HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / MAÂRÝF (Eðitimle Ýlgili Yazýlar)
Okunma Says: 414
Yazar: D. Mehmet Doðan
Bir sömürge müfettiþinin Maarif Vekili’ni Türkiye’de sorguya çekmesi!

Bir sömürge müfettiinin Maarif Vekili’ni Türkiye’de sorguya çekmesi!Yahut 1940’larda Türkiye’nin tam bamszln sorgulamak.

1933’te Kapatlan Darülfünun lahiyat Fakültesi hocalarndan M. erefeddin Yaltkaya, ilk Diyanet Reisi Rifat Börekçi’nin vefatndan neredeyse bir yl sonra Diyanet leri Bakanl’na tayin edilir (Ocak 1942). Bu tayinde onu tanyan ve bilgisine, görülerine deer veren Hasan Âli Yücel’in tesiri olduu bilinmektedir. Millî Mücadele dönemindeki rolü ile bilinen Rifat Börekçi Hoca’dan sonra bu makam ya çok mühim olduu için ya da kymeti harbiyesi olmadndan uzun saylabilecek bir süre bo braklmtr. Rifat Börekçi’nin biyografisinde dikkatten kaçrlan bir husus vardr: Onun Cumhuriyet Halk Partisi Ankara l bakanl. Dier yönleri yannda bu tarafnn da yeni Diyanet leri Reisi’nin seçiminde dikkate alnd düünülebilir. Yaltkaya’nn Atatürk’ün cenaze namaznn ailesinin talebi üzerine klnmas hükûmet tarafndan kabul edildiinde, cenaze imam olarak seçilmesi ilgi çekicidir.

Yaltkaya riyaset vazifesine baladktan birkaç ay sonra, Ankara’daki ngiliz Kültür Heyeti (British Council) temsilcisi Michael Grant, Maarif Vekili Hasan Âli Yücel’le bir görüme yapar.[1] Bu görümede Yaltkaya’nn “dinî eitim kurumlar kurmak ve din eitimini düzenlemek amacyla büyük tahsisat salamay baarmas” üzerinde durulur. Bu tahsisatn miktar ve hangi maksatlarla kullanld hususunda bir bilgi yoktur. Belki de bu görümeden sonra hükûmet yukardan bir ikazla kar karya kaldn düünerek, tahsisat iptal etmitir.

Maarif Vekili’nin bunun bir dine dönü hamlesi olmadn terifat açsndan dengi olmayan temsilciye izah etmek mecburiyetini hissetmesi dikkat çekicidir. Müstakil (bamsz) bir ülkede, yabanc ülke temsilcilerinin kendilerini ilgilendirmeyen konularda devletin tasarruflarn sorgulamalar söz konusu olabilir mi? O sralar Türkiye Cumhuriyeti’nde bunun olabilmesi üzerinde düünmek lâzmdr.

Yücel, Yaltkaya’nn bu makama Kur’an- Kerim’in türkçeletirilerek Türklerin Arap etkisinden kurtarlmas taraftar olmasndan ötürü getirildiini söyler. Bu dinî reformun ngiliz kral VIII. Henry’nin yaptklaryla karlatrlmas üzerine Hasan Âli, ngiltere’deki gibi din-devlet birlii amaçlanmadn belirtir.[2] Niyet slâm’ Türkletirmektir, ama devlet dini haline getirmek deildir. Kur’an’n halk nezdindeki ulvî tesiri türkçeye çevrilince ortadan kalkacak, edebî bir metne dönüecektir. Bu hususta en büyük destekçisi Bakanlk’taki yardmcs smail Hakk Tonguç’tur; köy enstitülerinde verilen kat laik eitim “ilerici” bir nüfusun yetimesini salayacaktr. 

Grant meselenin açlmasn talep eder; Hasan Âli ise, bu noktadan sonra bize göre, saçmalama hakkn kullanr. Çünkü bu sömürge müfettiine farkl eyler söylemesi gerekir. On yl içinde Yaltkaya’nn da faaliyetlerinin de Diyanet leri kurumunun da sonunun geleceini iddia eder. Grant, bu konumadan Millî ef nönü’nün de ayn kanaatte olduu izlenimi aldn raporuna yazar.

