HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar
Okunma Says: 335
Yazar: Yasin Aktay
Nuray Mert'le resmi tarih üzerine

Nuray Mert'le resmi tarih üzerine Emsalsiz bir tarih, emsalsiz bir rejim karsnda hegemonya da olsa resmiyetten uzak

Cumhuriyetin ilk yllarndan itibaren tesis edilen Kemalist rejimin ileyi biçimine biraz yakndan bakanlar bunun tarihteki benzersizliini hemen görürler. Benzersiz bir Jakobenizm, benzersiz bir kurtulu anlats, benzersiz bir cumhuriyet deneyimi, benzersiz bir devrim ve kimlik, tarih, toplum ve birey ina süreci, benzersiz bir modernletirme projesi. Maalesef hiçbirinde hiçbir olumluluk bulabileceimiz bir yan yok bu benzersizliin.

Nuray Mert’le balattmz, ahsen çok yararl bulduum bu tartmada mevzu açldkça açlyor. Tam bu noktada kendisini “yeni resmi tarih” endiesi noktasnda rahatlatr m bilmem ama bu tespitle balamak istedim. Kemalizmin resmi tarih tesis etme kanallar, araçlar, aygtlar ve süreçlerinin Türkiye’de bir daha tekrarlamas neredeyse imkânsz. Bence dünyann baka bir yerinde de tekrarlamam ve tekrarlamas çok zor. Denendii yerler olmutur ama en radikalinde bile mesela toplumun dini anlay, yaam tarz, klk kyafeti, kendilik tanm, tarihi, dili, hafzas hatta alfabesi bu kadar radikal bir biçimde deitirilmedi. Emsaline bakalm, Sovyetler? talya? Almanya? Çin? Hepsinde kültür devrimleri de yaand ama bu kültür devrimleri bir ülkeyi halkna ramen bir medeniyet havzasndan koparp baka medeniyet havzasna ekmeye çalmad.

Bu emsalsiz devrim biçiminin toplumda büyük basklarla olmas kaçnlmazd elbet. Kaçnlmaz olan bir baka ey de bütün bu basklarn bir ömrünün olmas. Bastrlan elbette bir noktadan sonra patlar, patlak verir.

Bu dönemde anlatlan ve alternatifine hiçbir telaffuz imkân veya alan brakmayan resmi tarih hem akld, mitolojik, bir o kadar gerçeklerden kopuk ama onun eitim müfredatlar, törenler ve mecburi ezberler yoluyla insanlara yerletirilmeye çallmasnn da bir emsali yok. Yani bahsettiimiz bir asimetri de burada. Bugün eletiriye ve hatta mizaha konu olabilecek olan bu tarih anlayna yaplan eletirilerin ne kadar hegemonik olursa olsun bir resmi tarih seviyesine veya onunla ayn seviyede bir güce çkmas zaten mümkün deil. in daha vahim taraf, tekrarlama pahasna söyleyelim, bugün o resmi tarih hala törenlerle, okul müfredatlaryla ve mecburi ezberlerle gençlerin dimana ilenmeye devam ediyor. “Yeni resmi tarihin” öyle bir imkanndan hiç bahsedemiyoruz ki olmamal da.

Nuray Mert’in burada iki farkl düzeyi birbirine kartrdn düünüyorum. Birincisi devletin eitim sistemi, ders kitaplar, resmi tören dili, kanonik kahramanlar, makbul vatandalk tanm ve bunlarn on yllar içinde ürettii zihniyet kalplardr. kincisi ise mevcut siyasi iktidar etrafnda oluan gündelik söylem üstünlükleridir. Bunlar ayn ey deildir. Her hegemonik söylem resmiyet üretmez; her siyasi üstünlük de kendiliinden tarihsel kuruculuk vasf kazanmaz. Türkiye’de erken Cumhuriyet’ten beri kurulan resmi tarih anlats, sadece bir iktidar söylemi deil; okul, müfredat, hukuk, matbuat rejimi, akademi, sembolik iddet ve dlayc vatandalk terbiyesi üzerinden kurumsallam bir zihniyet rejimidir. Benim iaret ettiim budur.

