HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / ÎMAN VE ÝSLÂM
Okunma Says: 4099
Yazar: Burak Ertürk
PROTESTANLAÞMA EÐÝLÝMÝ, ÝKTÝDAR, ERBAKAN HOCA VE 'SÝYASET AKADEMÝSÝ' HAKKINDA DAÐINIK NOTLAR-1

Protestanln Avrupa’nn din ve düünce ikliminde meydana getirdii belli bal dönüümleri sralayanlar; ulus devlet bilincinin tahkim edilmesi, seküler algya zemin ve hz kazandrlmas, ‘bireyci’ yordamn önünün açlmas ve eitlik telakkisinin terviç edilmesi gibi unsurlar öne çkaryorlar.

Hakikaten Protestan doktrin, Luther ve Calvin gibi temsilcileri eliyle, Hristiyan ülkelerin kendi kiliselerini tekil ederek Roma Katolik Kilisesi ile balarn koparmalarn önermi ve bu yaklam, bugün cȃrȋ olan ‘ulus devlet’ modelinin teorik zeminine katk salamt. Dünyevȋ otorite ile Kilise otoritesini tefrik eden Protestan öncüler, dünyevȋ idȃreyi yüceltmek suretiyle de seküler bak açsnn hareket alann genilettiler. Protestan öretinin ‘bireyci’ telakkiyi güçlendirmesi ise, “her Hristiyann kendi kendisinin papaz olduu”, dolaysyla “her Hristiyann baka bir belirleyici etkiye ihtiyaç duymakszn kutsal kitab okuyup, ondan anladyla amel edebilecei” türünden tesbitlerin dolama sokulmasyla salanacakt.

Uzun asrlar Kilise’ye hȃkim skolâstik düüncenin basksna mȃruz kalan ve kilise babalarnn tahakkümü ile kvranan Hristiyan Bat dünyas, Rönesans ve Reform projeleri üzerinden bu ar yükü üzerinden atm, din ve düünce alannda ortaya konan ‘açlmlar’, Kilise’nin kadim otoritesini iyiden iyiye sarsmay baarmt.

Aydnlanma, kapitalizm ve Protestan düüncenin çok güçlü ve kopmaz balarla birbirlerine bal olduklar; bu süreçlerin gerek ard arda, gerekse iç içe bir seyir izleyerek Hristiyan dünyay seküler, bireyci, kapitalist, eitlikçi ve ulusçu bir zihnȋ pozisyona sürükledii türünden gerçekleri skalamadmzda, bu tarihȋ izlei daha iyi idrak edebilme imkȃnna da sahip olacaz.

Meselenin dikkate deer bir dier yan da, ibu modern basklara direnmesi ve bu nevzuhur tahakküme meydan okumas beklenen Hristiyan teologlarn kahir ekseriyetinin, ‘vuruarak çekilme’ olarak niteleyebileceimiz bir ‘asgarȋ erdem’den bile yoksun olular ve bu lȃdinȋ kuatmay yarma adna hemen hiçbir çaba içine girmeyileridir. Elbette bunda, tahrif edilerek hakikatinden tecerrüd ettirilmi bir inanç manzȗmesinin, en ufak bir dünyevȋ rüzgȃr karsnda bile ayakta kalamayacak ölçüde yozlam oluunun da etkisi büyüktür.

Bir noktadan sonra Kilise adna malȗbiyet mukadder olmu; önce dünyevȋ otoriteyle arasna bir tefrik duvar konan dinȋ otorite, süreç içerisinde hepten etkinliini kaybetmiti. Ve Hristiyan teologlar çareyi, dünyay deitirme imkȃnndan mahrum olduunu müahede ettikleri dinlerini, bu yeni dünyevȋ dalgaya entegre etmekte bulmulard.

Taarruz oklarn bu ‘çaresiz’ Hristiyan din adamlarna yönelten E. L. Mascall’ hatrlamann tam zaman: “Bu adamlar dünyay Hristiyanlatrmyorlar; Hristiyanl dünyevȋletiriyorlar!”

Bu adaptasyonu tamamlama adna Hristiyanln mevcut Helenistik etkiden ve mitolojik unsurlardan arndrlmas gerektii, akln öne çkartlmasnn iktiza ettii türünden ‘açlmlar’ devreye sokuldu.

Karmzda duran ve baat nitelikleri bireycilik, kapitalizm, güce peresti olan; maksadn aan bir ‘bu dünyay imar’ vurgusunun taycln yapan; tekȃmülü lineer bir zaman anlayyla temellendiren bu bȃtl telakkinin Hristiyan corafyada muhkemlemesinin arka plȃnnda özetle böyle bir tarihȋ seyir var.

