
| Kategori : / TEFEKKÜR | Okunma Says: 385 |
Sadece Türkiye’de deil tüm dünyada ksa tarihsel tecrübe ile (yine de 350 yla bakmak gerekir) artk anlalmtr ki, dini darda brakarak yola devam etmenin imkan bulunmamaktadr. Belki de bu cümleyi okuyanlar günümüzde gelien teknolojiler ve gündelik gelimelere bakarak tam tersi bir cümleyi kurmak isteyebilirler. Fakat bunun bir gerçek olmad ksa ve orta vadede daha iyi anlalacaktr.
Bugüne kadar Türkiye’nin modernleme tecrübesi daha çok Kant’n, “ancak modernlemesi, modern formatlarda konumas durumunda dine yer verilebilir” eklinde özetlenebilecek formlarla görünür olmutur. in asl müslümanlarn yaklamlar da büyük oranda bu çerçeve içinde belirmektedir. Fakat müslümanln kolektif bilinci, en azndan “islam’dan bugün bize kalan”lar konusunda direnç göstermitir.
Fakat bugün gelinen noktada slam ile modernlik arasndaki temel gerilimin paradigmal olduu meselesi üzerinde müslümanlarn yeterince durmamas tkankln asli sebeplerinin banda gelmektedir. Dolaysyla modern hayatn cazibesine kaplarak, henüz kendi Tanr, insan ve evren görüüne odaklanmayan müslümanlar, Kant’n çerçevesini belirledii ve insan Tanr’nn kahyalndan kurtarmay hedefleyen bir yaam biçimine öykünmektedirler. Böylece slam ile modernlik arasndaki gerilim hattnda yaarken, örtük biçimde “slam”dan gerekli fayday temin edemediklerinden ikayet etmektedirler. Müslümanlarn bugün “post/modernite”ye 1980’li yllardan daha fazla zihnen teslim olduklar rahatlkla söylenebilir.
Tüm felsefe, ideoloji ve dinler söz konusu olduunda bunlar arasndaki benzerlik farkllk ve en önemlisi dünyaya dair iddialarn “hakikat” düüncelerinden anlamak ve ayrt etmek mümkündür. Yani merkeze neyi yerletirmekte, Tanr, insan ve evreni nasl tanmlamakta ve konumlandrmaktadrlar? Dikkat edilirse modern döneme geçi aamasnda Kopernik’ten balayarak kozmoloji anlay deimeye balamtr ki, bu Tanr, insan ve evreni farkl bir biçimde konumlandrmak demektir. Nitekim bu deien anlaya en kuvvetli itiraz kilise gerçekletirmitir.
Bugün içinde yaadmz “dünya” ve “insan” tartlrken iki nokta kanaatimizce gözard edilmektedir. Birincisi, olaylar ve birebir insanlar konuulurken, bunlar çözümleyebileceimiz asl paradigma tartmas atlanmaktadr. kincisi, özelde “hakikat” düüncesinden yola çkarak mevcut dünya yorumlanmamaktadr. Bu da “külli” bir bak açsna sçrama yaplmasna engel olmaktadr.
Bugün modernlikten postmodernlie doru evrilen dünyann en temel problemi “hakikat” noktasnda bir belirsizlie sürüklenmesidir. Modernlik insan Tanr’nn yerine ikame eden bir kozmoloji kurmutu. Bunun sonucunda eya, dünya, evren ve hatta Tanr’y insan tanmlamaya balarken hakikat anlayn da belirlemiti. Bugünkü gerilim de insann evren, insan ve eyay deitirmek üzere hareket etmesinden kaynaklanmaktadr.
Modernliin kendi hakikatini evrenselletirme teebbüsleri yara alnca postmodernlik “sübjektif” snrlara çektii akl ve bilmeyi göreliletirdi ve “hakikat”in öldüünü ilan etti. imdi Foucault’dan balayan bir akm “hakikat”in sabit olmadndan bahisle hereyi göreliletirmeye çalmaktadr. Bunun doal sonucu Tanr gibi bir sabiteyi de evrenden dar çkarmak ve son kertede “ne olsa merudur” mottosunu insan hayatnda yaymak. Böylece insana verilen “haz” gibi rüvetler karlnda ve kkrtarak oluturulan yeni dünya düzeninde, nihai anlamda insanlar köleletirmek ve yönetimselliini salamak daha da kolaylatrmaktadr.
Bu minvalde postmodern “hakikatsiz”liin görünmeyen (aslnda net görünen) güçleri güce dayanarak kendi hakikatlerini dikte etmektedirler. Böyle bir dünya sistemi karsnda direnmenin öncelikli kavram “hakikat”ten bakas deildir. Müslümanlarn “nereden balayalm” dediklerinde ellerindeki yegane imkanlar da bu “hakikat” anlaylardr.
Yazar: Mustafa Tekin |
16-08-25 |
||
| E mail: milatgazetesi.com | Tweet | ||