Grant’n insanln dine ihtiyac olduu hakkndaki az yoklamasna Maarif Vekili katlmaz ve Türkiye halknn Müslüman olmaktan ziyade pagan/putperest olduunu, esasen tabiata taptklarn, slâm’n bir cilâdan ibaret olduunu ve bundan da kurtulunacan iddia eder.

Türkiye’nin Müslümanl Lozan müzakereleri srasnda ngiltere ve Fransa tarafndan gündeme getirilmi, en azndan smet Paa’ya telkinde bulunulmu veya gizli bir sözlemenin konusu olmutur. Çünkü Paa’nn Lozan dönüü Mustafa Kemal Paa bata olmak üzere yönetici kesim din konusunu ciddi ekilde tartmtr. Millî Mücadele’nin zafere ulamasnda arkaplanda birinci derecede dinin-dinî kurumlarn hissesi vardr. Hatta Ankara yönetimi Millî Mücadele’nin, Anadolu’ya mahsus bir cihad olmaktan öte bütün Müslümanlarn kyam, mücadelesi olduunu, Ankara’nn emperyalizme kar umum slâm ayaklanmasnn karargâh konumunda bulunduunu ilân etmitir.[3] te bugünlerde, Cumhuriyet’ten sonra dinî muhtevas üzerinde tartma açlan Mehmed Âkif’in yazd stiklâl Mar Meclis’te kabul edilmitir.

Osmanl sonras Türkiye’nin dinini kurumlaryla muhafazas emperyalistlerin köklemi düman algsn sürdürmesi demektir. Dümanlk Osmanlya deil, onun temsil ettii Müslümanladr. Hatta Türkiye’ye dini geriletme, zayflatma ile ilgili bir uygulama program “tavsiye edilmi” olabilir. Tabiî bunlar spekülasyondur. Fakat Cumhuriyet’ten sonra olup bitenlere, uygulamalara baklrsa, gerçeklii konusunda güçlü bir kanaate sahip olunabilir.

Hiçbir ülke, millet, devlet kendini güçlü klan, kimliinin olumasnda birinci derecede rolü olan bir kurumu kendi eliyle tahrib etmez, edemez. Türkiye’de bu yaplmtr. Bunun haricî bir denetim mekanizmas var myd? Michael Grant’n dinle ilgili bir gelime üzerine Maarif Vekiliyle sorgulayc tarzda konumas böyle bir mekanizmann olma ihtimalini güçlendirmektedir.

          “slâmlk Türkiye’nin medeniyetidir”

ABD’nin Cumhuriyet dönemindeki ilk Türkiye büyükelçisi Jonh Grew (1927-1932) hatralarnda Türkiye’de dinin varolu meselesi olduu anlamna gelen cümleler kuruyor ve yaplanlara mâna veremiyor: “Hukuk ve adalet gittikçe laikletirildikçe, son adm olarak devletin kendini dinden ayrmas kaçnlmaz bir sonuçtu. Fakat slâmlk Türkiye’nin medeniyetidir, Fransa gibi gerçekten Avrupal olan ve gerçekten dini devletten ayrm bulunan ülkelerden ayr olarak, slâmlktan syrlm Türkiye’nin kendine özgü bir medeniyeti yoktur. imdi bütün yapabilecei ey Bat’y taklittir”.

Grew, Türkiye’nin bu sahada Japonya gibi baarl olabilmesi için, önce güçlü lidere, ikinci olarak da içten içe kaynayan ve esas itibaryle dinî taassuba dayanan muhalefetin gelimesine bal olduunu ifade ediyor.

“Birinci noktada Ankara’da bulunan herkesin gördüü gibi, pek az dnda kalan ile (mesela Fevzi Paa), bugünkü liderler hep dine kar ilgisiz kiilerdir. Bazlar kültürsüz, kimileri görgü ve ahlâkî dürüstlükten yoksun, fakat her biri de ülkenin birlik ve güç kazanmas ile dopdolu insanlar. Bu ulusun manevî ilerlemesini deilse bile, maddî ve politik gelimesini salyacak…kinci nokta, yani muhalefetin gelimesi ve güçlenmesi konusunda doruluk ve yanlln ancak zamann gösterebilecei ayr ayr fikirler var; fakat uras kesin ki, slâmln bir kenara atlmas, halkn belki büyük bir çounluunda, özellikle Anadolu köylüsü arasnda ezici derecede ar vergilerden de çok honutsuzluk uyandrmtr; bu honutsuzlua dayanan muhalefetin, gelecekte kendisini hissettirmesi mümkündür.”[4]

          1940’larda yeni bir “dinî inklâp” hamlesi mi?

