HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar
Okunma Says: 359
Yazar: Ömer Lekesiz
DÝL OLDUN MU KÝ SÖYLEYESÝN?

DL OLDUN MU K SÖYLEYESN?unu sormutuk: Ruh ve kalbin delaletiyle aire gelen vârid, havâtr, fütûhat, evâhid, levâih, bevâdî, tecelliyat, ilhâmat… kelimelerinin anlam yelpazesi içinde onu tümüyle pasifletirmi olmaz myz?

Soru iirle ilgili bugünkü algya göre sorulduu için problemli olduu kadar, ayn düzeyde bir cevab gerektirmesi nedeniyle de problemlidir.

Çünkü bugünkü ezberimizi, yani slam d düüncelerle kirlenen ve bu sebeple bilgiden çok malumata bitien bilgimizi unutmay teklif ederek iiri konumaya çktmz bu yolda bunun ne kadar zor olduunu önce kendimizden görürüz. Örnein felsefeyi, sorudaki terimleri de içine alan hikmetin karl olarak kullandmz vurgulamakla birlikte hâlâ bunlar eanlaml sayma gafletinden tümüyle kurtulamyoruz.

slam’da hikmet felsefenin fevkindedir; zira, kelamclar, fakihler, mutasavvflar, münevverler, mütefekkirler, hakimler ve filozoflar hikmeti nefs bilgisi ve terbiyesiyle birletirerek ele almlardr.

Buna göre yukardaki soruyu cevaplayabilmek için sadece slam düüncesinde kristalleebilen u iki hususa iaretlememiz gerekir:

1-nsann ruhundaki ve kalbindeki açklk onun iradesini akndr. “Göklerdeki ve yerdeki her ey Allah’ tespih etmektedir.” (Hadîd 57:1) mealindeki ilahi hüküm gereince söz konusu açklk pasiflie deil bilakis muhataplk esasnda aktiflie delalet eder. Çünkü her olu ve olay Allah’n yaratna tabidir ve bundan doan hareket âlemin tamamna yaylmtr.

2-Nefs bilgisi pasiflii kabul etmez. Zira “Nefsini bilen Rabbini bilir”; “Rabbini bilen nefsini bilir”; “Aramakla bulunmaz ama bulanlar arayanlardr”; “Neyi aradn bilmek için bulmu olmak gerekir, bulmayan neyi arasn” söyleyilerinin emzirdii bir hareketten; dier bir söyleyile bnü’l-Fârz’n “Göz kesil ve gör, kulak ol duy, dil ol söyle! ‘Cem’ doru yolu en iyi gösterendir.” beytinde dile getirdii sonsuz çabadan söz ediyoruz demektir.

Bunlarla ayn zamanda -bnü’l-Arabî’nin izinden giderek- gözünün önündeki dünyaya gözlerini dikerek bakmann gereksizliini, göz görme kabiliyetini yitirdiinde akln da hemen sakatlanverdiini; ölülerin dünyasndan alnan bilgilerin ölümlü, sadece Diri’den alnan bilgilerin dirilie sebep olabileceini haber vermi oluruz.

O halde nefsi ve ondaki ruh ile kalbe Tesir edenle tesir edilen arasndaki ilikiyi bilmeden yukardaki soruyu cevaplamaya kalkmak, ancak Allah’n ve Peygamberi’nin verdii ilim ve haberler nda nefsini bilmeyi bir yana brakp, kendi ben-cil-liini terih masasna yatrarak parlatmakla mümkün olabilir.

Bu ayn zamanda slam iiriyle, baka ümmetlerin edebiyatlar arasnda giderilmesi mümkün olmayan farkn nirengi noktasdr ve bu manada gerçek rekabet (sava), Allah’n ve Peygamberi’nin hakkn gözeten tutumla, salt ben-cil-lii ilahlatran edebî tutum arasndadr.

Bu genel bakta ille de bir ayrm gözetilecekse, bu ancak ilim ve hikmeti verenin, hüküm ve hikmetin de sahibi olan Allah (Bakara 2:129), hikmeti kime vereceini takdir edenin de yine O oluuna göre yaplabilir ((Bakara 2:269; Kehf 18:65).

Yine de bu durum Kelime-i tevhidin aksine ilemez. Bilakis muvahhitlie göre iler, yani Allah’n -kafire küfrünü süslü göstererek onun azgnln artrmay murat etmedii sürece- küfredeni ödüllendirmesi ilgili sfatlaryla çeliir.

Yazmzn bandaki sorunun cevabn, bilinmesine bal kldmz nefs, burada arlkl olarak bavurduumuz üzere sadece tasavvufun meselesi de deildir. Bilakis ilmi ve haberleri Kur’an ile hadislerde verilen ve hikmet yoluyla varidleri, ilhamlar… da içine alan nefs bilgisi, örnein bn Bâcce’deki gibi tasavvuf dnda da tesis edilebilir.

Kitabü’n-Nefs’inde (Trc.: Burhan Körolu), bütün ilimlerin nefs ilmine muhtaç olduklarn ve nefs bilinmeden, mahiyeti tam örenilmeden, ilimlerin ilkelerinin tam örenilmesinin mümkün olmadn söyleyen bn Bâcce, “Kendi nefsini bilmede güven vermeyen biri, bakas hakkndaki bilgisinde daha güvenilmez saylmaya layktr. Kendi nefislerimizin mahiyetinin durumu veya nefsimiz hakknda söylenenlerin doru veya yanl olduunu bilmezsek, baka konularda örendiklerimize güvenilmemesi tabiidir. Dier taraftan, nefsi bilmek, aratrmacya, kendileri olmakszn doa biliminin kemâle ermeyecei öncülleri almada (kavramada) bir güç kazandrr. Medenî hikmetlere gelirsek, nefsin durumunu bilmeden o alanda salkl bir hüküm vermek de mümkün deildir.” diyerek nefs konusunu hikmetin içinde ama tasavvufun dna tamtr.

Bu noktada unu sormamz gerekir: Nefs bilgisi ve terbiyesi ile iirin ilikisi nedir?

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Ömer Lekesiz
22-08-23
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
DÝL OLDUN MU KÝ SÖYLEYESÝN?
Online Kii: 24
Bu Gn: 683 || Bu Ay: 5.775 || Toplam Ziyareti: 2.928.868 || Toplam Tklanma: 58.612.962