
| Kategori : TÂRÝH / DÜNDEN BUGÜNE | Okunma Says: 3180 |
Ne de Hümanist düüncelerle gelmilerdi…
Libya’da yüz yllk hesap…
“Yine hicran ile çlgnlm üstümde bugün
Bana vahdet gibi bir yâr- müsait lazm”
M. Akif
Tarih 20 Mart 2011. Saat gece yars 2.30. 8 yl önce bugün, bu saatlerde, gündemimizden ve corafyamzdan pek eksik olmayan Amerika Birleik Devletleri, Irak’ bombalyordu. Saddam’n ülkesini. Hani u Halepçe’de binlerce Kürt’ü öldürürken, bölge ülkelerinin bandaki kuklalarn politik manevralarn seyreden kanl diktatör. Aradan geçen onca yln ardndan, baka bir igal hikâyesi izliyoruz ‘canl’ televizyonlarmzdan. Kuzey Afrika ülkelerinin sömürgecisi Fransa, Arap yarmadasnn kendinden menkul polisi Amerika, Libya’y bombalyor. Kaddafi’nin ülkesi. Hani u çölde binlerce muhalifi canl yaynda idam ettiren, bütün dünyaya naklen izlettiren kanl diktatör. syan ediyorum. Hayr, bildiiniz gibi deil. syanm ne binlerce kilometre öteden namlusunu uzatan Amerika’ya, ne de pusuda bekleyen ve ilk frsatta avna saldran Fransa’ya. Benim isyanm, kendi hakknda hüküm dahi vermeye gücü yetmeyen bir buçuk milyarlk kocaman bir dünyaya…
“Biz kendi kendimize zulmettik”
Bizim perianiyetimiz birkaç günlük deil, birkaç asrlk. Topraklarmzdan önce zihinlerimizin igal edilmesinin üzerinden kaç yüzyl geçti hatrlamyoruz bile artk.Kendi danklmz görmeden, dümana öfke savurmann faydasz olduunu da idrak edemedik. imdi hepimiz, postuyla-modernitesiyle, adyla-sanyla düpedüz sömürgeci ve igalci ülkelerin ‘bizim’ dediimiz bir ülkeyi nasl bombaladn tasvir ediyor. Kendi içimizde ‘beslediimiz, büyüttüümüz, emzirdiimiz’ bir diktatörün, tpk Saddam gibi, sevdiini iddia ettii ülkesine, Bat igalini davet etmesini izliyoruz. Ne ac! Msr, Türkiye, Suriye, Suudi Arabistan, Tunus, Cezayir, Bahreyn, Ürdün, Suudi Arabistan, Katar, Umman, Yemen... Bunca ülke, bunca toprak parças, bunca ordu, bunca halk kendi corafyasnn güvenliini salayamyor, sömürgede birlemi, zulümde uzlam, igalde sözlemi birkaç ülke, Müslüman corafyaya nizam getirdiini iddia ediyor. Sizce de, üç asrdr kendi corafyamz nasl igale açk hale getirdiimizi konumann, yüz yldr nerede hata yaptmz sormann tam da sras deil mi?
“Ne elimiz ulaacak, ne de sözümüz!”
Politik ve stratejik yorumlar yapmann sras deil imdi. Bize imdi sadece, “Vahdet gibi bir yâr- müsait lazm.” Artk brak ey okuyucu, yllar önce dinlediim bir hatibin serzenii gibi, “vahdet”imizin olmadna alayalm:
“Kur’an diyor ki: “Allah size zulmetmiyor. Fakat siz, kendi kendinize zulmettiniz.” Nüanslarn kavgasna dütünüz. Küçük eylerle, birbirinizle yaka-paça olmaya baladnz. Bir dönemde, Harzemli, Samanoullar’yla kavgaya tutuunca, Allah Cengiz’i musallat etti, Hülagu’yu musallat etti. Bir dönemde Allah, Permatiler’i musallat etti, Hasan Sabbah’ musallat etti. Bir baka dönemde siz kendi içinizdeki problemleri halledemediniz. ttihada ve ittifaka giden yolu temin edemediniz. Kendi aranzda uzlaamadnz, anlaamadnz için, Allah cihann arknda ve garbnda size göz açtrmamak üzere kâfirleri beyninize ve paznza musallat etti. Kolunuzu kaldramaz oldunuz, kendi kafanzla düünemez oldunuz. Ve bölük-pörçük hale geldiniz. Bir-iki asr var ki, siz zillet içinde, meskenet içinde inleyip duruyorsunuz. Keke, âlem-i slam, Müslüman-Türk dünyas hiç olmazsa, bütün bu kadar dersten sonra kendine gelebilseydi. “Yeter artk” diyebilseydi. Aralarnda esas kavgay tekil eden küçük ve ehemmiyetsiz ki, “dünya öyle bir meta deil ki nizaa desin” deniliyor. Ama biz, nizaa demeyen o metan çok küçük parçalarndan ötürü birbirimize dütük, kavga ettik ve bölük-pörçük hale geldik. Allah size zulmetmiyor. nliyorsanz sada-solda, fakat siz kendi kendinize zulmettiniz. Dünyann dört bir yannda kundakçlar, elli bin türlü fitne oyunlaryla slam âleminin bana ‘kelek oynuyorlar’. Dünyann dört bir yannda senaryolar yazlyor, mizansenler tespit ediliyor. Hedef, slam dünyas, hususiyle onlarn banda, slam âlemine 9 asr bayraktarlk yapm Müslüman-Türk dünyas. Lokma lokma edip parçaladktan sonra, o kadarnn dahi ayakta durmasna tahammülleri olmayan, Avrupa’nn kâfir ve zalimleri, Asya’nn münafklar, yeni oyunlar peindeler. Yine gerilim, hem menfi gerilim, bizi kemiren gerilim.
