HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / MAÂRÝF (Eðitimle Ýlgili Yazýlar)
Okunma Says: 557
Yazar: Ahmet Kaðan Karabulut
MAHRUMÝYETTEN MAHRUM ÇOCUKLAR

MAHRUMYETTEN MAHRUM ÇOCUKLARÖnce her ey hayvan sesi çkaran oyuncaklarn piyasaya çkmasyla balad. Kuzunun sesi yetti bize ve biz kuzunun yününü, scakln, kouunu, annesini koklamasn ve gözlerinin o güzel baklarn unuttuk. Sonra tavuun sesi yetti, civcivlerini koruyup kollamasn göremedik, etrafta yiyecek ararken telal kouturmalarn da, ördein sesini suda heyecanla yüzüünü izlemeye tercih ettik. Böcekleri resimlere ve fotoraflara hapsederken, çiçeklerin kokusu unutulmaya yüz tuttu. Aacn gölgesini ve gücünü, yeilin verdii huzuru, yapraklarn hrtsn, rüzgârn sln ya bir gazete sayfasna ya da bir TV ekranna hapsettik sonra. Çamuru unuttuk, çamurdan, kilden oyuncaklar da. En sonunda topra unuttuk, kokusunu, yumuakln, kuatcln, bereketini unuttuk ve dierleriyle birlikte topraa gömdük.

Gülü dalnda koklayan kald m sahi? Gülleri bile kendi haline brakmadk ki! Önce yapraklarn, dikenlerini budadk, sanki hayat dikensiz gül bahçesiymi gibi. Sonra parfüm sktk kendi kokusunun yerine, yetmedi yaptrc skp üzerine bir de yapay simler döktük, adeta güzelliini gölgelemek istercesine, tpk insana, tpk kendimize yaptmz gibi. Her eyi bakalatrmay, aslndan uzaklatrmay marifet zannettik ve asl renklerimizi, kokularmz, özelliklerimizi birer birer kaybedip, aynlap, sradanlap, anlamszlatrdk gün be gün.

Sonrasnda ise kâd, kitab ve kalemi de rafa kaldrdk nedense. Her türlü bilgiye ve görsellie en kolay bir ekilde ulatmz düz ekranlara mahkûm olduk. Artk kitabn, kâdn kokusu da uzakt bizden. Aralarnda hülyalara, rüyalara dalacamz, geçmi ya da geleceimizden, dülerimizden çevirdiimiz, içerisinde kaybolduumuz veya kendimizi bulduumuz sayfalar da uzaklamt bizden.
Hani bir iirde de geçtii gibi;

Bize ne lazm

Artk daha çok kitap lazm bize,
Daha çok kât, daha çok kalem.
Daha az televizyon, bilgisayar,
Daha az sanal alem….

Kendi ellerimizle, heyecanla yaptmz uçurtmalarmz, bilyelerimiz, gazoz kapaklarmz, topaçlarmz, kzaklarmz, aaçtan evler, topraktan arabalarmz da birer birer tarih oldu. Ve oyunlarmz, ayn oyun arkadalarmz gibi, arkadalklarmz gibi gidiverdi, uçuverdi ellerimizin arasndan. Bir arkadamzn elini tutardk oyunlarda, sonra o elimizle o alarken gözyan siler, sevinince de alk tutar, sarlrdk. imdi ne kollar saryor çocuklarmzn bir arkadan, ne sevince ne de kedere ortak oluyorlar. Klavyelerde ve telefon tularnda gezinen o küçücük parmaklar hiç kimsenin gözyan silmiyor ne yazk ki.

Her ey o kadar yüzeysel, o kadar sanal, o kadar yapay, o kadar hazr ki. nsan olan, insani olan, topraktan olan, ftrattan olana o kadar yabanc ki evlatlarmz. Odalarnda, masalarnda, kafelerde radyasyon yayan, elektromanyetik dalga yayan ekranlarla ba baa, içine kapank, sosyal medyann yaratt anti-sosyal varlklar olarak yayorlar. Hem çok deerli zaman hem de dolu dolu yaayacaklar hayatlarn plastik tularn aralarnda harcyorlar umursamazca. Sanal âlemdeki oyunlara da bir göz atalm isterseniz. Sadece bireysel baar, hrs, karsndakini yenmek, ezmek, parçalamak, ötekininkileri ele geçirmek iddiasyla dolu oyunlar. Paylamay, yardmlamay, dostluu, sevgiyi, bar ve erdemleri öne çkaran bir oyuna ben ahsen rastlamadm.

Bir eye ulamak için emek çekmeleri, gayret etmeleri de gerekmiyor nasl olsa. Mahrumiyet nedir bilmiyor birçou. “Ekmek elden, su gölden”, “gak deyince et, guk deyince su” misali her istediklerine kolayca ulaabiliyorlar. Ayn iirde de bahsedildii gibi;

Mahrumiyet

Daha geçen günlerde, sordum arif birine,
Sence neden mahrumlar bizim çocuklar diye,
Dedi ki madem sordun, söyleyeyim özetle,
“Mahrumiyetten mahrumlar” iin srr bu diye…

Bütün bunlarn yokluunu çekerek büyüyen biz ana-babalar da her eyi, hiç bekletmeden, bazen de kendimizi ve imkanlarmz zorlayarak sunmay iyi bir ebeveynlik zannederek aslnda steril bir ortamda, adeta camdan fanuslar içerisinde büyütüyoruz yavrularmz. Fanus krlp, “merhaba hayat, merhaba yerçekimi” diyip ayaklar yere basnca, acmasz dünya ile ba baa kaldklarnda, son derece krlgan, naif, baksz, asabi ve en küçük bir zorluk ve yenilgide depresyona girmeye aday gençler yetitiriyoruz aslnda.

Mademki vaziyet bu derecede önemli skntlara gebe, hayatmz, tarzmz, tavrmz ve neye deer verip neleri yeniden sevmemiz, sevdirmemiz gerektiini önce bizlerin yeniden hatrlayp, unutulmaya yüz tutmu deer ve güzelliklerimizle yavrularmz yeniden tantrmaya ne dersiniz?

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Ahmet Kaðan Karabulut
29-11-23
E mail: maarifinsesi.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
MAHRUMÝYETTEN MAHRUM ÇOCUKLAR
Online Kii: 22
Bu Gn: 607 || Bu Ay: 5.699 || Toplam Ziyareti: 2.928.774 || Toplam Tklanma: 58.610.950