HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / DÝL KALESÝ
Okunma Says: 4087
Yazar: C.Yakup Þimþek
TDK'NÝN YOLU - 4

(TDK’den Bir Düzine Hata – 29) 

Dou – Bat Yollar ve TDK

Dou Yollar

1000 sene önce yalnzca yol ve yola bilirdik.
O sralarda slamiyet’le tantk ve daha geni, ferah, kullanl yollar gördük: srat, tarik, cadde, sokak, sebil; rah / reh, ahrah / ehrah, hyaban…
Bu yeni yollar bizim eski yolumuza birtakm inceliklerle farkl yönler kazandrd: Bazs büyük ve geni yol; kimisi aaçl ve geni yol; kimi de dar ve ksa yol demekti.
Türkçe birçok iirin bunlarla allanp pulland, bu sözlerden bir ksmn halkn sevip kulland görülür. Bir atasözünde "Akl için tarik birdir." denmitir.
Bunlardan bir ksm Türkçeye yol dnda manalar da kazandrmt: Mesela srat “maher günü üstünden geçilecek olan köprü” nün de ismiydi.
Kaamûs- Türkî
de srat köprüsünün gerçek manas yannda mecazi manas da verilmi: “pek sarp ve muhâtaral yol.” Bugünkü TDK lügatlerinde bu mana yok. Onu srat köprüsünden geçmek tabirine brakm olmallar: “bir i yaplrken skntl, eziyetli durumlar içinde kalnmak.”
Hele sebil denince yoldan önce akla gelen neler vard:
1. Mübarek günlerde hayr için datlan içme suyu.
2. Ekseriyetle camilere bitiik ve kendine has mimariyle yaplarak hayr için içme suyu datlan ta yap, sebilhane.
3. Meyan kökü erbetini bir hayr için datma.
Farsça asll
rahmz yolumuzla tpatp aynyd ve ozanlarmzca da benimsenmiti. Mesela Sümmânî öyle diyordu:

Sümmânî bîhaber deil bu râhdan;
Asla kurtulmad hicrandan, âhdan

Yolumuza yolda olan bu rah, baz arkadalaryla el ele verip Türkçeye deiik ve birleik sözler de kazandrmt: ahrah / ehrah, gümrah, harcrah, rahvan, rehber, rehgüzar, rehnüma, rehyab, rehzen gibi…
Bunlardan ahrah / ehrah kelimesinin Kaamûs- Türkî’de “Büyük cadde, tarîk-i sultânî” eklindeki izahnn yannda “arlmas mümkün olmayan doru ve açk yol" diye tarif edilmi ve "ehrâh- adâlet” ile misallendirilmi olan mecazi manas da var ki TDK lügatlerinde böyle ince ve hususi bir manaya gelen bir tek kelime yok. Zaten ahrah kelimesinin kendisini de bulamazsnz…
Bereket versin ki baka lügatlerde ahrah da bulunuyor, o mana da… Mesela Ferit Develliolu’nun Osmanlca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat’inde, D. Mehmet Doan’n Doan Büyük Türkçe Sözlük’ünde ve Kubbealt Misalli Büyük Türkçe Sözlük’te… Doan Büyük Türkçe Sözlük’te ahrah için Yahya Kemal’in Selîmnâme’sinden u beyit örnek verilmi:
Tebrîz’e doru çkd sefer âhrâhna,
Ervâh peyrev oldu cihan pâdiâhna…

