
| Kategori : / RAMAZAN- ORUÇ- ÝNSAN | Okunma Says: 3001 |
"Keffaret", sözlükte "bir eyi örtmek ve gidermek" anlamna gelir. Allah Teala baz eksiklik ve kusurlarmz birtakm fiiller vesilesiyle balayp örttüünden bu vesile-fiillerin her birine "keffaret" denmitir.
Hatayla bir cana kymann, zharn, orucun, yeminin ve ihramlyken tra olmann keffaretleri vardr ki, bunlarn her biri Fkh kitaplarnda ayrntlaryla açklanmtr. Ramazan'da balanm bir orucun, orucu bozan fiillerden birisini özürsüz olarak kasten ilemek suretiyle bozulmas durumunda keffaret gerekir. Keffaret, rivayetlerde ortaya konulduu üzere srasyla bir köle azad, iki ay oruç veya 60 fakirin doyurulmas suretiyle yerine getirilir. Oruç kefaretindeki bu sralama, kiinin hangisine güç yetirebiliyorsa onu yerine getirmesi gerektiini anlatr. Fakir doyurma, bir fakiri 60 gün süreyle sabahl-akaml doyurmak suretiyle olabilecei gibi, yemek olarak vermek yahut para olarak bunun karln temlik etmek suretiyle de olur. Ayn ekilde bir fakire 60 gün süreyle sabahl-akaml karnn doyurabilecei miktar her gün ayr ayr vermek de, 60 günlük yiyecek miktarn bir kerede vermek de mümkündür.
Bir kimse keffareti oruç tutmak eklinde yerine getirmek durumundaysa, 60 günlük orucu ara vermeksizin tutmas gerekir. Dolaysyla bir keffaret orucunu tutmaya baladktan sonra herhangi bir sebeple ara verildiinde, yeniden tutmak gerekir. Hanmlarn hayz dönemi dolaysyla ara vermeleri bu hükmün istisnasn oluturur. Bu ekilde araya hayz döneminin girmesi sebebiyle kesintiye urayan keffaret orucu, hayz dönemi bittikten sonra kald yerden tutulmaya devam eder. Araya Ramazan orucunun veya bayramn girmesi de bu hükmün istisnasdr. Yani balam bir keffaret orucu bir miktar tutulduktan sonra araya Kurban bayram veya Ramazan girse mecburen ara verilecei için keffaret orucuna batan balamak gerekmez.
Oruç kefareti, dikkat edilirse zhar kefaretinin aynsdr. Zhar keffareti Kur'an'da öyle açklanmtr: "Kadnlardan zhâr ile ayrlmak isteyip de sonra söylediklerinden dönenlerin eleriyle temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavuturmalar gerekir. Size öütlenen budur. Allah, yaptklarnzdan haberi olandr. (Buna imkân) bulamayan kimse, hanmyla temas etmeden önce ardarda iki ay oruç tutar. Buna da gücü yetmeyen, altm fakiri doyurur. Bu (hafifletme), Allah'a ve Resûlüne inanmanzdan dolaydr. Bunlar Allah'n hükümleridir. Kâfirler için ac bir azap vardr."
Bir kimse karsnn tamamn veya onun yars gibi bir payn veya tümüne delâlet edecek bir uzvunu, kendisine ebedî olarak haram bulunan anne ve kz karde gibi bir kadnn tamamna veya bakmas haram olan bir uzvuna benzetirse, bu zhar olur. Cahiliye döneminde erkekler kadnlarna, "Sen bana annem gibisin" veya "Senin srtn bana annemin srt gibidir" gibi bir ifade kulland zaman bu boama anlamna gelirdi. Kur'an bu anlay ve uygulamay slah etti. Sünnet'in de fiili uygulamasn açkla kavuturduu bu yeni duruma göre bir kimse eine mezkûr ifadeyi kulland zaman bu dorudan boama anlamna gelmez. Bu durumda erkek kefaret ödemek suretiyle nikâh devam ettirir.
Eine kar böyle bir ifade kullanan kimse, zhar kefareti ödemeden yaklaamaz. Rivayetler, bir Ramazan günü eine zhar yapan bir sahabîyi Efendimiz (s.a.v)'in bu kefareti ödenemekle yükümlü tuttuunu söylemektedir. te oruç kefareti de aynen zhar kefareti gibidir. Oruç kefareti balamnda zikredilen rivayetlere baktmzda, zhar kefaretini anlatan rivayetlerle benzerlik arz ettikleri görülür. Baz çevreler bu benzerlikten hareketle aslnda "oruç keffareti" diye bir uygulamann bulunmadn, rivayetlerde anlatlann "zhar keffareti" olduunu ileri sürmektedirler. Oysa her iki grup rivayette önemli detay farkllklar vardr. Oruç kefaretinde Efendimiz (s.a.v)'e gelen sahabî açkça Ramazan günü eiyle temas kurduunu anlatmaktadr. Dolaysyla bu rivayetleri "zhar kefaretini anlatyor" diye tevil etmek yerinde deildir. lgili rivayetler Hadis kitaplarnn Oruç kefaretiyle ilgili bölümlerinde görülebilir. Teberrüken birisini zikrederek konuyu bitirmi olalm: "Ebû Hureyre (r.a)'den: "Bir adam Resulullah (s.a.v) efendimize gelerek dedi ki: "Ya Resulallah! Helak oldum." Resulullah (s.a.v.) ona: "Seni helak eden ey nedir?" diye sorunca u cevab verdi: "Ramazan'da eimle cinsel temasta bulundum."
"Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) ona sordu: "Bir köle azad etme imkann var m?" O, "Hayr" dedi. Efendimiz ona, "Peki iki ay üstüste oruç tutabilir misin?" diye sordu. O, "Hayr, tutamam" dedi. Resulullah (s.a.v.) bu defa ona, "Altm fakiri yedirecek imkânn var m?" diye sordu. O yine "Hayr yoktur" diye cevap verdi. Sonra o adam oturdu. Derken Peygamber (s.a.v) efendimize bir zembil hurma getirildi. Peygamber (s.a.v) efendimiz o adama: "Bunu al da tasadduk et (oruç keffareti olarak dat)" buyurdu. Adam: 'Ya Resulallah! Benden fakiri var mdr? u iki kara ta (tepe) arasnda (Medine'de) bizim aileden daha muhtaç bir aile bulunuyor mu?" diye mukabele etti. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v) efendimiz ön dileri görünecek ekilde güldü ve öyle buyurdu: "Bu zembili al da çoluk-çocuuna yedir."
Yazar: Dr. Ebubekir Sifil |
22-08-11 |
||
| E mail: milligazete.com | Tweet | ||