
| Kategori : / ÞU GÝDENLER (Tasavvuf Büyüklerinden Levhalar) | Okunma Says: 6718 |
![]()
mam Rabbanî’yi anlamak, belli artlar ve kurallar olan ve her eyden önce ciddi bir alt yap isteyen bedeli yüksek bir itir. Bu ie kollarn svayan kimsenin gerek aklî gerekse rûhî istidatlar yeterince gelimi olmal ve bu uurda gerekirse bütün bir ömrünü harcamay göze almaldr. mam Rabbanî’nin geçtii irfan basamaklarn geçmeden, onun her basamakta yaad ve hissettii lâhûtî zevkleri tatmadan onun sözlerini, marifetlerini anladn ileri sürmek beyhûde bir çabadr. Bu bakmdan mam Rabbanî’yi anlamak yine mam Rabbanî olmakla mümkündür, dense yeridir. Dolaysyla –bu yaz bata olmak üzere- mam Rabbanî üzerine yaplan konumalar ve kaleme alnan makaleler onun irfan havzasn kuatmay hedeflememektedir. Belki bunlar belli yönleriyle mam Rabbani’yi tanmaya yönelik masum çabalardr. Bu konuda ülkemizde yaplan çalmalar iaret ettiimiz hususa iyi bir örnek tekil etmektedir. mam Rabbanî’yi tanmaya yönelik bu çalmalar arlkl olarak onun siyasî ve aktüel yönüyle alakaldr. Bu gibi çalmalarda onun bir yandan sapk frkalara kar, dier yandan da “din-i ilahî”nin kurucusu olan dönemin devlet bakan Ekber ah’a kar verdii iman ve sünnet mücadelesi öne çkarlmakta ve iyi bir aksiyon adam portresi çizilmektedir. Kanaatimizce bu hususun sk sk gündeme getirilmesi mam’n ilmî ve tasavvufî yönünü gölgelemi, ad bir yandan Bâkllanî, Gazzalî ve Taftazanî’lerle; dier yandan Kueyrî, Sühreverdî ve bn-i Arabî’lerle anlmas gereken koca bir fikir ve gönül adam dar bir çerçeveye hapsedilmitir. Binaenaleyh bu makalede mam Rabbanî, daha çok -dier çalmalarda ihmal edilen- kelam ve tasavvuf alanndaki ayrcalklaryla incelenecek ve bu sayede onun bu alandaki seçkinliine bir nebze k tutulacaktr.
unu batan belirtmeliyiz ki; mam Rabbanî’yi anlamak için sadece tasavvufî tecrübe yetmedii gibi, sadece kelamî/felsefî birikim de yetmemektedir. Çünkü o, biri hakikatin ilham ve sezgisel boyutu, dieri akl ve fikir boyutu olan tasavvuf ve kelam özümsemi, bunlar birbiriyle bartrm en büyük sûfîdir. O bir yandan ruhî alglarn karmak kodlarn (ilham/zuhurat) çözmek üzere akl- selîmi rehber edinmi, dier yandan dizginleri kendi ellerine brakld zaman alabildiine slaan aklî tecrübenin önünü engin ruh tecrübesiyle açmay baarm bir irfan mealesidir. u halde mam Rabbanî’yi anlama konusunda onun kelamî ve tasavvufî yönünün incelenmesi öncelik arz etmektedir.
