HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / ÞUUR YAZILARI
Okunma Says: 5386
Yazar: Ahmet Taþgetiren
BÝR DÂRÜ'L-ERKÂM'IMIZ VAR MI?

-Mekke… Hazreti Peygamber (sav)in risâleti balam. kence kol geziyor. Son din balamadan boulmak isteniyor. Müslümanlara göz açtrlmyor. Rasûlullâh, bir araya gelebilecekleri, ibâdetlerini yapabilecekleri, yeni tâliplere slâm’ anlatp öretebilecekleri bir mekân arzuluyor. Yani slâm’n yasak olduu bir vasatta bir slâm adac… Hz. Erkâm bin Ebi'l-Erkâm (r.a.) “Yâ Resûlallah, evim, evinizdir. Emrinizdedir. Nasl, ne zaman ve ne kadar arzû ederseniz, kullanabilirsiniz.” diyor. Rasûlullah çok seviniyor. Artk Dârü’l-Erkâm (Erkâm bin Ebi'l-Erkâm’n evi) bütün zamanlarda slâm’n öretildii, yaand, yaatld mekânlarn çekirdei, özü, misali oluyor.

 -Dârü’l-Erkâm ihtiyâc evleviyetle içinde yaanan artlarn slâm dlnn fark edilmesi ile balyor. Bunu fark edemeyenler Dârü’l-Erkâm’n ne kadar yakc bir ihtiyaç olduunu da fark edemezler.

-Rasûlullâh'n ahlâkyla ahlâklanm merkez insanlar çevresinde oluacak Dârü'l-Erkâm'lar.

 -Dârü’l-Erkâm’dan günümüze bir zaman tüneli açlsa, Dârü’l-Erkâm’n mukâbili müesseseler nerelerdir? (Dorulu)

Bir Dârü'l-Erkâm'mz var m?

slâm’n çekirdek müessesesi “Dârü’l-Erkâm”dr. Müesseselemede ilk admdr. Müslümanlar bir yerde iki kii olduklar zaman, hemen bir Dârü’l-Erkâm arayna girerler. Dârü’l-Erkâm bir snaktr. Müslümann slâm d sosyal sistemin bunaltc ortamndan kurtulduu, soluk ald bir ortamdr.

Dârü’l-Erkâm bir ifâ yurdudur. Müslüman orada, slâm d sosyal sistem içinde ald yaralar tedâvî eder, yeni güne yaralar sarlm olarak balar.

Dârü’l-Erkâm, bir okuldur. Müslüman orada, slâm’ örenir, slâmî kiilik kazanr. Yani hem öretilir, hem eitilir.

Dârü’l-Erkâm, küçük bir slâm yurdudur. slâm’n yaanmad sosyal yap içinde Müslüman orada, minyatür bir slâm ülkesini inâ eder, onun havasn paylar.

Dârü’l-Erkâm bir ümittir. slâm d sosyal yap içinde Müslüman, bir slâm yurdunun var olabilme ümidini o küçük adaca bakarak besler. Oray ktalar kadar, belki bir dünya kadar geniletir ve tüm dünyay Dârü’l-Erkâm iklîmi ile doldurmann kvancn yaar.

Dârü’l-Erkâm, bir irâdedir. Karanlk bir dünya içinde bir k üretme irâdesidir. slâm d artlara meydan okuma, her eye ramen var olabilme, yok olmama, silinmeme, erimeme irâdesidir.

Dârü’l-Erkâm, bir araytr. Birken iki olma araydr. Fedâkârlklar, sevinçleri, üzüntüleri paylaacak ikinci, üçüncü bir insan araydr. kinci insann önemini kavrama uurudur Dârü’l-Erkâm. Dârü’l-Erkâm’a gelmeyen bir kiinin farkna varma uurudur. Artan ve eksilen tek insann olaanüstü önem kazand bir dünyadr. Kaybedilen her insanla âdetâ bir devletin kaybedilmesi, kazanlan her insanla âdetâ bir devletin kazanlmas duyarldr. Zengin-fakir, yal-genç, çoluk çocuk, efendi-köle, Arap-Acem... Her insann slâm  yurdunu inâ edecek yap ta nitelii kazand bir ortamdr. Kan bandan baka balarn öne çkt bir iklimdir. 

