HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar
Okunma Says: 349
Yazar: Hayrettin Karaman
NÝÇÝN TEFRÝKA, NASIL UZLAÞMA?

NÇN TEFRKA, NASIL UZLAMA?1.

a) Toplumumuzda farkl dinlere mensup gruplar arasnda gittikçe derinleen ve eskiden olana nispetle -bu bakmdan- farkl bir deime görülmüyor.

Bir dinin içindeki mezheplere mensup guruplar içinden de yalnzca Sünniler ile Sünnî olmayanalar arasnda, iki tarafn da hikmet yoksunu veya kötü niyetli sözde önderleri sebebiyle nispeten dozunu arttran bir farkllama uurundan söz edilebilir.

Asl nispeten derinleen ve genileyen farkllama -benim görebildiim kadar- laik Müslümanlar ve dinsizler ile laik olmayan Müslümanlar arasnda söz konusudur. Kavmî kökenleri farkl gruplardan yalnzca Türkler ile Kürtler arasnda gittikçe derinleen bir farkllamadan söz ediliyor, ancak bütün Türkleri ve Kürtleri içine aldn söylemek mümkün deildir, hatta iki zümrenin de ucunda ve kenarnda bulunan az sayda insanlarda böyle bir uur güçlenmesinden bahsetmek vakaya daha yakn olsa gerektir.

Ekonomik ve sosyal konumlar bakmndan toplumun farkl tabakalar arasnda mevcut farkllamann da nisbi olarak kayda deer bir derinleme arz ettii izlenimini tamyorum.

b) Var olduunu düündüümüz alanlarda ve gruplar arasndaki farkllama ve bunun gittikçe derinlemesinin genel ve özel sebepleri vardr:

Genel sebeplerin banda millî eitim ve kültür politikas gelmektedir. Bugün mevcut slâm ülkelerinde, ümmet yapsndan ve kültüründen ulus yapsna ve kültürüne geçmeye karar verilmitir. Çou hariçten birçok plan, program ve uygulama sonucu oluan bu ve uygulama ümmet bütünlüünü salayan balar ve tedbirleri bir kenara atm, hatta bazlarnda, bunlara kar olumsuz, bazen dümanca tavrlar taknlmtr. Buna kar düündükleri ulus için tutarl bir tanm ve birlii kuracak yeterli bir ba da getirememilerdir. Kavramlarda ve yapdaki bu tutarszlk, temelsizlik, yetersizlik hatta çeliki, ülkelerin eitim ve kültür politikasna da yansm, okuyanlar gelenekten uzaklam, gelenekten uzaklaanlar -toplumu kenetleyen- millî ve manevi deerlerden de uzak kalmlardr. Gelenee dayal deerlerimizin yerine ikame edilmek istenen modern deerlerin tabiatnda yalnzlatrma ve parçalama vardr.

Farkllamann dier sebepleri arasnda iç ve d tahrikleri, haksz ve ölçüsüz kazançlar, ölçüsüz harcamalar ve tüketim çlgnln, millî gelirin paylam, sosyal adalet ve hukuki adalet alanlarndaki aksamalar, dengesizlikleri, medyann ilkesizlii ve tahriklerini, hürriyetlerin kötüye kullanlmasn ve çeitli basklar saymak mümkündür.

2. Toplumsal farkllama toplum için zenginlik, güzellik veren renkler, mükemmeli yakalama yarnn saikleri ve dayanma arac olmaktan çkp bölen ve parçalayan duvarlar haline geldiinde toplumun birlik ve bütünlüünü tehdit eder, bunun arkasndan zayflama, gerileme ve ülkenin bölünmesi tehlikesi gelir.

3. “Devlet ve sistem tek belirleyici olduu halde farkllama neden?” sorusunun cevabn ararken öncelikle devlet ve sistemin belirleyicisini aramak ve sorgulamak gerekir.

Devletin ilkelerini, amaçlarn, ilevlerini ve yapsn halk m belirlemitir yoksa kendilerini halktan üstün gören ve ellerine geçirdikleri gücü halk sindirme ve kendi ideolojilerini dayatma arac klan bir aristokrat veya jakoben aznlk m?

Eer birinci k gerçeklemi ve halk uzlaarak devletin ve sistemin temel özelliklerini belirlemi olsayd farkllamann suçlular arasnda devlet ve sistemin bulunmamas gerekirdi. Ne yazk ki devlet ve halk adna (diyerek) belirlemeleri yapanlar halktan, onun deerlerinden uzaklam ve ona yabanclam bir zinde güçtür, bir bask zümresidir; bunlarn ektikleri tohumdan ikâyet konusu olan farkllama ve parçalanmalarn çkmas da kaçnlmazdr.

