HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / TASAVVUF
Okunma Says: 552
Yazar: Ömer Türker
VAHDET-Ý VÜCÛD MESELESÝ (1)

VAHDET- VÜCÛD MESELES (1)Son zamanlarda biraz da nazarî tasavvuf çalmalarnn ksmen artmasyla bnü’l-Arabî ve vahdet-i vücûd konumalar sklkla gündeme gelmeye balad. Dorusu, gittiim her yerde mutlaka vahdet-i vücûdla ilgili sorularla karlayorum. Sorularn bir ksm, meraktan kaynaklanyor, bir ksm ise eskilerin tabiriyle istifhâm- inkarî kabilinden yani reddetmek amacyla soruluyor, bir ksm da kuku izhar edilerek soruluyor. Hatta kukulu baklarla gelen sorularn daha çok olduu söylenebilir. Meseleyi ele almak için önce bnü’l-Arabî’nin dar- bekâya irtihal ettii 1240 tarihinden modernleme sürecine gelinceye dek vahdet-i vücudun gittikçe güçlenen hatta hala etkin bir gelenek olmasn mümkün klan birkaç hususa dikkat çekeyim. Tarihsel süreçle ilgili deerlendirmeler yapacamdan düünürlerin ölüm tarihlerini de vereceim.

Vahdet-i vücûd bnü’l-Arabî tarafndan dile getirildii on üçüncü yüzyldan buna yana tartlagelmitir. lk sistemli eletiriler on dördüncü yüzylda görülür. Yaygn olarak bilinmez ama önce mehur kelamc Adudüddin el-Îcî (ö. 1355) isim vermeden el-Mevâkf’ta eletirmitir. Ardndan Îcî’nin dorudan talebesi Sadeddin et-Teftâzânî (ö. 1390) tarafndan hem erhu’l-Makâsd’da hem de müstakil bir risalede eletirilmitir. Osmanl döneminde de özellikle on beinci ve on altnc yüzylda vahdet-i vücûd metinlerinde dile getirilen görüler ateli tartmalara konu olmutur. Fakat eletirilere ramen vahdet-i vücûd hem Anadolu ve Balkanlar’da hem de Msr, Marib, ran, Mâverâünnehir ve Hind corafyasnda çok etkili olmu ve geni bir hüsn-i kabule mazhar olmutur. Hatta on altnc yüzyln ikinci yarsndan on sekizinci yüzyln sonuna dek slam corafyasnda vahdet-i vücudun en güçlü metafizik olduu söylenebilir. Pek çok âlim, kelamî veya felsefî metafizii istidlâl gücünün ulaabilecei son snr kabul edip vahdet-i vücudu istidlâl gücünün ötesine geçen, ancak ruhun müahedesiyle ulalabilen ve insana bahedilen en yüksek metafizik idrak olarak deerlendirmitir. Kukusuz bunda bir ksm bizzat düüncenin karakterine ve bir ksm yazarlarn etkisine dayandrlabilecek birkaç gelime etkili olmutur.

Birincisi, vahdet-i vücudun kurucu düünürü olan bnü’l-Arabî’nin Füsûsu’l-hikem ve el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye gibi eserlerinin o zamana dek görülmemi ekilde bütün boyutlaryla insanî tecrübenin çok ayrntl bir tahlilini sunmasdr. Bu tahlilin dinî düünce açsndan ifadesi udur: slam’da dinî hatta kimi bakmlardan felsefî düünce geleneklerini karakterize eden ana sorun olan tenzih-tebih ilikisi hakknda dinî naslar, dönemin bilimsel bilgi hacmini ve insanî tecrübenin tamamn dikkate alp yorumlayan yeni bir tenzih-tebih dengesine ulalmtr. Kukusuz tenzih-tebih ilkesi bütün geleneklerin ortak kabulüdür. bnü’l-Arabî’nin öncekilerden fark, mertebelendirilmi bir tenzih ve tebih anlay gelitirmesidir. Yine sadece slam döneminde deil, bilinen insanlk tarihinde de ruhanî tecrübenin Fütûhât’ta görüldüü ekilde ayrntl bir yorumu muhtemelen yoktur.

