
| Kategori : / DÝL KALESÝ | Okunma Says: 2235 |
(TDK'den Bir Düzine Hata - 29)
Hayat Yolu
“Hayat yolu” yerine yalnzca “hayat” desek de olurdu; “hayat” dediimiz ey zaten bir "yol" idi. “Yaamak” da – Veysel’in tasviriyle – “uzun ince bir yolda gece gündüz gitmek” demekti:
Uzun ince bir yoldaym
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldaym
Gidiyorum gündüz gece
Dünyaya geldiim anda
Yürüdüm ayn zamanda
ki kapl bir handa
Gidiyorum gündüz gece
“Hayat” veya “ömür” denince aklna “yol” gelen elbette sadece Veysel deildi. Yolun banda, ortasnda veya sonunda olduunu düünen dier insanlar da “Ya otuz be, yolun yars eder…” diyen Cahit Stk da hayat bir “yol” olarak görüyordu.
Her âdemolu “uzun ince bir yolda… gâh alay gâhi güle… yetimek için menzile” gece gündüz yol alyordu.
Hayat ana rahminden kabre kadar uzanan bir yol ve yolculuk demek… Emekleye emekleye, sürüne sürüne, yürüye yürüye, koa koa… Ana karnnda ve kucanda, baba omzunda, binek üstünde, at srtnda, çocuk arabasnda, gemi kamarasnda, tren kompartmannda, otobüs veya tayyare koltuunda durmadan yol gideriz.
Karada, denizde, havada saysz yollar var.
Bir toprak yolda çamura ve toza bata çka yol almaya çalanlarmz da olur, tal ve dikenli bir da yolunda çplak ayaklar kan revan içinde kalm olanlar da… Çakll bir köy yolunda, günein alnnda, astarl lastik ayakkabsyla kan ter içinde topuk çalarak bir teker peyniri kasabann pazarna yetitirmek için seirten de var; ayna gibi bir otobanda süper lüks otomobiliyle tatil beldelerinin yolunu tutan da…
Bazen yol görünür, biz de “Yolcu yolunda gerek…” deyip yola çkarz.
Cebimizde yolluk (yol paras veya yol harçl), yol az bazen olur bazen olmaz. Yanmzda kimi zaman bir yolda, bir yol evlad bulunur, kimi vakit hiçbiri bulunmaz.
Yolda belde karmza neler çkar neler: yollular, yolsuzlar, yola düenler, yollara düzülenler, yol alanlar, yoldan kalanlar, yol arayanlar, yol bulanlar, yol gösterenler, yol kesenler, yol erkân bilmeyenler, yola gelmeyenler, yoldan çkanlar, yolunu aranlar, yol yorgunlar…
Bunlar düünürüz ve yolcular yolcu ederken onlara “Güle güle! Yolun açk olsun!..” deriz.
Bazen yol yordam bilemez, düz ovada yolumuzu arrz. Sonra “Yol sormakla bulunur…” sözünü hatrlar, yol iz bilen birine yol sorarz. Bir yerin yol tarifini alrz ve oraya yollanrz.
Yolculua çkmak, bir misafirimizi yollamak veya karlamak üzere yolcu salonlarnda bekleriz.
Yolgeçen hanna dönmü evlerimiz ve i yerlerimiz vardr…
Bir devletin, bir ehrin, bir mahallenin, bir apartmann, bir evin idaresinde yolunda gitmeyen birtakm iler olur. Bu bozuk ileri ve kötü gidileri hâle yola koymak için çabalarz. O yolda urarken ve iler tam yoluna girecekken bir yol kazasna urar, arabamz yoldan çkar, karanlkta yolumuzu kaybederiz. Yollar balanr, çaresiz kalrz...
ki elimiz börümüzde bekleirken bir klavuz çkagelir, yolumuzu aydnlatr, bizi yeni bir yol azna kadar getirir. “Yoldan giden yorulmaz…” deyip biz de tekrar yollara düeriz.
Gelgelelim yolumuzu bu sefer de yolsuzluk keser.
Yol yol krm alnmza ümitsizliin gölgesi düer.
Hayat yolu kâh yokutur, kâh ini…
Sonra bir gün ecel yeter, dünyadaki vade biter…
Bütün yollar tükenmitir, uzun yürüyü sona ermitir.
Artk bu hayatn yol ayrmna gelmiizdir, dönüü olmayan bir yola girmiizdir.
Ufukta bir baka yolculuk vardr: Bu, son yolculuktur…
Bir hasta yatandan bir hastane morguna; oradan gasilhane teneirine, bir caminin musalla tana ve mezarlk yoluna uzanan…
Yazar: C.Yakup Þimþek |
24-04-11 |
||
|
E mail: c.yakup_simsek@dogrulus.com Yazar Hakknda Bilgi ve Dier Yazlar |
Tweet | ||