Michael Grant, 1940 yl kasmnda, 2. Dünya Sava devam ederken ve Alman uçaklar Londra’y her gün bombalarken, Türkiye’de ngiliz Kültür Heyeti-British Council’in temsilciliini açmak üzere görevlendirilmitir (O srada 28 yandadr). Türk hükûmeti ngiltere’nin bu giriimini memnuniyetle karlamakla kalmam, Parti’nin kültür kolu olan ve yurt sathnda yaygn ekilde tekilatlanan Halkevleri’nin ngiliz Kültür Heyeti’nin faaliyetlerine açlmas salanmtr.[5] Bu da yetmemi, ngiliz Kültür Heyeti temsilcisi Grant Cumhurbakan smet nönü’ye ngilizce hocal yapmtr.

Hasan Âli Yücel, British Council’in Türkiye’deki faaliyetlerine ilikin meselelerin Birleik Krallk Büyükelçilii araclyla deil, dorudan kendisi ile kurum temsilcisi Michael Grant arasnda görüülmesini; ngiliz askerî istihbarat ile ilikilendirir. ngiliz istihbaratnn British Council’in personelinden yararlandn ve ayn istihbarat biriminin daha önce baz ahslar/ajanlar British Council adna kaytl pasaportlarla Türkiye’ye sokmaya çaltn söyleyerek izah eder.

Türkiye’ye kültürel maksatlarla gönderilen Michael Grant’n istihbaratç olduunun resmî makamlar tarafndan bilindii anlalmaktadr. Baz halkevlerinin yetkilileri de ngiliz Kültür Heyeti’nin faaliyetlerinden kukulanmlardr. Grant, Maarif Vekili Hasan Âli Yücel’in ve smet nönü’nün yakn aile dostlar arasna girmitir. Grant’n yardmcs, Yücel’e ngilizce dersleri vermi. nönü’nün olu ve kz ve baz bakanlar, Council’den hususî ders almtr. Bu rabetin sebepsiz olmad kanaatindeyiz.

Grant’n özel bir misyonla gönderildiini tahmin eden resmî makamlar Türkiye’nin din hususunda Lozan’da verdii sözü tutmaktaki sebatnn snanmak istendiini düünmü olmaldr. O yllarn baz uygulamalar bu çerçevede atlm admlar olarak görülebilir. 1933’te üniversite reformu ile kapatlan lahiyat Fakültesi’nin kalnts saylabilecek stanbul Üniversitesi bünyesinde kurulan slâm Tetkikleri Enstitüsü 1 ubat 1941’de kapatlr. Türk ceza kanununun 526. Maddesine (apka kanununa), “arapça ezan ve kamet okuyanlara üç aya kadar hafif hapis ve 10 liradan 200 liraya kadar hafif para cezasyla cezalandrlr” hükmü ilave edilir (2.6.1941).

Grant-Yücel görümesinden bir süre sonra,1942 ylnn yaz aylarnda Dahiliye vekaletinin emri ile Matbuat Umum Müdürlüü’nün gazetelerde dinden bahseden yazlardan uzak durulmas, balam olan tefrikalarn kesilmesi hususundaki talimat yaynlanr.[6] Dini yaynn kt olduu, hatta hiç olmad bir dönemde Ömer Rza Dorul’un Hz. Peygamberin hayatna dair eseri yine çileri Bakanl tarafndan toplatlr. Bat klasikleri tercümeleri ile harf nklâbndan sonra boaltlm zihinlerin doldurulmas maksadyla kapsaml bir yayn faaliyetine giriilir. smet Paa’nn bavekillikten azledilmeden önce dil devrimine kar tavr göstermesine ramen 1941’den itibaren ar bir dil devrimi harekatna giriilmesi, 1942’de Felsefe ve Gramer Terimleri Komisyonu toplanarak uydurma kelimelerden oluan bir sözlük yaynlanmas, Maarif Vekaletinin uydurma dili hem klasik tercümelerinde hem de ders kitaplarnda mecburi hale getirmesi, duraklatlm olan kültürel devrimlere hz verilmesi dikkat çekicidir. Bütün bunlar 1932’de balatlan “dinî inklâp” kapsamnda görülebilecek uygulamalardr. On yl sonra yeni bir “inklâp” hamlesine giriildiini düündürecek kapsamda uygulamalardr.

