
| Kategori : / PORTRELER | Okunma Says: 3418 |
Üstâdn gün saati
Bayann; kymetlinin tahtn ele geçirdii günümüzde, iirilmi sahte öhretlerin sözde bestsellerini vitrinlerden gözümüze gözümüze sokmalarna boynumuzu eip itaat etmeyelim.
Bayann; kymetlinin tahtn ele geçirdii günümüzde, iirilmi sahte öhretlerin sözde bestsellerini vitrinlerden gözümüze gözümüze sokmalarna boynumuzu eip itaat etmeyelim.
“Yaamak, bir yerde, biraz da, “haber almak” deil midir? Süreklice haberler alrz. Ve aldmz haberlerle hayatmz düzenleriz. Günlük hayatmz alp verdiimiz haberlerle yürür. Haber, umudun kesilmesidir. Haber, ölümdür. Haber dirilitir.” Böyle diyor Sezai Karakoç, bize haberin önemini anlatrken. Haber almak önemli elbette ama aldmz haber ve haberin doru olmas da önemli. Ben de size bir haber vermek istiyorum. Bir kitap haberi.
Bir konuyu en özlü ve en ksa anlatmay hedefleyen “fkra” türünün modern dönem edebiyatmzdaki en seçkin örneklerinin Karakoç tarafndan yazld bilinmektedir. “Gün Saati”, bu türün gerçek bir aheseri saylmaldr. Eser, yazarn 7 Ocak 1983 ve 16 Haziran 1983 tarihleri arasnda günlük Dirili Gazetesi’nde yazm olduu 295 ksa yazsndan oluuyor.
Bilindii gibi Sezai Karakoç’un çeitli tarihlerde gazetelerde yazd yazlar, birbirinden bamsz 4 cilt halinde “Farklar”, “Gün Saati”, “Sûr” ve “Sütun” adyla yaymlanmtr.
Yazlarn bu ksalk içinde konuyu inanlmaz güzellik ve etkileyicilikte ele alp okuru gönülden yakalamas, onu adeta deitirip dönütürmesi, Anton Çehov’un “Ksalk yetenein kardeidir.” sözünü akla getiriyor. Saf ve soylu iirin büyük ustas, düzyazlarnda airliinden de gelen bir ltyla cümlelerine gerçek anlamda “aydnlatma” kudreti kazandryor.
Allah mum tutan adamlarmz eksik etmesin
Kitaptaki bir yazdan yola çkarak Sezai Karakoç’un toplumumuz için elinde mum tutan bir adam olduunu en bata söylemek isterim. Bir dost meclisinde sessizce oturulurken kalpten kalbe konuulabileceine de iaret eden ve meclisi aydnlatmaya karlk kendini mum gibi yakarak feda eden “elinde mum tutan adam” metaforu inanlmaz güzelliktedir. “Konuklarn dolu olduu, konumadan sessizce oturduklar, adeta birini beklerken ortalktaki heyecan elle tutulup gözle görülürcesine hissettikleri bir odada, elinde mum tutan bir adam ne güzeldir. Elinde mum tutan, böylece oday aydnlatan ve böylece karanl kovan adam ne güzeldir. Mum tuttuu için tepeden trnaa aydnlanan, batanbaa k haline gelen, adeta mum haline gelen, sanki elindeki mumdan deil de kendinden k saçan adam ne güzeldir! Öyleyse derim ki elinde mum tutan adamlar olan toplum ne güzeldir.” Biz de hamd edelim ki mum tutan adamlarmz var ve Rabbim hiç eksik etmez inallah.
“Tesadüfle kurtulu olamaz”
Sezai Karakoç yazlarnda hem sorunlarmzdan bahsediyor hem de çözümler sunuyor ama en çok da bizi düünmeye çaryor. Ruhta, düüncede, duyarllkta ve gönül zenginliinde dirilie çaryor. Toplum olarak ve tek tek kültürde, ahlakta ve davranta dirili dönemine girmemiz gerektiini söylüyor. “slam dünyasnn bugünkü ac duruma gelmesinin, Gazzaliler, Muhyiddin-i Arabiler, Mevlanalarn artk yetimemesinin sebebinin düünce hayatnn giderek sönmesi” olduunu belirtiyor. Böyle bir tespitten sonra bize çözüm yolu da sunuyor:
“Tesadüfle kurtulu olamaz. slam dünyas, ancak açaca çok geni boyutlu ve youn bir düünce hayat ve çr ile ve o hayat ayakta tutan saf heyecan ve idealizm ortamnda, bir çk noktas bulacaktr. Düünen kafalar görecektir: diriliten, slam medeniyet ve kültüründen, ruh ve ahlakndan, manevi âleminden doacak, kaynaklanacak diriliten baka yol yoktur. Aklmzn eitimini ve ayrk otlardan temizlenmesini, iç göz çapaklarnn ayklanmasn, metotlu, saf ve çkar gözetmeyen düünce, idealist bir amaç düüncesi, sürekli kritik ve otokritikle salarz. Düünmeyi durdurursak, düünceden kaçarsak, karanlk mantklardan aykr aykr beslenen hain düünceler, ortal kaplar. Bir toplumun fikir hayat ne kadar zengin, aratrma kafas ne kadar gelimi, klielere saplanmadan sorunlar inceden inceye deme gelenei ne kadar güçlü olursa, o toplum o kadar salam, o kadar geleceini güven altna alm olur.”
