HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar
Okunma Says: 5234
Yazar: Nuray Kahraman
SEYAHAT: BAÞKASINI GÖRDÜKÇE KENDÝNÝ TANIMAK

Nedenini bilmedii, tedavi de olmak istemedii bir hastalkt seyahat. Her gördüü ülkede aclar bir an olsun diniyor, büyük bir özlemle kavutuu yuvasnda, haftalar içinde buhranlar nüksediyordu. Üzerinde bulunduu corafyann arl omuzlarna her çöktüünde bir kaçt seyahat. Merakt... Ardna dümekti... Ardnda brakabilmekti herkesi ve dahi her eyi. Hastal ne zaman m balamt? Sanrm Gürbudak snr kapsnda...

“Snrdan geçmek tehlikelidir.” “Acaba bizi orada nasl koullar beklemekte?” “Hangi artlarda yayor o insanlar?” derken, görmülerdi. Evlerinin, misafirperverliklerinin, kültürlerinin, görgülerinin altnda ezilmilerdi.

‘Bildii tek eyin hiç bir ey bilmedii’ gerçeini o gün, o ülkede örendi. Gittii snr komusu bir ülkeydi üstelik. En uzaktakini bilen,  kendisine dayatlanla yetinen zihniyetini ilk o zaman kefetti. Ve o zaman karar verdi. Verilenle yetinmeyip, objektife olabildiince yakn, kendi bak açsyla dünyay örenmeye.

Önce Avrupa’ya gitti. Tarihlerine sahip çkan, müzelerinde ecdatlarn yad eden, insan hak ve hürriyetini iar edinmi, meraksz, iine saygl, dost canls olmayan, ama doasna, kültürel mirasna sahip çkan insanlar gördü. Yaratann ne güzel yarattn, stanbul Boaz’ndan gayr da güzelliklerin olduunu örendi. Eyfel’den Seine Nehri’ni seyrederken düündü: Havas, insan souk bu memleket nasl olurdu da u demir ynyla dünyann en fazla turist çeken ülkesi olurdu? Örendi, pazarlama önemliydi. Tarihi bu denli köklü ülkesinin eksikliini, Avrupa’nn olmayan tarihlerini yere göe koyamayarak halkn birletiren, ilerlemeye tevik eden müzelerinde fark etti. Bir kar topran iyi deerlendirip çiftçilikte devleen Hollanda’da yaplmas, tembel bir milletin nasl sömürüldüünü gördüünde yaplmamas gerekenleri anlad.

Çou ailelerde bir tane bile çalan yoktu Almanya’da, ama herkesin geliri vard. Gelirin ad devlet yardm... Kendi halkndan farkl davranmayan, aç açkta brakmayan bu memlekete olan tavr, kötüleme ve ülkenin sisli ve karamsar havasna uyumlu depresyon tadndaki memnuniyetsizlik nedendi? Nedeni yoktu. Kimse bulunduu duruma ükreder deildi. Ülkesindekiler dary kurtulu, dardakiler içerisini gurbet olarak görüyordu hepsi bu.

Uzakdou... Nem, trafik, o alamad koku, çekik gözlü insanlarn yüzyllardr çektii aclarn yüzlerine pelesenk olmu hüznü. Küçücük dairelerde bir ölen yemei gibi geçitirilen aperatif hayatlar. Etleri kiralanan, dünya pazarna sunulan kadnlarn kim bilir belki de günahlarnn kefareti saydklar, sepetler içinde rahiplere sunduklar garip görünümlü, müthi lezzetli meyveler. htiaml tapnaklarda, turuncu kumalara bürünmü, adanm hayatlar. Buras ona biz ayn dünyada m yayoruz dedirten, insan, doas, kültürü, besinleriyle gerçekten bir Uzakdou’ydu.

On binlerce kilometre yol alp, en uzak ktann, en büyük adasn kefetti.  Afrika’nn Hollandal valisinden ald emirle 17. yy’da Tazmanya’y kefeden ve adyla bu güzide yeri ereflendiren(!) Tasman gibi kefetti Tazmanya’y. Böyle bir yer gerçekten vard, hatta canavar bile vard. Cennet böyle bir yer olmal diye geçirdi içinden. Lüks, refah, doa, tarih kokan ina, da, orman, deniz, kar ve güne, güzel, cana yakn insanlar, burada her ey fazlasyla vard.

