
| Kategori : / ÎMAN VE ÝSLÂM | Okunma Says: 4207 |
ktidar partisinin organize bir faaliyeti olan ‘Siyaset Akademisi’ bünyesinde dolama sokulan ‘Ders Notlar’ ve bunlarla ilikilendirdiimiz mevzulara dair yaz serisini bu yazyla hitama erdirmeyi düünüyoruz.
Bu üçüncü –ve son- yaznn muhtevasn, ilgili ders notlarnn genel bir deerlendirmesi, gelen tepkilere dair bizim yorumlarmz ve bu çerçevenin tedȃi ettirdii belli mülȃhazalar oluturacak.
Daha derli toplu olmas ve konunun çok fazla dalmamas adna, mütâlaalarmz maddeler hȃlinde sralayalm:
1. Karmza çkmas muhtemel en öncelikli tepkinin, yazdklarmzn politika yapmak olarak etiketlenebilecei olduunu öngörmütük. Bu nedenle evvelki iki yazda altn hassasiyetle çizdiimiz meseleyi bir kere de burada dillendirmekte fayda var: Muhataplarmz samimiyetimiz hususunda ikna edebileceimizden üpheliyiz ama gayretimizin güncel politika sahasna taallȗk eden, yazdklarmz üzerinden insanlarn siyasȋ tercihlerini ekillendirmeye matuf herhangi bir boyutu yok. Dileyen diledii partiye oy versin. Dine hizmeti siyasȋ alana hasreden ya da dine hizmet dendiinde en esasl kulvar politika olarak iaretleyen yorumlara hiç iltifat etmediimiz için, hayatmzn hiçbir döneminde siyaset merkezli bir duruu sahiplenmedik. Siyaseti kategorik olarak dlayan yorumlara prim vermediimiz gibi, himmeti tümüyle bu sahaya inhisar ettiren tavr allarla da aramzda hep bir mesafe oldu. Herhangi bir seçimden önce falanca partiye oy verin veya vermeyin türünden telkinlerle de iimizin olduunu hatrlamyorum. Bu konuyu gündeme getiriimizin zamanlamasndan huylanp, bu yaz serisini seçimlere tekaddüm eden u günlerde kaleme almamz mȃnidar bulanlar ikna etme gibi bir lüksümüz de, gücümüz de yok. Yapmaya çaltmz yegȃne eyin, ‘dinde yeni icadlar çkaran’ her türlü tasarrufla mücadele etmek olduunu söylemekle yetineceiz. Çabamzn, fikrȋ hayatmzn ekillenmesinde en merkezȋ role sahip Üstadmz Bediüzzaman’n te’lif ettii Risale-i Nur Külliyat’nn neredeyse tamamna ‘yedirilmi’, “bid’alara taraftar olmama” vurgusuna sadakat olarak okunmas gerektiini düünüyoruz. Yarn Huzur’a çkartldmzda, en azndan, “Dinini tahrif etmedik; bunu yaptn düündüklerimizi ikaz ettik; sesimiz mȃkes bulmaynca en azndan buz ettik” diyebilecek kadar yüzümüz olsun istiyoruz. Göz önünde ve apaçk olan bir zihnȋ inhiraf eletirdik ve bu yanltr dedik diye bize cephe alacak olanlara sözümüz yok; bu kertede bir fikrȋ çözülmeye itiraz ettiimiz için bizi politika yapmakla ithȃm edenleri de kendi hallerine brakyoruz. Mȃruz kaldmz savruluu üç-be hüyar vicdana daha duyurabiliyorsak her eye deer dorusu…
2. Nazara verdiimiz ve dileyen herkesin internetten ulaabildii ‘Ders Notlar’nda çok çarpc deerlendirmeler var. Yaadmz çözülüün siyasȋ cenahn deifre etme adna, fevkalȃde önemli ipuçlar sunuyor. Siyaset Akademisi olarak adlandrlan organizasyonda katlmclarn önüne konulan muhtevada, çeitli konularla ilgili farkl akademik makaleler var. Kimisi d politikaya, kimisi siyasetin kapsama alanna giren baka mevzulara temas ediyor. Ancak din-devlet ilikileri balamn çalan, Prof. Ömer Çaha olmu. Bizim önceki yazlarda yer verdiimiz alntlar Çaha’nn makalesinden… Burada unu belirtmekte fayda var: Din-devlet ilikisine müteallik çerçevenin bir kiinin kaleminden çkmas bir eyi deitirmez; çünkü iktidar partisinin bu sahadaki görülerini Ömer Çaha ele alm ve kendisini bu ite istihdam eden parti tüzel kiilii adna o, bu mevzuda görü serdetmi. Yazdklar ‘ders notu’ olarak datldna ve bu organizasyon partinin yetkili organlar tarafndan hayata geçirildiine göre, iktidar partisinin bu muhtevay sahiplendii hakikati kendiliinden tebȃrüz edecektir.
