HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar
Okunma Says: 346
Yazar: Ömer Türker
Dýþarýdan aktarýlan düþünce ve maharetlerle geleneðin yenilenmesi

Dardan aktarlan düünce ve maharetlerle gelenein yenilenmesiHangi alanda olursa gelenekler uzun zaman diliminde oluur ve genellikle uzun ömürlü olurlar. Bu sebeple de daima deiim ve yenilenmeye konu olurlar. Deiim ve yenilenme gelenein doal bir parçasymçasna gerçekleebilecei gibi uzun zaman dilimine yaylan sancl bir süreç de olabilir. Dier deyile deiim ve yenilenme talepleri sadece içten gelmez, ayn zamanda dtan yani baka geleneklerden de gelebilir. Bütün deiim ve dönüüm süreçlerine ramen bir gelenei hala o gelenek olarak kabul etmemizi mümkün ve zorunlu klan ey, gelenein kendi temel kabullerinden hareketle teorik ve pratik hayat her nesilde yeniden üretebilme kabiliyetidir. Bunun ise birtakm alametleri vardr. Alametler içinde belki en önemlisi, gelenein kendisini lavetmeden hem içten ve dtan gelen talepleri dönütürme hem de onlar dorultusunda dönüme pratikleridir. Bu balamda özellikle d kaynakl deiim ve yenilikler, tek yönlü bir olgu deildir. Deiim ve yenilikler baktmz noktaya veya durduumuz yere bal olarak hem dönütürme hem de dönüme olarak görülebilir. Bu yazda size slam tarihinde dtan gelen etkiler dorultusunda dönüme ve dönütürme olgusunun dikkat çekici bir örneini ksaca özetlemeye çalacam.

Bilindii üzere Müslümanlar Hicrî birinci yüzyldan itibaren inançla ilgili meseleleri tartmaya baladlar ve hem Kur’ân hem de hadisler üzerine tefekkürleri neticesinde yaratmayla ilgili baz temel fikirlere ulatlar. Allah’n zât, sfatlar ve fiillerinde birlii (tevhîd) slam’n en temel ve külli akidesini oluturur ve kelime-i tevhidde özlü ifadesini bulur. Âlemin bildiimiz ve bilmediimiz tüm unsurlaryla yaratlm olduu inanc da tevhidin gerei olan ikinci temel inançtr. Fakat Allah âlemi nasl yaratmtr sorusuna hicrî birinci yüzyldan itibaren iki aamal bir cevap verilmitir. Cevabn birinci aamas, bütün münderecatyla âlemin yoktan yaratlddr. kinci aamas ise yaratlanlarn temel yaplarnn ne olduu sorusuna verilen cevapta görülür. Kimi düünürler atomculuu, kimileri zuhur ve kümunu, kimileri arazcl vs. savunmutur. kinci aama, birinci aamadaki temel fikrin açklayc bir teorisi ortaya çktndan farkl teoriler gelitirilmi ve bunlarn hepsi tevhid, nübüvvet ve hair gibi temel akidelerle uyumlu olduu gösterildii sürece meru kabul edilmitir. Fakat birinci aamay oluturan “âlemin yoktan yaratld” eklindeki temel fikir, tevhid inancnn adeta zorunlu bir gerei gibi görülmü, hadis, tefsir, fkh ve kelam gibi erî bilimlere mensup olan bütün âlimlerin ortak kanaatine dönümütür. Baka bir ifadeyle erî bilimler erbab, âlemin yoktan yaratld hususunda icma etmilerdir.

Hicrî ikinci yüzyln sonuna gelindiinde Abbâsî halifeleri Memûn, Mutasm ve Vask dönemlerinde Antik ve Helenistik çalarda kaleme alnan Yunan felsefesi külliyat Arapçaya çevrilmitir. Henüz çeviriler devam ederken slam’n kurduu siyasi ve içtimai düzende slam dönemi filozoflar olarak adlandrlan, yeni bir zümre ortaya çkmtr. Her ne kadar balangçta bu filozoflar zümresi farkl dinlere mensup düünürleri de barndrsa da süreç içinde neredeyse tamam müslüman olan bir toplulua dönümütür. Hatta slam’n bütün yüzyllarnda önde gelen filozoflarnn tamam müslümandr. Bugün bile slam dönemi filozoflarn sayacak olsak aklmza gelen Kindî, Fârâbî, bn Sînâ ve bn Rüd gibi büyük filozoflarn tamam müslümandr.

