
| Kategori : / RAMAZAN- ORUÇ- ÝNSAN | Okunma Says: 3872 |
Orucun farz klndn anlatan 2/el-Bakara, 183. ayetinin sonunda "le'allekum tettekûn" buyuruluyor: "umulur ki ittika edersiniz." Bu ifade "oruç" ile "takva" arasnda bir iliki bulunduunu anlatyor.
Bundan daha tabii bir ey olamaz. Aslnda bütün ibadetlerin, hatta bütün emir ve yasaklarn bizi takvaya götürücü özellii vardr. Srat- müstakim üzere sabit-kadem bulunmak, ilahî emir ve yasaklara titizlikle riayete baldr.
Efendimiz (s.a.v) insanln srat- müstakim karsndaki durumunu öyle bir misalle açklam: Srat- müstakimin (dosdoru yol) iki yannda duvarlar, o duvarlarda açk kaplar, kaplarn üzerinde de örtüler vardr. Yolun banda birisi durmu öyle seslenmektedir: "Ey insanlar! Hep birlikte yola girin, saa-sola sapmayn (baka istikametlere gitmeyin!" Yolun üstünde de biri vardr ve kaplara yaklaan olduunda öyle seslenmektedir: "Yazk sana! Sakn o kapy açma! Zira onu açacak olursan oradan girersin!"
Efendimiz (s.a.v) devam ediyor: "O yol slam'dr. Kaplarn üzerindeki perdeler hududullah (Allah Teala'nn çizdii snrlar) dr. Açk kaplar Allah'n meharimi (haram kld eyler) dir. Yolun bandaki, Allah Azze ve Celle'nin Kitab'dr. Yolun üstündeki ise Allah Teala'nn her mü'minin kalbinde bulunan vaizi (öütçüsü) dir."
te oruç, hem yolun üstündeki rehberin çars, hem de her birimizin kalbindeki uyarcy harekete geçiren ilahî uyarcdr.
Alimler, oruçta, dier ibadetlerde bulunmayan birçok özelliin bulunduunu vurgulamtr. Bunlarn banda, orucun bizi sürekli oto-kontrol (nefis muhasebesi) halinde tutan özelliidir. Oruç tutan ve oruç tutmann manas üzerinde az da olsa tefekkür etme imkân bulmu olan herkes kendi nefsinden bilir ve tecrübe eder ki, oruçluyken dier zamanlardaki halimize kyasla kendimize daha bir çeki-düzen veririz. Dier ibadetlere kar içimizde ayr bir itiyak bulunur. Namaz ayr bir neve içinde klar, infak ve tasadduk konusunda oruçluyken sergilediimiz cömertlie kendimiz de aarz.
Bunda orucun sadece açlk, susuzluk ve cinsel arzulara kar sabrdan ibaret olmayan, dili, gözü kula ve dier azalar da sair zamanlardakine göre daha bir disipline eden etkisi vardr. Bunun için Efendimiz (s.a.v), diline, gözüne ve sair azalarna hakim olamayan oruçlularn kârnn sabahtan akama kadar aç durmaktan ibaret olaca uyarsn yapmtr.
Orucun uzun ve scak yaz günlerine denk gelmesi üzerinde de ayrca durmak gerekir. Ksa ve serin günlerde oruç tutmakla bu mevsimde oruç tutmak arasnda üphesiz büyük bir fark var. Hz. Ömer'in, olu Abdullah'a (Allah ikisinden de raz olsun) ögüt verirken, "es-Savmu fi's-sayf ve darbu'l-a'dâi bi's-seyf..." diye balayan cümleleri mehurdur ki, "Yaz günlerinde oruç ve dümanla cihad..." demektir.
Efendimiz (s.a.v)'in, evlenmeye yol bulamayan gençlere orucu tavsiye ettii vakas üzerinde de ayrca durmamz lazm. Orucun nefsi eiten yönü burada bariz bir ekilde ortaya çkyor.
Yalnz bir noktaya dikkat etmek gerekiyor: Oruç tuttuumuzda birtakm eyler "otomatie balanm" olmuyor. "Oruçluyum, ama nefsî arzularm devam ediyor" ya da "Ramazan'da eytanlarn balanaca söyleniyor; ama eytanlar yine i banda" deniyor. Oysa oruçluyken nefisle mücadele de, eytanla mücadele de devam ediyor. Orucun bize salad ise "art bir direnç"tir. O avantaj iyi kullanarak mücadeleye devam etme iradesi bizi sonunda takvaya ulatracaktr. Ayetin vurgusunu bu ekilde anlamak yanl olmayacaktr.
Yazar: Dr. Ebubekir Sifil |
17-08-11 |
||
| E mail: milligazete.com | Tweet | ||