
| Kategori : / PORTRELER | Okunma Says: 507 |

Okumakta geç kaldmz baz kitaplar vardr tpk bunun gibi baz insanlar da geç tanmann garip hüznünü yaarz.
Birbirine benzeyen; ayn dertlere, arlara ortak olan ruhlarn kavumas bazen hiç mümkün olmaz yahut çok geç olur. Bu, bazen ya fark sebebiyle böyle olur bazen de kaderin sr dolu zemberei böyle denk getirir. Hikmetinden suale yok cesaretimiz.
Ortaokul yllarndaym. Bana göre ilk gençlik hülyalarnn tatl, lk rüzgârlar esiyor ama Türkiye’nin gri ayaz günleri. Babamn kütüphanesinde Batllama haneti isimli bir kitap ile tanyorum. Kesin bir yarg tayan bu kitap ismi bende çarpc bir merak uyandryor ve boyuma bakmayp balyorum okumaya. “Sizi gidi taklitçiler sizi!” ifadesini çokça duyduum o yllarda bu kitap bana tarih denilen öyle ya da böyle bir biçime sokulmu hikâyenin çeitli veçhelerden okunabileceine dair bir eyler fsldyor. Bu iddial baln altnda D. Mehmet Doan yazyor, hatrlyorum. Merakm ne Mehmet’de ne de Doan’da. Nokta ile srlanm “D” harfine meraklanyorum. Aradan yllar geçiyor bu merakla zihnime kaznm adamn bazen ismini sözlüklerde bazen de suretini TV programlarnda görüyorum.
stanbul’da olmay çok istememe ramen kaderin bir cilvesiyle Konya’da buluyorum kendimi, Türk Dili ve Edebiyat Öretmenlii’ni kazanyorum. Yadrgyorum önce ehri, bir yolunu bulup stanbul’a gitmek istiyorum. Beceremiyorum. K bahara dönüyor, kendime birkaç dost ediniyor, bir eyler okumaya çalyorum. Bir konferansta tantm bir güzel dost beni 2005 ylnn baharnda ehrin merkezinde bir konaa götürüyor. Okuyorum tabelay: Türkiye Yazarlar Birlii Konya ubesi. Krk ikindi günleri, yamur sonras bu konan bahçesindeki küçük havuz enlenmi, renk renk çiçekler parldyor. Bir program balamak üzere. Kürsüye yaptrlm afite yine o isim yazyor: D. Mehmet Doan.
Çok önceden ismiyle tan olduum, iddial satrlarn erkence okuduum bu adamn sade, mütevaz, müfik yüzü ve nahif, özenli sesiyle karlayorum. aknlm geçinceyaknlk duyarak memnun oluyorum. Konya ehri benim için bu mekânda, bu konumayla yeniden kuruluyor sanki. ehir gözümde yor. smini bir noktal merakla zihnime kazdm bu insann TYB’nin kurucusu olduunu orada öreniyorum. Beni oraya getiren güzel dostuma teekkür ediyorum. O bahçede mezun olana kadar saysz programa katlyor sanki ikinci bir fakülte bitiriyor ve baka dostlar biriktiriyorum.
Mezuniyet sonras öretmen oluyorum. Tara ilçelerinde bulunuyorum. Yllar geçiyor, kendimce bir eyler yazmaya, yaynlamaya balyorum. airler, yazarlar tanyorum. stanbul’a geliyorum ani bir kararla. Örencisi olamadm ehrin öretmeni oluyorum. Sevdiim air ve yazar aabeyler vesilesi ile yolum TYB’nin stanbul ubesi’ne düüyor. Birçok etkinlie katlyor yine güzel dostlar biriktiriyorum. D. Mehmet Doan ile daha sk karlayor, kendisini daha yakndan tanyorum. Sanrm o da bütün tevazusu ve dikkatiyle hevesli bu genç öretmene ilgi gösteriyor. Baz yazlarm TYB internet sitesinde yaynlyor. Seviniyorum.