Gündemden hiç dümeyen madde
Sabr, kaderin damlalarn bir iksir gibi yudumlamak olarak tanmlayan Karakoç, sabr siz her ie ve her programa dâhil farz etmelisiniz. O, söylenmese de her gerçekleecek plann ilk maddesi ana maddesi, her gündemin gündemden hiç çkmayan bu sebeple anlmasna gerek olmayan temel maddesidir, diyerek de bizi sabrl olmaya çaryor.
Bir toplum, sorumlulua duyarl insanlarn topluluu olduu sürece yükselir ve yücelir, sorumluluktan kaçanlar fazlalatkça da düer geriler, cümleleriyle toplumumuzun yükselmesi ve yücelmesi için sorumluluun önemini anlatarak bizleri sorumlu olmaya davet ediyor. Sorumlu aydnlar, toplumu, bir bina duvar gibi örerler. Oysa sorumsuzlar, depreme uram bir yapdan frlayan talar gibi havaya savrulurlar, diyerek de sadece sradan vatandalar deil aydnlar da sorumlu olmaya çaryor ve sorumlu aydn yetitirmenin, bir toplum için birinci derecede hayat memat meselesi olduuna vurgu yapyor.
Yarm asrdr vurguluyor
Sezai Karakoç, bir mütefekkir olarak bize hem yeni kavramlar sunar, hem de öz’ü yepyeni olduu halde biçimsel unsurlar zaman tarafndan eskitileni “yeniler” ve “diriltir”. “Dirili” tüm bu çabalarn bütününün addr. Bu kavramlarn banda slam Milleti ve slam Medeniyeti kavramlar gelir. Karakoç, 1960’tan beri, dikkatleri “medeniyet” olgusuna çekmeye çaltn belirterek, “slam da öncelikle ‘medeniyet’ ve tarih perspektifinden bir bütün olarak ele alma” metodunun gereine vurgu yapyor. “Medeniyet, slam açsndan ve slam, medeniyet açsndan incelendiinde, imânn, gelie gelie, bir tohum topraa dütükten sonra göklere set çeken bir çnara nasl dönüüyorsa, öyle bir site ve bir medeniyet çevresine, sürecine ulat anlalacaktr. Bu yüzdendir ki, dünyann bütün aydnlarn, bütüncül olmaya, medeniyet olgusuna yeniden eilmeye, tarihe önartsz, saplantsz, önyargsz yeniden bakmaya ve islam yeniden incelemeye…” çarmaktadr. Zaten çars sürekli “manla medeniyeti kaynatrm, bir özde birletirmi, insan ruhuyla badatrm Tanr vergi ve armaanna dönmee, yani dirilie”dir.
“slam, cemaati deil milleti tanr”
Sezai Karakoç’un çamzda slam’ yeniden bir “tez” olarak insanla sunduu külliyat içinde en sk vurgulad, çeitli eserlerinde yeniden yeniden hatrlatt bir temel kavram da “slam Milleti” kavramdr. Günümüzde “millet” kavramnn yanl kullanldna dikkat çekerek, bu Kur’anî ifadeyi yeniden benimsememiz gereinin hayati önemine iaret eder: “slam, cemaati deil, milleti tanr. Oysa, slam’n millet kavramnda rk, dil unsurlar etkin deildir. Millet, slam anlaynda, ayn inanc paylaan insanlarn uurlu topluluudur. Millet, slam anlaynda, bir medeniyetin halkna verilen addr. Aydnlar, gerçek millet kavram bilincine varmadkça bir çk yolu da bulunamayacaktr slam ülkeleri için.”
