HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : TÂRÝH / TÂRÝHÝN ARA SOKAKLARI
Okunma Says: 4518
Yazar: Muharrem Coþkun
ATATÜRK, 'OTOKRATÝK' DÝKTATÖRDÜ!

Prof. Dr. Mete Tunçay, kendi zaviyesinden Türkçe ezann sebeb-i hikmetini anlatyor…

Karakalem.Net, ‘Türkçe Ezan ve Dinde Reform’ giriimlerini anlatan bir belgesel için 2005 ylnda Prof. Dr. Mete Tunçay ile yaplan bir röportaj yaynlad.
 
Söyleide “Ben “mümin” deil, kültürel Müslümanm. Agnostikim (bilinemezci). Bu göreneklerle fazla oynanmasndan yana deilim. Rahmetli Aziz Nesin, laik cenaze töreni istedi öyle yapld, ben kendim için cenaze töreninde bir eyler okunmasndan rahatszlk duymam. Ezan Türkçe olsa ne olur, Arapça olsa ne olur. Bir kesim var, bunlar kendini devrimci ilerici görüyor, bir de dindar kesim var. Bunlarn deerleriyle oynamak ayrmay körükler.” diyen tarihçi Tuncay, Türkçe ezan konusunda ilginç eyler söylüyor…
 
Hocam, isterseniz ‘Dinin Türkçeletirilmesi’ veya ‘dinde reform’ giriimlerinin temelinde yatan düünce nedir, buradan balayalm...
 
Ziya Gökalp gibi ideologlar, çadalamann bir parças olarak “Türklemek ve slamlamak” diyorlard. Tabiî burada ‘slamlamak’tan kastedilen ey, o vakte kadar slamiyet’i uyguland haliyle brakmak deil, herhalde biraz deitirmekti. 1928’de ilahiyat fakültesinde bir layiha hazrlanm, heyete; Köprülüzade, smail Hakk Baltacolu, Halil Halit, Halil Nimetullah, emseddin Günaltay, erafettin Yaltkaya, ekip Tunç, Yusuf Ziya Yörükan dahil olmular. Öneriler arasnda, camilerde oturacak yer salamak, camiye müzii ithal etmek gibi eyler de var. Fakat bu öneriler herhangi bir somut uygulamaya dönümemi.
 
1928’de somutlamam ama 1932 Ramazan’nda ‘Dinin Türkçeletirilmesi Projesi’ tatbik mevkiine konulmu. Ancak daha sonra bu proje de, Türkçe Ezan dnda rafa kaldrlm. Neden olabilir?
 
Bana öyle geliyor ki; slamiyet’te baz eylerin reforme edilmesi, deitirilmesi, çadalatrlmas slam’a yeni bir güç kazandraca endiesiyle bundan vazgeçilmitir. Atatürk’ün, o mehur Balkesir Hutbesi’nde de görüyoruz. “Bu camiler yatp kalkmak için deil, memleket meselelerini konumak içindir” diyor. Bu yöne gidilse, camiler salt dini ilevlerinin dnda, ek ilerde de kullanlacak olsa din de çok güçlenecekti. Oysa halifeliin 1924’te kaldrlmasndan sonra, dinin, devlet denetimi altnda tutulmas ve fazla güçlenmemesi düünüldü. Tarikatlarn etkileri arand ve onlara kar sk kovuturmaya geçildi.
 
Peki neden din kovuturulmaya baland?
 
O dönem, özellikle iki dünya sava arasnda, laiklii seçen ülke sadece Türkiye deildi. Rusya, Meksika gibi baka ülkeler de vard. Devrin havasnda böyle din konusunda mübalatsz bir hava hakim oldu. Mesela 1920’li yllarda, ressamlar resimlerini tehir edecekleri yer bulamaynca, Sultanahmet Camii’ni kararlatryorlar, fakat k bulamaynca da kubbeden delik açmay teklif ediyorlar. Toplanan komisyonda sadece Mimar Kemalettin kar çkyor. O da mimari estetik kayglardan dolay kar çkyor. Bir mabedi bir resim galerisine çevirmek büyük cüret ama bu bile düünülmü o devirde.
 
1932’de yaplan, “dinde reform” muydu, yoksa “dinin millilemesi projesi” miydi?
 
1930’larda yaplmaya çallan ey, çok daha muhafazakâr. badete çarnn diliyle oynamak. Benim çocukluumda ezan Türkçeydi. Önce “olabilir” dendi. Ardndan cezai hüküm getirildi. Atatürk’ün saygn olarak düündüü Diyanet leri Bakan Rifat Börekçi dahi Türkçe ibadet yaplamayacan söylemitir. Din adamlarnda buna yeil k yakan olmamtr. Caiz olmad fetvas verilince bu yola gidilemedi. Fakat ezanda Türkçe olabilecei düünülmütür.
 