Dârü’l-Erkâm, bir Müslüman’n, Hazreti Peygamber (sav) in insanlk için ifâde ettii anlam kavrad bir dünyadr. Dârü’l-Erkâm, Hazreti Peygamber (sav) etrâfnda örülen bir kozadr. Onsuz olmaz, onun sevgisi olmadan örülmez, ona sarlmadan ayakta durmaz, onun k oda olduu bir dünyadr. Bir ktr, bir ak odadr ki pervâneler oraya koar, orada yanar, orada sonsuzluk kervanna katlrlar. Dârü’l-Erkâm, bütün zamanlarda, Müslümanlar, ancak Peygamber (sav) çizgisinde buluabildikeri, yürekleri orada bütünleebildii takdirde büyük medeniyetlere vücut verebileceklerini sembolize eden bir tlsmdr.

Dârü’l-Erkâm da Rasûlullâh’n hayâtyla örnekledii, bütün çalarda uyulmas gerekli bir sünnetti, diye düünemez miyiz? Mekke’nin müesses irk ortam içinde slâm’n dünyasna fidelik görevi üstlenen bir korunmu alan… Bir sosyal kanûniyet olarak slâmî bütün toparlanlarn rehber edinecei bir çizgi…

Eer öyleyse -ki öyledir- bu çadan baktmzda, içimize doan ilk k, Rasûlullâh’n ahlâk ile ahlâklanm merkez insanlar çevresinde oluacak Dârü’l-Erkâm’lar inâ etme zarûretidir.

Bu zarûret, içinde yaanan artlarn slâm dlnn farkna varmaktan douyor öncelikle. Sonra da, bir Müsüman’n bu artlarla bütünleemeyecei gerçeinden ve nihâyet bu artlar içinde dahi slâm’n dünyasn inâ etme irâdesinden…

kincisi, yüreklerimizi sürekli Dârü’l-Erkâm’la irtibatl klma gereidir. Orann misyonundan kopmama, o misyonun gerektirdii kvâma ulama, slâm d toplumsal vasat içinde yaralandn hissettiinde, tedâvî için orann iklîmine snma, oras ile bütünleme, orada fânî olma…

Üçüncüsü, her Müslüman’, Dârü’l-Erkâm’a intikâl eden bir yeni kan gibi görüp, o ölçüde deer verme. Her Müslüman’n ald yaray kendi yaras bilme, sevinçleri bir âile ortamnn scakl içinde alglama, yaama.

Dördüncüsü, Dârü’l-Erkâm’lar çoalmsa, onlarn her birini, slâm’n k odaklar olarak deerlendirip, bir gün bunlar bir k yuma hâline gelir ve slâm’ kuatan karanl datr umuduyla bakma…

slâm’n bir sistem ve toplumsal hayat olarak yaanmad ortamlarda, toplumsal çevre, öütücü bir karakter kazanr. Toplumsal çevreyi paylamamak çou zaman mümkün olmayabilir. Onun içine girecek ve pek çok eyi paylaacaksnz. te bu iliki, asimile edici, özümseyici, yutucu, öütücü, kendisine benzetici bir ilikidir. Sosyal vasat, hayat tarzyla öütür, müesseseleriyle öütür, ödülleriyle, cezâlaryla öütür. Bir Dârü’l-Erkâm ball bulunmayan insanlar, örümcek alarnn ilk kurbanlardr. Elleriyle, kollaryla, ayaklaryla, gözleriyle, kulaklaryla ve kalpleriyle örümcek ana taklr ve korkunç ruh sanclar içinde kaybolurlar. Öyle kaybolurlar ki, kaybolduklarnn farkna bile varmazlar. Kyya vuran dalgalarn her geli gidiinde içine çekmesi gibi, sosyal hayâtn dalgalar da, zaman içinde kiiyi bal bulunduu kylardan çak uzaklara alabilir.

Bir görev de, deiimine tank olduumuz insanlarmza Dârü’l-Erkâm saln tamaktr. Bîatleri yenilemelerine zemin hazrlamaktr. Deiim geçiren her insan bir kale düüü gibi görmek, öylesine ac duymaktr. Kur’an’da, “çinizde bir öncü topluluk bulunsun.” buyuruluyor. “Hayra çarsn, iyilii emretsin, kötülükten sakndrsn.” te onlar Dârü’l-Erkâm insanlardr. Topluma sürekli ar duru insanlar armaan eden bir kaynaktr Dârü’l-Erkâm… Arndran bir sürekli doutur. Rasûlullâh (sav), “Kalpten kalbe ak bulunduunu” belirtiyor. Dârü’l-Erkâm, slâm’n kalpleri biledii bir iklimdir. Orada kalbi bir kvam kazanmayanlar, o kvâm sürekli yenilemeyenler slâm d artlarn asimilasyon tehdîdi altndadrlar. Dârü’l-Erkâm’ bulunmayanlar, toplumsal yapy kontrol eden örgütlü güçlerin yemi olmaya adaydrlar.