Niçin dedi kendi kendine? Bendeki her yeri görme tecessüsü neden? Evi özlemek için bir aracyd belki yolculuk... Bulunduu konumdan, yakasn gevetme hissi uyandran snrlarndan, sevdasndan, gözünün nuru evlatlarndan, merakl komusundan, anadan, babadan, kardadan, aman vermeyen iten, eten, bakkaldan, her gün dönmek zorunda kald caddeden, iki yldr bitmeyen yol çalmasndan, ayn evden, ayn ehirden, ayn insandan, yani tekerrürden bir kaçt.

Ve özlemekti. Skld o evi, o insanlar özleyebilmekti. Dünyann cennet köesinde, bol yldzl bir otelin, konforu insann içine ileyen kaz tüyü yatandan kalkp gelse dahi, evine varp da yatana uzanrken hasretle: “Oh be! nsann evi, kendi yata gibisi yok.” diyebilmekti.

nsan gördüklerinin toplam m, çok gezen mi yoksa çok okuyan m? Bilmek ne, kstas ne? Dönüp kendine sordu: Kaç ülke gördüm, kaç kta? Peki, ne örendim? Her örendiimle daha bir cahil hissetmedim mi kendimi? Gördüklerim benim parçam m oldu, ben mi onlarn bir parças. Sokaklarndan bir kereliine geçtiim ehirler için neydi ifade ettiim?

Siydney güzeldi, Canberra; Bürüksel, Lüksemburg, sfahan, Ardahan yani Dünya. Her corafyann, her iklimin, her kültürün, her rkn ayr ve ayn yönleri vard; onlar kefetmek araçtan öte amaçt. Uçaktan indiinde vard, boynuna atld en yakn, hamisi, ak, damarlarnda kol gezen bünyesine ait defalarca ve defalarca yalnzca nefsine bulaan amansz hastalyd.

Bir Aborjin atasözüydü belki yaantsn özetleyen: Biz bu zamana ve yere misafiriz. Geçip gidiyoruz. Amacmz, gözlemek, örenmek, büyümek, sevmek ve sonra eve geri dönmek.

Seyahat tutku, adant seyahat. Dokusu ve rayihasyla, bilinmeze açlan ad konulmam tek yelkenli bir snakt. Tek ac yan terk edi... Bir daha göremeyecei kuvvetle muhtemel insanlara o hep varm, canndan canm gibi balanp, sonrasnda sonsuz bir ayrln acs kaplard tüm benliini. Alnan telefon ve adresler, bir kaç görüme, ya sonras. Yok! Yalanlarla elde edilmi geçici bir sevgiliye söylenen palavralar gibi, ama yalan yok. Belki hiç olmad kadar sahici… Allahasmarladk. Ve bir el hareketi eliinde sonsuza dein elveda...

Merak... Diere; insana, kültüre, corafyaya, tarihe… Kendi ehrinin sadece yüzde bilmem kaçn bilen insann, gittii yerin tamamn görme paradoksu...

Farkl, fark... Arad buydu belki de. On iki saat boyunca uçan bir Boeing bilmem kaçn içinde uykuyla uyanklk arasnda yenilen bir aperatifin tadyd belki hayat; bir Arap ülkesinin sokaklarnda kaybolduunda yol gösteren siyahînin kömür karas gözünde, ortak bir dil bilmedii yabancnn sözlerini anlama gayretinde, Gürbudak Snr Kaps’ndan geçerken sszlnda ve yok saylmasyla rengini yitirmi bir Türk askerin, el sallamasyla sçramasnda ve sevinçle ldamasnda gözlerinin...

Buz tutan bir Avrupa gölündeki kular seyrederken çözdü bilmeceyi. Bir Aborjinin urad hakszlkta, içi olarak alnd ülkede istenmeyen bir aznln mahzunluunda, çocuk yata ana-babasndan koparlp satlan bir Afrikalnn çlnda, buhurdan da tüten amberler eliinde çaltrld masaj salonlarnda vücudu hoyratça kullanlan bir Tay kznn ifadesiz baklarnda buldu cevab. Aslnda hepimiz birdik ve tattmz aclar bambaka ve ayn.

Dierini gördükçe tanyabildi kendini. Aclar, sevinçleri örendikleri, örettikleriyle onlar yanndan eksik etmedii fildii kaplamal, nine yadigâr aynasyd, bendi, kendiydi. Eksik yanlarn tamamlad, hamd, piti, imdi yanmak üzereydi.

Ve artk geri dönebilirdi...

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Nuray Kahraman
23-04-11
E mail: haber7.com.
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
SEYAHAT: BAÞKASINI GÖRDÜKÇE KENDÝNÝ TANIMAK
Online Kii: 25
Bu Gn: 73 || Bu Ay: 6.055 || Toplam Ziyareti: 2.929.244 || Toplam Tklanma: 58.620.888