Ve bu seyre dȃyelik yapan zihnȋ pozisyonlarn omurgasn Protestan din algs oluturuyor.
*
Ȃlemlerin Efendisi (aleyhissalȃtuvesselȃm) ne diyordu ashȃbna: “Kar kar, arn arn sizden öncekilerin yollarna uyacaksnz. Hatta onlar bir keler deliinden girse, siz de gireceksiniz.” Ve soruyordu Sahabe efendilerimiz: “(Bizden öncekilerden maksat) Yahudiler ve Hristiyanlar m ey Allah'n Resulü?” Ve u cevab alyorlard: “Onlar deilse kim!?” [1]

Hristiyanln Rönesans, Reform ve Aydnlanma süreçleriyle yaad metamorfozun bir izdüümüne müslüman dünyada da rastlyor oluumuzu, bu hadisin asrmza bakan yüzü olarak okuyabilir miyiz?

En son söyleyeceimizi bata söyleyelim: imdilerde ehl-i din mȃbeyninde mütedȃvil olan ve çok sk duymaya baladmz ‘zafer türküleri’ne fevkalȃde teennȋ ile yaklalmasndan yanaym ben…

Evet evet, “Ehl-i imann says artyor”, “Toplumda gözle görülür bir dine teveccüh var”, “ktidar olup muktedir olamamak türünden problemler geçmite kald”; “Müslümanlarn önü açld” türünden, ehl-i imann diline pelesenk ettii klielerden söz ediyorum…

Elbette ibadete taallȗk eden bir rahatlama var ve bu oldukça ‘sevinilesi’ bir gelime…

Ama Din’in sadece ahlȃk ve ibadetten mürekkep olduunu nereden çkaryoruz?

Ben unu iddia ediyorum: Dinin, cȃrȋ düzene ‘ilimeyen’ boyutlarnda, hesab-kitab yaplm bir serbestiyeti devreye sokanlar, bunu, Din’in ahkȃm ve muȃmelat sahalarn budayarak icrȃ ediyorlar.

badet ve ahlȃk zemininde ‘bahedilen’ serbestlik ve ferahlama hatrna, ahkȃmdan ve muȃmelattan fedakȃrlk yapmamz isteniyor.

Daha dorusu, ahkȃmsz ve muȃmelatsz bir algy din olarak benimsememiz isteniyor; hatta salanyor. imdilerde çok iittiimiz “dine dönü” tesbitine, “Hangi dine dönü bu? Hak Din’e mi; yoksa bize din diye belletilen kurguya m?” ‘kontra’ sorusu ile mukabele etmemiz bundan…

Kalkp bir tedrȋcilik söylemi ile iddiamz çürütme adna “Önce bu sahalarda düzelmeler salansn, sra öbürlerine de gelir; aceleniz ne!?” diyecekleri naiflikleri ile ba baa brakmak lazm ama onlara, ahkȃm ve muȃmelatn fiiliyatta deil zihinlerde bile yer igal etmediini hatrlatalm.

Zaten kimse çkp “Tez elden ahkȃm hayata tatbik edelim; muȃmelelerimizi slȃm’n ȃmir hükümlerine göre dizayn edelim; ie buradan balayalm!” falan demiyor. Ben, fiiliyatta zaten yok saydmz ahkȃmn, zihinlerde bile ‘can çekiiyor’ olduu gerçeinden söz ediyorum.

Müslümanlarn üst çtasnn demokrasi, fikir özgürlüü, çoulculuk olduu bir zihnȋ vasatta, ahkȃmn sadece bugünü deil, yarn da yok demektir.

slȃm’n hayatn her ünitesini dizayn etmeye talip olduu gerçeinden yüz geri edenlerin gündeminde zaten bunlar yer almyor; ama ben ibu hakikatlerin sadece gündemimizden deil, hülyȃlarmzdan da çkm olmasndan endie ediyorum.

Yukarda Hristiyanln Protestanlk balamnda geçirdii dönüümden söz ettim. Protestanln gölgesinde Batllar hangi deer yarglarna demir attlarsa, bugünün hȃkim müslüman söylemi de önümüze hedef olarak ayn kymet hükümlerini yerletiriyor. Mürik Hristiyanlarn muharref dinlerinde yaptklar bu ‘dünyevileme operasyonu’nun bir benzerini bizim de Hak Din’e tatbik ediyor olduumuz tesbiti, üzerinde durulmaya deer deil midir?