Bir devlet hem de yeni kurulmu bir devlet, onca sorun varken neden din gibi bir olguyla bu denli ilgilenmitir?
 
Tek Parti Dönemi boyunca, 1923-1945 aras laiklik, din-devlet ilerinin ayrlmas derken, fiiliyatta dinin devlet denetiminde tutulmas hedeflendi. Güçlenmesine, yaylmasna, gelimesine göz yumulmad. zin verilmedi. Oysa Milli Mücadele’de dinden çok yararlanld. Daha yaygn bir milliyetçilik bilinci olmad için, din kardelii balca tutunum öesi olarak çok vurguland. Mesela Büyük Millet Meclisi çok dindar, bakanlk kürsüsünün arkasndaki duvara “Birbirinize danarak yönetin” anlamna gelen (Ve emrehu ura beynehum) ayet asldr. Meclis’te Müslüman olmayan tek kii yok. Sadece birinci grupta deil, ikinci grupta da çok sayda sarkl din adam, ulemaya mensubiyeti gösteren var. Dolaysyla Osmanl döneminde olmad kadar slamiyet önem kazanmken Milli Mücadele yllarnda, ondan sonra hzla bu önem baltalanyor. Hilafetin kaldrlmas da, aslnda devletin banda iki ballk olmamas için. Tek Parti yetkisini paylamak istemiyor. Vakflar da, genel müdürlüklere çevriliyor, denetim altna alnyor. Devlet, ‘aln vakflarnz’ dese baka eyler olur diye endie ediyor.
 
Bunda, “dinin ilerlemeye engel olduu” inanc m vard?
 
Dinin Türkiye’yi gelimekten alkoyan olgu olduu fikri 19. yüzyldan beri vard. Tek Parti tabi sert bir yönetimdi. Her hangi bir muhalefete, gerginlii boaltacak adma müsaade etmiyordu. Mustafa Kemal’in yönetim anlayna ve diktatörlük yaktrmalarna ne diyorsunuz? Mustafa Kemal Paa, Milli Mücadele zamannda kanunla diktatör olmutu. Diktatör laf Roma’daki manasyla Meclis yetkilerini tek bana yönetmek demekti. Tek Parti Dönemi’nin bir baskc dönem olduu, Fransz jakoben modeli gereince, yukardan aaya, halkn yararna fakat halka ramen bir takm eylerin yapld muhakkak. Mustafa Kemal Paa’ya, onun yönetimine ‘otokratik diktatörlük’ demekte saknca yok. Kendisi söylüyor. 1930’larda, “bugün gözümü kapasam arakamda brakacam manzara diktatör manzarasdr. Oysa ben bütün gençliimde Abdulhamid istibdadna kar formasyon aldm. Bu ne hazin eydir” diyor.
 
Demokrat Parti’yle birlikte ezan özgürleti. DP, CHP’den çok mu farklyd?
 
Demokrat Parti (DP)’den önce, kat laiklik anlayndan tavizler CHP tarafndan verildi. DP, hiçbir zaman laiklik kartl yapmad. Sadece ezan Arapça okumaya izin verdi, o kadar. Said Nursi’yi kovuturdu. Belki Halk Partisi’nin en ar giden yönlerini yumuatt.
 
Mustafa Kemal kendini dini bakmdan nasl görüyordu ya da ifade ediyordu?
 
Mustafa Kemal kendisinin bir Müslüman deil, “Yaradanc” olduunu düünüyor.Müslümanl da pek önemsemiyor. Onun Kur’an’ Türkçeletirme giriimi de, milliyetçilii ile ilgili bir eydi. Turanc milliyetçiler, slamiyet’i Arap emperyalizmi olarak görüyordu. Atatürk’ün de bu metinleri Türkçeletirmesinde ben ulusçuluk faktörünü görüyorum.
 
Siz kendinizi nasl ifade ediyorsunuz?
 
Ben “mümin” deil, kültürel Müslümanm. Agnostikim (bilinemezci). Bu göreneklerle fazla oynanmasndan yana deilim. Mesela rahmetli Aziz Nesin, laik cenaze töreni istedi öyle yapld, ben kendim için cenaze töreninde bir eyler okunmasndan rahatszlk duymam.
 
Siz ezann Arapça olmasndan rahatsz deilsiniz yani?
 
Ezan Türkçe olsa ne olur, Arapça olsa ne olur. Bir kesim var, bunlar kendini devrimci ilerici görüyor, bir de dindar kesim var. Bunlarn deerleriyle oynamak ayrmay körükler.
 

Yazar: Muharrem Coþkun
06-02-11
E mail: haberkültür.net
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
ATATÜRK, 'OTOKRATÝK' DÝKTATÖRDÜ!
Online Kii: 26
Bu Gn: 807 || Bu Ay: 5.899 || Toplam Ziyareti: 2.929.043 || Toplam Tklanma: 58.616.718