
| Kategori : / RAMAZAN- ORUÇ- ÝNSAN | Okunma Says: 2226 |
Hani o eski, o bilge öretmenler vardr ya… Kucanda bir kitapla gelir her defasnda. Eski ama hep yeni bir heyecanla baklm bir kitap. Neresinden baksan, okunmuluu kapana sinmi ten izinden, sayfa kenarlarna kvrlm çileli baklardan belli o eskimi kitaplardan bir kitapla… Bir yüzüne bakarsn öretmenin bir de gösünde yetim gibi tad selüloz ynna. O yüzün haresine sinmi, o gözlerin çukuruna yam bilgelii bir an önce emmek için yapmak istersin kâtlarn scack gösüne. te öyle bir kitapla geldi öretmenim oruç. Okuyarak, kendimi kendimden öteye taraym diye. Okuyarak, gözümü gördüümden öteye tayaym diye.
Her kitap bin okuma borçlandrr seni beni... Orada kelimeler davetkâr bir edayla sralanm beklerken, sayfalar kat kat yolunu kesmiken, savuup gidemezsin bir kapan eiinden. Okuma borcumuzu hatrlatan nazik bir uyarcdr oruç.
nsan, oruçla bedeninden ruhuna tanr; kendini kendinden öteye tar/r. Oruç, insana yeni bir göz takar, diline yeni bir söz... Yeni bir gönül sunar. Suyu, ekmei, meyveyi, yeri, göü, insan, soka, geceyi, gündüzü taze bir heyecanla görür oruç gözü. Sanki yeni batan isimler koyar eyaya oruç dili. “Bu aaç dün burada myd?” “Ben hiç slanm mydm yamurda?” Görmedii yaamaklar gördürür insana oruç gönlü. Iskalaylarn hepsini skalay… Yeni bir dolaytr havay suyu. Gülleri acemi bir koklaytr. Mevsimleri eski(mi?) kalbimize yeni yeni sartr. Geçip giden, terk eden, yitirilen, eskiyen, eksilen “yüz”lerin eiinden dönütür. Gidenlere alamamay öretir oruç kalbi.
Oruç, yaamann scack ve tandk aln omuzlarndan kaydrr insann. Ezber bozar. Uza yakn, yakn uzak eder. Uzak ve unutulmu kayglar yakn eder. Göze batan lüzumsuz telalar uzaa sürer. nsann içine baka türlü kprtlar sokar. nsann kendine dokunmamak üzere, tenine temas etmemek üzere, öteledii, hal altna süpürdüü incelikleri gün yüzüne çkarr. Suskunlar konuturur. Konukanlar susturur.
Bencilliin kaln kabuundan çatlaklar açar oruç. Sanki daha bir geçirgen klar gibidir insan. Gönülden gönüle gizli yollara k tutar. Bir efkat denizinin içinde ar ar salnan effaf omurgaszlara döneriz. Yardmlar, sadakalar, efkatler, acmalar saklandklar yerden balarn çkarr. Oruç, insan yeni domu gibi alr kucana. Çocuksu sevinçlere, gölgesiz lezzetlere, lekesiz hazlara komu eder; sanki yeni batan buyur edilir insan yeryüzü sofrasna.
Sessizdir oruç. Kitap da öyle. Barp çarmaz kitap, vd vd etmezler; insann dokunuuyla canlanr, yürümeye balar, konuur, içini açar, fsldar. nsan, bakyla, bir sâ[as] dokunuuyla ölmü selülozlar diriltir, nutka getirir. Gözlerinin karasna dedikçe kât ve mürekkep, yeni aklklar devirir aklna, kara sevdalar yadrr kalbine. nsann oruçta elinin kolunun balanml, Mûsa’nn [as] elini gösüne sokmasna benzer; çkardnda “yed-i beyza”y [beyaz el] bulur avuçlarnda. Elinde var olduunu sand kudreti, kuvveti sahibine iade eder insan; gösüne balar elini, kalbine koyar dilini. Yeniden balar gibi olur hayata. Kalbiyle dokunur eyâya, cannn terazisi inceliklere hassaslar, mücevherlere ackr kefeleri.
Suskundur oruç. Tutan olmazsa orucun, orada öylece sessizce durur, bekler. çinde saklad cevherleri saçp savurmaz ortala, incisini ktan saknan sadef gibi kendi içine kapanr. Kitaplar da suskundur. Okuyan olmazsa kitabn, o da bir köede, suskunca bekler. Harfleri yanp tutumaya hazrdr; sessizlikte küllenir ama insan nefesinin dokunuuyla kor olup parlar, köze dönüür. Kelimeleri bahar bekleyen tomurcuklar gibidir; yamur ve k dokunur dokunmaz çiçee durur, meyve neesi kuanr. Oruç da kitap da insann bekler söylemek için, söylemek için, dirilmek için, diriltmek için.
Oruç da kitap da insan enfüsüne, içine doru çarr. Okumak da oruç tutmak da görüntüye, gösterie tenezzül etmez. Oruç, insan içe doru büyütür, içe doru tezyin eder, içe doru derinletirir. Darya söyleyecei bir eyi yoktur orucun. Okumak, her ne kadar görünür olsa da, görüntünün tayabileceinden çok daha fazlasn saklar ardnda. Okuyor görünebilirsin; ama okumann sana ettiini kimse resme sdramaz, objektife düüremez, renge, biçime bürüyemez. Okumak, “görüntüyü kurtarmak”tan fazlasdr çünkü.
Elle dokunulur gözle görünür olan Mushaf’n, yani kat ve mürekkepten ibaret bir cismin, “Kur’ân”’a, yani “okunan” bir çaltya/kprtya dönümesi, senin nefesinin dokunuunu bekler. Kitab’n konuan bir ruh kuanmas senin okuma eyleminle balar. “Kur’ân”, “kraat edilen”, “okunan” anlamna gelir. Yani okumadn sürece o, “Kur’ân” deildir; seni bir köede Mushaf (sayfalar) olarak bekler, suskun ve sözsüz kalr. Senin nefesin iksirdir Mushaf’a; onu “okunur” eyler, “Kur’ân” makamna çkarr. Senin dilin ve daman ana rahmidir Mushaf’n mürekkep phtsna. Smscak sarmalar bir çinemlik lekeyi, ete kemie bürür, tazecik nefeslere sarar, kalbine kpr kpr hayatlar düürür. Kitab’a can olmaya, Kitab ile can olmaya balarsn.
Ramazan’ “Kur’ân’n indirildii ay” olarak tarif eden Rabb-i Rahîm-i Hakîm, oruç ile okuma arasndaki ikizlie dikkat çekiyor. “Kur’ân’n indirildii ay”da okumak, oruç tutmak kadar öncelikli olmal. Ki orucun öretmenliiyle, “Okunas” Kur’ân’n anlamlar daha bir açk ediliyor kalbe, nefse ve akla. Ve susuyorum… Kitab ile iftar edinceye…
NOT: Vurgular bize âittir. (Dorulu)
Yazar: Senai Demirci |
17-08-09 |
||
| E mail: ethem92@mynet.com | Tweet | ||