Grant’n 1940’da faaliyete geçen Köy Enstitüleri ile de yakndan ilgilendiini burada kaydedelim.[7]

htilal, inklâp, devrim…

En az bir asr bu kelimeler sihirli idi!

Bizdeki kelime çokluuna karlk Bat’da tek kelime var: Revulasyon (revulation). lk “revulasyon” Fransz ihtilali. Bunun kuvvetli bir iktisadî temeli olduu malûmdur: Yükselen burjuvazi, tüccar snf, aristokrasiyi tahtndan indirdi. kinci büyük ihtilal Sovyet ihtilalidir. çi snf adna hareket etmek iddiasnda olan profesyonel bir ihtilalci topluluu Rus çarln ykt ve proletarya diktatörlüünü kurdu.

Osmanl zihni Fransz “revulasyon”unu “ihtilal” olarak çevirdi. Bu “bozulma, fesat, kargaa, karklk” anlamna gelir.

Mehur arky hatrlayalm:

Sebep sensin gönülde ihtilale!

Fakat daha sonra Osmanlya kar yürütülen ihtilalci hareketler ortaya çkt. 2. Merutiyet “inklâb” (kalbolma, dönüme) olarak ifade edildi. Ardilciler revulasyona 1935’te yeni bir karlk buldular: Devrim!

nklâp tarihi (bir zamanlar “devrim tarihi” idi, 1980 darbesinden sonra bu isim tercih edildi) Türkiye’de ilk öretimden yüksek öretime deimez bir ders baldr. Bir “Türk inklâb” var mdr? Türkiye’de yaplanlar “atatürk inklâb, inklâplar” olarak adlandrlmtr. Türkiye’deki ihtilal/inklâp bir snf inklâb mdr? Bürokrasi ne kadar iktisadî snfsa o kadar snf inklâb saylabilir! Türkiye’ye tek parti döneminde asker-sivil bürokrasi hâkim oldu. Çok partili hayata geçince, iktisadî snflar yönetimde açkça etkili olmaya balad. Yani Atatürk inklâb iktisadî bir inklâp deildi; kestirmeden gidelim: Kültürel inklâbd. Millî Mücadele’den sonra halk tedirgin etmeden, milletle ztlamadan, Kuva-y milliye ruhunu ayakta tutarak büyük bir maarif ve kalknma hamlesi yaplabilecekken, dorudan dini veya dinî kurumlar, hatta dinle iltisakl yaplar hedef alan bir takm zorlayc uygulamalara giriildi.

Neden millete srt çevrildi? Millî Mücadele’nin baarya ulatrlmasnda büyük rolü olan din neden bir kenara atld, hatta dine kar hasmane tavr taknld? Neden halkn gönüllü itirakiyle ülkenin maddî ve manevî kalknmasn salamak hedeflenmedi? Bu zor yol durup dururken mi seçildi? Asl soru: Bunu kendiliimizden mi yaptk? Bir d “etken” var myd?

Bize göre, bu tamamen d müessire bal bir deime/deitirme programdr!

Lozan’da maddî snrlarmz çizilirken ve bu kayda geçirilirken, manevî yapmz, manevî snrlarmz konusunda da birtakm görümeler yapld, en azndan sözler verildii anlalyor. Çünkü milletimizin manevî-kültürel yaps ile ilgili mevzular “inklâp” kavram çerçevesinde Lozan’dan sonra ele alnyor. Batl sömürgeciler Türkiye’nin maddî varl hususunda gerekeni yaptlar, snrlarmz çizdiler; biz de bu snrlar eksiiyle noksanyla, dorusuyla yanlyla kabul etmek zorunda kaldk. Asl manevî snrlarmz onlar için tehditdi. Çünkü Türkiye’nin gücü maneviyat idi. Yeni Türkiye bin yllk manevî temelleri üzerinde mi yükselecek? Bu Türkiye’nin kabna samayaca anlamna geliyordu. Böyle olmas halinde emperyalistlerin gözünde düman görünümümüz devam edecekti.

Kâzm Karabekir Lozan Andlamas’nn imzasna yakn günlerin ve Lozan sonrasnn Ankarasn “nklâp hareketleri” balkl hatralarnda anlatyor. Ankara’da yeni bir hava esmeye balamtr.