Bir de gümrah var ki herkes kullanr: Yedi asr önce “Bir dem gelir gümrâh olur, miskin Yunus hayrân olur…” diye gönlü çalkanan Yunus Emre’den, bugün “En gümrah rmaklarm bouna akp gitti…” diye yanan Yavuz Bülent’e kadar…
Farsça aslnda yolunu kaybetmi” demek olan bu kelime Türkçemizde farkl manalar kazanm. Bunlar TDK’den aktaralm:
“1. Ar derecede büyümü.  2. Deli dolu, gür akan (su). 3. Yüksek, kuvvetli (ses). 4. Uzun, sk ve dalgal (saç).”
TDK bu manalardan yalnzca ilkine örnek cümle vermi. Hâlbuki ikincisi için de Yavuz Bülent’in yukardaki msras ne kadar uygun düerdi… Fakat bu eksiklikten daha düündürücü olan, TDK’mizin bu hareketli ve bereketli kelimeye
eskimi” yaftasn takm olmasdr…
Rehber
de yedi asrdan beri klavuzun yol arkada… Türkçemizin rehberi 1930’lardan itibaren TDK tarafndan “Osmanlca art,  yabanc, Türkçe karlnn bulunmas gereken bir kelime olarak dilimizden kovulmak istenmi. Bu hatann meru bir mazereti olamaz. Nasl ki seyyah veya gezginin yerini alan turiste ses çkarlmyor, rehbere de farkl gözle baklmamalyd. Kald ki rehberimiz, klavuza köstek deil, destek olmutur. Nitekim bugün turistleri klavuzlar deil rehberler gezdiriyor.  Ama gezilen yeri tantan ve turiste böylece yol gösteren kitaplar da rehber deil klavuz...
Yol üstünde sakametli ve kötü niyetli ahslar da vard: Mesela rehzenler... Evet, rehber
nasl yol gösteriyorsa rehzen de yol kesiyordu. Aadaki mehur ve hikmetli beyit bu ikisini yan yana getirip dikkatimizi çekiyor, hayat yolunda karmza çkacak en büyük tehlikelerden biri hakknda hepimizi uyaryordu:
Mîzâna vur görüdüün ahbâb, el-hazer
Rehber tasavvur eylediin, rehzen olmasn!..


Bat Yollar

TDK’miz Dou'dan gelen srat, tarik, cadde, sokak, sebil; rah / reh, ahrah / ehrah, hyaban kelimelerinden sokak dnda hepsine yolu gösterdi, çounu da yollad.
Ya Avrupa’dan gelen yollar: patika, bulvar, ose, ray, rota?.. Bunlarn hiçbiri yabanc saylmad. 1930’larn Osmanlcadan Türkçeye Cep Klavuzu’nda da 2010’larn Yabanc Sözlere Karlklar Klavuzu’nda da… uras var ki 1978’in Özletirme Klavuzu’nda patikann karsna keçiyolunu, bulvarn önüne de genyolu koymular. Bu, göz boyamayd, zevahiri kurtarma tavryd: “Bakn biz Bat’dan gelenlere de öz Türkçecilik yapyoruz…”
Öz Türkçecilik yolunda genyolu kullanan bir tek yolcu var m acaba? 
Avrupa’dan gelen patikann manas, lügatlerdeki tarifine göre bizdeki yolak ve keçi yolu kelimelerinde mevcut. Nitekim Güncel Türkçe Sözlük’te yolak ve keçi yolu maddelerine baktnzda patikaya yollanyorsunuz. Patika
için yaplan tarifse öyle:
“Engebeli yerlerden gelip geçenlerin ayak izlerinden oluan, tekerlekli araç ilemeyen dar yol, çr, keçi yolu, yolak.”
Demek ki Nianyan’a göre aslen Yunanca, TDK’ye göre ise Bulgarca olan patikaya karlk olmak üzere Türkçe kelime bulmak hiç de zor deildi. Çünkü ayn manada ve hazrda iki adet Türkçe – hem de öz Türkçe – kelimemiz vard: yolak ve keçi yolu. Buna ramen TDK’miz yalnzca Özletirme Klavuzu’nda patikay yabanc ve atlmas icap eden bir kelime olarak görmü, karsna da keçiyolunu sürmü. Bugün ise – yukarda da belirttiim gibi – TDK lügatlerine ister yolaktan ister keçi yolundan girin, karnza hep patika çkartlyor:
Hemerim, yola da bo ver, keçi yolunu da… Sana patikay tavsiye ederim. Patikadan yürü de cierine Balkanlarn mis gibi havas dolsun…
Avrupal bulvarda ne var, biraz da ona bakalm: Franszcadan gelen bulvarn meziyetleri Farsçadan gelen hyabanda da var: geni ve aaçl yol. Nitekim Osmanlcadan Türkçeye Cep Klavuzu’nda hyaban karlnda aaçl yol denmi; Ferit Develliolu’nun Osmanlca–Türkçe Ansiklopedik Lûgat’inde hyaban kelimesinin Franszca karl bulvar olarak kaytl.
TDK Güncel Türkçe Sözlük ise bulvarn tarifini yapaym derken hyaban da tarif ettiinin belki farknda bile deildir:
ehir içinde aaçl, geni cadde.”
Bulvar için verilen örnek cümle nerdeyse tarife ihtiyaç brakmyor:  "ki taraf aaçlk bir geni bulvardan geçiyor, mütemadiyen gidiyorduk. "
Refik Hâlid Karay
bu cümlede bulvar yerine hyaban deseydi de fark etmezdi. Belki TDK’ye ayp etmi olurdu, o kadar...