Onlar, dinlerinin yaadklar çan gerisinde kald deerlendirmesinden yola çkmlar ve mevcut düzeni bir veri kabul ederek, eletiri oklarn temel itikȃdȋ kabullerine yöneltmilerdi. Benzer bir ‘inanç kompleksi’ne bizim de kaplmadmz iddia edebilir miyiz?

Onlar, din ve dünyalarn dizayn eden bir ‘merkezȋ Kilise yorumu’nun basksndan kurtulma adna “her Hristiyann ncil’i okuyup hüküm verebilecei”, “kendi kendisinin papaz olabilecei” tarznda ‘bakaldr’ cümleleri kurdular. Bu yaklamdan bizim de nasibimiz olduunu söyleyenler, tümüyle yanlyor olabilirler mi? Dini Kur’ȃn’a endeksleyenler, lisȃn- halleriyle “her müslümann kendi kendisinin hocas olduunu” ifade edenler, bizim içimizden çkmadlar m?

Calvin, çok çalp çok kazanmann da ibadet olduunu söylüyor, ‘bu dünyay imar’ gayretini dindarln ölçütü olarak Hristiyanlarn önüne koyuyordu. Meseleye kafa yoran mütefekkirler, bu yaklamla kapitalizmin douu arasnda paralellikler kuruyorlar. Bugün mȃbeynimizde bir ‘müslüman kapitalistler’ gerçeinden söz edilebiliyor oluu ve herhangi bir kayt dümeksizin ortaya konulan zenginleme çarlar, “içimizdeki Calvin’ler”den bahsetmemizi hakl klmaz m?
*

Müslüman corafyada yaanan deiimi, bir de büyük fotorafa bakarak deerlendirmek lazm…

Meselenin küresel balantlarndan söz ediyorum…

Dünyaya nizȃmat verenler, ‘tekerlerine çomak sokma’ potansiyeline sahip yegȃne gücün slȃm olduunun son derece farkndalar…

Alt etmeyi baaramadklar Hak Din’in elini zayflatma adna, her zaman yenilenen projeler yürürlüe sokmalar ve sürekli konsept deitirmeleri bundan kaynaklanyor.

Yanatklar son duran, yok edemeyeceklerini ve etkisini sfrlayamayacaklarn anladklar slȃm’ ‘ehliletirmek’ olduunu bu ie kafa yoran muteber insanlar söylüyorlar.

Türkiye’de devam eden ‘çete operasyonlar’ ile tasfiye edilen ‘kat laik’ odaklarla ‘i tutmaktan’ vazgeçtikleri; yeni ‘yol arkadalarn’ bölge halklarnn itiraz etmeyecei, hatta kendisinden sayaca siyasȋ ve sosyal sȋmalardan seçtikleri konuuluyor. [2]

Bunda ibu ‘kat laik’ odaklarn ‘son kullanma tarihlerinin geçmi olmas’nn, yani halkn, kendi deerlerine cepheden saldran bu lȃdinȋ unsurlardan sdknn syrlm olmasnn pay büyük…

slȃm corafyasnda, köken olarak ‘slȃmc’ ama hȃli hazrda liberal-demokrat siyasȋ elitlerle yol almann bir faydas da, müslümanlarn gerilimini azaltmay baarmak…

“ktidarda bizden birileri var; hem de ‘muktedir’ler…” tesbitinin, halkn gazn alma hususundaki ilevselliini tahayyül ediniz.

Buna mümȃsil, “Bakn siz bu sistemin müslümanlara hakk- hayat tanmadn iddia ediyordunuz; aln ite imdi sizin sözünüz geçiyor ve son bir-iki asrdr hiç olmadnz ölçüde muktedirsiniz” telkini de gözümüze sokuluyor. Esasen bu telkinin derȗnunda, dile getirilmeyen bir gerçek var ki, o da u: “Sisteme itiraznz olmadnda, biz sizi niye iktidar nimetinden mahrum brakalm ki!?”

Tüm bunlar komplo teorisi olarak okumaynz. Amerika’nn ve küresel güç unsurlarnn slȃm corafyasna dair projelerinde ciddi bir üslȗp ve yöntem deiikliine gittiklerini, akl banda herkes gözlemliyor. Bush-Obama deiiminde ifadesini bulan vitrin yenileme operasyonunu, slȃmȋ yaplanmalara dönük lml-radikal türü tasnifler neticesinde birilerinin önü özenle açlrken, birilerinin medyatik kara propaganda eliinde ademe mahkȗm edilmesini görmezden gelebilir miyiz?

