
| Kategori : TEFEKKÜR / ÝNSAN VE TEFEKKÜR | Okunma Says: 3080 |
Gidiât
Bozuk saat bile günde iki defa doru’yu gösterirmi ya. Bizim müavirler o kadarn olsun yapamyorlar.
“Evet efendim, isabet buyurdunuz efendim, devam edin efendim, aslansnz – kaplansnz efendim…” Hep böyle, daima böyle.
Dorular ne olacak? Kim söyleyecek onlar?
Bir kere de sen söyle be kardeim.
Yrt u gaflet perdesini, bir sürpriz de sen yap! Doru’yu ifade etmenin binbir biçimi var. Sen binbirinciyi seç. Ona da râzyz.
Yok. Prpr sönmü adamn. Ruhsuz gözler, srtkan bir çehre, pikin tavrlar; bombo bakyor… Otomatik pilota balanm bir uçak gibi sabit bir rota üzerinde öylece gidiyor…
artlar umurunda deil! Diinin sinirini öldürtür gibi, ahsiyetinin irâde merkezini iptal ettirmi.
Ne çektiysek, bu tiplerin yüzünden çektik…. Öyle de bereketliler ki; mantar gibi bitiveriyorlar, sarmak gibi dolanyorlar. Kurtulamazsn, arnamazsn… Devirler kapanr devirler açlr, her ey yeniden kurulur; ama onlar eski yerlerini yine alrlar.
Hakîkat sevgisi, ahsiyet sâhibi olmann fazîletli netîcelerinden biridir.
ahsiyet sâhibi olann yüreinde, “hakîkat sevgisi” hiç sönmez, hiç susmaz.
Doru mu bu, yanl m?
Gel, konualm – inceleyelim – aratralm – deerlendirelim. Aklmz var, ölçülerimiz var, bilgilerimiz var.
natlamaya, çekimeye mahal yok.
Benim düüncem yanlsa; îzah et, ispat et, tenvir et, döneyim. Ama seninki yanlsa, bana îzah – ispat – tenvir frsat ver…
NOT: Vurgular bize âittir. (Dorulu)
Yazar: Ahmed Selîm |
17-08-09 |
||
| E mail: ethem92@mynet.com | Tweet | ||