mam Rabbanî’nin tasavvufî ve kelamî yönü ele alndnda, genelde ilk devirlerden itibaren tasavvuf ve kelam terminolojisinin gözden geçirilmesi ve özelde bn-i Arabî ve Seyyid erif Cürcânî’nin eserlerinden faydalanlmas büyük önem arz etmektedir. Nitekim kendileri ufak yalardan itibaren muhterem babalarnn rehberliinde aklî, er’î, lugavî ve tasavvufî ilimleri tahsil etmi, çocuk denecek yalarda icazet almaya hak kazanmtr.[1] Bu dönemlerde mam Rabbani’nin, Kelâbâzî’nin et-Taarruf’u, Sühreverdî’nin Avarifü’l-Meârif’i ve bn-i Arabî’nin Fusûsu’l-Hikem’i bata olmak üzere ana tasavvuf metinlerini elden düürmedii anlalmaktadr.[2] Bilindii gibi Kelâbâzî’nin et-Taarruf’u ilk devirlerden itibaren tasavvuf öretisini ve bu yolun büyüklerini tantan en önemli kaynak kitaptr. Buna ek olarak Fusûsu’l-Hikem’in teorik tasavvuf anlaynn en temel metni olduu göz önünde bulundurulursa, mam Rabbanî’nin, mütekaddiminden müteahhirine dein bütün bir tasavvuf literatürüne vukufiyet sahibi olduu anlalr. Yine mam Rabbanî’nin Molla Camî’nin Nefahât’ ve Ubeydullah el-Ahrâr’n risalelerini mütalaa ettii ve bu kitaplardan ziyadesiyle faydaland da mektuplarndan anlalmaktadr. Bu vesileyle mam Rabbanî’nin, manevî tecrübelerini yaad Nakibendî tasavvuf çizgisini de yakndan inceleme frsat bulduu görülmektedir. mam Rabbanî’nin mürid olduktan sonra bile er’î ilimlerle itigal ettii; fkhtan Hidaye, usulden Bezdevî, Tavzîh ve Telvîh gibi kitaplar mütalaa ettii de mektuplarda açkça ifade edilmektedir.[3] Ayrca kaynaklarda mam Rabbanî’nin, talebelerinden Bedreddin es-Serhendî’ye erhu’l-Mevâkf, Beyzâvî ve Azudiyye gibi kitaplar okuttuu yönünde bilgiler bulunmaktadr.[4]
mam Rabbanî’nin sürekli mütalaa ettii erhu’l-Mevâkf, geç dönemlerde kaleme alnm olmas bakmndan kendinden önceki kelamî birikimi sonuna kadar tahlil etme ansn en iyi biçimde deerlendirmi, bu alanda ortaya koyduu tesbitler geleneksel çevreler tarafndan son söz olarak kabul edilmitir.
Tahsil hayat srasnda okuduu/mütalaa ettii kitaplar bir yana, mektuplarndan da anlald gibi mam Rabbanî’nin, kaza ve kader gibi kelamn en girift konular hakknda son derece analitik izahlarda bulunmas ve birçok kelamî problemi muknî açklamalarla çözüme kavuturmas da onun kelam ilminde ne kadar dirayet sahibi olduunu göstermektedir. Bu gibi konularda mam Rabbanî’yi dier kelamclara kyasla daha avantajl klan husus, ald eitim ve zekâ durumu gibi özelliklerinden daha çok onun tasavvufî zevk ve tecrübesinde gizlidir. nsan zihninin zor zahmet hayal edebildii soyut kelamî problemleri ele alan mam Rabbanî, tasavvufî nevesinin kendisine kazandrd derin kavray ve ince anlay sayesinde bu konulara açklk getirmekte, beklenmedik tesbitlerle çözümlerine iaret etmektedir.
Söz gelimi mam Rabbanî, kelam kitaplarnda skça tartlan kullarn fiilleri problemini arlkl olarak tasavvufî tecrübesine borçlu olduu cemad teorisiyle çözmektedir. Bu teoriye göre mam Rabbanî et ve kemikten oluan insan bedenini cemad/donuk bir varlk olarak gördüü gibi, insan bedeninden sadr olan ileri de kuru ve cansz hareketler olarak görmekte ve bunlarn hepsini Allah’n yaratmasna balamaktadr. u kadar var ki insandan sadr olan fiillerde insann bedeni Allah’n kudretini perdeleyen sebep konumundadr. Fakat unu da ifade edelim ki, mam Rabbanî bu anlayyla sebeplerin fonksiyonunu kökten reddetmemektedir. O sebeplerin bazen sonuçlara tesir ettiini kabul etmekle birlikte bu tesirin Allah’n yaratmasyla gerçekletiini ileri sürmektedir. mam Rabbanî’ye göre Allah bazen sebeplerde iin olumas için gerekli tesiri yaratt gibi bazen de bunu yaratmamaktadr. Nitekim esbâbna tevessül ettiimiz halde istediimiz sonucu elde edemediimiz zamanlar olur.[5]
Görüldüü gibi mam Rabbanî bu en dakik kelamî/felsefî problemi gelitirdii “cemad teorisi”yle kolayca çözüme kavuturmaktadr. mam Rabbanî’nin insan bedenini ve bu bedenin ortaya koyduu hareketleri cemad/donuk varlklar olarak görmesinin ardnda üphesiz onun her an iç içe olduu zat ve sfat tecellileri yatmaktadr. Kimbilir kaç defa zevkine erdii “hayat sfat”nn tecellisiyle her eyi canlln Hak’tan alan kuru varlklar olarak görmütür!