“slâmlk terakkiye mâni imi. Halk Frkas lâdini (dind-laik) ve lâahlakî (ahlakd) olmal imi. Macarlar ve Bulgarlar gibi ufak milletler bizim gibi Almanya tarafnda bulunarak malup olduklar halde, istiklâllerini muhafaza ediyorlarm. Medeniyete girmilermi. Türkiye slâm kaldkça, Avrupa ve hele ngiltere müstemlekelerinin çounun halk slâm olduundan, bize düman kalacaklarm! Sulh yapmayacaklarm!”[8]

Konu Ankara’daki yönetici kesim arasnda müzakere edilir; Müslümanlktan çkp Hristiyan olmaya kadar giden bir yelpazede sözler sarfedilir. Dehetli bir aknlk hali yaanmaktadr. Lozan’n ikinci defa akamete uramas ihtimali bu yönetici kesimi fevkalade tedirgin etmitir. Bu toplantlarn yaplma sebebi muhtemelen ilgili taraflara mesaj vermektir. smet Paa Lozan’ imzalayp döndükten sonra Karabekir konuyu ona da açar, slâm kart bu havann Lozan’la balants üzerinde durur. smet Paa da teyid edici sözler söyler: slâm kaldkça müstemlekeci devletlerin bu arada bilhassa ngilizlerin daima aleyhimizde olacaklarn ve istiklâlimizin daima tehlikede kalacan söyler.

smet Paa’dan bundan daha açk konumas beklenebilir mi? stiklâlin bedeli bin yllk kimlikten vaz geçmektir! Yani bamsz ol, kendin olma!

Bu havada gelinen nokta udur: “Sizin istediiniz gibi olacaz!”

“Biz sizin dümannn deiliz, bakn sizde dümanlk algs uyandran dinimizden, mektebimizden (medresemizden) tekkemizden, alfabemizden, tarihimizden, dilimizden vaz geçtik. Bunlar üzerinde operasyon yapmay kabul ettik…

slâmiyetle mücadele, bin yllk medeniyetimizle mücadele idi. Kendi medeniyetimizi kendi ellerimizle yktk. Yerine ayn deerde bir ey koymamz mümkün deildi, aradan bir asr geçti bu hakikatle kuatlm durumdayz.

Netice olarak, Türk/Atatürk devrimi tamamen kültürel-manevî alana yönelik bir “devrim”dir ve esas olarak 1930’larda ifade edildii gibi “dinî bir inklâp”tr. Türkiye’de dinî olmayan, dinle alakal olmayan hiçbir köklü deiiklik yapmak için çallmamtr. Türkiye, cumhuriyetin kurulu yllarnda iktisadî bir devrim yaamamtr.

Kültürel-manevî inklâplarn ksa sürede sonuca ulamas mümkün deildir. Hatta unu düünmeden edemiyoruz: Türkiye’ye 10 yllk bir süre verildi. Bu süre içinde dinî inklaplar yapld. 1932 yl ocanda balatlan “Türkçe Kur’an” uygulamas dorudan “dinî inklâp” olarak ifade edildi. Türkiye Cumhuriyetin 10. ylna bu konuda taahhütlerini yerine getirerek girdi. Biz bu yazda, aa yukar 20. Ylda cereyan eden bir hadise üzerinden konuya yaklayoruz. Türkiye’nin manevî-kültürel olarak köklerine dönmesi 20 yl sonra dahi emperyalistlerin takibat altnda idi!

Bugün 1920’li yllarda, 1930’lu yllarda yaplan “inklâplar” akl süzgecinden geçirip de millî yapmzda meydana getirdii tahribat görmezden gelmek imkânszdr. “Biz kendimize, kültürümüze, maneviyatmza bu zarar neden verdik?” Sorusunu cevaplamak mecburiyetindeyiz.

20. Yüzylda neden sadece Türklerin alfabesi deitirildi? (Ünlü Fransz filozofu Derride harf inklabn “katliam” olarak niteliyor!) Neden yalnz Türkiye’de “dil devrimi” yapld? Neden Kur’an’a, ezana müdahale edildi? badet dili neden deitirilmek istendi? Neden mûskimiz yasakland?

