
| Kategori : / MAÂRÝF (Eðitimle Ýlgili Yazýlar) | Okunma Says: 3186 |
Kültür faaliyetlerinin odakland yerler, genellikle büyük ehirler veya üniversite çevreleridir. stanbul bu özellikleri bünyesinde tad için, Osmanl'dan bu yana her türlü faaliyetin en önemli merkezi durumundadr. zmir de bir dönem bu özelliklere sahipti ama igalin baz basn temsilcileri tarafndan alklanmasndan ötürü, Cumhuriyet'in ilk yllarnda Ankara kadar zmir önemli bir kültür merkezi olmad. Sonraki yllarda devlet desteine ramen bu iki ehir epeyce bir zaman stanbul yannda bir varlk gösteremedi.
stanbul'daki kültür faaliyetleri ya özel ya da belediye destekli kültür ve sanat adamlaryla sürdürüldü. Pek çok vakf ve dernek, politika yannda kültürel faaliyetlerini de yönlendirmeye, üniversite burslar yannda kurs ve seminerlerle de gençleri yönlendirmeye baladlar. Bu önemli çabann milletin deerlerine bal adam yetitirmesi beklenirken, her zaman böyle olmuyor; toplum mühendisleri hedefleri saptryor.
Hiçbir siyasî akm, kültür desteinden mahrum olarak baarya ulaamaz. Milletin sözcüsü adam yetitiremeyen topluluklar, baka adamlarn kafa yaplarna ve ön yarglarna mahkum olurlar. Bunun yakn tarihimizdeki örnei, Genç Osmanllarn ttihat Terakki ile yaptklar ibirlii sayesinde Osmanl Saltanat'n ykmalardr. CHP, Halkevlerinde yetitirdii gençlerle, ayn zamanda bir zihniyetin de ad olduu için, DP, AP ve ANAP dönemleri boyunca hem bürokraside, hem de kültür hayatnda güçlü sözcüler bulabilmitir.
Bugün Türkiye'de milleti temsil etmek iddiasndaki yöneticiler, öncelikle kültür alannda milletin sözcüleri olacak adamlar yetitirmek veya var olanlara sahip çkmak zorundadrlar. Siyasî ve idarî hizmet yaparken, kültürel alanda yeni deerler oluturmak, adam yetitirmek mümkün deildir. bölümünün dünyada hâkim olduu bir dönemde, her ii ben bilirim ve ben yaparm iddias tuhaf olmaktan baka, kâbil-i tatbik de deildir. Krk yldr bunu anlamayan dostlarmzn ihmalleri artk dayanlmaz boyutlara ulamtr.
Necip Fazl ile MTTB'nin misyonu
MTTB (Millî Türk Talebe Birlii) milli ve dini duyarl olan gençler tarafndan yönetilmeye baland 1965 ylndan 1980 öncesine kadar çok önemli bir misyon ifâ etmiti. Gençlik orada birbirini tanyor ve konferans, seminer gibi pek çok kültürel faaliyeti burada takip ediyordu. MTTB, Ankara ve zmir gibi ubelerinden Anadolu'ya faaliyet götürüyordu. Bu çat altnda Necip Fazl'n konferanslarnn çok önemli bir fonksiyonu olmutu. slâm Medeniyeti kavramna gönül veren akademisyenlerin sayca az olduu bir dönemde, Anadolu gençliini pek çok konuda Necip Fazl aydnlatyor ve üniversitelerin bulandrd zihinleri Üstad doru biçimde yönlendiriyordu. Bunun, Necip Fazl'n misyonunu ve mesajn Anadolu'ya yaymada çok önemli bir yeri ve görevi oldu. Sonraki yllarda bu misyon Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil tarafndan estetik alanda daha da gelitirildi.
Necip Fazl, eserinin gerektirdii çevreyi oluturabilmek ve milletimizin aydnlar arasnda kaybedilen deerleri yeniden kazanmasn salayabilmek için 1963'ten sonra pek çok konferans verdi. Bunlardan en verimlisi MTTB çevresindeki organizasyonlarla mümkün oldu. Bu konferanslarn say itibariyle 300 civarnda olduu ve belli bal ehirlerimizde verildii gibi pek çok kasabay da içine aldn biliyoruz. Bugün kitaplaan 100 civarnda eserinin oluumunda, çada Türkiye ve dünya meselelerini kavranmasnda, slâmî hassasiyetlere sahip aydnn yetimesinde bu konferanslarn çok büyük katklar olduu muhakkaktr. Bugün her alanda baarl olan pek çok Anadolu genci, ilk fikri ve kültürel kaynan, benimseyecei veya bavuraca deerleri Necip Fazl'n konferanslarnda gördü ve örendi. Büyük Dou ile dünyaya bakmaya çalt.
