
| Kategori : / ÎMAN VE ÝSLÂM | Okunma Says: 2570 |
slam Dünyas'nn içinden geçmekte olduu sürecin soukkanl ve gerçekçi tahlillere ihtiyaç gösterdii açk. Bu dünyay oluturan unsurlarn farkl siyasî, sosyal, kültürel... realiteler içermesi dolaysyla, söz konusu tahlilleri slam Dünyas'n oluturan her bir unsur üzerinde müstakil olarak yapmak gerekir. Bunun bir gazete köe yazsna sktrlamayacan ise ayrca belirtmeye gerek yok...
uras kesin: Her ey çok hzl geliiyor. Bu da olaylar ve süreçler hakknda nihai eyler söylemeyi imkân d brakyor. Bu sebeple slam Dünyas'nda oluan ve bugünlerde dikkatleri Libya üzerine çeken süreç üzerinde kesin hüküm bildiren cümleler kurmak çok zor... Bu halk hareketleri kitlelerin "kendi iradesi"yle mi olutu? Eer böyleyse sonu nereye varacak? Halklar yönlendiren bir "d irade" söz konusuysa hedefledii nedir?
Son tahlilde halklarn özgürlük, refah, eitlik... gibi taleplerle hareket ettii açk. Bunun sonucunda elde edilecek olann ne olduu konusunda ise "temenniler/beklentiler" dnda alt çizilmesi gereken bir nokta var: Meseleye Müslümanlar açsndan bakldnda, en iyimser söylemle elde edilecek olann özgürlük, refah, eitlik...ten bakas olmayacan söyleyebiliriz.
"Model ülke" Türkiye üzerinden gidecek olursak, son çeyrek yüzylda slamî hassasiyet sahibi kitlelerin sadece siyasî alanda deil, ekonomik ve sosyal alanda da güçlü bir "var olma iradesi" gösterdiini ve AKP ile birlikte bunu Türkiye'nin dominant özellii olarak kesinletirdiini söylemek gerçein ifadesi olacaktr.
Bununla birlikte bu kitlelerin, neyi "elde ettikleri" ve neyi "elden çkardklar" konusunda ciddi bir muhasebe yaptn söylemek kolay deil. Güce ve iktidara talip olmak, gücün ve iktidarn "dönütürücü etkisi"ne maruz kalmakla ayn anlama geliyor. Buna bir de modernitenin dönütürücü etkisini eklediimizde ortaya çkan manzara gerçekten ayan- ibrettir.
19. ve 20. yüzyllarda Müslümanlar, iktidar ve gücü elinde bulunduran profan bir moderniteyle kar karya kaldlar. Madur/maruz konumundan kurtulmak için modernlemi Müslüman aydnlarn, okur-yazarlarn bulduu formül, vakann "profan" ksmn atarak "modern" ksmn almak tarznda oldu. Ancak bu ayrtrmann o kadar kolay olmad, "modern" olann ayn zamanda "profan" karakter tad, bunun dindarlar bakmndan anlamnn ise "dindarln dönüümü" anlamna geleceini görmek için bir-iki yüzyl beklemek gerekecekti.
Geldiimiz noktada "slamî kesim"in "elde ettikleri"ne mukabil "elden çkardklar"nn neler olduu balamnda, artk iyice "kamusallam" bulunan "muhalif" tavr üzerinde durmak öretici olacaktr. slam', onun kaynaklarn, tarihsel tecrübesini, hayata vaziyet edi tarzn artk profan kitleler deil, bizzat Müslüman aydnlar/entelektüeller tartma konusu yapyor!
slamî akademik çevrelerden balayarak geni kitlelere doru Din'in deiime açk yönlerinden, ahkâmn esnekliinden, maslahat fkhndan... bu kadar youn bir ekilde bahsedilmeye balamas, slam'n modern/çada deerlerle çatmad görüünün bu kadar yaygn biçimde dile getiriliyor oluu modernliin dönütürücü etkisinin tezahüründen baka bir ey deil.
Bu hiç üphesiz bir imtihandr. Müslümanlar modern zamanlarn balarnda güç ve iktidar kaybetmekle imtihan edildiler. Bu süreçte kabahatin, seleflerinden tevarüs ettikleri Din anlaynda olduunu söyleyerek sorumluluktan kurtulmay tercih edenler oldu. imdi ise güç ve iktidarla imtihan ediliyorlar ve dönüümü derinden yaayanlarn says hzla artyor...
Türkiye "model" ülkeyse slam Dünyas'nda yaanan sürecin sonunun nereye varacan konuurken bunlarn bir kenara not edilmesinde fayda var...
Yazar: Dr. Ebubekir Sifil |
04-04-11 |
||
| E mail: milligazete.com.tr | Tweet | ||