3. Biz unu savunuyoruz: u an gözümüze sokulup durulan “imȃnȋ fütuhat ve açlm” vurgusuna ihtiyatla yaklamalyz. Çünkü iman bütününün bir boyutunun, baka boyutlarn ramna öne çkarld bir süreçten geçiyoruz. badet sahasndaki iyilemeler, dinin ahkȃm ve muamelȃt sahasndaki gerilemeyle atba olarak yol alyor. Nicedir plȃnl olarak; ahlȃk ve ibadetten mürekkep, cȃrȋ düzene itiraz vurgusu budanm, suya sabuna dokunmayan ve küresel sömürü çarklarna ilimeyen bir din algsnn önü açlyor. Ȃdeta, ibadet sahasnda yaadmz ferahlama hatrna ve bir kurgu olan demokratik kazanmlarn bahedilmesi uruna ahkȃm ve muamelȃta taallȗk eden kapsamdan ferȃgat etmemiz isteniyor. Bunun en açk isbat, müslümanlarn zihninde cȃrȋ olan dönüümdür. Batnn bȃtl terminolojisine bu ölçüde hapsolmu ve oradan transfer ettii deerleri üst çta olarak iaretlemi, ahkȃmn tüm tezȃhürleri ile hayata hayat klnmas türünden ‘idealleri’ sadece yaantsndan deil hayallerinden de çkarm bir müslüman profilinin bu ölçüde yaygnlk kazanmas, bizim durduumuz yerden pek de hayra alȃmet görünmüyor. Bu meselelerin müzȃkere edilmesinde bu anlamda fayda olduu kanaatini tayoruz.
4. El’an iktidara vaziyet eden siyaset adamlarnn samimiyetini sorgulamadmz gibi, eletirimizin, mezkȗr ehasn samimiyetleri ile herhangi bir ba olmadnn da bilinmesini arzu ediyoruz. Bu insanlarn samimȃne çalmalar ayr bir eydir; zihinlerinin bir ekilde dönüüme mȃruz braklm olmas ayr ey… kisini ayrmay baardmzda, daha hzl yol almamz mümkün olacaktr.
5. ‘Ders Notlar’, özellikle de bizim üzerinde durduumuz kapsam, esasnda ‘yorumsuz’ etiketiyle sunulacak kadar üzerinde konumay zȃid klacak netlikte metinlerden oluuyor. Bu yazy bomamak için oradaki her ifadeyi tek tek tahlil etme niyetinde deiliz. Ancak yaplann ne olduunu kabaca ifade edelim: Dinin siyaset ve idareye taallȗk eden hükümleri vahyin nda deil, tarihsel zorlamalarla teekkül etmitir; dolaysyla balaycl yoktur; dolaysyla bu hükümler, ilerliini kaybetmesi durumunda devreden çkartlarak, zamann algsna paralel bir yaklam sahiplenilebilir. yi de, siz daha önce Din’in en temel dört kaynandan Kur’ȃn dndaki üçünün ‘beerȋ’ olduunu savunan bir yaklama rastlam mydnz!? Bunlar ‘beerȋ’ olarak etiketlediiniz andan itibaren, bu delillerle sabit olan hiçbir hüküm, ‘deiim’ denen mȃlȗm rüzgȃrn önünde duramayacaktr. Sünnet, icmȃ’ ve kyasla sübut bulmu ahkȃmn bu ölçüde oynak bir zemine konulandrlmasna yeil k yakanlar, bu tavrn varp ulaaca noktann içi hepten boaltlm bir din tasavvuru olduunu bilmiyor olabilirler mi? Az önce, samimiyetlerini sorgulamadmz söylediimiz hükümet yetkilileri, bu ders notlarnda ifadesini bulan anlaya nasl vize verebiliyorlar Allah akna! Bu kadar bȃriz bir zihnȋ ȃrza bile ehl-i din mȃbeyninde yok saylabiliyor ve buna sessiz kalnabiliyorsa, üstelik bunlar gündeme getirenler ‘gereksiz yere problem çkarmak’la ithȃm edilebiliyorsa, biz hangi fütuhattan söz ediyor, hangi imȃnȋ açlmn türküsünü söylüyoruz? Ömer Çaha’nn kaleminde ifadesini bulan mantalite, dinin siyaset ve idareye taallȗk eden hükümlerinin –neredeyse- tamamn, izȃfȋ, tarihsel, balaycl olmayan normlar olarak kodluyor. Bu gayretin, bir takm odaklar tarafndan önü açlan lml/ehliletirilmi/liberalize olmu slȃm anlayna teorik zemin tekil ettii ise oldukça ȃikȃr… 19. yüzylda gemi azya alan “slȃm’n mȃni-i terakki olduu” tezine cevap verme gayretkeliine soyunan bir ksm mütefekkirler, terakkiye mȃni olann bizȃtihi Din deil, müslümanlarn din algs olduu argümann sahiplenmilerdi. Bu tür bir tekellüflü tesbitle balayan süreç, zamanla, problemin asl kayna olarak görülen hususun, yani seleften tevȃrüs edilen müktesebatn terih masasna yatrld ve hoyratça didiklendii bir redd-i miras yarna dönüüverdi. Bugün, dinin devlet talebi olmad, slȃm’n batdan transfer edilen ve bugünün modern zihinlerince ba tȃc edilen deer yarglaryla badamayan bir boyut içermedii türünden alglarn arka plȃnnda, bu tür bir ‘deerlerinden utanma’ seyrinin izleri var. Küresel ve muhkem anlaya uydurulamayan tüm dinȋ hükümleri, zorlama yorumlarla tarihsel, izȃfȋ, zamanla mukayyet sayan telakki, bize modern zamanlarda ȃrz olmu bir illettir. Ve ne yazk ki bu mekanizma, bugünün zihnȋ kabulleri balamnda sorun çkaran (!) tüm hükümler için çaltrlmakta, modern verilerle çatan her inanç umdesi, “Din bu sahada balayc bir ey söylememitir” kolaycl ile sümen alt edilmektedir.
6. “Erbakan’n gözü arkada kalmad; talebeleri i banda!” söylemine dönük eletirimden ötürü politik göndermeler yaptm düünenler fazlasyla yanlyorlar. Çünkü bu anlamda serdettiim görülerin hiçbirisinde merhum Erbakan ve siyaset üslȗbunu -olumlu ya da olumsuz anlamda- deerlendirmedim ben. Bu eletiriyi dillendirirken amacm ne merhumu/siyaset tarzn övmek, ne de ‘talebeleri’ olarak tesmiye edilen ehas/siyaset tarzlarn yermekti. Sadece bir mukayese yapyordum ve ad geçen iki iktidar modelinin küresel sistemle ilikisi üzerinden, bahsedildii tarzda bir paralellik kurulamayacan anlatmaya çalyordum. Küresel ve yerel güç unsurlarnn Erbakan’a dünyay dar ederken, ‘talebeleri’nin önüne krmz hal sermesinde ifadesini bulan bȃriz konsept deiikliinin, ‘talebelerin’ siyasȋ ecaatleri ile izah edilemeyeceini; cȃrȋ nizama yön verenlerin, muhataplarndan sȃdr olan hiçbir esasl ve içi dolu meydan okumaya sessiz kalmadklarn nazara veriyordum. Sözün burasnda Akif Emre’yi hatrlamann tam zaman: “Sisteme itiraznz olmad müddetçe, kimse ceketinizi alp çktnz için (rest çekmeyi kast ediyor B.E.) sizi iktidardan alaa etmeyi düünmez.”
7. ("rtica tehdidi", yerini "sivil dikta tehdidi"ne brakt) Mevcut iktidar döneminde, hükümetin duruuna yönelik eletirilerin mihver deitirmi olmas da bir anlam ifade ediyor. Yllarca muhafazakâr/sa siyaset üslȗbunu ‘irtica’ paranoyas üzerinden zayflatmay itiyȃd edinen muhaliflerin, yeni dönemde az deitirip ‘sivil dikta’ söyleminden medet ummaya balam olmas manidar bir farkllamaya iaret etmiyor mu? Buradan ‘irtica tehdidi’ denilen mevhum söylemin ortadan kalkmasndan yakndmz sonucu elbette çkmaz; sadece suçlamann baka eksene kaym olmasnda ifadesini bulan bakalama iaret ediyoruz.