Bu yüzden, bir siyasetçinin hangi makamda olursa olsun en ar bir sözü ile neredeyse yüz yllk kurumsal tarih rejimini ayn kefeye koymak analitik olarak doru deildir. “Bu ülkeyi ayyalar yönetiyordu” sözünü doru bulmak zorunda deiliz. Ben de tarihsel tahlilin yerini ahlaki yaftalamann almasn doru bulmam. Ancak burada asl mesele udur: Türkiye’de Mustafa Kemal’in hayat tarzna dair en basit biyografik verilerin bile yllarca bir tür kutsallk zrh içinde muhafaza edilmi olmas vakasyla yüzlemeyecek miyiz? nsanlarn bir tarihsel ahsiyetin özel hayat üzerinden hoyrat bir dil kurmasna itiraz etmek bakadr; onun etrafnda örülmü dokunulmazlk rejimini görmezden gelmek bakadr.

Nuray Mert, muhafazakâr çevrelerin Atatürk’ün içki içmesine “taklm” olduuna bence fazla taklm durumda. Oysa burada sorun, içkinin kendisi bile deil, bunun konuulmasnn dahi uzun süre bir tür tabu alanna itilmi olmasdr. Bir toplumda bir liderin askeri ve siyasi kararlar kadar yaam tarz da tarihsel malzemedir. Bu malzemenin hangi ksmnn konuulabilir, hangi ksmnn konuulamaz olduu siyaseten belirleniyorsa, orada tarih zaten serbest bir düünme alan olmaktan çkm demektir.

Ayrca mevzu Mustafa Kemal’in özel hayat veya tercihleri meselesi olmaktan çkm da topluma bu hayat tarznn benimsetilmesi noktasna fazlasyla gelmise bunun da konumaya daha fazla davet etmesine hiç armamak gerekiyor. Türkiye’de içki ile cumhuriyet arasnda kurulan özdelik az ey midir? 28 ubat’ta insanlarn içki içip içmedikleri, makbul vatandalk açsndan bir test alan deil miydi? Dorusu bu testler ne 28 ubat’ta balam ne de o süreç bittiinde bitmi oldu. Bunun içki eksenli bir yaam tarz dayatmas haline geliinin nasl bir despotizm ürettiini nasl unuttuk?

Bu durumda bu içki meselesini bu ekilde gündeme getirenlerin bile günün sonunda Antkabir’e gidip Atatürk’e törensel tazimde bulunmaktan, özel defterine periyodik raporlarn sunmaktan ve böylece o resmi tarih ezberini tekrarlamaktan kaçnamyor olduunu hatrlatmama gerek var sanrm. Daha birkaç gün önce BM Genel Sekreterine Atatürk ödülü bizzat bu “yeni resmi tarih”in siyasi zirvesi tarafndan takdim edildi.

Ben “resmi tarih sorgulanmad” derken, bu ülkede kimsenin hiçbir ey yazmadn söylemiyorum. Elbette yazld. Karabekir’in hatrat da bütün kitaplar da sonradan basld, alternatif hatrat da yaymland, post-Kemalist diye anlan literatür de olutu. Ama bunlarn yaplm olmas ile toplumsal hafzann ana omurgasnn deimi olmas ve yeni bir resmi tarihin olumu olmas ayn ey deildir. Bir metnin baslmas baka, o metnin resmi hatta meru tarih bilgisi olarak toplumsal dolama girmesi bakadr. Karabekir’in hatralar baslm olabilir; ama okulda, resmi törende, kamusal hafzada ve entelektüel itibar rejiminde Nutuk’un sahip olduu kurucu ayrcalkla ayn düzleme hiçbir zaman yerlememitir. Benim “asimetri” dediim ey tam olarak budur.

Nutuk meselesinde de tavrm açktr. Nutuk elbette okunmaldr; ama bir parti kongresinde, siyasi rakipler hakknda ar ithamlar içeren, savunma ve merulatrma amac tayan bir hitabenin neredeyse dokunulmaz ve birincil tarih kaynana dönütürülmesi bal bana problemliydi. Sorun Nutuk’un okunmas deil; Nutuk’un etrafnda oluturulan sorgulanamazlk halesidir. Alternatif anlatlarn ise çou zaman daha en bata “hainlerin, gafillerin, dalalet içinde olanlarn, gericilerin sözleri” diye itibarszlatrlm olmasdr. Bu ekilde itibarszlatrlanlarn büyük çounluu Atatürk’ün bizzat kendi silah arkadalar ve hepsi de liderlik vasfna sahip isimler.

