
| Kategori : / ÎMAN VE ÝSLÂM | Okunma Says: 3504 |
Kayseri'de bir gencin üç masum çocua yapt insanlk d muamele dolaysyla idam cezas yeniden gündeme geldi. Birtakm siyaset ve hukuk adamlar bu tarz suçlara kar idam cezasnn uygulanmas gerektiini bireysel/vicdani kanaatleri olarak dile getirdiler. Hatta Norveç cumhurbakan dahi idam cezasnn Avrupa Birlii'nce uygulamadan kaldrlmasnn bir kere daha düünülmesi gereken bir karar olduu yolunda kanaat izhar etti.
Her ne kadar samimi olsalar da bunlarn "bireysel kanaatler" olmaktan öte bir anlam tamad ve yasama/yarg düzleminde herhangi bir somutlua tekabül etmedii/etmeyecei açk.
lenen suç ne olursa olsun idam cezasnn bir daha gündeme getirilmesinin söz konusu dahi edilmemesi gerektiini söyleyenlerse, malum ezberi tekrar ederek "çada normlar"a vurgu yapyor ve bu meseleyi dahi "çadalk/çadlk" sendromu içinde deerlendiriyor.
"dam" denildiinde toplumsal hafzamzda hep olaanüstü dönemlerde askerî yönetimler tarafndan sivillere uygulanan cezalandrma metodu gelse de, idam cezasnn bir "hukukî müeyyide" olarak bundan çok daha öte bir anlamnn bulunduu açk. Esasen olaan d dönemlerin hukukunun da olaan d olduu izahtan vareste olduu için bu sadette o dönemlerin kendine mahsus anormalliklerini bahse medar olacak ekilde ele almak doru deil. Burada, idam "hak etmi" suçlularn durumudur söz konusu olan...
"Muhafazakâr" denen çevrelerde idam cezasnn yeniden uygulamaya konulmas dorultusunda bir talep, niyet ya da eilim bulunduunu söylemek gerçein ifadesi olacak. Burada suçun maduru olan tarafn hukukunun korunmas kadar, cezann caydrcl üzerinden suçun yaygnlamasnn önüne geçilmesi düüncesinin de arlk tadn söyleyebiliriz. Yürürlükteki ceza kanununun ve cezalandrma mantnn, bu tür suçlarn ilenmesine engel tekil etmedii, caydrclk vasfn -en azndan "yeterince"- tamad, ceza konusunu tekil eden suçlarda azalma olmamasndan kolaylkla anlalabilecek bir husus.
"Muhafazakâr" denilen çevrelerin idam cezasnn geri getirilmesi dorultusundaki eiliminin bizim temel referanslarmzla irtibatl bulunduu inkâr edilemez bir hakikat.dam cezasna kar çkanlarn, bunu, -baka mülahazalar yannda- inanç referanslarmzla irtibatmzn koparlmas yolunda bir "kazanm" olarak deerlendirdikleri de öyle. Hatta onlara göre milletimizi kendisi klan temel referanslardan, kimlik kodlarndan ve aidiyetlerden uzaklatmzn ifade ve tescili olmas bakmndan idama kar olmann "simgesel" bir anlam da var.
Onlarn deerlendirmeleri bir yana, burada idam cezasnn geri getirilmesi düüncesinde olanlar bakmndan önemli bir problem bulunduunu söylememiz gerekiyor. Bizim temel referanslarmz, suç-ceza düzleminde öncelikle bireyi suça iten sebeplerin ortadan kaldrlmasn öngörür. nsanlar önce aç brakp sonra hrszlk yaptklar için cezalandrmak ne kadar kabul edilemez ise, cinsel itihay köpürten her türlü ortam ve mekanizmay serbest klmak suretiyle insanlar cinsel suçlara -dolayl olarak da olsa- tevik ve tahrik edip arkasndan suç ilendiinde ceza vermek de ayn ekilde kabul edilemez bir durumdur.
Referanslarmz, olaanüstü dönemlerde "hadd" gibi ar (bedene ve cana yönelik) cezalarn uygulanmamasn öngörmütür. Mesela Hz. Ömer (r.a) ktlk zamannda hrszlk yapanlara kar el kesme cezasn uygulamamtr. Çünkü burada kiiyi suça iten sebepler vardr ve idare bu sebepleri tamamen ortadan kaldramad, suça giden yollar kapatamad için o ar cezalarn uygulanmas bir nevi "zulüm" olarak anlam kazanacaktr.
Hz. Ömer (r.a)'in söz konusu uygulamasnda dikkat çeken bir husus daha var: O, ktlk döneminde aç kaldklar için bakasnn bahçesinden yiyecek aran kölelere ceza uygulamad gibi, kölelerini suça iten sebepleri ortadan kaldrmad için, suçun tekerrürü halinde onlarn sorumlularn cezalandracan söylemitir.
Bu, bütün suçlar için böyledir. Aslolan önce bireyi tahrik ve suça tevik eden sebepleri ortadan kaldrmaktr. dam gibi ar cezalar ancak ondan sonra uygulanabilir.
Dolaysyla ülkemizde idam cezasnn geri getirilmesinden önce, insanlar suça iten sebeplerin ortadan kaldrlmas üzerinde durmal öncelikle yöneten-yönetilen bütün toplum olarak bunun çareleri üzerinde kafa yormalyz.
Not:
Her ayn birinci ve üçüncü hafta sonlar Daru'l-Hikme'deki seminerlerimiz devam ediyor. Cumartesi günleri "slamî Bilincin hyas" semineri 18.30'da, Pazar günleri "Mikâtu'l-Mesâbîh" seminerleri öle namazn müteakip yaplyor. Seminerler isteyen herkesin istifadesine açk.
Yazar: Dr. Ebubekir Sifil |
02-04-11 |
||
| E mail: milligazete.com | Tweet | ||