8. Müslümanlar tehdid eden Protestanlama eiliminden söz ederken elbette genelleme yapmyoruz. Yapmaya çaltmz, bu tür bir dejenerasyonun mümessillerinin kendi durularn mahzȃ hakikat gibi sunmalarnn bir illüzyondan ibaret olduunu ortaya koymak… Bu ümmetin yanlta ittifak etmeyecei kaziyyesinden haberdar olduumuz için, bu tür bȃtl yaklamlarn ümmet nezdinde genel kabule mazhar olamayacan, bu ümmetin külliyen bir sapmaya müteri yazlmayacan da biliyoruz. Tarihte bȃtln sesinin çok gür çkt, hatta hakikatin tercümanln yapanlara türlü basklarn yapld devirlerde bile kesilmeyen o kutlu sesi, imdiki nȃehiller mi kesecek!?
9. Bir de gelen eletiriler içinde nezȃket ve nezȃhet snrlarn zorlayan, seviyeden mahrum yorumlar var. Birileri koro hȃlinde zafer türküleri söylerken, “ie bir de u boyutundan bakalm” diyen clz bir sese bile tahammül edemiyorlar. Bizim kim olduumuzu; ne cür’etle bunlar yazdmz; herkesi yanl, kendimizi doru görme hakkn nereden aldmz soran kardelerden söz ediyorum. Yahu iktidarn sesine tercüman olan onca medyatik analize tank oluyoruz her gün. Hal böyleyken bizim mecalsiz ve clz sesimiz neden birilerini rahatsz ediyor? Okumazlar, olur biter… Ya da okur ve gülüp geçerler; dikkate almaya deer bulmazlar. Zaten modern tasalluta rȃm olmu onca kalem, her türlü liberal atraksiyonu alklamak için alesta bekliyor. Brakn birileri de meseleye farkl açdan baksn. Meselenin bu yönü üzerinde hiç durulmamasnn nedenini de size ben söyleyeyim: Bu savrulmay, müslümanlarn kahir ekseriyeti ‘sorun’ olarak görmüyor. Nicedir ekonomi merkezli bir hayat algs karsnda teslim-i silah ettiimizden midir nedir, ‘fikir özgürlüümüz’e, ‘demokratik haklarmz’a, hayat konforumuza ilimeyen bir telakki, imanmza ilise de ses çkarmamay ihtiyȃr ediyoruz. Sadece bu alg al bile neye mȃruz kaldmz hakknda yeterince fikir vermiyor mu?
10. Bir de, siyasȋ aktörlerin maslahat icab her inandklarn söyleyemediklerini, göz önünde olan söylemleri ile gerçek amaçlarnn farkl olabileceini, dolaysyla alelacele eletirmektense beklemek gerektiini, ileride zeminin müsait hȃle gelmesiyle daha sahih bir politik dil kuanlacan savunan, fevkalȃde yaygn bir tez var. Bu, ‘bekleyelim görelim’ eklinde formüle edebileceimiz yaklamn tümüyle mesnedsiz olduunu iddia etmek, en azndan teorik anlamda çok doru deil… Ancak, bir hareketi var eden ve parlatan koullar göz önünde bulundurulmadan ve mevcut seyrin reel yansmalar dikkate alnmadan bu tezi öne sürerek savunma mekanizmas gelitirmek son derece hatal bir tutum olacaktr. Baladmz noktadan daha ileride miyiz; yoksa bilincimiz her geçen gün daha fazla m bulanklayor? Dinin vaz ettii ahkȃmn tenfizine yaklayor muyuz, yoksa bu hedeften uzaklamakta myz? Kendi özümüze yönelip pörsümü tasavvurumuzu ihya m etmekteyiz; yoksa akntya kürek çekip tasavvurumuzu yȃd ellerin ekillendirmesine rzȃ m gösteriyoruz? Sorular çoaltlabilir… Bu ve benzeri sualler üzerinde imȃl-i fikirde bulunmadan, kuru teorik formüllere yaslanp, maslahat savunusu yapmann bir karl yok ne yazk ki… Bir siyasȋ parti, neden direkt ilgili olmad, zorunlu tutulmad bir alanda kendi inisiyatifiyle fikir vȃz eder ve özellikle neden bir muhafazakȃr oluum, modern söylemlere bu ölçüde rȃm olmu bir düünce yordamn tahkim etme gayretkeliine soyunur? Bu, direnmeleri gereken rüzgȃra yelken açanlarn hazin hikȃyesi deilse nedir?
