
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 265 |
nsanlarn sanal ekranlarda adeta birbirlerinin kafasn gözünü yararak tartt konulara bakn; bara bara söyledikleri ve tereddütsüzce fikir kabul ettikleri eylerin birkaç s slogandan ibaret olduunu göreceksiniz. Bara bara yaplan tartmalarn pek aznda fikrin esamisi okunur; çou bo lafazanlktan ibarettir, tartanlar sözlerinin dikkate alnmas için yüksek sesle söylenmesinin gerektiini bilir. Salam fikir ve kanaatlerin bu kadar gürültü koparmas gerekmez; aklm selim sahibi herkes salam fikirle kuru gürültüyü birbirinden ayrmay bilir. Ve fakat saylar çok deildir böylelerinin; ekseriyet, kendisi de ksa yollardan gitmeyi bir ey sand için kuru gürültünün peinden gider. Bir toplum için fevkalade tehlikeli bir ey varsa, o ey; kuru gürültünün akl selimi, bo lafazanlklarn salam fikirleri, kaykç kavgalarnn derin muhakemeleri, ucuzluun bedeli ödenmi, çilesi çekilmi fikriyat örter, perdeler, görünmez ve iitilmez hale getirmesidir.
Nezihe Meriç ‘Zor Yokuu’ kitabnda günümüzün en baat ve maalesef en geçerli karakterlerinden birinin zihinsel röntgenini çekmi: “Yaam olduu gibi alr. ncelemez. Düünmez, yeniden, kendinden bir ey katarak üretmez. Ne örenmise onunla yetinir. Günlük hayatn yaar. Derinlik sözcüünü, belki çok güzel yazar, o güzel yazsyla: DERNLK! Ama anlamaz.”
Popüler bir karakteri niye çok sevdiimizi ya da ondan niye deliler gibi nefret ettiimizi tam bilemiyoruz artk. Bir fikri neden desteklediimizi ya da bir fikre neden en keskin hallerle kar çktmz derinliine izah edebilecek durumda da deiliz çoumuz. Zihnimizde yer etmi ve olduu gibi katlam kimi kabullerle ezbere hareket ediyor, önümüzden geçen kompartmanlardan kendimize uygun bulduumuza atlyoruz. Kimliklerimiz, aidiyetlerimiz, deerlerimiz donmu halde, zamann getirdii deiimler, yeni zorluklar, yeni problemler, yeni yönelimler bu salamas alnmayan kat kabulleri hiçbir ekilde deitirmiyor. Otuz krk yl önceki zihniyet ablonlarnn zemini çok baka yerlere kaym yeni pozisyonlar anlamlandrmada ie yarayacan zannediyoruz. Dünya tamamen deimi, eski insanla yeni insan arasnda neredeyse geri döndürülemez zihinsel farkllklar olumu ama biz otuz krk yldr hiç geri dönüp bakmadmz, hiç bu zamann durumlar içinde salamasn almadmz izahlarla idare etmeye çalyoruz. Uymuyor hiçbir ey birbirine doal olarak, dünün izahlar bugüne bir ey söylemiyor. O zaman söylediklerimizi yüksek sesle söylemek, üç kelime sonra ii kavgaya balamak, karndakini altndan kalkamayaca eylerle itham edip devre d brakmak gibi çarelere el atyoruz. Bunlar çare sandmz acnas çaresizliklerimiz aslnda.
“Seslendirmeli konumalar anlatnn yerini, slk derinliin yerini ve geçmiin enkazlar arasnda sörf yapmak düüncenin yerini alyor. Hatrlama deil, unutma kültüründe yayoruz. Günümüzde, tarihsel hafzann simsarlar (ayn zamanda paydalar), çabalarn hafzann belleme güçlerini andrmaya ve tarihsel amneziyi tevik etmeye odaklamaktadr” diyor ‘Akkan Kötülük’ isimli kitabnda Zygmunt Bauman.
Fikir diye bir eyden söz ediyorsak, her eyden önce bunun zamann bir yerinde üretip lazm oldukça çkarp kullanabileceimiz bir ey olmadn bilmemiz gerekiyor. Dünya dönüyor, hayat akyor, bu döngü içinde biz istemesek de insan deiiyor. Bu deiimin yönü her geçen gün daha da kontrolümüzden çkyor, bunlarla ba edebilmek için ne olup bittiini iyi anlamamz gerekiyor. Fikirler, tpk yaratl gibi, hayatn kendisi gibi, insann tabiat gibi sürekli yenilenmesi gereken eyler… Kadim ve deimez kaideye bal kalnarak her zaman için o zamann dertlerine deva olacak sözün, fikrin, muhtevann hak ettii derinlik içinde ortaya konmas, hayata çarlmas lazm.
Yazar: Gökhan Özcan |
19-06-25 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||