4. Toplumsal uzlamann ön art, toplumu oluturan kii ve gruplardan hiçbirinin kendi çkar, düünce, inanç, ilke ve ideolojisini dierlerine dayatmamasdr. kinci art, kii ve gruplarn ileri sürecekleri uzlama artlarnn ülkeyi bölecek ve parçalayacak cinsten artlar olmamasdr. Bu iki art bütün gruplar kabullendikten sonra sra mütereklerin (ortak deer, istek ve kabullerin) tespitine gelir. Yaplacak ön çalmalar ile müterekler tespit edilince bunlar ülkenin ana ve detay kanunlar ve kurallar haline getirilir. Üzerinde birleme salanamayan, dolaysyla müterekin dnda kalan konularda ülkenin ve toplumun zararna olmadkça, umumi ahlak, sal, kamu düzenini ve güvenlii bozmadkça ahs ve gruplar hür olacaklardr.

Meseleye slâmî açdan baklacak olursa, yukarda özetlemeye çaltmz uzlama modeli bir geçi dönemi modelidir. Müslümanlarn nihai hedefi ise zora bavurmadan, insanlar ikna ederek, iyi örnekler göstererek (örnek bir slâmî hayat ve toplum modeli sunarak) modelin slâmîlemesini salamaktr. Modelin slâmîlemesi halinde toplumun, gerçek mânâda bar, hürriyet, istikrar, adalet ve huzura kavuma; kurt ile kuzu, Müslüman ile gayrimüslim, güçlü ile zayf... yan yana, adalet ve hakkaniyet çerçevesinde yaama artlar gerçeklemi olacaktr.

artlar gerçekleince sonuç da otomatik olarak hâsl olmaz, hâsl olan da kendiliinden devam etmez; bozucu ve bozulmaya açk insan unsuru sebebiyle iyi insanlarn devaml gayretleri gerekir.

Bir de kardelik ve eitlik konusu var:

“Bütün insanlar eittir”, “Hepimiz kardeiz” sloganlar kulaa ho gelmekle beraber gerçekleen, gerçek olan insan hayatnda eitlik ve kardeliin yeri ve boyutlar çok farkldr. Dünden bugüne insanlar, olmas gereken alanlarda bile eit olamamlar, okuyan-okuyamayan, zengin-fakir, asil-sradan, yöneten-yönetilen, akll-saf, güçlü-güçsüz, kadn-erkek, Doulu-Batl, dinli-dinsiz, siyah-beyaz... arasnda hep farklar, farkl konumlar ve deerlendirmeler olagelmitir. Bütün insanlar kökte bir ana-babadan geldikleri halde birbirlerini karde bilmemiler, Âdemoullarnn birbirlerine ettiini canavarlar etmemitir. slâm tabiî, ftrî (insann ftrat ve tabiatna uygun, Allah Teâlâ tarafndan ona göre tasarlanm) bir din olduu için eitlii de, kardelii de gerçekleme ans en çok, en tabii olan alanlara inhisar ettirmi, bu alanlar dna tarmamtr.

slâm’a göre hak ile batl, âlim ile cahil, ahlakl ile ahlaksz, faydal ile faydasz, slâm’a inanan ile inanmayan (mümin ile kâfir), günahsz ile günahkâr arasnda eitlik yoktur; bunlardan birinciler üstün, makbul, saygya ve mükâfata layktrlar; ikinciler davete, slaha, gerektiinde cezaya muhataptrlar. Buradaki eitsizlikler, insan olmaya bal insan haklar (statü haklar) alannda olmad, liyakat ve ehliyete (hak etmeye) bal haklar alanna ait bulunduu için “insan haklar” açsndan da bir mesele, bir ihlal söz konusu deildir.

Fazilet toplumunda genel ahlak, fazilet temeline oturur ve bu ahlaka aykr davranlarn alenen (açkça) ortaya konmas engellenir.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Hayrettin Karaman
14-01-24
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
NÝÇÝN TEFRÝKA, NASIL UZLAÞMA?
Online Kii: 24
Bu Gn: 607 || Bu Ay: 5.699 || Toplam Ziyareti: 2.928.774 || Toplam Tklanma: 58.610.928