mam Rabbanî kullarn fiilleri problemine getirdii çözümü bu kadarlk bir izahla brakmamakta, takdir ettii itirazlara verdii cevaplarla bu çözümü pekitirmektedir. Konuyu ele ald bir dier mektupta mam Rabbanî, insann kendisini ve yapt ileri ta toprak gibi kuru/cansz bir varlk kabul ettiimiz takdirde, yapt ilere karlk insann mükâfat veya ceza almasn nasl açklayabiliriz, diye ifadelendirdii bir itiraz u sözlerle cevaplamtr:
Mükellef(sorumlu) insanlarla cansz ta arasnda fark vardr. Zira sorumluluun sebebi güç ve iradedir. Tata ne güç ne de irade bulunur. nsanlar böyle deildir. nsanlarda irade vardr. Fakat onlarn iradeleri de, arzu ettikleri eyin meydana gelmesi konusunda bir tesir ifade etmeksizin, Allah'n yaratmas ile olduundan bu irade de ölü gibi kabul edilmitir. nsanlardaki iradenin faydas, gerçekletiinde adet üzere arzulanan eyin yaratlmasdr.[6]
mam Rabbanî, er’i ilimlerle itigali srasnda tefekkür ve nazar yoluyla elde ettii kelamî bilgilerini, seyr-i sülûkü srasnda nail olduu ilham ve keifleriyle teyid etmi, sonunda Ehl-i Sünnet kelamclarnn ortaya koyduu esaslarla Ehlullahn keifleri arasnda bir fark olmadn anlamtr. Bir farkla ki Ehl-i Sünnet âlimleri bu görülere nazar yoluyla varmken, Ehlullah bunlara keif yoluyla varmtr. Fakat mam Rabbanî, kefî bilgilerin Ehl-i Sünnetin görüleriyle birebir uyumas için mutlaka nübüvvet makamndan sonra en yüksek makam olan sddîkyet makamna varlmas gerektiini, bunun altndaki makamlara ait bilgilerde manevi geçginlik izleri bulunduunu ve güvenilir olmadn söylemektedir.[7]
mam Rabbanî’nin ortaya koyduu bu tavr aslnda ilk devirlerden itibaren sûfîlerin baskn karakterini yanstmaktadr. Mesela mam Kueyrî bir ifadesinde insanlar ehl-i nakil ve ehl-i akl olmak üzere ikiye ayrm, sûfîlerin bu iki grubun da üstünde bulunduunu, insanlar için gayp olan konularn onlar için aikâr olduunu belirtmitir. Bunun yannda insanlarn kavumay arzuladklar bilgi ve hikmetleri onlarn Allah’n lütfuyla çoktan bulmu olduklarn söylemitir. Bu ifadelerinin sonunda Kueyrî -mam Rabbanî’nin ifade ettii gibi- dier hakikat aratrclarn istidlal ehli görürken sûfîleri visal ehli olarak görmektedir.[8]
Fakat mam Rabbanî’yi bu konuda da ayrcalkl klan husus visali sonucu eritii hakikatleri en ince ayrntsna kadar ortaya koymas ve bunlar istidlal ehlinin bilgisiyle uyuturabilmesidir. mam Rabbanî öncesi devirlerde birçok mutasavvf visal yolunu takip ettii halde buna muvaffak olamam, ileri sürdükleri birçok fikir Ehl-i Sünnet çizgisini amtr. mam Rabbanî’nin bu konuda en çok eletirdii sûfî üphesiz bn-i Arabî’dir. O birçok mektubunda, henüz sddîkiyet makamna varamad için net bir bilgi kaynana ulaamadn söyledii bn-i Arabî’yi Ehl-i Sünnet prensiplerine muhalefet etmekle tenkit etmi, bu hususlarda onun görülerinden uzak durulmas gerektiini bildirmitir.[9] mam Rabbanî bu eletirileri yaparken bn-i Arabî aleyhine oluan kamuoyunun etkisi altnda kalmam, aksine ilk zamanlar bn-i Arabî mesleini takip ettii halde sonralar daha yüksek makamlara ulaarak bu meslei terk ettiini ve bundan daha mütekâmil bir meslek olarak kendisine vahdet-i uhûd yolunu seçtiini ifade etmitir.[10]