Çevrilen külliyattan hareketle slam döneminin sorunlarn ele almaya girien filozoflar balangçta kelam âlimlerinin dile getirdii anlamda yoktan yaratmay kabul etseler de Fârâbî ile birlikte Yeni Eflâtunculuun yaratln yoktan olmad görüü taraftar bulmaya balamtr. Onlara göre Allah âlemi yoktan yaratmam, bir anlamn dierinden çkmasn andrr ekilde kendisinden feyzeden varlkla var etmitir. Zaten bir eyin saf yok iken var olmas, yokluun varla dönümesini gerektirir. Oysa yokluk ile varlk arasnda çeliki vardr. Çelikinin iki tarafndan birinin dierine dönümesi aklen imkânszdr. Özellikle klasik felsefenin zirvesi kabul edilen bn Sînâ’dan itibaren filozoflarn resmi görüü, Allah’tan gelen varlk feyziyle âlemin var edilmesi olarak özetlenebilir hale gelmitir. Biz buna sudûr teorisi diyoruz.

erî bilimler erbab, hicri yedinci (miladî on üçüncü) yüzyla gelinceye dek Yeni Eflâtunculuktan slam dönemine aktarlan ve bilhassa Fârâbî tarafndan ikmal edilen sudûr teorisinin yaratl açklamas ile slam inanc arasnda uyumsuzluk bulunduunu iddia etmitir. Hatta Gazzâlî’nin “Filozoflarn Tutarszl” olarak çevrilen Tehâfütü’l-felâsife adl eserinin temel maksad, tevhid, nübüvvet ve harin sudûrcu bir yaklamla açklanmasnn Müslümanlarn icma ettii temel inançlarla çelitiini göstermektir. Öte yandan önde gelen slam filozoflar zaten müslüman olduklarndan kendi metafizik düünceleri ile slam’n temel akideleri arasnda çeliki bulunmadn, tam tersine kelamclarn tevhid, nübüvvet ve hairle ilgili inançlar yanl yorumladn iddia ettiler ve bu iddialarn temellendirmek için pek çok metin kaleme aldlar. Hatta slam döneminde varlk, bilgi ve deerle ilgili filozoflar tarafndan gelitirilen bütün büyük teorilerin bilhassa slam’n temel inançlarn dikkate almann bir sonucu olduu söylenebilir. Yine de hicrî yedinci yüzyla kadar filozoflarn mesaisi, kelam ve tasavvuf geleneklerini ksmen etkilese de genel olarak erî bilimler erbabnn yaratlla ilgili icman bozmaya yetmemitir.

Hicrî yedinci (miladî on üçüncü) yüzylda bnü’l-Arabî düüncesi yeni bir evrenin balamasna yol açmtr. lk kez erî bilimlerden birinde (tasavvufta) yaratln yoktan olmayp Allah’n varlk feyziyle gerçekletiini ve ezelden ebede devam ettiini iddia eden bir teori ortaya çkmtr: vahdet-i vücûd. Bu teori, bir yandan kelamclarn icma ettii görüleri filozoflarn yaratl açklamasyla tadil ediyor bir yandan da erî bilimler erbabn icma ettii esaslarla filozoflarn öretilerini tadil ediyor, böylece yeni bir zuhur teorisine ulayordu. Lakin durum ne olursa olsun erî bilimler içindeki icma bozulmu ve slam döneminde öncekilerin bütün açklamalarn yeniden yorumlayan büyük bir metafizik ortaya çkt. Üstelik bu metafizik, sonraki yedi yüz yla damgasn vurmu, pek az hariç tasavvuf geleneinin tamamn, kelam ve felsefe geleneinin bir ksmn etkilemitir. Vahdet-i vücûd bilhassa Osmanl muhitinde oluan âlim ve düünür tipinin ekillenmesinde hayati rol oynamtr. Böylece bir bütün olarak slam gelenei dtan ald birikimi dört yllk süreçte hem müstakil bir alan olarak muhafaza etmi ve sonraki yüzyllarda bu muhafazay sürdürmü hem de dönütürerek yeni bir tefekkür alan ina etmitir. Ksacas slam düünce muhiti hem dönümü hem de dönütürmütür.

Baka vesilelerle dikkat çektiim gibi bu durumun ayrntda veya farkl alanlarda o kadar çok örnei vardr ki herhangi bir kitapta sadece balklarn dahi saymak çok zordur. Meseleyi doru kavramamz için neyin inanç ve asl neyin yorum ve uzant olduuna dikkat etmemiz, eski ve yeni yahut sabit ve deiken arasndaki süreklilik ve uyumlar derinden kavramamz gerekir. Ne her yeni kötüdür ne de her eski asldr. Aksi halde kat muhafazakarl Müslümanlk yahut bir alann esaslarna sadakat, babozukluu ve anlay ktln da yenilik zannederiz.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Ömer Türker
29-09-25
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
Dýþarýdan aktarýlan düþünce ve maharetlerle geleneðin yenilenmesi
Online Kii: 26
Bu Gn: 437 || Bu Ay: 5.530 || Toplam Ziyareti: 2.928.545 || Toplam Tklanma: 58.606.692