Yine buhran yine bunalm
Yine buhran, yine bunalm, yine âlem-i slam’n birbirine dümesi, yine Birinci Cihan Harbi’ne takaddüm eden o buhranl, bunalml yllar yeniden yayoruz. Yine akvam, yine kabilelerin birbirine dümesi, yine Söz Sultan’nn ifade ettii gibi, “Babil kulesinin harabiyeti’ zamannda olduu gibi, tebeddül-ü akvam. Yine anari, yine kemekelik. Nedendir acaba? Niye böyle oluyor? Biz, aramzdaki küçük meseleleri kulak ard edemedik. Onlara göz yumamadk. Arzetmek istediim, âlem-i slam’n derdidir. Bir kere daha size, habl-ul metin olan Kur’an- Kerim’e, kendi minberimize, mihrabmza smsk temessükü ihtar etmek istiyorum. Ama ondan evvel, iftirak ve tefrikann bamza neler açtn söylemek istiyorum. Bugün, kemiyet plannda, dünya ile hesaplaabilecek güçte bir slam dünyas var gibidir. Snrlarna baklrsa, dünya karalarnn hemen 3’te birine yakn bir yeri tutmaktadr. 1 milyar akn slam dünyas diyebileceimiz bir dünya vardr. Fakat bu dünya, felçtir. Bu dünyann kolu kanad krktr. Birileri bu dünya ile hesaplamak istedii zaman, bu dünya, boa ylann görmü bir mahlûk gibi tir tir titremeye balamaktadr. Bu dünya, tarih boyu kendisini ayakta tutan güç kaynaklarndan uzaklamtr. Çünkü bu dünya, gerçek manada slamiyet’e temessükten uzaklamtr. Çünkü bu dünya, slam’n akndan ve evkinden uzaklamtr. Onun için, büyük hesaplamalar öyle dursun, çayla hesaplamak öyle dursun, o çada, bir avuç insanla, çok iyi sistemlemi, çok iyi organize olmu, çok iyi mekanize birliklere sahip küçük bir dünya karsnda hesaplamaya hazr deildir…
Ne de Hümanist düüncelerle gelmilerdi…
Oysa ki, dünya muvazenesinden bir devlet silinip gitmitir, muvazene krk haramilere kalmtr. Muvazene ekyaya kalmtr. Ve bu krk haramiler yer yer bir araya gelecek, zirve toplantlar ad altnda toplantlar yapacak, âlem’i slam üzerinde hükümler kesecek, biçecek, içtimai corafya ona göre ekillenecek. Ve bütün bunlar bizim bamzn çok üstünde olacak. Ne elimiz ulaacak, ne de sözümüz.Çünkü artk bize dünya, “sizin irapta mahalliniz yok” diyor. "Siz söyleseniz de, söylemeseniz de hiç bir arlnz yok" diyor. Sada mazlumlar, madurlar, mahkûmlar, esaretler, tahallükler, bin türlü illetler, bin türlü belalar; fakat sesimizi çkaramyoruz. Solda tahakkümler, esaretler, mezelletler, inleyen kadnlar, inleyen çoluk-çocuk, fakat sesimizi çkaramyoruz. “Ne oluyor, dünya nereye gidiyor?” diyemiyoruz. En azndan Çanakkale’de, geliniyle kzyla çocuuyla, kadnyla erkeiyle, yalsyla, subayyla, babozuuyla, cihanla hesaplat kadar dahi, yürei olmayan, yüreinde feri olmayan iradesi mefluç bu dünya, “nereye gidiyoruz!” diyemiyor. Bakalarna sormadan, kendi hakknda dahi hüküm veremiyor. Ne büyük haysiyeti krlmlk bu, ne büyük izzeti rencide olunmuluk bu… Kendi aramzdaki meselelerin münakaas altnda ezilirsek, vahdet-i ruhiye gidecek. Ve o zaman bakalar gelip srtmza binecek. Hadis’in ifadesiyle, azmzdaki lokmay yiyecekler. Bakü petrollerini yiyorlar, Bingazi petrollerini yiyorlar, Arap yarmadasnn cevherlerini yiyorlar. Daha yemek için gelip taht kurdular. Nereye taht kurdular? Senin tefrikan üzerine taht kurdular. Senin hasmlarn daima senin parçalanmln/bölünmülüün üzerine taht kurmutur. Ve bir kere daha senin gözbebein bir ülkeye geldi, oturdular. Zorlasan da çkmayacaklar, kavga etsen de çkmayacaklar. Damarlarndakini emmeden, kann emmeden, cann emmeden, iradeni emmeden, seni felç etmeden çkmayacaklar. Hep öyle oldu. Suret-i haktan görünüp geldiler. Hümanist düüncelerle geldiler, 'muvazene için geliyoruz' deyip geldiler. Geldiler ve bir daha gitmediler. Yadlar yabanclar bu ülkenin sahipleri oldu. Giderken de kendi kafalarndan insanlar brakp gittiler. O insanlar seni kendi yurdunda parya olarak yaattrd, mazlum ve madur olarak yaattrd…”
Yazar: Bilal Semender |
20-03-11 |
||
| E mail: haberkültür.net | Tweet | ||