mam Rabbanî’nin dier sufilerden bir fark da onun hem kelamc hem de sûfî olmasdr. Çocukluk çandan itibaren ald kelam eitimi, sonralar karlaaca tasavvufî hallerinde Ehl-i Sünnet esaslarna riayet edip ölçüyü korumasn salamtr. Birçok mutasavvf kelam mesleini tasvip etmedii halde mam Rabbanî bu meslei benimsemi, fakat fikir ve nazar yollarnn tkand konularda tasavvufî tecrübesinden yararlanmtr. Söz gelimi sûfîliin önderlerinden bn-i Arabî kaza-kader, kullarn fiilleri, cehennem azabnn ebedîlii gibi konularda felsefî eilimlere boyun eerken mam Rabbanî bu konularda Ehl-i Sünnet kelamclarnn çizgisinden asla taviz vermemitir.
mam Rabbanî’yi bir sûfî olarak incelediimizde onun bu alanda da kendine has baz tesbitlerinin olduunu ve tasavvuf mesleinde de önemli açlmlar gerçekletirdiini görürüz. mam Rabbanî’nin bu alandaki açlmlar genelde kavramlarla ilgili olmutur. Arlkl olarak vahdet-i vücûd anlaynn hakim olduu tasavvuf terminolojisini eletiren mam Rabbanî, tasavvufî kavramlarn olumasnda rol oynayan vahdet-i vücutçu çevrelerin seyr-i sülûk mertebelerinin sonuna varamadklarn, bu sebeple de bilgilerinin güvenilir olmadn söyler. Mesela mam Rabbanî bu çevrelerin cem ve fark kavramyla alakal görülerini u ifadeleriyle eletirir:
“…Biraz evvel sözünü ettiim kalp makamna ini, hakikatte fark makamna initir ki, bu makam irad makamdr. Burada fark makam, ruhun nuruna daldktan sonra -ki bu cem' makam’dr- nefsin ruhtan, ruhun da nefisten ayrtrlmasdr. Bundan önce cem’ ve fark’dan anlalan ey manevî sarholuktan ibarettir. Zira bunlarn fark makam olduunu sandklar ey, Hak Teala’y halktan ayr görmektir ki bunun gerçeklii yoktur. Çünkü onlar anlan ruhu Hak Teala sanyorlar, onun nefisten ayrldn görünce de, Hak Teala’nn halktan ayrldn görmü olduklarn zannediyorlar. Manevî sarholua düenlerin bilgileri genelde bunun gibidir.”[11]
Görüldüü gibi mam Rabbanî, cem’ ve fark kavramlaryla ilgili tasavvuf terminolojisine mal olmu anlay eletirmekte, bu konudaki hakim görüün manevi geçginlik illeti tadn belirterek bunlarn farkl manalara geldiini söylemektedir. mam Rabbanî’ye göre cem’, kulun her eyi Allah olarak görmesi, fark da her eyi Allah’tan ayrt etmesi deildir. Ona göre cem’, nefsin ruhun nurlarna gark olup kendinden geçmesi, fark da, bu durumdan kurtularak kendine gelmesidir. Yani mam Rabbanî’ye göre vahdet-i vücudçular Allah’la ruhu birbirine kartrmakta, nefsin ruhun nurlarna karp onunla birlemesini Allah’la karp birlemek olarak görmektedirler.