Mademki bulvar da hyaban da yabanc yollar idi, TDK polisi neden bulvara “Geç!” iareti yapp hyabana “Dur!” dedi?
kisi de dardan gelmi, ikisi de aaçl, geni yol...
Tek fark: Biri Fransa'dan geliyordu, dieri ran'dan…

Fakat TDK'nin bir hakkn teslim etmeli: 1930'larda hyaban karlnda Franszca bulvar Türkçe diye sunmam...


Yahya Kemal'in Kabahatleri
Refik Hâlid TDK'ye kar belki ayp etmemiti ama ya bakalar?..
Mesela Yahya Kemal “Bir hyâbândr ki hasret kûy- cânândan geçer…” gazelini akrken, Faruk Nafiz “Bu hyâbân ebediyyet yoludur…” iirini okurken TDK’ye kar ayp etmilerdi. Faruk Nafiz belki de hyaban Yahya Kemal'den de çok sevmiti, baka bir iirinde öyle diyordu:
Âh eden kimdir bu sâat kuytuda?
Susdu bülbüller, hyâbân uykuda...
imdi ay bir serv-i sîmîndir suda;
Esme ey bâd esme, cânân uykuda...

Fakat Yahya Kemal
’in baka kabahatleri de vard:
1932’deki I. Türk Dili Kurultay’na Mustafa Kemal’in ricas ve resmî davetine ramen katlmamt. Daha büyük ayb ise TDK’nin ve resmî ideolojinin dil politikasna da itirak etmeyip uzak durmay tercih etmesiydi. Bu tavrnn sebebini soran Mustafa Kemal’e de u cevab vermiti:
Benim dilde ilmim deil, vehmim var; müsaade edin, ben bu vehmimle ba baa kalaym…
imdi kabahatin sras bende:

Keke T.C. nin dil siyasetine TDK’nin ilmi deil Yahya Kemal’in vehmi hâkim olsayd!..

Yazar: C.Yakup Þimþek
04-05-11
E mail: c.yakup_simsek@dogrulus.com
Yazar Hakknda Bilgi ve Dier Yazlar
 
 
Yorumlar: 1
Harun ÞAHÝN
Teþekkür
Tarih : 06-05-11

Yakup Bey, Uzun zamandýr yazýlarýnýzý okuyorum. Zannederim bir kitap olmayý hak etti bu "dil yaralarý". Bir kitap haline getirilirse yapacaðý hizmetin daha fazla olacaðýna inanýyorum. Sizin tenkit ettiðiniz "Dil Yarasý"nýn hem dil yarasý hem gönül yarasý. Baþarýlarýnýzýn devamýný dilerim.

 
TDK'NÝN YOLU - 4
Online Kii: 29
Bu Gn: 18 || Bu Ay: 6.000 || Toplam Ziyareti: 2.929.174 || Toplam Tklanma: 58.619.188