Bütün bu yaplanlarn apar topar yaplmas, hiçbir plan ve programn olmamas da ayr bir garabettir.

Harf inklâb yaplyor, bir plan program yok. Yeterli sayda öretmen yetitirmeden, gerekli miktarda mektep yapmadan okur yazar orann nasl yükselteceksin? lk mektep yapmak için bir gayret var, fakat 1933-34’te açtn baz ilk okullar kapatmak zorunda kalmsn. Yeni alfabeyi örenenlerin okuyaca kitap yok. Bu akldan ile geçmemi. Üniversitenin slah için dardan mütehasss çarlyor, raporunda “bu ülkede üniversite talebelerinin okuyaca kitap yok” diyor. Büyük tantanalarla tarih kongresi yaplyor, tarih tezini 24 yanda bir hanm öretmenle bir tp doktoru savunuyor. Türkiye’de o zamana kadar hiç tarihçi yetimemi miydi? Dil devrimini yapmakla görevlendirilenler arasnda gerçek anlamda dilci yok, edebiyatç yok. Dil Kurumu’nda uzun müddet çeitli vazifelerde bulunan Besim Atalay ancak 1950’den sonra dil devriminin esas kadrosundan kiilerin evlerinde türkçe konuulmadn açklyor!

Zorumuz neydi?


[1] ngiliz Büyükelçisinin ngiltere D leri Bakanl’na gönderdii 30 Nisan 1942 tarihli raporda, British Council temsilcisi Grant’n Hasan Âli Yücel’le yapm olduu bir saatlik görüme üzerine hazrlad memorandum da yer almaktadr. https://t24.com.tr/k24/yazi/homo-kemalismus-olarak-hasan-ali-yucel-bir-degerlendirme-1-bolum,3194 ve https://mektepligazete.com/haber/detay/ipte_yurumeye_calismak_hasan_ali_yucel_din_ve_egitim

[2] 8. Henri’nin ilk einden boanmasna Papa müsaade etmedi, O da Roma kilisesinden ayrlarak Anglikan kilisesini kurdu. (Arkaplanda bata sebepler olabilir.) Henri dinî otoriteyi de üstlendi. Grant’n müdahalesi Türkiye’nin din ve devlet ilerinin ayrlmas prensibinden sapmas, yani laiklikten uzaklamas ihtimali üzerinedir. Kendisi ekil olarak da olsa laik olmayan bir imparatorluun memuru Türkiye’nin laikliini garantiye almak istiyor!

[3] Ankara’da Mustafa Kemal Paa tarafndan yaynlanan ve Büyük Millet Meclisi’nin yayn organ konumunda olan Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin 11 Mart 1921 nüshasnda Matbuat Müdürü Hüseyin Ragp imzasyla yaynlanan bayazda bu ifade kullanlmtr.

[4] Joseph Grew: Atatürk ve nönü-Amerikann lik Türkiye Büyükelçisi Jonh Grew’in Hatralar. Terc. Muzaffer Akn. stanbul 1966, sf. 91-92

[5] Eminalp Malkoç: “1940’l Yllarda British Council/ngiliz Kültür Heyeti’nin Halkevleri Üzerinden Türkiye Etkinlikleri” Türk nklâp Tarihi Yll 2019, sf. 1-21

[6] Matbuat Umum Müdür Vekili zzettin Turul Nibay imzal, 24.7.1942 tarihli talimat yazs

[7] Resul Babaolu: “British Council, Köy Enstitüleri ve sava ortamnda kültürel diplomasinin yollarn aramak”. Tarih ncelemeleri Dergisi XXXIV / 1, 2019, 23-48

[8] Kazm Karabekir: Paalarn Kavgas. (Yayna haz. smet Bozda). stanbul 1991, sf. 142 vd.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: D. Mehmet Doðan
01-10-23
E mail: maarifinsesi.com
 
 
Yorumlar: 1
Yolcu
Belge
Tarih : 01-10-23

Tarihi doðru anlama, Ýslâm düþmanlarýný tanýtýcý yazýlarýndan dolayý muhterem yazara müteþekkiriz. Allah razý olsun

 
Bir sömürge müfettiþinin Maarif Vekili’ni Türkiye’de sorguya çekmesi!
Online Kii: 20
Bu Gn: 645 || Bu Ay: 5.737 || Toplam Ziyareti: 2.928.821 || Toplam Tklanma: 58.611.958