kincisi, bnü’l-Arabî’nin ardndan vahdet-i vücudun ikinci muhakkiki kabul edilen Sadreddin Konevî’nin (ö. 1274) metinlerinin nazarî gücüdür. bnü’l-Arabî metinlerinin ayrntsnda kaybolmak, düünceyi edebiletirerek nazariyeyi gözden kaçrmak mümkündür. Hatta derin ve sistemli bir okuma yaplmadnda bnü’l-Arabî metinlerinin tabiri caizse kenar sorunlaryla ömür geçirmek ve bundan da entelektüel tatmine ulamak mümkündür. Oysa Konevî’nin temel metinleri son derece muhkem ve sistemli ekilde nazariyat sunumu yapar. Gerçi bu metinler gerek üslup gerek muhteva bakmndan son derece çetindir. Fakat Konevî’nin dorudan talebeleri ve sonraki nesillerde yetien takipçileri tarafndan onun metinlerini okuma gelenei oluturulmu, fikir ve yorumlar da yaygnlatrlmtr. Konevî münhasran düünürlere hitap eden metinler yazsa da takipçileri onun görülerini “bnü’l-Arabî metinleriyle yorumlayarak” muhtelif seviyelerde ifade etmitir. Konevî’nin önemi, hassaten bnü’l-Arabî’nin muazzam nas yorumunu, tecrit edilmi teoriler halinde ama özgün bir karakter ve tavr içinde takdim etmesinde görülür. ki düünürün farkllat noktalar, süreklilik karsnda ayrnt durmaktadr. Bu nedenle de bnü’l-Arabî sonrasnda muhtelif vahdet-i vücûd okumalar arasnda kanonikleen ve temsil gücü kazanan Konevî yorumudur.

Üçüncüsü, Seyyid erif el-Cürcânî’nin (ö. 1413) vahdet-i vücudun tevhidin meru yorumu olduunu söylemesi hatta vahdet-i vücûdun dile getirdii varlk anlaynn akln tavrnn ötesinde bulunduunu kabul etmesidir. Bilindii üzere Cürcânî, modern döneme gelinceye dek Sadeddin et-Teftâzânî’le birlikte Fahreddin er-Râzî (ö. 1210) sonrasnn iki büyük kelamcsndan biri kabul edilmitir. Biz her ne kadar Cürcânî’nin etkisini daha ziyade Osmanl ulemasnn eserlerinde takip etmeye meyilli olsak da o, slam corafyasnn neredeyse tamamnda muazzam bir etkiye sahip olmutur. Son alt asrda kelamn muhtemelen en büyük otoritesi Cürcânî’dir. Onun tevhide uygunluunu tasdik ettii bir düünceye kar duruun hâkim tavr haline gelmesi beklenmez. Nitekim slam corafyasnda bnü’l-Arabî ve vahdet-i vücûd eletirisi deil, tasdiki hâkim tavr haline gelmitir. Öyle ki vahdet-i vücudu kabul etmek ile tevhidin uygun bir yorumu olduunu söylemek dahi ayrtrlm ve birçok âlim fiilen vahdet-i vücudu benimsemese bile olumlayc bir tavr içinde olmutur. lerleyen yüzyllarda Taköprîzâde (ö. 1561) ve Gelenbevî (ö. 1791) gibi âlimler, Cürcânî’de gördüümüz tavr aynyla devam ettirmilerdir.

Dördüncüsü, Osmanl ilmiye geleneinin kurucu düünürü Molla Fenârî’nin (ö. 1431) vahdet-i vücûdcu olmasdr. Seyyid erif Cürcânî ve eyh Bedreddin’in (ö. 1420) ders arkada olan Molla Fenârî, Cürcânî’den farkl olarak Konevî’nin mehur eseri Miftâhu’l-gayb’a erh yazmtr. Cürcânî vahdet-i vücûd meselesini daha ziyade birkaç sayfalk risaleler hacminde ele alm veya hâiyelerde yeni geldikçe deinmitir. Oysa Fenârî istidlâlin verileri ile müâhedenin verilerini yaknlatrma iddiasyla hacimli bir erh kaleme almtr. Mantk, fkh usulü, belagat, fkh ve ferâiz gibi medrese müfredatndaki temel alanlarla ilgili etkili eserler kaleme aldndan gerek ilmî kudretinden gerekse savunduu görülerinin meruluundan kolay kolay kuku duyulamayacak bir düünürün bir nazarî tasavvuf metni kaleme alp vahdet-i vücudu savunmas sonraki düünürlerde olumlu etki yapmtr. Osmanl corafyasnda Fenârî’nin yanna öncesi söz konusu olduunda Davud Kayserî’yi (ö. 1350), çadalar söz konusu olduunda eyh Bedreddin’i ve sonras söz konusu olduunda her asrda önde gelen bir âlimi yazmak mümkündür. Osmanl ilmiye geleneinin slam tarihinin kesintisiz devam eden en uzun ilmî tekilat olduunu dikkate aldmzda bu maddenin önemi daha derinden kavranabilir.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Ömer Türker
26-11-25
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
VAHDET-Ý VÜCÛD MESELESÝ (1)
Online Kii: 23
Bu Gn: 219 || Bu Ay: 5.312 || Toplam Ziyareti: 2.928.256 || Toplam Tklanma: 58.600.429