
| Kategori : / DÝL KALESÝ | Okunma Says: 3168 |
Hiç unutmam:
1938 knda idi, sanyorum. Bir gün Üniversite Rektörlüü’nde, dil mes’elesini konumak üzere, fakültelerden çarlan profesörlerden mürekkep bir toplant yapld. Toplantda, dardan bilhassa bu i için gelmi iki zât da vard. Müzâkere, Üniversite’nin dil inklâb için seferber edilmesi gerektii yolunda, hararetli bir nutukla açld. Bir aralk söz alarak, bu telâa neden lüzum görüldüünü; her milletin dili gibi Türkçemizin de, kendi yapsnn mantna ve kaanununa göre tekâmülünü yapmakta, yenileip zenginlemekte olduunu ve bu gibi ilerde acelenin ve resmî müdâhelelerin ileride dilimizi çetin tenâkuzlara saplayabileceini sorar ve söyler gibi oldum. Birdenbire çehrelerin deitiini, müzâkere odasnn bir mezarlk sükûtu içine daldn, balarn eilip herkesin göz ucuyla birdenbire baktn gördüm ve büyük bir suç ilediimi anladm. Bozuldum. Bereket versin ki, toplantya reîslik eden zât hem beni hem de Üniversite’yi, farknda olmayarak düürdüüm mükül hâlden kurtarmak için çabucak sözü baka bir mecrâya çevirdi ve mes’ele kapand. Toplant sonunda, herkes dalrken, profesör arkadalarmdan biri eilerek, yavaça, kulama “Geçmi olsun!..” dedikten sonra, u mehûr beyti okudu:
Kelâmn fzza ise, sükût eyle olsun zeheb;
Kemâl ehli kemalât sükût ile buldular hep
(Kelâmn (konuman, sözün) gümü (gibi kymetli) ise bile sükût eyle (sus, dinle), altn (gibi kymetli) olsun; çünkü kemâl ehli (hikmet ve irfân sâhibi kymetli insanlar), kemalât (hikmet, irfân ve kymeti) hep sükût ile (susup dinleyerek) buldular
Gariptir ki, ayn geçmi olsunu ve ayn beyti, üç sene kadar sonra, ben de baka bir profesör arkadama fsldadm.
Yazar: Ord. Prof. Ali Fuad BAÞGÝL |
07-09-09 |
||
| E mail: Mail Adresi Yok | Tweet | ||