2020 ylnda stanbul’dan ayrlyorum. D. Mehmet Doan ile Anadolu Mektebi’nin Ankara’da düzenledii Mehmet Akif’i Anma Program’nda karlayoruz. Uzun uzun sohbetler ediliyor ve konu ne kadar ciddi olursa olsun her eyin üstesinden gelen kahkahalar dikkatimi çekiyor, seviyorum. Muhabbetimiz artyor. 2021 ylnda kendisi kitap fuar için Tokat’a geliyor. Bir akam vakti Tokat’n serin güz rüzgâr eliinde uzunca bir yürüyü yapyoruz. Ben soruyorum o kendi hayatndan enstantaneler anlatyor. Sanki ismi iddial o kitab, büyük sözlüü o yazmam; uzun yllar Akif’i, Safahat’ srarla usanmadan o anlatmam gibi; TYB’yi kurup hâlâ üzerine titreyip derdini yüreinde tamyormu gibi hayatn baz cilvelerinden, detaylarndan bahisler açyor o tatl kahkahalarndan ekleyerek. Dinliyorum. Hatuniye Camii’nde yats namaz klyoruz tatl bir teravetle. Camii avlusunda uzun uzun susuyoruz. “Yorgunluk oturunca çöküyor adama, haydi gidelim azizim,” diyor. Kendisini kald otele brakyorum. “Yarn pazar, sabah zahmet etme, çocuklarnla kal,” diyor. Vedalayoruz. Mehmet Aabey’le ezelden ainalmz bu akam sonras teyid ediliyor benim açmdan. Ne ho bir adam be, diyorum dmdan. Karabatak dergisinin Türk Dil Kurumu’nun 90. Ylnda Türk Dili’nin Dünü Bugünü ve Yarn balkl dosyas için aryor beni bir zaman sonra, bir yaz istiyor benden. Heyecanla kabul ediyor, ödev bilerek yazyor ve gönderiyorum.
Telefonum çalyor yine aylar sonra. D. Mehmet Doan aryor. Nezaketle ve elbette seçilmi kelimelerle konuuyor benimle. Milletleraras Tarihi Roman ve Romanda Tarih Bilgi öleni’nin beincisini bu sene Van’da yapmay istediklerini söylüyor. Biraz daha heyecanlanarak uzun yllardr Issk Gölü ile Van Gölü arasndaki benzerlikleri düündüünü belirtiyor, bu iki önemli gölün kardeliinden ve yaplabilecek kültür ilerinden bahsediyor. Ben de heyecanlanyorum. Hemen Van Valisi Dr. Ozan Balc ile temas kuruyoruz deerli dostlar vastasyla. Vali Beyin teveccühü ve destei, Van Valilii ve Yüzüncü Yl Üniversitesi i birliinde çok güzel bir bilgi öleni yapyoruz. Akdamar Adas’na gidiyoruz bilgi ölenine katlan hocalarmzla. Adann en yüksek noktasna kadar yürüyoruz kol kola kendisiyle. Derin nefesler çekiyoruz içimize. Uzun uzun susuyor ve gölün hudutlarn gözlerimizi ksarak birletirmeye çabalyoruz. Mehmet Aabey Issk Gölü’nü hatrlyor yine, heyecanlanyor. Dönerken yine kol kolayz, inceden espiriler, taklmalar ve o güzel kahkahalarla yürüyoruz. Hatra defterine görünmez harflerle yazlm meer bütün bunlar.
Zaman daralyor mu ne? Bir sene sonra, 2023 ylnn Ekim aynda Erzurum’da Vefatnn 40. Ylnda Necip Fazl Ksakürek Sempozyumu’nda buluuyoruz D. Mehmet Doan Aabeyle. Yüzünde baka bir yorgunluk seziyorum. Üzülüyorum içimden. Yine de büyük bir özenle ve dikkatle dinliyor bildirileri. Aralarda uzun, keyifli sohbetler tadndan yenmiyor. Eskilerden, yenilerden bahisler açlyor. Hâlipürmelalin farknda Mehmet Aabey; eksiin gediin, olmuun olamamn, hatann günahn farknda… Gülümsüyor, kelimelerin ucu sivrildikçe susuyor bu kez “D’erviane… Yoksa diyorum… Hasta olduunu öreniyorum. Sert rüzgârlar eserken avucunda bir alev tayan bir adam telayla koturan Akif’in ömrünün son ac safhasndaki sükûnetine benzer bir ey mi bu yoksa? Yok yok, Mehmet Aabey sadandaki son oku dahi hedefe atmaktan çekinmiyor. Gördükçe seviniyorum ekranda nezaketli, muzip cümlelerini. Haber almaya urayorum yaknnda olanlardan. Sesini, gülüünü özlüyorum, aryorum bir ümit, ulaamyorum. Sessizlik biraz uzun sürüyor ve haber geliyor… lk ve son defa buluuyoruz kendisiyle Hac Bayram’da. Ne kadar çok seveni var, diyorum. Sonra ocak edindii ve dumann uzun yllar tüttürdüü Taceddin Dergâh’nda srlyoruz kendisini dualarla. Ne diyordu onun da pek sevdii bizim Yunus: Ölürse tenler ölür / Canlar ölesi deil.
Yazar: Orhan Gazi Gökçe |
17-08-24 |
||
| E mail: tyb.org.tr | Tweet | ||