mam Rabbanî’nin tasavvuf alannda gerçekletirdii en büyük açlm vahdet-i vücûd teorisine kar gelitirdii vahdet-i uhûd tasavvurudur. Birçok sûfîyi etkisi altna alan bu teori, mam Rabbanî’nin tenkitleriyle sarslm ve bundan daha üstün ve daha gerçekçi bir kavramla tasavvuf dünyasnn ufuklar açlmtr. mam Rabbanî mektuplarnda sk sk bu probleme deinmi, vahdet-i vücûd teorisiyle kendisinin gelitirdii vahdet-i uhûd tasavvurunu karlatrarak vahdet-i vücûd teorisinin aklî ve er’î kriterler açsndan tutarsz olduunu ispatlamtr. Bu konuda ayrntl bilgi isteyenler Mektubat’n birinci cildinde yer alan otuz birinci ve krk üçüncü mektuplara bakabilirler. Biz makalenin ebatlarn daha fazla büyütmemek için ilgili mektuplarda geçen ifadeleri buradan aktaramyoruz.
“mam Rabbanî’yi anlamaya doru” balkl yazmzda mam’n gerek kelam gerekse tasavvuf sahalarnda nasl bir mevki arz ettiini anlatmaya çaltk. Bu vesileyle mam Rabbanî’nin anlalabilmesi için -makalenin banda da belirttiimiz gibi- hem kelamî hem de tasavvufî birikime sahip olmann gerekliliini ortaya koymaya gayret ettik.
Son olarak unu da ifade etmeliyiz ki; mam Rabbanî’yi anlamak sadece bu iki hususa riayet etmekle mümkün olacak türden kolay bir i deildir. mam Rabbanî, mektuplarnda emir âleminin adeta haritasn çkartm, ar ötesi âlemi makamlar aras mesafelerine kadar kar kar ölçmü bir velidir. u halde derin ruhî tecrübelerinde mam Rabbanî’ye elik edecek –veya hiç olmazsa onun izini sürebilecek- ulvî bir ruha sahip olmak da gerekecektir. Kukusuz böyle bir ruhî yapya kavumak için, önce Ehlullaha duyduu sonsuz muhabbet sayesinde ilahî tecellilerin zevkine varm duru bir gönül, sonra lâhût âleminden ald ifreleri doru çözümleyebilecek özel bir istidatn lüzûmu izahtan varestedir.
[1] arkpûrî, Muhammed Halim, mam Rabbanî, çev. Ali Genceli, Konya 1978, s. 16.
[2] Ansarî, Muhammed Abdulhak, Sufism and Shariah, Leicester / UK, 1986, 12.
[3] mam Rabbanî, Mektubat, c. 1, Sekizinci mektup.
[4] Abdulhay b. Fahreddin el-Hasenî, Nüzhetü’l-Havâtr, Multan / Pakistan 1992, c. 5, s. 101.
[5] mam Rabbanî, Mektubat, c. 1, ki yüz altm altnc mektup.
[6] A.g.e., c. 1, On sekizinci mektup.
[7] A.g.e., c. 1, On sekizinci mektup.
[8] El-Kueyrî, er-Risaletü’l-Kueyriye, Daru hyai’t-Türasi’l-Arabi, 1998, s. 477.
[9] mam Rabbanî, Mektubat, c. 1, ki yüz altm altnc mektup.
[10] A.g.e., Sekizinci Mektup; On Sekizinci Mektup.
[11] mam Rabbanî, Mektubat, c. 1, On Altnc Mektup.
Yazar: Talha Hakan Alp |
03-03-11 |
||
| E mail: darulhikme.org.tr | Tweet | ||