Ya da müslümanlar nezdinde cȃrȋ olan dolu dizgin dünyevȋleme eilimini, içi boaltlan bir algnn din diye sahiplenildiini ve daha da tuhaf bu kurgusal telakkiye peresti edenlerin saflar sklatrmasnn ‘dine dönü’ olarak iaretlendiini hakkalyakȋn müahede ettiimiz halde, ‘kalenin içten fethedilmekte olduunu’ söyleyenleri hayalcilikle suçlamaya devam edebilir miyiz?
*
Bu iin hem siyasȋ, hem de sosyolojik ayaklar var.

Bugün iktidar partisini ve toplumda ba çeken bir takm slȃmȋ yaplanmalar, bahsini ettiimiz bu ‘küresel proje’ balamnda nereye oturtmamz gerektiini açk yüreklilikle ve samimi olarak müzȃkere edebilmeliyiz.

Amacmz gündelik siyasetin güdük tartmalaryla oyalanmak ya da adn koymadan politik mülȃhazalarmz serdetmek deil. “Siyasetten Allah’a snal” çok oldu hamdolsun…

Küresel proje balamnda konumak derken, adn andmz siyasȋ ve sosyal unsurlarn slȃm’n aleyhine iletilen bir organizasyonda görev aldklarn falan iddia ediyor deiliz elbette…

Net ve sarih delillerle karlaana dek bir müslüman hakknda onun imann ve samimiyetini sorgulamay niyet okuma olarak görür ve bu tür bir yanltan teberrȋ ederiz.

Ancak göz önünde olan gerçekler ve bu andmz muhafazakȃr odaklarn sözcüleri tarafndan ortaya konulan tasarruflar hakknda mülahȃzalarmz ifade hakkna da sahip olduumuzu düünüyoruz.

Merhum Erbakan’n vefat hengȃmnda da yazdm; “Hoca rahat yatsn; talebeleri ibanda” söyleminin ayaklarnn yere bastndan kukuluyum ben…

Hayr, sadece Hoca’nn ȃhir ömründe, ‘talebelerine’ dönük ‘ar’ eletirilerine bakarak söylemiyorum bunu…

Küresel ve cȃrȋ düzene dönük ‘duru’ balamnda, Hoca ve ‘talebeleri’ arasnda çok büyük farklar olduunu düünüyorum…

Hoca’nn iktidarna 1 yl bile tahammül edemeyen odaklarn, ‘talebelerinin’ srtn svazlamasnda ifadesini bulan deiimi anlamlandrmakta güçlük çekiyorum.

Elbette Hoca da bir faniydi ve hata yapmas normaldi; ama on yl arayla idrak ettiimiz benzer iki sürecin bu ölçüde taban tabana zt ekillenmesinin, olayn figürlerini aan parametreler tadn görmemiz gerektiine inanyorum.

imdi iktidar olanlarn da elbette güzel hizmetleri vardr; muhtemelen niyetleri salamdr. Ancak bu ‘talebelerin’ Hoca ile siyaset yaptklar dönemdeki siyasȋ üslȗplar ile imdiki söylemleri arasndaki fark, basit konjonktürel deiimlerle ve/veya ‘politik ecaatleri’ ile izah etmek ne derece gerçekçidir?

Laf eip bükmeyelim; ben, yarglamadan, niyet okumadan, samimi olarak unu tartalm istiyorum:

imdilerde temsil edildii türden bir liberal demokrat/muhafazakȃr siyaset üslȗbu, müslümanlarn gelecei açsndan ne getirip ne götürecektir?

Ksa vadede hareket alanmz geniletiyor gibi görünen bu siyaset dili, orta ve uzun vadede müslümanlarn önüne nasl bir tablo çkaracaktr?

Kapitalizme, liberal umdelere, cȃrȋ söylemlere bu ölçüde eklemlenerek yol alyor olmak, ikbal görünümlü bir idbar olabilir mi?

Neden küresel güçler, ‘içimizden birileri’nin önünü bu denli hzl açyor?

‘Dejenerasyon’, ‘dünyevȋleme’ türü kavramlar neden her geçen gün gündemimizi daha fazla igal ediyor?

Neden “Devir böyle!” tekerlemesini bu kadar çok istimal eder olduk? Neden krmz çizgilerimiz buharlamaya yüz tuttu?

