
| Kategori : / TEFEKKÜR | Okunma Says: 371 |
nsana hayatn etkileyen büyük sorular vardr. Nereden geldik, neredeyiz, nereye gidiyoruz gibi Allah’a, âleme, kendimize ve öte dünyaya dair meraklarmz ifade eden asli sorular. Bu sorular hem her bir insan hem de bir ahs- manevî olarak bütün insanl ilgilendirir. Bütün merak ve sorularmz gerçekte söz konusu asli sorularmzn bir uzants olarak ortaya çkar. Din, felsefe, bilim ve sanat birbirinden farkl yollarla bu sorulara verilen cevaplardan oluur. Fakat din de dahil hiçbir cevap, kabaca esaslar ifade etmekle yetinemez. Verilen cevaplar, insan maddi ve manevî yaantsndaki halleri, hareketleri, düünceleri, üretimleri, çekince ve inkarlaryla ekillenir. Birer insani faaliyet olarak felsefe, bilim ve sanatta bunun böyle olduu açktr. Zira filozof, bilim insan veya sanatkâr kendi araynda ancak külli bir idrake ulatnda hakikatle temasn ne olduunu kavrasa da ilerleyii parçaldr; ister hzl ister yava olsun her bir aamay temaa ederek kat eder; bütünün her bir parçayla yahut külli idrakin her bir ayrntyla ilikisini görebildiinde bütüne veya küllî idrake ulam olur. Eskilerin tabiriyle bir vaz- ilâhî olan dinin bir peygamberin kalbinde taayyünü, insani üretimlerden farkl olarak bütünden veya küllî idrakten parçaya ve ayrntya doru ilerler. Peygamberin marifeti, kesin ve aksi alnamaz idrak anlamnda yakînin tafsilidir, balangç sonu içerecek ekilde kapsaml ve doludur. Bu, bütün bilgi ve tecrübelerimizin kapsam bakmndan en geni kavraymz olan varlk idrakiyle balamasna benzer ama karakter olarak ondan farkldr. Zira varlk, en kapsaml kavrammz olsa da balangçta muhtevas bo bir çerçevedir, süreç içinde tecrübe ve tefekkürlerimizle dolar. Oysa peygamberin balangç noktas, bütün tecrübe ve tefekkürlerini ancak birer açlma (keif) olarak temaa edebilecei ve bu sayede de derinlemeye müheyya bir tevhid ve âhiret idrakidir. Fakat bir peygamberin idrak ve tecrübesi de daima ayrntlarla örülür, sürekli bir ekilde düünce ve davranlarla açlr ve snanr.
Bunlar u amaçla anlattm: Bir soru veya merak, ne denli büyük ve kapsaml olursa olsun ayrntya veya parçaya temas etmiyorsa soyutlamann tuzana dümü demektir. Çünkü soruyu veya merak büyük yapan ey, maddi bir hacme sahip olmas deildir, her eyle ilgili olabilmesi, her eyde tecelli edebilmesi ve kendisi üzerinden her eyi temaa etme imkândr. Bir ev yaptnz düünün. Ev ana yaps itibariyle temellere, kolonlara, duvarlara ve çatya ihtiyaç duyar. Sadece bunlar yaptnzda ev bir barnaa dönüebilir ama gerçekte insan ihtiyaçlarn karlayan ve içinde huzurla oturabileceiniz bir mesken olmaz. Hakiki anlamda bir mesken olabilmesi için sâkinlerin sükun bulaca ayrntlarn ina edilmesi gerekir. Sofann, odalarn, mutfan, lavabolarn vs. yaplmas ve evin döenmesi gerekir. Eksik braklan her bir ayrnt, ev içindeki ilevine bal olarak kimi zaman bir kemâl noksanl kimi zaman da bir çirkinlik olarak geri döner. Düünce ve inançlar, zihnimizin, aklmzn ve kalbimizin meskenleridir. Yalnzca ana sorular cevaplamakla sükunete ulaamayz, soru ve cevaplarn ayrntsna girmemiz, makuliyetini kavramamz ve hayatn muhtelif alanlarna nasl uzandn görebilmemiz gerekir. hmal ettiimiz her bir ayrnt bir eksiklik ya da bir çirkinlik olarak bize geri döner. Allah resulü (sav) bize sadece tevhidi öretmedi ayn zamanda Allah’n fiillerde bulunmas gerektiini de öretti. Tabii ki fiillerde Allah’n bulunabilmesi için Allah’n zât, sfatlar ve fiilleri hakknda sahih bir inançlar kümesine sahip olmamz gerekir. Ama inançlar; haller, hareketler ve fiillerde tecelli eder. Herhangi bir alanda ayrnt ve uygulamalarn skaland bir düüncenin sahibi, o alanda soyutlamann cezbesine kaplm bir meczuptur. Yine herhangi bir alanda esaslarn ihmal edildii ve sadece ayrntlarn saym ve dökümüyle ilgili bir düüncenin sahibi, o alanda bulunduu dereceye göre bir tür sapknlk içinde demektir. Zira her iki ahs da ufuk daralmas yaar. Bu durum, toplumsallatnda meczupluk veya sapknln ne denli ykc sonuçlar olabileceini öngörmek herhalde büyük maharet istemez.
Varmak istediim nokta u: ster din ister felsefe ister bilim ister sanat olsun hakikate sahih bir temas amaçladmz bütün faaliyetlerde düünce ve davranlar ilmek ilmek dokumak gerekir. Ne ayrntlar önemsizdir ne de sadece küllî esaslar önemlidir. Aksi halde kaba softal dindarlk, sahte uzmanl âlimlik, turfanda düünürlüü filozofluk, maskaral sanatkarlk zannederiz.
Yazar: Ömer Türker |
18-08-25 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||