11. Bunlar samimi olarak müzȃkere edelim istiyoruz; birilerini durup dururken ve pein hükümlerle karalamak deil niyetimiz. Tüm müslümanlarn kaderine tesir eden bir mevzuda muhtemel ve vȃki yanllar nelerse onlara yükleniyoruz; söz konusu yanllarn fȃillerine deil… Üstelik ȃfȃkȋ konumuyoruz, elle tutulur somut veriler üzerinden gidiyoruz. Biz yanlyorsak –ki umarz böyle olur- gönül dostlarmz bizi ikaz ve ikna ederler, yanlmzdan tevbe ederiz; yok ayet bahsettiimiz tehlikelerin ayaklar yere basyorsa, mü’minler olarak kendimize çeki düzen veririz. En azndan böyle netȃmeli mevzularda fikir üretirken ‘ulemȃya danrz’. Ama mesele biraz, ‘kedi-cier’ meselesidir. Biz yanlyorsak, yani her ey yolunda ise, göz önünde olan bu fikrȋ anmann ve yaadmz uur boalmasnn izah nedir? Yok eer andmz sorunlar mevcut ise, bu kadar hayatȋ riskleri görmezden gelip kulamzn üstüne yatmann bir açklamas var mdr? Sizi bilmem ama oldukça sinsi bir operasyonla müslüman zihinlerin dönüüme uratld iddias, bence üzerinde durulmas gereken, önemli bir iddiadr ve önümüzde duran çarpc örnekler, bu iddiay komplo olarak nitelememizi engelleyecek fikrȋ ve amelȋ çarmlar içermektedir.
Ksa bir Libya deerlendirmesi
nternette ‘gezinirken’, Fransa’nn Cezayir sömürüsünün insanla çkard fatura ile ilgili hazrlanm ksa bir belgesele rastladm. Bir milyondan fazla ölü, belki bundan fazla sayda yaral, ikencelerden geçirilmi mȃsumlar, namuslar pȃyimȃl edilmi hanmlar…
Bu kȃfir ve eli kanl barbarlarn Irak ve Afganistan’daki veya dier müslüman corafyalardaki sicilleri farkl m sanki?
Afganistan’da zevk için, evet zevk için sivilleri katleden ve kurbanlaryla fotoraf çektirecek kadar alçalan ve kendilerine ‘ölüm timi’ adn takan aalk Amerikan askerlerinden haberdar msnz?
Fransz zorbalarn, rzna geçtikleri kadnlar çrlçplak soyup onlarla ‘hatra fotoraf’ çektirdii bilgisi de, 20. yüzyl tarihinin utanç sayfalar arasnda yerini alm bulunuyor.
Bu satrlar yazdm esnada, bizzat Libya harekȃtn balatan ülke olan Fransa’nn bilmemne bakan, taarruzun bir ‘Haçl saldrs’ olduunu itiraf ediyordu.
Böylesine kahrolas bir geçmie ramen, biz bu adamlarn amacnn, Kaddafȋ’nin zulmü altnda inleyen sivilleri kurtarmak olduuna inanacak myz sahiden?
Birilerinin bu kadar açkça zekȃmza hakaret etmesine izin mi vereceiz?
Bir mü’minin ayn delikten iki kez sokulmayacan ihtȃr eden Nebevȋ beyan bize hiçbir ey anlatmyor olabilir mi?
Gelmez ya; bu Haçl güruhunun eliyle gelen demokrasi yerin dibine batsn!
Hiçbir eye mahkȗm deiliz; hele zorba ve zȃlim Kaddafȋ ile ondan daha beter bu ehl-i salib arasnda tercih yapmak zorunda hiç deiliz.
Bir kez daha bize dikte edilen oyuna gelmeyecek, bu ikisi arasnda taraf olmayacaz.
Bȋtaraf olann bertaraf olmayaca bir yol ayrm buras…
Ha… Hüküm vermeyecek, sessiz mi kalacaz? Elbette hayr!
Hem Kaddafȋ ve ȃvȃnesi, hem de bu Haçl çapulcular için var gücümüzle haykracaz:
“Zȃlimler için yaasn Cehennem!”
NOT: Batl ülkelerin Libya harekȃt ile ilgili, Yeni afak’tan brahim Karagül ve Akif Emre’nin 22.03.2011 tarihli yazlarn okumakta fayda var. Yalnz Zaman’dan Fikret Ertan’n, 21.03.2011 tarihli yazsnda, bahsettiimiz bu kanl sicil hiç yokmu gibi mezkȗr harekȃt olumladn hayret ve esefle müahede ettim. Tarihe not düme adna bu yazy okumanz da tavsiye ederim.
Burak Ertürk
Yazar: Burak Ertürk |
10-04-11 |
||
| E mail: darulhikme.org.tr | Tweet | ||