Dünyevȋ planda elimizi rahatlatan her siyasȋ atraksiyonu kazanç hanesine yazmal myz?
*
Sorular çoaltlabilir. Bunlar müzȃkere edebilmeliyiz. Aslnda bu yazda, AK Parti ile ilgili (elbette bu partinin politik tasarruflaryla ilgili deil; daha çok müslümanlarn geleceine tesir edeceini düündüümüz boyutlarla ilgili) sahih bir tartma zemini tekil edebilme adna ve afȃkȋ deil somut konuabilmek için, partinin “Siyaset Akademisi” olarak adlandrlan eitim organizasyonunda katlmclara datlan ve internetten de ulalabilen ‘ders notlar’n gündeme getirmeyi amaçlamtm. Bu ders notlarnda, gidiattan endie etmemize neden olacak ve slȃm’n temel referanslar ile ilgili hayli ‘yeni’ ve ‘modern’ argüman var. Organize edilen bir akademik eitim ortamnda bunlar dolama sokulduuna göre, üzerinde durmay hak ediyor demektir.

Girizgȃh biraz uzun oldu ama bundan sonra nazarlarnza sunacamz içeriin, bu girizgȃhla birbirine bakan yönleri var.

Yine hatrlatalm; amacmz, bu ilmȋ zeminde ksr politik tartmalara girmek, kuru kuruya birilerini tenkid etmek, ya da türlü karalamalara gönül edirmek deil.Müslümanlarn kaderini ilgilendiren bir mevzuda sahih ve salam bir tartma zemini tekil etme derdindeyiz.

Andmz bu slȃm’ Protestanlatrma eiliminin boyutlar neler? Bunun siyasȋ ayanda ne tür bir hareketlilik yaanyor? ktidar partisi, icraatlaryla bu oyunu bozuyor mu, yoksa katalizör görevi mi görüyor? Bahsini ettiimiz ‘ahkȃmsz ve muȃmelatsz’ din algsnn tahkiminde siyasȋ irȃde iin neresinde? Parti kurmaylarnn dünya görülerinde anld türden ciddi revizyonlar var m; yoksa tavrlar konjonktürel mi?

Bunlar üzerinde duralm istiyoruz. “Siyaset Akademisi Ders Notlar” ve mevzuun devam gelecek yazda, ancak fikir vermesi adna bu notlardan spesifik bir-iki yaklam nazara vererek yazy noktalayalm:

“Hristiyanlk on altnc yüzyldan itibaren Protestanlk araclyla modern toplumun bireycilik özelliini kazanarak modern yaama ayak uydururken, slam bu konuda gerçekte kendi Rönesans ve Reformunu yapamad için modernleme ile uyumu konusunda ciddi bir kriz içinde bulunmaktadr.”

“slam ülkeleri içinde iktisadi, sosyolojik ve siyasi modernleme alanlarnda bir adm daha ilerde gözükmekte olan Türkiye’de kadnlarn kamusal yaam alanyla snrl tutulmasn savunan slami bir yorum söz konusu deildir. Aksine tarikatlardan, cemaatlere uzanan geni bir yelpaze içinde slami kesim kadnlarnn, kzlarnn özellikle modern eitim kurumlaryla (lise, üniversite vs) bütünlemesini, böylece kamusal yaama dahil olmasn talep etmekte ve bunun için mücadele vermektedir. Dolaysyla geleneksel slam toplumlarnda kadnlarn özel yaam alanyla snrl olmas slam’n bir gerei deil, tarihsel ve sosyolojik artlarn bir gereidir.”

[1] el-Buhârî, "Enbiyâ", 51; Müslim, "lim", 6; Ahmed b. Hanbel, II, 327, 450, 511
[2] ABD yönetiminin, Tunus’ta balayan ve Msr’la devam edip tüm Ortadou ülkelerini etkisi altna alan halk ayaklanmalarnn ardndan Ortadou ve Marip ülkelerinde slȃmc hükümetlere hazrlk çalmalarna baladna dair haber için baknz: http://www.internethaber.com/obamadan-ortadoguya-islami-duzen-332433h.htm

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Burak Ertürk
11-03-11
E mail: darulhikme.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
PROTESTANLAÞMA EÐÝLÝMÝ, ÝKTÝDAR, ERBAKAN HOCA VE 'SÝYASET AKADEMÝSÝ' HAKKINDA DAÐINIK NOTLAR-1
Online Kii: 28
Bu Gn: 31 || Bu Ay: 6.013 || Toplam Ziyareti: 2.929.191 || Toplam Tklanma: 58.619.823