Eer bu yeni yetien gençlik Necip Fazl gibi bir büyük ahsiyeti, eseri ve özellikleriyle de yeterince tanmyorsa, neyi nasl deerlendirebilecektir? Yaadmz dünyann çatmalarn en iyi o anlatmyor mu?
Bütün dünyay doru anlayacak kültür faaliyetinin gerektirdii önem ve arlkta ortaya konamamas, aslnda milli bir meseledir. stanbul'da bu tür kültürel faaliyetleri desteklemek, yönlendirmek, duyurmak ve katlmak zorunda olan çevrelerin ihmali, gerçekten aknlk dourmaktadr. Yalnz bu ülke gençliinin deil, slâm dünyasndaki yeni gençliin de aslnda fikren beslenecei kaynak arayna yeterli cevabn verilmesi bu ülkenin yöneticileriyle eitimcilerinin sorumluluundadr. Bu ülkenin tarihi misyonunun iyi anlalmas ve anlatlmas yolunda ciddi çalmalar yaplmas gerekir. Her bakmdan iyi yetimi ahsiyete önem veren Necip Fazl'da, bu çan bütün deerlerini tantmak ve bir gençlik yetitirmek misyonu da vardr.
Bu halkn karnn ucuz ekmekle doyursanz, suyunu, yolunu ve evinin önünü her gün temizleseniz de kafasndaki çarpklklar ihmal etseniz, bir seçim sonunda bunlarn hepsinin unutulduunu ve menfaat çevrelerinin çou insan midesinden yakaladn görürsünüz. Adalet ve eitimde asl kamu görevi, hakikatin kavranmasn önleyen sahte uzmanlarla bilgi kirliliinin önlenerek zihinlerin temizlenip doru düünmesini salamaktr. Hakiki manada iktidar olmak, idarî olduu kadar zihnî yönlendirmeleri de hakkyla kontrol edebilmeye baldr. Bunu yapamadnz sürece -görüldüü üzre- iktidar olsanz da muktedir olamazsnz...
Salon terbiyesi ve büyükehir kültürü
Her kültürün temsil edildii toplant yerleri vardr. Dinler mabetlerde, kültürler salonlarda gelitir. Dinî kültürlerin mabetler yardmyla etkisini artraca, hayatn her alannda yaanlr hâle gelecei tabiidir. O yüzden de mabede gösterilen ilgi veya ilgisizlikle, o toplumun dinî hayat hakknda bilgi sahibi olmak mümkündür. Ama her ey mabette balamad gibi, mabette de bitmez elbette; tarihin en eski çalarndan beri böyledir bu... Medeniyet tasavvuru milli kültür mirasna sahip çkan milletlerin mabedinde sözcü bulur.
Efes harabelerini gezerken bir ey çok dikkatimi çekmiti. Bir sunak ve dua yerinden ibaret olan mabede ancak yirmi kii sabilecekken, anfi eklinde yaplan müzik salonu be bin, tiyatrosu da 20 bin kiilik. Rivayete göre, Meryem Ana Havarilerden biriyle Efes yaknlarna gelince, bu yeni dini Efesliler tiyatroda tartma konusu yaparlar. Çünkü tiyatroya yakn bir alan olan Agora'da konuulanlar pek anlayamazlar, o yüzden de tiyatro gibi ciddî konular konutuklar yerin gündemine getirirler. Çünkü sahnenin yanlarnda ve tiyatronun çk yollarnda mitolojik tanrlarn heykelleri vardr. Yunan ve Roma kültürleri böyle yaylr.
Cumhuriyet'ten sonraki yllarda, tiyatro çalmalar gelitirilirken, laiklerin tavrn yanstan öyle bir söz dolar ortalarda: "Tiyatro mabettir." Elbette sosyal önemi bakmndan antik çada tiyatro mabetten de önemlidir, ama bizim laikleme dönemimizde, yani nönü'nün "millî ef" halinde yönetime hâkim olduu dönemde yalnzca Yunan ve Latin klâsikleri dilimize çevrilmi, tiyatronun da mabet olarak benimsenmesine çallmtr.Böylece de farkl bir salon terbiyesi kazanan seçkinler zümresi yetitirilmitir. O yüzden de Millî ef, her Cumhurbakanl Filarmoni Orkestras konserinde baköede misafirdir. O dönemde Türk Musikisi konserleri hiç yoktur. Çünkü evki Bey'den sonra devlet himâyesinden mahrum kalan bu musiki, gazinolarla meyhane müdâvimlerinin dinledii, musiki cemiyetlerinin himayesiyle yaayan kültür mirasdr.
