyle Proust’u hatrlayalm ve soralm: Peki, bugün bizi sanat diye ucubelerle buluturanlar, süreklilii salayan o mücadelede mikroplar m yoksa akyuvarlar m temsil ediyorlar?
Zira yok olanlar, deerlerimizi temsil ederken yerine sanat ve sanatç diye konanlar, bu milletin inancna ve bu topraklara yabanc hatta düman gibiler.
Konser ya da üretimleri milyon liralarla kaelenen bu zevat, nerede eline bir mikrofon geçirse ilk önce kendi deerlerini aalayp ülkesine ve milletine srt çeviriyor.
Ve ne yazk ki çabalarnn karlnda bu ülkenin sanat alanndaki “karizma ideolojisi”ni yönetme ve istediine karizma datma hakkn elinde bulunduranlar tarafndan brakn dlanmay, kae fiyatnda terfi alacaklarn çok iyi biliyorlar.
Ve yine ne yazk ki kendisini eletirenlerin de bu tekellemi yetki alannda pek de baka alternatifler bulamayaca için kendilerini izlemeye devam edeceinden kuku duymuyorlar.
Bu tasdik alm sanatç müsveddeleri, akyuvarlar tarafndan bertaraf edilemedii sürece artan kaeyle kazanmaya devam edebilmek için seyirciyi deil de kendilerine “karizma” verecek olanlar öncelemeye devam edecekler.
Biz de her gün yeni bir sanatç hezeyann konumaya, onunla kahrolmaya devam edeceiz.
Gerçek “iyinin”, “deerlinin” ne olduunu yeniden kefedinceye kadar bu topraklara düman karizma pazarlayclarn, sanat simsarlarnn allayp pullayp önümüze koyduklarna da “sanatç” demeye devam edeceiz.
yi bir “karizma ideolou” olmad için kendi hâlinde var olmaya çalan bir avuç “gerçek sanatç”dan da özür dileyerek yazyorum.
Zira feraseti açk okurlarm ve gerçek sanatçlar, kastmn gayet farkndadr…
Yazar: Ýsmail Öz |
22-08-23 |
||
| E mail: dirilispostasi.com | Tweet | ||