Farkl toplumsal zeminlerde rol alanlar, en çok Dârü’l-Erkâm’a ballk ihtiyâc duyanlardr.

MERAKLISINA NOT:

Dâ­ru’l-Er­kam: lk Müs­lü­man­la­rn Ei­tim ve Ö­re­tim Mer­ke­zi

Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-, ilk üç se­ne s­lâm’ giz­li bir e­kil­de teb­lî et­mi, bu mevzûyu dâ­ve­ti­ni ka­bûl et­me­yen­ler­den kim­se­ye aç­ma­ma­la­r­n is­te­mi­tir.

Nü­büv­ve­tin ilk se­ne­sin­de Er­kâm bin Ebi’l-Er­kâm -ra­d­yal­lâ­hu anh- müs­lü­man ol­duk­tan son­ra as­hâb- ki­râm onun evin­de giz­li giz­li top­lan­ma­ya ba­la­d­lar.

“Dâ­ru’l-s­lâm” di­ye de bi­li­nen “Dâ­ru’l-Er­kâm”, Mek­ke’de Sa­fâ Te­pe­si’nin ya­nn­da bu­lun­mak­tay­d. Pey­gam­ber Efen­di­miz -aley­his­sa­lâ­tü ves­se­lâm- Ku­rey mü­rik­le­rin­den sa­k­na­rak bu mü­bâ­rek ev­de bu­lu­nur, ya­n­na ge­len­le­re ora­da s­lâm’ an­la­tr, Kur’ân- Ke­rîm okur ve ö­re­tir­di. Ora­da, be­râ­ber­ce na­maz k­lar­lar­d. Bir­çok in­san s­lâm ile bu­ra­da ta­n­m­tr.

Haz­ret-i Ömer -ra­d­yal­lâ­hu anh-, nü­büv­ve­tin al­tn­c y­ln­da müs­lü­man olun­ca­ya ka­dar bu ev s­lâm’n teb­lî edi­lip ö­re­til­me­sin­de bü­yük hiz­met­ler îfâ et­mi­tir.

Er­kâm -ra­d­yal­lâ­hu anh- Dâ­ru’l-Er­kâm’ da­ha son­ra vak­fet­mi­tir. Vak­fi­ye’si öy­le­dir:

“Bis­mil­lâ­hir­rah­mâ­nir­ra­hîm. Bu, Er­kâm’n Sa­fâ’dan bi­raz ile­ri­de­ki evi hak­kn­da yap­t­ ahd ü va­si­ye­ti­dir ki, onun ar­sa­s Ha­rem-i e­rîf’ten sa­yl­d­n­dan, o da ha­rem­le­mi, do­ku­nul­maz­la­m­tr: Sa­tl­maz ve te­vâ­rüs olun­maz. Hi­âm bin Âs ve onun âzat­l kö­le­si bu­na â­hit­tir.” (bn-i Sa’d, III, 242-244; Hâ­kim, III, 574-575/6129)

Dâ­ru’l-Er­kâm, za­mâ­n­mz­da Su­ûdî Ara­bis­tan Kral­l­ ta­ra­fn­dan y­k­la­rak Ha­rem-i e­rîf’in ar­sa­s­na ka­tl­mtr. (Dorulu)

Hz. Erkâm bin Ebi'l-Erkâm hakknda bilgi edinmek isteyenler sitemizin Târih köesi, slâm Târihi alt kategorisindeki "Erkâm bin Ebi'l-Erkâm" yazsn okuyabilirler. (Dorulu)

Kaynak için baknz

Yazar: Ahmet Taþgetiren
08-08-09
E mail: Mail Adresi Yok
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
BÝR DÂRÜ'L-ERKÂM'IMIZ VAR MI?
Online Kii: 28
Bu Gn: 864 || Bu Ay: 5.956 || Toplam Ziyareti: 2.929.119 || Toplam Tklanma: 58.618.052