Afife Jale'nin Türk kadn olarak deiik adlarla sahneye çkt Mütareke döneminden sonra, Cumhuriyet'le birlikte kadnlarmz da salon hayatnn olduu kadar sahne hayatnn da vazgeçilmez unsuru olarak günümüzdeki yerini alr. Bu, yaanlan kültür deiiminin çok çarpc göstergesi olacaktr. Avrupa devletleri, bata talya olmak üzere, kadnn seçme ve seçilme hakkn tartrken, biz pek çok Avrupa toplumundan önce kadn salon ve sahne hayatnn içine itmiiz, özgürlüün alâmetini serbestlik ve açklk olarak alglamzdr. apka kanunu kadn ve erkei eit olarak muhatap alrken hiçbir ayrm gütmez, ama kadnn giyimi yalnzca giderek açklkta serbest, fakat zamanla kapallkta baskyla karlanr hâle gelmitir.
Bugün resmî ilemlerde apka kanunu geçerli görülmez, cezaya konu olmazken, kadnlar için ba kapallk, memuriyet yönetmeliinden hareketle, resmi çevrelerde kanundan daha iddetle takip edilir olmutur. Ksacas, hiç bir kanuni müeyyidesi olmad halde, büyük ehir hayatnda kadnn açkl, bir ksm resmî imkânlara sahip çevrelerde kanundan ve insan haklarndan daha büyük bir yaptrm gücüne sahiptir. Bütün bunlar salon ve sahne terbiyesinden, yani "tiyatro mabettir" telâkkisinden yaygnlam, akl almaz tersliklerle uygulanma imkânna kavumutur. Bunu kendi kültürümüzle açklamak mümkün deildir.
smet nönü'nün Cumhurbakanl döneminde balayan byk kesme kampanyas, Rusya'da Deli Petro'nun sakal kestirerek çada medeniyeti yakalayp kalknacaklar telâkkisine çok benzer. Subaylardan balayarak memurlarn yüksek rütbelilerini içine alan kesik byk modasnn arkasndaki telâkki, Demokrat Parti dönemi memurlarnda da yaamtr. O yüzden de sosyal hayat ilgilendiren zoraki uygulamalarda, hep askerî demokrasi sözü geçerliliini korumu, 27 Mays, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 ubat darbeleri de benzer bir yasakç anlayn sözcüsü olmutur. Byk dümanlnn gerekçesi az önünde temizlik idi, baörtüsü yasann gerekçesi de siyasal simge yapmak veya dini siyasete âlet etmek gibi akl almaz bir demogoji...
Bütün bunlarda uç noktalarda seyreden bir salon kültürünün büyük ehir hayatna müdahalesini görüyoruz. Bir tarafyla kültür hayatndan dlanan Müslüman halk içine kapanyor, büyük ehirlerde bile Anadolu hayatn, hatta köylü hayatn ve alkanlklarn sürdürüyor. Bu ortamda sünnete uygun bir düün bile yaplamyor, dinî merasime dönüyor. Halbuki Peygamberimiz düünlerde tef çalnmasn ve yaplacak enliklerle nikâhn çevreye duyurulmasn emreder. Düünler, folkloru ve müziiyle Türk kültürü büyük ehirlerde deitirilmi, çarptlm ve slâmî ölçüler içinde yaanamaz hâle getirilmitir. Bunun sosyal bakmdan büyük bir eksiklik saylmas ve çarpk ilikilere sebep olmas tabiidir. Her kültür elencesini de oluturur. Sadece içine kapanm bir dinî hayatla, kültürün ve sanatn tüm alanlarnda söz sahibi olmak imkanszdr. Yöneticilerimizin pek çok sorumluluu var, bunlar maddi ve manevi-kültürel diye ayrabiliriz. Maddî hizmetler elbette salkl çevre için vazgeçilmez, ama aidiyet duygusu olmayan insanlar için bunlarn bir anlam yok. Temiz bir dünya yalnz maddî temizlikle mümkün deildir. nsanlarn ahlâk ve zihniyet olarak iyi eylere yöneltilmesi, kendisine ve milli kültürüne uygun bir salon terbiyesi içinde eitilmesi ve insanî ölçüleri kazanmas gerekir. Bunu yetkililer yllardan beri ihmal ediyorlar. Halbuki kültür ve adetleri eitilmemi insanlarla hiç bir çevre temiz kalamaz... Bunun için insann salam deerlerle yetitirilmesi önemli...
Yazar: Mustafa Miyasoðlu |
24-04-11 |
||
| E mail: milligazete.com | Tweet | ||