Bu arada benim “sava önce zihinlerde kaybedilir” ifademe dair verdiim cevaplar tatmin edici bulmam, itiraza devam etmi Nuray Mert. Bu ifadeyi ahslarn niyetini psikolojik bir kesinlikle tespit etmek için kullanmyorum. Derdim hem daha yapsal bir eye iaret etmek hem de üzerinde hiç durulmam bir yerinden ele almak. Bir imparatorluun corafi, medenî ve siyasal ufku daha sava balamadan çok önce zihnen daraltlmsa; baz kadrolar çözümü büyük imparatorluk fikrini tahkim etmekte deil, Anadolu’ya çekilmekte görmeye balamsa; bu neresinden bakarsanz bakn bir zihinsel çözülme emaresidir.

Bunu dönemin artlaryla ve o dönem herkes tarafndan zaten benimseniyor olmasyla açklayamaz kimse çünkü bu çözülme herkesin zihninde mevcut deildi, hatta çok az kimse bu kadar kesin bir “çekilme” fikrini öne sürüyordu. Bu çekilmenin veya yenilginin mukadder olduunu söylemek de hiçbir eletirel yaklamla badamaz. O zaman yaplan hiçbir hatadan hiçkimseye hiçbir sorumluluk atfedilmez. Bu dönemi anlatan en iyimser Kemalist tarihyazmnn bizi ikna etmeye çalt ey bu sorumsuzluktan ibaret: Arap corafyasndan çekilmek zorundaydk, çünkü tarih kararn vermiti, artlar bunu zorunlu klyordu, Osmanl zaten bitmiti, daha da önemlisi Araplarn ihaneti bizi çkmaya mecbur brakmt.

Öyle miydi gerçekten? Ben bütün bu mazeretlerin asl bu “zihinlerde kabul edilmi yenilgi”ye klf hazrlamaktan baka bir anlamnn olmadn söylüyorum.

Nuray Mert’in kar argüman olarak sunduu, Mustafa Kemal’in Trablusgarp’ta, am’da, Çanakkale’de bulunmu olmas ise bu tespiti elbette çürütmüyor. Zira bir subayn cephede savamas imparatorluun geleceine dair zihninde baka siyasi tasavvurlar tamasna engel deildir. O yllarda kendisi zaten kendi bana karar veremeyecek emir altnda bir subaydr. O cephelerde bir “kurtarc” inisiyatifiyle bulunduuna inanmyordur herhalde.

Ayrca insanlar mevcut düzen içinde görevlerini yerine getirirken, ezamanl olarak o düzenin geleceine dair farkl kanaatler tayabilirler. Ali Fuat Cebesoy’un, Falih Rfk Atay’n aktardklar, ükrü Haniolu’nun iaret ettii çizgi ve dönemin baz subay çevrelerinde mevcut olan “bizden olmayan” olarak kodlanan “Arap vilayetlerinden çekilme” düünceleri, bunu ciddiyetle tartmamz gerektiini gösteriyor. Bu konuda brakn bir “yeni resmi tarih” ihtimalini, konu henüz hiçkimse tarafndan tam olarak ele alnm bile deil. Buras da aslnda Nuray Mert’in Haniolu’nu zihinsel düzeyi yeterince dikkate almad için eletirdii yer olsa da benim de tam aksi yönde Haniolu’nu zihinsel düzeyde kalarak anlayamayacamz bir yer olarak eletirdiim yer. Neden öyle olduunu anlatmak için sanrm en az bir yaz daha gerekiyor.

Dünyamzn yangn yerine döndüü, ABD ve srail’in yurtlarmza saldrd bir zamanda, üstelik bayram günü bunlar tartmak umarm birilerine memleket düman tehdidi altndayken teoloji tartmak gibi alglanmaz. Haddizatnda maruz olduumuz saldrlar da teolojik boyutlar olan bir sava, dier yandan, Kemalizm ve tarih görüü de teolojik boyutlar olan bir konu.

***

Yolunu armaya her zaman meyyal insanoluna yolunu iaret eden, varla sökün eden bir rahmet ve berekettir bayram. Allah bu rahmet ve bereketi üzerimizden eksik etmesin, bayramnz mübarek olsun.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Yasin Aktay
23-03-26
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
Nuray Mert'le resmi tarih üzerine
Online Kii: 25
Bu Gn: 292 || Bu Ay: 5.385 || Toplam Ziyareti: 2.928.356 || Toplam Tklanma: 58.603.381