Hem doktor hem bekçi
“nanç, ruhumuzun, varoluumuzun bekçisi, koruyucusudur. Anlammzn saln gözetleyen doktordur… nanç ve inanca göre yaama, hayatmzn o yana bu yana sapmamas, kara düünce ve niyetlerle çarptlmamas için, bir nirengi iareti, bir eksen ve bir denge çivisidir.”
“nanm kii, hedefi, amac unutmayan ve hep göz önünde tutan adamdr. Böyle olursa amaç da onu unutmaz. nanm kii, hep ilerleyen ve inandn ilerleten, baka kiilere, baka alanlara, daha derin, daha youn, daha etkin bir ekilde yayan, ulatran, erdiren kiidir.”
nanm kiinin sözlüünde “ylgnlk” kelimesi bulunmamaldr, diyerek umutsuzlua yer olmadn söylüyor. Kötü artlar, olumsuz zamanlar iaret ederek, “Elimizdeki mealeyi parlatp yükseltemiyorsak, hiç olmazsa rüzgardan sönmemesi için çrpnp çaba sarf etmeliyiz. Onu, hiç olmazsa sönmeden gelecee devredelim. Bundan ötesi bize ait deil” diyor.
Karakoç, zamann ruhunu kavramay, aydn olmann ön art sayar. “Zaman sezgili olmak, zaman gibi sezmek, zamandan önce zamann yerine geçmek, ite, insan ruhu için en büyük mazhariyet. Hayat ve ömrü dirilten, deerlendirilmi zamandr. yi kullanlr, tam kullanrsa ömür, yitmeyen vakit, kaybolmayan zamann ta kendisi olur.”
Üstad, Üstad’n nasl anlatyor?
Gün Saati adl bu eserinde Karakoç, üstad Necip Fazl Ksakürek hakknda üç yazya yer veriyor. Ülkemizde bir aydn kuann yetimesine öncülük etmi olan büyük dava adam ve air Necip Fazl Ksakürek’i, onu karikatürize ederek anlatmaya kalkan art niyetli kiilerden deil; O’nun “en büyük eseri” sayabileceimiz ve yine bir büyük air ve düünür olan Karakoç’un kaleminden tanmalyz. “Türkiye’de, entelektüellerin slama dönüp bakmalar gerektiini çamzda ilk haykran ve tezini sistemletirmee çalan ilk O oldu diyebiliriz. slam çamz insan için de, gelecek zaman insan için de yaanacak bir hayat tarz olarak seçmemiz gerektiini söyledi.”
Nitekim Necip Fazl’n iiri hakknda en yetkin yazlar da yine Sezai Karakoç yazm, bu yazlar sonradan “Edebiyat Yazlar” adl eserine almtr.
Din, tarih, edebiyat, siyaset gibi birbiriyle dorudan iliki içindeki temel konular ele alan “Gün Saati”, zembereini Sezai Karakoç’un kurduu ve bize altn zaman gösteren bir saat olarak okurunu bekliyor.
lki 1986’da ve ikincisi 1999’da olmak üzere sadece iki kere baslm bu aheserin bu kadar az okunmu olmas, insan hem utandryor, hem de ülkemizde ne kadar olumsuz ve sahte bir kültür atmosferi bulunduunu, baya olann gelip kymetli olann tahtn nasl da ele geçirdiini ac ac düündürüyor. Bu “darbeye” geçit verilmemeli, genç nesil, hzla Sezai Karakoç’un eserlerini okuyup özümsemelidir.
Gün Saati’ni ve Karakoç’un bütün eserlerini kitapçlarmzdan srarla isteyelim efendim. iirilmi sahte öhretlerin sözde bestsellerini vitrinlerden gözümüze gözümüze sokmalarna boynumuzu eip itaat etmeyelim, vesselam.
Meryem Uçar, bütün gençleri üstad Sezai Karakoç’un eserlerini okumaya çararak yazd
Yazar: Meryem Uçar |
02-01-11 |
||
| E mail: dünyabizim.com | Tweet | ||
| selman kýpýk | |||
dava adamý |
Tarih : 04-04-11 | ||
Gerçekten de bu yazýlarda geçtiði gibi sezai karakoç yakýnen takip ettiðimiz bir dava adamýdýr ama þunu söylemem gerek ki gençliðe ÝSLAM yolu üzere bir þeyler yapmak istiyorsak bu dava adamýný ve bu gibi insanlarý yakinen takip etmeliyiz. Sizlerden ALLAH razý olsun bu yazýlarý paylaþtýgýnýz için. |
|||