
Çaramba günkü yazda “okumann ftratna ve okuma eylemine has baz kaidelere” dair hasbihal ettik. imdi gelelim, “Peki ne okuyalm?” sorusunun cevaplarna…
Türkiye’de yaayan, Türkiye’den slâm dünyasn seyreden ve Türkiye’yi önemseyen her Müslümann, dier okumalarnn yannda, kendisini bilhassa u be türde, ömrü boyunca disiplinli, srarl ve istikrarl bir okuma programyla beslemesi gerektii kanaatindeyim.
Bir sosyal bilim olarak, tarihin bence en pratik tanm udur: Bugünü anlamak ve gelecee hazrlanmak için, geçmie ayna tutmak. Belli kurallar dâhilinde, tarihin kendine has bir ak ve amayan döngüleri bulunduundan, geçmite yaananlar dikkatle okunduunda, bugün için a, yarn için de net bir yol haritasna dönüecektir.
Burada elbette “Hangi tarih kitab?” sorusunun cevabna girmeyeceim. Herkes kendi merebine göre bir çizgi tutturabilir. Ancak hangi metin veya kalem okunursa okunsun, bir tarih kayna: Hamasetten ve ar doz duygusallktan arnm olmal. Anlatmn sebep-sonuç zincirinde kopukluklar bulunmamal. Sadece “kar taraf” veya “düman” suçlayan bir üslup yerine, özeletirilere ve muhasebelere de yer vermeli.
Bizler, adna “ümmet” dediimiz bir bütünün parçasyz, bir vücudun organlar gibi birbirimizin szsn hissederiz ve bir binann tulalar gibi her bir parçamz da vazgeçilmezdir. slâm corafyasn bu tanm çerçevesinde algladmzda, bu geni ve derin okyanusu daha yakndan tanmak ve anlamak için sürekli okumalar yapmak gerektii ortaya çkar. Fakat unu da söylemek durumundaym: Maalesef Türkiye’de slâm corafyasna dair “yerli ve millî” literatür hâlâ çok zayf. Son yllarda giderek younlaan çalmalara ramen, kat etmemiz gereken nice mesafeler var.
slâm corafyas okumalar bâbnda u noktaya da iaret etmek istiyorum: Okuma listelerinde bolca yer alan 1960’larn Msr’na, 1970’lerin Pakistan’na, 1980’lerin Afganistan’na veya 1990’larn Kafkasya’sna dair -çou tercüme- kitaplar 2024’ün Türkiye’sine aktarrken, gençlerimizi “yabanc örnekleri bire bir kopyalamak” tuzandan korumak durumundayz. Baka corafyalar okurken, “evrensel ümmet bilincimiz”e katk için okur, derslerimizi çkarr, baz balklarn altn çizer, sonra kendi yerli örnekliimizi beslemek için yolumuza devam ederiz.
Benim yetitiim çevrede, “Bunca ciddi sorumluluk arasnda, Müslümann hikâye ve roman okumaya vakti mi var?” telkinleri çok youndu. Yllarca edebiyat ve dil zevkinden nasip almam kiilerin yazd “ciddi” dava kitaplarn okuduk, birbirinden berbat tercümeler arasnda yolumuzu bulmaya çaltk.
Genel okumalarmz içinde edebiyat okumalarnn da mutlaka yer almasnn balca iki sebebi var: Hep “dava” kitaplar okunmaz, insann zihnini ve kalbini hafifletmeye, hayal gücünü olgunlatrmaya ve diman dinlendirmeye ihtiyac vardr. Ve edebiyat metinleri, dili en güzel ekilde kullanmaya ve derdimizi / davamz anlatrken kitlelerde tesir brakmaya yarar.
Herhangi bir alanda konuan veya yazan kiinin, ayn sahada yaplan çalmalar takip edip etmedii, yani kendisini güncelleyip güncellemedii kolayca anlalr. Dolaysyla toplumsal hayatta hangi rolü oynarsak oynayalm, meslekî açdan kendimizi olgunlatrma hedefinden bir an bile vazgeçmemek gerekiyor. “Ben artk oldum” diyen, hâlâ hamdr ve koruktur. “Oldum” diyen, mutlaka büyük bir hataya sürüklenecek ve ibret konusu olacaktr. nsanolunun yazgsnda, kendinden emin olduu noktalarda ayaklarnn hep sürçmesi srr vardr.
***
Önemine ve güncelliine binaen, “slâm corafyasna dair okumalar ve bilgilenmeler” baln biraz daha açmak istiyorum. Nasipse, 20 Mart Çaramba günü, “Ramazan takvimi - III” balyla bu köede.
Yazar: Taha Kýlýnç |
17-03-24 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||